Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

Çocuklarımızı sessizce kaybediyoruz - Tüm ebeveynler OKUYUN

Sosyal ağlar yetişkinler için tasarlanmıştır Son 10-15 yılda yapılan çok sayıda çalışma, sosyal ağların aşırı kullanımının çocuk ve ergenlerde dikkat sorunları, uyku bozuklukları, kaygı, depresif belirtiler, özgüven sorunları ve artan sosyal karşılaştırmalarla ilişkili olduğunu göstermiştir. Elbett

0 görüntülememodern.az
Çocuklarımızı sessizce kaybediyoruz - Tüm ebeveynler OKUYUN
Paylaş:

Sosyal ağlar yetişkinler için tasarlanmıştır Son 10-15 yılda yapılan çok sayıda çalışma, sosyal ağların aşırı kullanımının çocuk ve ergenlerde dikkat sorunları, uyku bozuklukları, kaygı, depresif belirtiler, özgüven sorunları ve artan sosyal karşılaştırmalarla ilişkili olduğunu göstermiştir. Elbette sosyal ağlar doğrudan depresyona neden olmuyor. Ancak psikolojik duyarlılığı olan çocuklarda risk faktörlerinden biri olarak hareket edebilir. En önemli noktalardan biri sosyal ağların yetişkinlere yönelik tasarlanmış platformlar olmasıdır. Bu platformların temel amacı çocuğun gelişimini desteklemek değil, kullanıcının mümkün olduğu kadar uzun süre ekran başında kalmasını sağlamaktır. Çoğu durumda, bir çocuğun beyni ile milyarlarca dolarlık yatırım yapılan algoritmalar arasında eşitsiz bir mücadele vardır. Elbette bu mücadele sırasında çocuğun beyninde bir takım değişiklikler meydana gelir, beyin hücreleri - nöronlar yok edilir ve aralarındaki bağlantılar değişir. Sonuç olarak "hasarlı bir beyin" oluşur. Çocuklar gibi gençler de ekrana ve sosyal ağlara karşı çok hassastır. Bu ergen beyninin gelişimsel özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Beynin dürtüleri kontrol eden, kararlar veren ve sonuçları değerlendiren prefrontal korteksi 20'li yaşların ortalarına kadar tam olarak gelişmemiştir. Ödül ve zevk sistemleri daha erken devreye giriyor. Bunun sonucunda ergen beyninde anında ödüle karşı yüksek bir duyarlılık, artan onay ihtiyacı ve sosyal onay arayışı oluşur. Bu tür ergenlerde riskli davranışlara eğilim ve uzun vadeli sonuçları yeterince değerlendirememe gözlenmektedir. "Birisi sizi beğendi", "mesaj aldınız", "videonuz izlendi" gibi bildirimler beyindeki dopamin sistemiyle ilgili tepkiler yaratabiliyor. Dopamin sistemi beynin ödül merkezinin aktif maddesidir. Sanki ergen beyni bu "mutlu bildirimlere" bağımlı hale geliyor. Öte yandan FOMO (kaçırma korkusu) dediğimiz şey ise bazı bildirimlerden, trendlerden veya yeniliklerden habersiz kalma korkusudur. Bu nedenle sosyal ağ kullanımının gençler üzerinde yetişkinlere göre daha güçlü bir etkisi olabilir 16 yaş sınırı sorunu çözecek mi? "APAK, 16 yaş sınırı sorununu çözecek mi?" sorusunu soruyor ve yanıt olarak buradaki durumun biraz karmaşık olduğunu söylüyor. Eğer amaç tüm sorunları çözmek ise 16 yaş sınırı bunu kaldıramaz. Eğer amaç riski azaltmaksa o zaman bazı olumlu sonuçlar elde edilebilir. Araştırmalar ve gerçekler hiçbir teknolojik yasağın tek başına sorunu çözmediğini gösteriyor. Çocuklar kısıtlamaların üstesinden farklı şekillerde gelebilirler. Sahte hesaplar, yanlış yaş bilgileri ve alternatif platformlar bunun tamamen önlenmesini zorlaştırıyor. Ancak yaş sınırlamalarının başka bir önemli işlevi daha vardır. Topluma mesaj veriyorlar. Nasıl araba kullanmanın, evlenmenin, belirli hakları kullanmanın bir yaş sınırı varsa, gelişim psikolojisi açısından sosyal medya kullanımının da belirli bir yaş sınırına ihtiyaç duyduğu düşünülüyor. Yani genel tartışma sadece "13 mü yoksa 16 mı?" bu seviyede kalmamalı Çocuk günün kaç saatini ekran başında geçiriyor? Daha önemli sorular var, çocuk günde kaç saat ekran başında? Geceleri telefonla uyuyor mu? Sosyal ağları nasıl kullanıyor? Gerçek arkadaşları var mı? Spor yapıyor mu? Ailesiyle kaliteli zaman geçiriyor mu? Çevrimiçi zorbalığa mı maruz kalıyorsunuz? Bunlar dikkat etmemiz gereken çok önemli noktalardır. Çünkü günde 30 dakikasını sosyal ağlarda geçiren bir gencin riski ile günde 7-8 saatini ekran karşısında geçiren bir gencin riski aynı değildir. Bazen sorun platformun kendisi değil, çocuğun hayatında alternatif aktivitelerin olmayışıdır Çocuğun tek eğlencesi telefon ise işe yaramaz Pek çok ebeveynin teknolojiyi bir sorun olarak gördüğünü belirtmek gerekir. Aslında sorun çoğu zaman teknolojinin kendisinde değil, kontrolsüz ve amaçsız kullanımındadır. Çocuğun tek eğlencesi telefon, tek arkadaşı sosyal ağ ve tek rahatlama yöntemi sonsuz video izlemekse burada psikolojik riskler ortaya çıkmaya başlar. Çocuğun hayatında sosyal ağlardan daha ilginç alternatifler yoksa, hiçbir yasağın uzun vadeli sonuçları olmayacaktır

Kaynak: modern.az

Diğer Haberler