Türkiye’de Dombıra ve Dombıra'nın yaygınlaşması - Semih İpek - QHA - Kırım Haber Ajansı
Dombıra bugün genel bilinen anlamıyla Kazak Türklerine ait geleneksel iki telli bir sazdır. Esasında Dede Korkut destanlarından bildiğimiz kopuzdur. Dombıra adıyla başka Türk topluluklarında (küçük farklarla) başka sazlar mevcut olduğu gibi (Tatar Dombırası, Kaşkaderya Dombırası gibi) benzer özellik

Dombıra bugün genel bilinen anlamıyla Kazak Türklerine ait geleneksel iki telli bir sazdır. Esasında Dede Korkut destanlarından bildiğimiz kopuzdur. Dombıra adıyla başka Türk topluluklarında (küçük farklarla) başka sazlar mevcut olduğu gibi (Tatar Dombırası, Kaşkaderya Dombırası gibi) benzer özellikleri ve farklı adlarla bilinen pek çok saz da mevcuttur. Bunların hepsine birden kopuz demek hata olmaz. Dombıra, Altay Topşuru, Türkmen, Uygur ve Özbek Dütarları hep aynı ailenin başka versiyonlarıdır. Hepsi de kopuzdur Son yıllarda sanatta, siyasette, kültürde Türkiye’de millileşme ve daha kadim olana meyletme eğilimi açıkça görülmektedir. Türkiye’de Dombıra'nın bilinmesi ve yaygınlaşması sanılanın aksine sadece Arslanbek Sultanbekov ve Dombıra eserine mal edilemeyecek kadar (bazı kesimlerin duymasına veya ön yargılı olmasına sebebiyet vermesi göz ardı edilecek olursa) derin ve karmaşık, sosyolojik ve kültürel bir meseledir Konumuz Kazak Dombırası olduğu için Kazak kültür ve edebiyatı çerçevesinden bu meseleyi değerlendirmek yerinde olur. Kazak Türkleri için Dombıra, geleneksel müziklerin (küy) ve geleneksel şarkıların (än, jır, terme gibi) birlikte icrası için kullanılan geleneksel bir sazdır. Bir nevi Erzurumlu, Karslı, Sivaslı aşıkların veya Kırşehirli bir ozanın ya da Antalyalı bir yörüğün üç telli sazı veyahut Egeli bir efenin Zeybek çaldığı bağlaması gibi. Ama Türklerin Türkistan’dan Türkiye’ye gelişi gibi Dombıra da Türkistan’dan bu topraklara gelince kendisinde olan farklı şeyleri daha da iyi anlayabiliyoruz. Peki nasıl? Şöyle ki; Dombıra çalan bir Kazak Türkü geleneğini devam ettirmenin, yüzlerce-binlerce yıllık ezgileri çalmanın mutluluğunu taşır. Bu pek gurur verici ve doğal bir hadisedir. Fakat bir Türkiye Türkü için Dombıra çalmak aynı şekilde tarihi derinliği sonsuz ozanlık geleneğini devam ettirmenin, yüzlerce-binlerce yıllık ezgileri çalmanın mutluluğunun yanı sıra ek olarak çok önemli bir duygu ile harmanlanır. Bu Türklük ve Türkçülüktür. Yani bir Türkiye Türkü için Dombıra çalmak Türkçü bir faailyet, Türkçü bir eylemdir. Dombıra çalmak atalara saygı, Türk olmayanı, Türk’ün olmayanı reddediştir. Zırh kuşanıp düşman üzerine sefere gitmektir, Bilge Kağan’ın sözlerine eşik etmek, Kültegin’e ağıt yakmak, Kürşat ile o yağmurlu günde saray baskınına hazırlanmak, Çiçi Yabgu gibi esareti reddetmek, Sultan Alparslan gibi kendinden kat kat büyük ordulara kafa tutmaktır. Bu yönüyle Atsız’ın entelektüel Türkçülüğünün yeni nesildeki tezahürüdür Bu meseleyi ele alırken ata sazımız Dombıra’yı binlerce yıldır bozmadan koruyan Kazak kardeşlerimize çok teşekkür ederiz. Dombıra çalan, bu geleneğe katkıda bulunan bütün baba ve analara sonsuz saygılar sunarız Geleneksel bir Kazak şiirinde bir Kazak ozanının şu dizeleri kayda değerdir: “Eki işektiŋ biriŋ kattı, biriŋ säl säl kem bura; Nağız Kazak, Kazak emes nağız Kazak Dombıra” yani “İki telden biri sert, biri gevşek ayarla; Gerçek Kazak, Kazak değildir gerçek Kazak Dombıradır” bu dizeler ne kadar da anlamlı ve edebi dizeler... Biz bugün Dombıra çalan Türkiye Türkleri için ise “Esinden oyındı, jürekten muŋındı alar; Gerçek Türk, gerçek Türkçü Dombıra çalar” diyebiliriz herhalde. Yani; “aklından fikrini, yürekten sıkıntını alır…” diye başlayan, ilk kısmı Kazak Türkçesinde, devamı Türkiye Türkçesinde olan bu dizeler Dombıra’nın Türkiye’de olan hikayesi ve belki de özeti gibidir Bugün benim şahsen tanıdığım nice genç arkadaşım, kardeşim Dombıra çalıyor, Topşur çalıyor, Türkistan’dan, Altay’dan, Tuva’dan ezgiler seslendiriyorlar ve kendi eserlerini de oluşturuyorlar (Pek çoğu bunu maddi imkansızlıklar içerisinde ve herhangi bir destek olmadan yapıyor). Kazak Türklerinde bir söz vardır; “Ozanın kulağı kendinden kırk yıl önce doğarmış” derler. Gerçekten de öyle, artık Dombıra ile Türkiye Türkçesinde ve Türkiye’de ortaya çıkmış repertuarlar oluşmaya başlıyor yani kırk yıldan daha önce Türkiye’de Dombıra ile oluşturulmuş yüzlerce eser ortaya çıkacak. Bunu yapanlar Dombıra çalan, bu geleneği kendi tercihiyle seven ve saygı duyan Türkçü Türk gençleri olacak ve bu eserler Türkçü eserler olacak Tanrı Türk’ü Korusun!


