Azerbaycan enerji gündemini şekillendiren, çıkarları uzlaştıran bir platform haline geldi RÖPORTAJ
İsviçre merkezli "Hazar-Alp Topluluğu" organizasyonunda enerji alanında bağımsız uzman olarak görev yapan Aytaj Mahammadova, AZERTAC'ın "Bakü Enerji Haftası"nın önemi ve Azerbaycan'ın küresel enerji politikasındaki rolüne ilişkin sorularını yanıtladı "Bakü Enerji Haftası"nın 30 yıl içinde uluslara

İsviçre merkezli "Hazar-Alp Topluluğu" organizasyonunda enerji alanında bağımsız uzman olarak görev yapan Aytaj Mahammadova, AZERTAC'ın "Bakü Enerji Haftası"nın önemi ve Azerbaycan'ın küresel enerji politikasındaki rolüne ilişkin sorularını yanıtladı "Bakü Enerji Haftası"nın 30 yıl içinde uluslararası bir enerji platformuna dönüşmesiyle Azerbaycan'ın küresel enerji politikasında nasıl yeni bir güç dengesi oluşuyor? Bu süreçte dünya liderlerinin verdiği mesajlar hakkında neler söyleyebilirsiniz? "Bakü Enerji Haftası"nın 30 yıl içinde bölgesel bir sergiden uluslararası enerji platformuna dönüşmesi, sadece Azerbaycan'ın enerji diplomasisinin değil, genel olarak Avrasya enerji mimarisinin yapısal değişiminin göstergesidir. Birincisi, bu dönüşüm Azerbaycan'ın Hazar kıyılarından Ortadoğu ve Avrupa'ya kadar uzanan enerji alanında "yapısal merkez" rolünü güçlendiriyor. 1990'lı yıllarda ağırlıklı olarak hammadde ihracatçısı ve yatırım kabul eden bir aktör olarak hareket eden Azerbaycan, bugün çıkarların uzlaştığı ve enerji gündemini şekillendiren bir platform haline geldi İkincisi, "Bakü Enerji Haftası"nın kurumsallaşması Azerbaycan'ın siyasi öznelliğini önemli ölçüde arttırmaktadır. Artık sadece bir olay değil, enerji piyasasında güvenin oluştuğu kalıcı bir diplomatik platformdur. Küreselleşmiş ve aynı zamanda parçalanmış bir enerji sisteminde bu güven ayrı bir güç kaynağı haline geliyor. Ayrıca dünya liderlerinin "Bakü Enerji Haftası"na gösterdiği üst düzey ilgi, bu platformun siyasi ağırlığını daha da güçlendiriyor. ABD, Türkiye ve İngiltere liderlerinin mesajları protokol beyanları değil, Azerbaycan'ın küresel enerji güvenliği mimarisindeki rolünün siyasi bir kodlanması işlevi görüyor ABD Başkanı Donald Trump'ın mektubu bu bağlamda özellikle önem taşıyor. Belge, Azerbaycan'ın küresel enerji güvenliğinde merkezi bir ortak olarak tanındığını teyit etmenin yanı sıra, enerji işbirliğini bölgesel istikrar ve Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi gibi daha geniş jeopolitik meselelerle ilişkilendiriyor. Bu, Bakü Enerji Haftasını tamamen sektörel bir platformdan enerji, diplomasi ve güvenliğin kesiştiği bir platforma dönüştürüyor ve ABD-Azerbaycan enerji ilişkisinin stratejik sürekliliğini vurguluyor Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşması bölgesel güvenlik ve altyapıya dayalı enerji entegrasyonu mantığını ön plana çıkarıyor. İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın mesajı normatif ve dönüştürücü niteliktedir. Burada Azerbaycan güvenilir bir enerji ortağı ve aynı zamanda enerji dönüşümünün bir katılımcısı olarak sunuluyor Genel olarak bu üç yaklaşım sistematik bir sonuç ortaya koyuyor: "Bakü Enerji Haftası" artık sadece enerji sektörünün yıllık bir toplantısı değil, farklı jeopolitik ve ekonomik çıkarların kesiştiği kurumsal bir platformdur. Sonuç olarak Azerbaycan, küresel enerji sisteminde "tedarikçi ülke" çerçevesinden çıkarak, enerji akışlarının yönetildiği ve yönlendirildiği çok vektörlü bir stratejik merkez statüsüne kavuşuyor Azerbaycan, Orta Asya'dan Avrupa'ya vazgeçilmez bir kapıdır Hazar Denizi'nin doğu kıyısında yer alan ülkeler için transit fırsatlarının genişletilmesinde Azerbaycan'ın oynadığı temel rol nedir? Azerbaycan'ın enerji ihracat coğrafyası 12 ülkeden 16'sına ulaşmış olup, Avrupa Birliği'ne (AB) dahil 10 ülkenin de bu listede yer alması, ülkemizi sadece alternatif bir kaynak değil, Avrupa enerji tedarik zincirinde sistematik ve güvenilir bir ortak haline getirmektedir. Burada temel faktör Azerbaycan'ın kritik altyapıya sahip olmasıdır. Güney Gaz Koridoru (TANAP ve TAP dahil), Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı ve Bakü Uluslararası Deniz Ticaret Limanı, transit geçişi sadece mümkün kılmakla kalmayıp aynı zamanda istikrarlı ve öngörülebilir kılan ana direklerdir Bu altyapı, Hazar gazını alıp ihraç etmenin yanı sıra, Azerbaycan'ın Orta Asya'nın daha geniş kaynak tabanına erişimini sağlıyor. Kazakistan, Türkmenistan ve Özbekistan büyük enerji ve maden kaynaklarına sahiptir. Bu kaynakların Avrupa pazarlarına erişimi Hazar Denizi'ni geçerek Azerbaycan transit sistemine girilerek gerçekleştirilmektedir. Yani coğrafi gerçeklik, Azerbaycan'ı bu kaynakların Avrupa pazarlarına erişiminde vazgeçilmez bir kapı kılmaktadır Azerbaycan modelinde petrol ve gaz sektörü yeşil geçişin temelini oluşturan bir kaynak rolü oynuyor "Dünya madenler olmadan yaşayamaz" tezinin arka planında Azerbaycan'ın petrol ve doğalgazı. Strateji nasıl pragmatik bir enerji modeli yaratıyor ve bu model yeşil enerjiye geçişle nasıl bağdaştırılıyor? Azerbaycan'ın pragmatik enerji modelinin özü, ülkenin ne ideolojik olarak petrol ve gazı savunması, ne de yeşil geçiş karşısında alternatif bir gelecek olarak sunmasıdır. Aksine, enerji politikası iki paralel gerçekliğin yönetimine dayanmaktadır: Bir yanda küresel enerji güvenliğinin hidrokarbonlara uzun vadeli bağımlılığı, diğer yanda ise hızlanan dekarbonizasyon ve elektrifikasyon süreçleri Bu modelin ilk ayağı klasik hidrokarbon stratejisidir. Azerbaycan'ın gaz ihracatını genişletmesi, Avrupa pazarına erişiminin artması ve TANAP/TAP gibi altyapının genişlemesi, ülkeyi alternatif kaynak statüsünden çıkarmış ve şimdiden sistem sağlayıcı düzeyine yaklaşmıştır Buradaki temel mantık, enerji güvenliğinin ideolojik değil fiziksel ve coğrafi gerçekler tarafından belirlenmesidir. Bu nedenle gaz ve petrol hâlâ geçiş döneminin temel dengeleme kaynağı olmaya devam ediyor. İkinci sütun, yeşil enerjiye geçişin kademeli fakat sistematik entegrasyonudur. Azerbaycan, yenilenebilir enerji üretimini sadece iç tüketim için değil, aynı zamanda bölgesel elektrik ihracat ağının oluşması için de geliştiriyor. Özellikle Hazar-Karadeniz-Avrupa yeşil enerji koridoru bu modelin stratejik bir unsuru haline geliyor. Burada dikkat çeken, ülkenin fosil yakıt altyapısını sökmek yerine, yeni enerji akışlarına paralel olarak genişletmesidir En önemli nokta bu iki yönün karşıt olmamasıdır. Azerbaycan modelinde petrol ve gaz sektörü, yeşil geçişin finansal, altyapı ve teknolojik temelini sağlayan kaynak rolünü oynuyor. Yani hidrokarbonlar geçişin alternatifi değil, sermaye kaynağıdır Sonuç olarak tüm bunlar ülkeye çifte stratejik avantaj sağlıyor: Bir yandan Azerbaycan, Avrupa'nın ve bölgenin kısa ve orta vadeli enerji güvenliğinde kilit oyuncu statüsünü kazanıyor, diğer yandan uzun vadeli enerji dönüşümünde geçiş platformu rolünü oynuyor 2026 © AZERTAC. Telif hakkı saklıdır. Bilgilerin kullanımına hiper bağlantıyla atıfta bulunulmalıdır


