GAZETECİLERE HAPİS ÖNGÖREN YASAL DÜZENLEMEDE ISRAR ETMEK BİR MEYDAN OKUMADIR - Ali Baturay Yazdı
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın meclise geri gönderdiği, hani şu masumiyet karinesi bahane edilerek gazetecilere hapis ve para cezası öngören ‘Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’, Hukuk, Siyasi İşler, Dış İlişkiler ve Savunma Komitesi’nde yeniden ele alındı ama hiçbir değişiklik yapılmadan oyçokluğuyla

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın meclise geri gönderdiği, hani şu masumiyet karinesi bahane edilerek gazetecilere hapis ve para cezası öngören ‘Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’, Hukuk, Siyasi İşler, Dış İlişkiler ve Savunma Komitesi’nde yeniden ele alındı ama hiçbir değişiklik yapılmadan oyçokluğuyla geçti ve meclis genel kuruluna gönderildi Komite çalışmalarına gazeteci örgütlerinden arkadaşlarımız da katıldı, oradaki milletvekillerine söz konusu yasal değişikliğin sakıncalarını saatlerce anlattılar. Komitedeki UBP milletvekilleri gazeteci arkadaşlarımızı anlamış ve hak vermiş gibi davranmışlar ama tam tersi bir tavırla hiçbir değişiklik yapmadan yasayı onayladılar Gerçekten inanarak mı onay verdiler yoksa “emir yüksek yerden” geldiği için “ölmek var dönmek yok” tavrıyla onaylayıp, genel kurula gönderdiler? Hiçbir çağdaş ülkede ‘topluma mal olmuş kişilerin’ yargı aşamasında ismi açık ve fotoğrafının yer alması’ hapislikle cezalandırılmıyor. Bu milletvekili arkadaşlarımız bunu göremeyecek kadar körse, yaptıklarının gazetecileri susturma, ifade özgürlüğüne darbe vurma, bilgiye erişimi engelleme, şeffaflığı ortadan kaldırma olduğunu anlamayacak bir ruh halindeyse, yazıklar olsun kendilerine Ha bu dediğim şekilde düşünmüyorlarsa, aslında onların da içine sinmemişse ama sırf emir büyük yerden geldi diye “emredersiniz efendim” deyip, gözü kapalı onay vermişlerse, akıllarını emir aldıkları yere ipotek etmişlerse bin kere yazıklar olsun onlara Kamuoyunda bu kadar tepki varken, onlarca kişi dünyadan örnekler de vererek, yapılmak istenenin yanlışlığını anlatmışken, önemli çekinceler ortaya koyan Cumhurbaşkanı yasayı geri göndermişken inatla hiçbir değişiklik yapmadan yasayı yeniden onaylamak bir meydan okuma mıdır? Evet öyledir… “Çatlayın, patlayın biz bu yasayı geçireceğiz” mi demek istiyorsunuz? Evet öyle demek istiyorlar… Kime meydan okuyorsunuz? Bu meydan okuma, bu güç gösterisi, yalnızca gazetecilere değil aslında tüm toplumadır. O koltuklarda halka hizmet için oturuyorsunuz, halkı esir almak için değil… Halkını karşısına alan, o koltuklarda halk için oturduğunu unutan kişiler halktan tokat yemeye mahkumdur. “Ne oldum delisi” olmanın, “güç zehirlenmesine” uğramanın sonucu aslında bir tür intihardır ama bunlar o kadar kendinden geçmiş o kadar kör olmuş ki ipi gazetecilerin değil kendi boyunlarına geçirdiklerinin farkında bile değildirler Komitedeki arkadaşlar, emir aldığınız yerin sözünden çıkamıyorsunuz ha? Emir veren mi kurtaracak sizi? O kendini kurtarabilecek mi ki sizi kurtarsın? Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’na “masumiyet karinesi” gerekçe gösterilerek hiçbir çağdaş ülkede olmayan “ucube bir eklenti” yapılmasını önerenlerin, bunu isteyenlerin ve yasalaştıranların zihinsel bir yanılgı hatta zihinsel bir sapma içinde olduğunu düşünüyorum Sağlıklı düşünce yapısından sapmamış olsalardı, ‘topluma mal olmuş ünlü kişilere’ ilişkin yargı süreçlerinde isim ve fotoğraf kullanımının suç sayılmasını istemezlerdi İstemekle kalmadılar, hapislik ve para cezası düzenlemesiyle yasalaştırdılar KKTC, uluslararası alandaki dışlanmışlık statüsüyle tüm dünyadan kopuktur ama ne acı ki zihnen de çağdaş dünyadan kopmalar göstermektedir. Bu yapılanlar, Avrupalı olmak ister gibi görünenlerin, zihnen Orta Doğulu olduğunun ya da ona özenildiğinin bir göstergesidir. Bir araştırma yapın, bakın bakalım toplumda bilinirliği olan kişilere, özellikle devlet yöneticilerine, üst düzey kamu görevlilerine yönelik, masumiyet karinesi gerekçe gösterilerek, hapis ve para cezasıyla böyle bir koruma ABD’de, Japonya’da, İngiltere’de, Almanya’da, Fransa’da, İsveç’te ya da Avrupa’nın başka bir ülkesinde var mıdır? Yoktur… Bu kadar ülke kamuya mal olmuş kişilerin yargı aşamasında medyada isminin ve fotoğrafının yer almasını, bu haberleri vatandaşların paylaşmasını engellemeyi, bu kişileri koruma altına almayı düşünememiş ama bizimkiler düşünmüş… Herkes aptal bir bizimkiler açıkgöz… Bizim açıkgözler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla bile çelişen düzenlemeye imza atmış durumda. Çıldırmamak elde değil Bu ülkede birçok şey kötüye gidiyor ama daha da kötüye gitsin diye de uğraşılıyor. “İyi işler yapıyoruz” ayaklarıyla sürekli olarak başımıza çorap örülüyor. Hedef Avrupa değerleri deniyor ama tam tersine ülkemizi çağdışı şartların hüküm sürdüğü karanlık bir Orta Doğu ülkesine dönüştürüyorlar… Bir şoktan kurtulana kadar diğeriyle karşılaşıyoruz, yormaya, bezdirmeye çalışıyorlar bizi… Modern hukuk sisteminin en kutsal parçası olan “masumiyet karinesini” bile istismar edecek, oradan bir şeytan, bir canavar yaratacak tuhaf zihniyetle mücadele ediyoruz Bugüne kadar masumiyet karinesini canla başla savunanları bile hayrete düşürecek, onları da hapse sokacak bir icat yaratmışlar… İçerisindeki güzellikleri öve öve bitiremedikleri Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’na gazeteciye ve vatandaşa hapis ve para cezası öngören maddeler de sıkıştırdılar. Güzelin içine şeytan sokarsan güzelliği mi kalır? Bu cilalı Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’nın içine şeytan sokmanın amacı nedir sizce? Ne olacak, yapılan yolsuzluklara bir tür karartma… Ülke yöneticilerinin, siyasilerin, üst düzey kamu görevlilerinin yolsuzlukla, rüşvetle, usulsüzlükle suçlandığı, tutuklandığı, mahkemeye çıkarıldığı, diploma yolsuzluğu gibi inkâr bile edemedikleri suçları işledikleri bir ortamda karşınıza böyle bir düzenleme çıkarsa ne düşünmemizi beklersiniz ki? Neymiş? Baromuz, bazı hukukçularımız, “reçete soruşturması” çerçevesinde yaşanan bazı haksızlıklar nedeniyle düşünmüş bu tedbiri, ta o günlerden önermişler. Hükümet de zamanlamasını kendi lehine çevirip, çok sıkıda olduğu şu günlerde yasal hale getirdi Tam bir “kaş yapayım derken göz çıkarma” meselesidir bu, hatta göz çıkarma değil, kafa koparmadır Hade sevinin, eserinizle övünün, naralar atın, birileri gözümüzün içine baka baka çalsın, çırpsın, devlet olanaklarını kullanarak imza atmadık yolsuzluk bırakmasın, biz de onları haber yaptık diye hapis yatalım. Tamamdır yani bu? Bakış açınızı seveyim ben sizin… “Bu kadar uzun yazı yazmaya gerek var mıydı?” diye de düşünmüyor değilim. Zaten bunlar uzun zamandan beridir Ceza Yasası ve Bilişim Suçları Yasasında yapmaya çalıştıkları değişikliklerle basını ve halkı susturma girişimleri yapmıyorlar mı? Bundan vazgeçmiş de değiller Algoritma operasyonu ile gazetecilerin, sivil toplum örgütü temsilcilerinin, siyasilerin, sosyal medyada aktif vatandaşların sosyal medya hesaplarına saldırı, askıya alma, kapattırma da bunun bir parçası değil midir? Halkı tehdit eden gerçekler saklı kalsın, şeffaf, demokratik ortam kararsın, herkes sussun, onlar gayrı yasal, usulsüz, antidemokratik ne varsa, devletin gücünü kullanarak yapsın ha? İyi olanı, çağdaş olanı örnek alacaklarına en kötüsüne özenip, onlar gibi olmaya çalışıyorlar… “Vicdanınız kurusun inşallah” diyecektim ama kurumuş zaten, vicdanı ya da muhakeme yetisi olan insanlar böyle mi bakar dünyaya? Korkusu olmayan ve yasallıktan uzaklaşma niyeti bulunmayan ülke yöneticisi neden halkının karşısına “hapis” tehdidiyle çıkar, neden herkesi susturmak ister ki? Meydan okumalarını görmek ve bu karanlık zihniyetle daha sert mücadele etmek şarttır…


