ÇOCUKLARI ANLAMAK, KATEGORİLEŞTİRMELERİNİ ENGELLEYEBİLİR - Ayla Kahraman Yazdı
“Geç öğrenmek” konusunda sohbete geçen hafta başladık ve çocuğun geç öğrenmesinin zekâ, yetenek dışındaki faktörlerle ilgili olabileceğini konuştuk. Gerçekten de geç öğrenmek, doğrudan bir zekâ geriliğini işaret etmeyebilir. Ancak, toplumsal yargılar işbaşındadır ve ebeveyn bu sorun söz konusu olduğ

“Geç öğrenmek” konusunda sohbete geçen hafta başladık ve çocuğun geç öğrenmesinin zekâ, yetenek dışındaki faktörlerle ilgili olabileceğini konuştuk. Gerçekten de geç öğrenmek, doğrudan bir zekâ geriliğini işaret etmeyebilir. Ancak, toplumsal yargılar işbaşındadır ve ebeveyn bu sorun söz konusu olduğunda bazen kendi kendine ilerlemek zorunda kalabilir Ben bu noktada, çocuğunuza kulak, göz, kalp vermeniz taraftarıyım. Bir çocuğu en iyi anne baba tanır. Bu değerli başlangıcı kaybetmeden sorunu anlamaya çalışın. Zeki, çekici, neşeli çocuğunuzu kaybetmeden sorun çözümü gerekmektedir Önce sorunu anlayın. Bazı çocuklar, zeki olsalar da bazı öğrenme güçlükleri yaşayabilirler, okumayı, yazmayı, sayıları anlamayı yaşıtlarına göre geç öğrenebilirler. Bu çocukların daha fazla zamana ve ilgiye gereksinimi olabilir Hatta nihayet öğrenmeye başladıklarını düşündüğünüzde, en başa dönüp sizi yanıltabilirler Aklınıza korkutucu düşünceler gelse de, bütün bunların ‘zekâsında’ bir soruna işaret ettiğini en son noktadan önce düşünmemek gerekir. Bu; çocuğun zihinsel kapasitesi normal hatta normalden yüksek olduğunda da yaşanabilmesi mümkün olan bir gelişimsel sorun olabilir. İnterneti bir karıştırın ve bilim, sanat, edebiyat dünyasına önderlik eden ve çocukluğunda öğrenme güçlüğü çeken kişileri araştırın. Şaşıracaksınız. Acı dolu yollardan geçmişler. Sizin gibi. Çocuğunuz gibi Anlamamak, yazamamak, okuyamamak veya hesaplayamamak sınıf içinde tek bir çocuğu işaret ettiğinde; çocuk kendini değersiz, başarısız hisseder. Arkadaşlarıyla ilişkileri olumsuz etkilenmeye açık olur. Bazıları onun zihinsel yetersiz olduğunu düşünebilir ve bu bazıları otoriteye sahipse bu konuda karar da verebilir: Sınıfa uygun değil. Ait olduğu yere gitmeli Damgalama; işini her zaman iyi yapar. Çocuk grubundan soyutlanır ve önyargının işlemesine karşı atılan çığlık yetersiz kalır. Çocuğun çabalaması, zannedilen kişi olmadığını göstermeye çalışması duyulmayan bir çığlık olarak kalır. Çocuğun benlik saygısını vuran bu darbe, ana babanın gözünün yaşında donar kalır: “Benim çocuğum farklı.” Oysaki zihinsel kapasite açısından yeterli hatta üstün niteliklere sahip olmasına rağmen, bir çocuk akademik becerilerini beklendiği gibi gerçekleştirmeyebilir. Duygusal ve sosyokültürel nedenlerin dışında bu bir öğrenme güçlüğü olabilir. Disleksi (okuma güçlüğü) bize yabancı olmayan bir kavram. Bunun yanında; disgrafi (yazma ve imlâ güçlüğü), diskalkuli (matematik öğrenme güçlüğü) de çocukların akademik yaşamlarını etkilemektedir Öğrenme güçlükleri bu sayılanlarla sınırlı değildir, ne yazık. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yaşayan çocukların okullarda yaşadığı sıkıntıları biliyoruz. Çoğumuzun yabancı olduğu, teşhisi oldukça zor olan Sözel Olmayan Öğrenme Güçlüğü Sendromunu da unutmamak gerekir. Nöropsikolojik nedenlere dayanan bu gelişimsel problem; çocukların akademik sorunlar dışında, sosyal, duygusal sorunlar yaşamalarına neden olabilen rahatsızlıklardan birisidir Çocukların akademik ve günlük yaşamını zorlaştıran pek çok faktör vardır. Bununla beraber, onların en büyük sorunu, anlaşılmamaktır. İhtiyaçlarının en başında duyarlı, yargılamayan ve sınıftaki yaşamını kolaylaştıran bir öğretmen gelmektedir. Sınıf grubunda kabulün öncüsü öğretmendir Eksiklikleri ile değil, güçlü yanlarıyla kabul edilecekleri sosyal ve kültürel aktivitelerde görev almaları; olumlu kişilik özelliklerinin üstünde durulması çocuğun benlik saygısının ve sosyal ilişkilerinin güçlenmesini sağlayacak adımlardandır Sorunun gerektirdiği yaklaşım konusunda öğretmen ve aile iş birliğinin büyük önemi vardır. Bu hem çocuğun hem de öğretmenin işini kolaylaştıracak ve çocuğun yapması gereken ek çalışmalara anlamlı bir sınır çizecektir Bazı öğrenme bozukluklarında tıbbi destek ve psikoterapi gerekli olsa da öğrenme güçlüğü yaşayan çocuğun en acil ihtiyacı uygun eğitim stratejisidir. Okul aile iş birliğinin; sınıf öğretmeni, okul rehber öğretmeni ve aileyi içine alarak kurulması gerekmektedir Çocuğu sınıftan, okuldan dışlamadan ve sorunun çözümüne odaklanan stratejilerle çocuğun eğitim hakkından faydalanması sağlanabilir. Bunlar damgalanmasını, kategorileştirilmesini veya “özel” etiket almasını engeller


