Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

Dijital gelişim ile çocukların sosyal ağlarda korunması arasındaki denge: Azerbaycan için yeni zorluklar - ANALİZ

Azerbaycan son yıllarda dijital dönüşüm alanında bölgenin en hızlı gelişen ülkelerinden biri haline geldi. Kamu hizmetlerinin elektronikleşmesi, geniş bant internet altyapısının ülke geneline yayılması ve dijital ekonominin genişletilmesi yönünde atılan adımlar, dijital gelişimin teknolojik bir konu

0 görüntülemeapa.az
Dijital gelişim ile çocukların sosyal ağlarda korunması arasındaki denge: Azerbaycan için yeni zorluklar - ANALİZ
Paylaş:

Azerbaycan son yıllarda dijital dönüşüm alanında bölgenin en hızlı gelişen ülkelerinden biri haline geldi. Kamu hizmetlerinin elektronikleşmesi, geniş bant internet altyapısının ülke geneline yayılması ve dijital ekonominin genişletilmesi yönünde atılan adımlar, dijital gelişimin teknolojik bir konu olmaktan çıkıp devlet politikasının ana yönlerinden biri haline geldiğini gösteriyor Bugün ülke nüfusunun neredeyse %100'ü İnternet kullanıcısıdır. Köylerde bu tür optik hat altyapısı oluşturuldu. İnternetin hızı ve kalitesi üst seviyeye getirildi Cep telefonu, özellikle de akıllı telefon kullanıcılarının sayısı da yüzde 100'e yakın Kamu hizmetleri internet üzerinden sağlanıyor ve “e-devlet” çözümlerinin kullanımı yaygınlaşıyor Dijital kalkınma zaten ülkenin genel kalkınmasının öncü gücü haline geldi, dolayısıyla devletin dikkatinin odağında yer alıyor Dijital Kalkınma Konsepti ve Dijital Kalkınmanın Hızlandırılması Eylem Planı'nın onaylanması, Dijital Kalkınma Konseyi'nin kurulması, Konseyin Birinci Başkan Yardımcısı Mehriban Aliyeva'nın liderliğinin yanı sıra yapay zeka ve siber güvenlik konusunda ulusal stratejilerin kabul edilmesi, Azerbaycan'ın gelecekteki kalkınma modelinin dijital ekonomiye dayandığını ve devletin bu konulara ne kadar önem verdiğini gösteriyor Günümüzde internet ve dijital hizmetler zaten günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Kamu hizmetlerinin önemli bir kısmı elektronik platformlar üzerinden sağlanmakta, internet altyapısı ülkenin en ücra yerleşim yerlerine kadar yaygınlaşmakta, akıllı telefon kullanımı hızla artmaktadır. Bunun sonucunda çocuklar da erken yaşlardan itibaren dijital ortamla tanışıyor Ancak dijitalleşmenin hızlanmasına paralel olarak yeni sosyal zorluklar da ortaya çıkıyor. Bu zorluklar arasında çocukların sosyal ağlardaki güvenliği, zararlı içeriklerden korunması, dijital bağımlılık risklerinin önlenmesi ve sağlıklı psikolojik gelişimlerinin sağlanması özellikle önem taşıyor Günümüz çağında çocukları dijital teknolojilerden tamamen uzak tutmak ne mümkün ne de tavsiye edilir. Tam tersine dijital teknolojiler eğitim, yaratıcılık, yabancı dil öğrenme, bilgi edinme ve uzaktan öğrenme olanaklarından yararlanma açısından önemli avantajlar yaratmaktadır Sorun teknolojinin kendisi değil, nasıl kullanıldığıdır. Dolayısıyla gelişmiş ülkelerdeki tartışmalar teknolojilerin yasaklanması değil, güvenli, kullanışlı ve sorumlu kullanımının sağlanması üzerinedir Uluslararası çalışmalar, dijital teknolojilerin halihazırda çocukların günlük yaşamının ayrılmaz bir parçası haline geldiğini gösteriyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) ülkelerinde yapılan araştırmalara göre 15 yaşındaki çocukların yüzde 96'sının evinde bilgisayar, dizüstü bilgisayar ya da tablet, yüzde 98'inin ise akıllı telefonu bulunuyor. Gençler ortalama olarak haftada yaklaşık 20 saat dijital cihazları kullanıyor. Bazı ülkelerde bu rakam daha da yüksek ve 15 yaşındakilerin yarısı haftada 30 saatten fazlasını ekran karşısında geçiriyor Araştırmalar gençlerin yüzde 95'inin interneti ve sosyal ağları esas olarak eğlence amacıyla kullandığını gösteriyor. Yüzde 98'i yazışıyor ve içerik paylaşıyor, yüzde 84'ü çeşitli bilgiler arıyor ve yüzde 83'ü çevrimiçi oyunlara katılıyor. İçerik oluşturmak ve yönetmek için teknoloji kullananların oranı yüzde 69 Bu göstergeler, dijital teknolojilerin çocukların hayatında ne kadar yaygın olduğunu göstermenin yanı sıra, kullanım kalitesinin ve amacının da önemli bir konu olmaya devam ettiğini ortaya koyuyor Son yıllarda yapılan uluslararası çalışmalar, sosyal ağların iş modelinin, kullanıcıları mümkün olduğu kadar uzun süre platformda tutma ilkesine dayandığını gösteriyor Platformların algoritmaları, kullanıcıların ilgi alanlarını, davranışlarını ve tercihlerini analiz ederek onlara sürekli olarak ilgili içerikleri sunmaktadır. Sonsuz yayınlar, otomatik video geçişleri ve kişiselleştirilmiş öneriler, kullanıcının platforma odaklanmasını sağlayacak şekilde tasarlanmıştır Bu mekanizmaların etkileri yetişkinler için bile ciddi bir tartışma konusu olsa da, psikolojik ve duygusal gelişim aşamasındaki çocuklar için riskler daha fazladır. Çocukların duygusal karar verme becerileri tam olarak oluşmadığı için sosyal etkilere karşı daha duyarlıdırlar, manipülatif içerik ile algoritmik etkileri ayırt etmekte zorluk çekerler Birçok ülkede yapılan araştırmalar ve davalar, bazı sosyal medya platformlarının, resmi olarak yaş sınırlaması olmasına rağmen, reşit olmayan kullanıcıların sistemde kalmasını tamamen engelleyemediğini gösteriyor. Bu sadece bir teknoloji meselesi değil aynı zamanda bir kamu sağlığı ve sosyal güvenlik meselesidir Bilimsel çalışmalar, erken yaşta aşırı ekran kullanımının çocukların konuşma gelişimini, dikkat süresini ve sosyal iletişim becerilerini olumsuz etkileyebileceğini gösteriyor Özellikle okul öncesi çağda çocuğun gelişiminde canlı iletişim, oyun ve çevreyle etkileşim önemli rol oynar. Bu süreçlerin yerini ekranlar aldığında gelişimin doğal ritmi bozulabiliyor. Bazı araştırmalar, ekran bağımlılığının otizm ve diğer hastalıkların ana nedenlerinden biri olduğunu ortaya koyuyor Aynı zamanda risklerin doğası yaşla birlikte değişir. İdeal yaşam tarzları, lüks yaşam görüntüleri, yapay güzellik standartları ve sosyal ağlarda sergilenen başarı modelleri ergenlerin kendilerini başkalarıyla karşılaştırma eğilimlerini güçlendirmektedir Modern dijital platformlar artık sadece bir bilgi alanı değil, aynı zamanda bir karşılaştırma alanıdır. Gençler gerçek hayatlarını sosyal medyada sunulan filtrelenmiş hayatlarla karşılaştırdıklarında düşük özgüven, psikolojik sıkıntı, hayal kırıklığı ve sosyal izolasyon duyguları yaşayabilirler Araştırmalar, 11-15 yaşlarındaki kızların yaklaşık 1/8'inin ve erkek çocukların 1/13'ünün sosyal medya kullanımının olumsuz sonuçlarını yaşadığını gösteriyor. Bu sorunlar arasında internet kullanımı üzerindeki kontrolün kaybedilmesi, günlük aktivitelerin aksaması, ebeveynlerle yaşanan çatışmalar ve kişinin görünümünden memnun olmaması yer almaktadır Sosyal ağların büyük çoğunluğunda minimum yaş sınırı 13'tür. Ancak uluslararası deneyimler bu kısıtlamaların uygulamada her zaman etkili şekilde işlemediğini göstermektedir Reşit olmayan kullanıcılar çoğu zaman yaş bilgilerini değiştirerek platformlarda hesap oluşturabiliyor ve platformlar bu durumları tam olarak tespit etmekte zorlanıyor. Sonuç olarak resmi kurallarla gerçek durum arasında ciddi bir fark bulunmaktadır Bu nedenle son yıllarda dünyanın çeşitli ülkelerinde yaş doğrulama mekanizmalarını güçlendirecek adımlar atılıyor. Amaç çocukları teknolojiden uzak tutmak değil, yaşlarına uygun içeriklerden korumak, platformların sorumluluğunu artırmak ve dijital ortamı daha güvenli hale getirmek Son yıllarda çocukların sosyal ağlarda korunması konusu sadece ailelerin ve eğitim kurumlarının değil, devletlerin de ana gündem konusu haline geldi. Birkaç yıl önce hükümetler ağırlıklı olarak dijital teknolojilere erişimin genişletilmesine odaklanmışken, bugün asıl tartışma dijital ortamda güvenliğin sağlanması üzerinedir BM Çocuk Hakları Sözleşmesi, UNICEF tavsiyeleri, UNESCO ve OECD raporları, çocukların dijital haklarının korunması ile güvenliklerinin sağlanması arasında bir denge kurulması gerektiğini gösteriyor Bu nedenle son yıllarda dünyanın çeşitli ülkelerinde sosyal medya şirketlerinin faaliyetlerini düzenleyen ve reşit olmayanların platformlara erişimini sınırlayan yasal girişimlerde bulunuldu Çocukların sosyal ağları kullanımının sonuçları bugün tüm dünyayı endişelendiriyor. Farklı ülkeler durumdan çıkış yolları bulmak için farklı yöntemler kullanıyor 2024 yılının sonunda Avustralya parlamentosu, dünyadaki en katı yasalardan biri olarak kabul edilen sosyal medya düzenlemesini kabul etti. Yeni yasaya göre platformların 16 yaşından küçüklerin sosyal medya hesabı sahibi olmasını engelleme zorunluluğu bulunuyor Yasanın en önemli özelliği sorumluluğun ebeveynlere veya çocuklara değil, doğrudan platformlara verilmesidir. Şirketler, kullanıcıların yaşını belirlemek ve reşit olmayanların kayıt olmasına izin vermemek için güvenilir sistemler kurmalı. Yasaya uymayan platformlar milyonlarca doları bulan mali yaptırımlarla karşı karşıya kalabiliyor Bu yaklaşım dünyanın birçok ülkesinde örnek olarak inceleniyor Fransa, 2023 yılında kabul edilen yasayla sosyal ağlara kaydolurken ebeveyn iznini yasal zorunluluk haline getiren Avrupa'daki ilk ülke oldu Kanuna göre 15 Reşit olmayan kullanıcıların sosyal medya hesabı oluşturması için ebeveynlerinin izni gerekir Platformlar bu rızanın gerçekliğini doğrulamak için teknik mekanizmalar oluşturmalıdır Fransa, çocukların kayıtlarına 15 yaş sınırı uygulayan dünyada ikinci, Avrupa'da ise ilk ülke oldu Fransız hükümeti bu kararı çocuklarda depresyon, siber zorbalık ve dijital bağımlılık vakalarının artmasıyla gerekçelendirdi. Hatta ülkede faaliyet gösteren uzman komisyonları, gelecekte sosyal ağları kullanma yaşının 15'ten 16'ya çıkarılması yönünde tekliflerde bile bulundu 2023 Çevrimiçi Güvenlik Yasası, Birleşik Krallık'taki teknoloji şirketleri için yeni bir yasal çerçeve oluşturdu Yasaya göre platformların çocukların zararlı içeriğe erişimini sınırlaması, yaş doğrulama sistemleri kurması ve çocuklar için risk oluşturan algoritmik önerileri azaltması gerekiyor İngiliz hükümeti, sosyal medya şirketlerinin artık sadece teknoloji şirketi değil, milyonlarca çocuğun bilgi ortamını şekillendiren bir kurum olduğuna, dolayısıyla hukuki sorumluluklarının artırılması gerektiğine inanıyor Amerika Birleşik Devletleri'nde tek bir federal yasa olmamasına rağmen, bireysel eyaletler çocukları sosyal medyada korumak için ciddi adımlar atıyor Florida yasaları 14 yaşın altındaki çocukların sosyal medya hesabı oluşturmasını yasaklıyor. 14-15 yaş arası kullanıcılar için ebeveyn izni gereklidir Teksas, Utah, Arkansas, Louisiana ve Ohio gibi eyaletler de yaş doğrulama sistemlerini ve ebeveyn kontrollerini güçlendirecek yasalar çıkardı ABD Kongresi'nde yapılan duruşmalarda Meta, TikTok, Snapchat ve diğer platformların başkanları defalarca çocukların güvenliği konusunda ifade vermeye çağrıldı. Bu da sorunun zaten ulusal güvenlik ve kamu sağlığı düzeyinde değerlendirildiğini gösteriyor Çin, çocukların dijital faaliyetlerini düzenleme konusunda en katı yaklaşımlardan birine sahip Ülkedeki genç kullanıcılara özel "Gençlik Modu" sistemi oluşturuldu. Bu sistemde çocukların ekran süresi sınırlandırılıyor, belirli saatlerden sonra kullanımı yasaklanıyor ve yalnızca yaşına uygun içeriklere izin veriliyor Ayrıca çevrimiçi oyun platformları, reşit olmayan kullanıcıların günlük oyun süresini sınırlamakla yükümlüdür Pekin bu politikayı çocukların fiziksel ve psikolojik sağlığını koruyarak, dijital bağımlılığı önleyerek ve eğitim sonuçlarını iyileştirerek haklı çıkarıyor İskandinav ülkeleri de çocukların sosyal medyada korunmasında aktif rol alıyor Norveç hükümeti sosyal ağlar için minimum yaş sınırının 13'ten 15'e çıkarılmasını önerdi. Hükümet, mevcut yaş sınırlamalarının resmi nitelikte olduğuna ve uygulamada etkili bir şekilde işlemediğine inanıyor Danimarka, Avrupa Birliği düzeyinde tek bir yaş doğrulama mekanizması oluşturulmasından yanadır. Kopenhag Yetkilisi, teknoloji şirketlerinin çocukların güvenliği konusunda daha fazla sorumluluk alması gerektiğine inanıyor İspanya'da hükümet, sosyal ağları kullanmak için asgari yaş sınırının 16'ya çıkarılması olasılığını araştırıyor Hollanda'da hükümet ve uzman kuruluşlar, okullarda akıllı telefon kullanımını sınırlamak, sosyal medya bağımlılığını azaltmak ve çocukların dijital refahını korumak için programlar uyguluyor Her iki ülkede de temel tartışma sosyal medyanın ergenlerin psikolojik sağlığı üzerindeki etkisine ilişkin çalışmaların sonuçlarıdır Türkiye'de 15 yaş altı çocukların sosyal ağlara erişimini yasaklayan yasa kabul edildi Yasaya göre 15 yaşın altındakiler sosyal ağlara kayıt olamıyor Türkiye son yıllarda çocukların dijital haklarının korunmasını devlet politikasının öncelikli alanlarından biri olarak ilan etti. Sosyal medya platformlarında yaş sınırlamalarının güçlendirilmesi, ebeveyn kontrol mekanizmalarının devreye girmesi ve dijital güvenlik alanında atılacak adımlar geniş çapta tartışılıyor Kazakistan ve Özbekistan'da çocukların sosyal ağlarda korunmasına ilişkin yeni yasal mekanizmaların geliştirilmesine yönelik çalışmalar sürüyor Dünya deneyimi, çocukları sosyal ağlarda korumanın yalnızca etik veya pedagojik bir konu olmadığını göstermektedir. Bu konu doğrudan kamu sağlığı, ulusal güvenlik, insan sermayesinin geliştirilmesi ve dijital hakların korunması ile ilgilidir Dikkat edilmesi gereken asıl nokta, farklı siyasal sistemlerin ve Farklı kalkınma modellerine sahip ülkeler de aynı sonuca varıyor: Dijital ortamda çocukları korumak için platformların sorumlulukları artırılmalı, yaş doğrulama mekanizmaları geliştirilmeli, devletin belli bir düzenleyici işlevi yerine getirmesi gerekiyor Azerbaycan'ın dijital kalkınma stratejisini uyguladığı bir dönemde bu uluslararası deneyimleri incelemek özellikle önem taşıyor. Çünkü dijital dönüşümün başarısı yalnızca teknolojilerin uygulanmasıyla değil, bu teknolojilerin çocukların güvenliğine, eğitimine ve sağlıklı gelişimine olanak sağlayan bir ortamı ne kadar iyi yarattığıyla da ölçülecek Toplumun ve ebeveynlerin rolü belirleyici olmaya devam ediyor: Temel koşul, çocukların sosyal ağlarda güvenliğidir Mevzuat ve kamu politikası ne kadar gelişirse gelişsin, çocukların dijital güvenliğinde birincil rol aileye aittir Ebeveynler, çocuklarının ekran başında geçirdiği süreyi takip etmeli, kullandıkları platformları tanımalı, izledikleri içeriklerle ilgilenmeli ve dijital okuryazarlığın geliştirilmesine katkıda bulunmalıdır Modern zamanlarda ebeveyn kontrolü artık fiziksel çevreyle sınırlı değil. Çocuğun dijital ortamı da ailenin odak noktası olmalı Ayrıca okullar, sivil toplum kurumları ve medya da dijital eğitim sürecinde önemli rol oynuyor Halkın katılımı olmadan bu sorunun yalnızca idari ve hukuki mekanizmalarla tam olarak çözülmesi mümkün değildir Yeni teknolojiler yeni riskler yaratıyor Yapay zeka teknolojilerinin hızla gelişmesi çocukların karşılaştığı risklerin doğasını değiştiriyor. Artık mesele yalnızca zararlı videolar veya uygunsuz resimlerle ilgili değil Derin sahtekarlık teknolojileri, yapay zeka tarafından üretilen manipülatif içerik, biyometrik veri toplama, davranış tahmin sistemleri ve kişiselleştirilmiş algoritmalar çocuklar için yeni tehlike kaynakları haline geliyor Bu risklerin önemli bir kısmı görünmezdir ve geleneksel kontrol mekanizmalarıyla tespit edilmesi zordur Bu nedenle dijital güvenlik politikası sadece bugünün teknolojik zorluklarını değil aynı zamanda geleceği de dikkate almalıdır Ana hedef: Güvenli, sağlıklı ve sorumlu bir dijital vatandaş olarak yetiştirmek Azerbaycan dijital kalkınma alanında yeni bir aşamaya giriyor. İnternetin evrensel erişilebilirliği, e-devlet hizmetlerinin yaygınlaşması, yapay zeka ve siber güvenlik stratejilerinin gelişmesi, ülkenin dijital dönüşümünün hızlandığını gösteriyor Ancak kalkınmanın sürdürülebilir ve güvenli olabilmesi için teknolojik ilerleme ile sosyal sorumluluk arasında bir dengenin korunması gerekmektedir Çocukların sosyal ağlardaki güvenliği bu dengenin en önemli unsurlarından biridir. Devletin düzenleyici rolü, platformların sorumluluğu, ebeveyn kontrolü ve toplum katılımı birlikte çalıştığında dijital fırsatların faydalarını en üst düzeye çıkarmak ve risklerini en aza indirmek mümkün olacaktır Aslında asıl mesele çocukları dijital dünyadan uzak tutmak değil. Amaç onları güvenli, sağlıklı ve sorumlu dijital vatandaşlar olarak eğitmektir. Azerbaycan'ın dijital geleceğinin sürdürülebilir gelişimini sağlayabilecek olan şey bu yaklaşımdır

Kaynak: apa.az

Diğer Haberler