Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

Yalnızlığın portresi

(Yazar İmamverdi İsmayilov'un "Labirent" hikayesi üzerine düşüncelerim) Şüphe seni yere serdi Sağa yaslan, sola yaslan - Biberli pizza Sağ el üzgünse Dudaklarından bal damlıyorsa Zehir iç dostum Duygulara göre bedenin kalıbı Duygulara maya küfü Narin, narin duygulara Çit adamı, çit adamı

0 görüntüleme525.az
Yalnızlığın portresi
Paylaş:

(Yazar İmamverdi İsmayilov'un "Labirent" hikayesi üzerine düşüncelerim) Şüphe seni yere serdi Sağa yaslan, sola yaslan - Biberli pizza Sağ el üzgünse Dudaklarından bal damlıyorsa Zehir iç dostum Duygulara göre bedenin kalıbı Duygulara maya küfü Narin, narin duygulara Çit adamı, çit adamı Daha önce olduğum kişi değilim Eskiden nasıldın dostum Yazar İmamverdi İsmayilov'un "Labirent" adlı eseriyle ilgili yazıma 16 yıl önce yazdığım bir şiirle başlamam tesadüf değil. Doğanın güzelliğinden, çimlerin renginden, çiçeğin kokusundan korkan, gölgesinden bile şüphe duyan, "içerisini yıkayan", "içeride olan" insanlar olmuştur ve her zaman olacaktır. Ama İmamverdi İsmayilov'un "Labirent"inde "içlerini yıkayan insanlara", günde yüz defa ruhunu çarmıha gerenlere, varlığını sorgulayanlara bambaşka bir yaklaşım var ve en önemlisi "neden böylesin" eleştirisi yok. "Labirent"in ana karakteri, gölgeleri gökdelenler olan soğuk şehirlerin, kendi kendini içten içe yiyip bitiren, insan varlığına, duygularına, hatta düşüncelerine yavaş yavaş ölüm fermanı koyan binlerce, belki de onbinlerce insandan biridir. Gökdelenlerin gölgesinde minareleri soğuk, eğri balkonların demir parmaklıklarına dualar yapıştırılan, yüzlerde selamlar bulunan, ezan sesi kulaklara çarpan şehirler Modern Azerbaycan nesirinde insanın iç dünyasını, ruhsal çalkantılarını, yalnızlığını ve varoluş acılarını sanatsal olarak ortaya koyan eserler özel bir öneme sahiptir. İmamverdi İsmayilov'un "Labirent" adlı öyküsü de bu tür eserler arasında yer alıyor. Yazar, görünüşte basit bir insanın günlük yaşamını anlatsa da aslında okuyucuyu insan bilincinin, hafızasının, korkularının, ölüm düşüncelerinin ve ruhsal yalnızlığın sonsuz koridorlarına sürüklüyor Eserin adı rastgele seçilmemiştir. İmamverdi İsmayilov'un "Labirenti" taşlardan, duvarlardan veya geçitlerden oluşmuyor. İnsan beyninin, ruhunun ve düşüncelerinin oluşturduğu görünmez bir kelepçedir. Hikâyenin kahramanı, o labirentte bir gölge gibi ruhunu takip eden, düşüncelerinin çıkmazında olan bir gezgindir... Oyun boyunca sokaklarda yürür, insanlarla tanışır, anılara döner ama gerçekte kendi içinde gezinir ve bir çıkış yolu bulamaz Eserin alt başlığı olan "Bir ölüm hikâyesi" ilk bakışta eserin sonunu işaret ediyor. Ancak yazar burada fiziksel ölümün anlatımından ziyade ruhsal ölümün trajedisini, yaşama arzusunun tükenmesini, insanın kendi içindeki yok oluşunu sunmaktadır "Labirent" klasik olay örgüsüne sahip bir çalışma değil. Burada olaylardan çok düşünceler konuşur. Yazar olayları sırayla sunmak yerine kahramanın iç monologunu ön plana çıkarıyor Hikaye bir doktor randevusuyla başlıyor. Kahraman uzun süredir kendisini rahatsız eden psikolojik sorunlardan bahsediyor. Doktor durumunu obsesif kompulsif bozukluk olarak değerlendiriyor. Ancak işin asıl yükü tıbbi teşhis değildir. Okuyucu buradan kahramanın iç dünyasına girer. Oyun boyunca sokaklarda yürür, insanları gözlemler, cenazeleri düşünür, mezarlığı düşünür, çocukluğunu hatırlar, annesinin anılarıyla yaşar, hayatın anlamını arar ve ölüme yaklaştığını hisseder Bütün bunlar dışsal bir hareketten ziyade içsel bir dinamik yaratıyor. Kompozisyon açısından eser sarmal bir yapıya sahiptir. Kahraman sürekli aynı temalara döner: ölüm, yalnızlık, hafıza, korku, vicdan, geçmiş ve hayatın anlamsızlığı. Bu tekrarlar kesinlikle tesadüfi değildir. Kahramanın hastalığının ve psikolojik durumunun sanatsal bir ifadesidirler İsimsiz adamın evrensel trajedisi Eserin en ilginç yönlerinden birisi de kahramanın isminin geçmemesidir. Bu yaklaşımın tesadüfi olmadığını düşünüyorum. Yazar, kahramanı somut bir birey olmaktan çıkarıp genelleştirilmiş bir imaja dönüştürüyor "Labirent"in kahramanı hem modern insanın simgesi hem de her birimizin içindeki korku ve kaygının vücut bulmuş halidir. Hasta ama hastalığı tıbbi bir hastalık değil. O sorunlu. Ama onun acısı yalnızlıktır, unutkanlıktır, hayatın anlamını yitirmektir, ölüm korkusudur Yazar İmamverdi İsmayilov'un yeni eserinin kahramanının en büyük trajedisi, sürekli kimsenin ona ihtiyacı olmadığını düşünmesidir. Kendisine defalarca "Bana kimin ihtiyacı var?" diye sordu. sorusunu sorar. Bu soru aslında anlatının ana sorusudur. İnsan ihtiyaç hissetmeyince yaşama sevgisini kaybeder. Yazar bu sancılı süreci son derece ince psikolojik ayrıntılarla sunuyor Anlatıda görülmeyen en güçlü karakterlerden biri de annedir. Anne fiziksel olarak orada değil ama iş boyunca Anılarda, dualarda yaşıyor Kahraman en zor anlarında annesinin sözlerini hatırlar. Burada anne sadece ebeveyn değildir. O, vicdanın, ulusal hafızanın sesidir. manevi desteğin vücut bulmuş halidir Öykünün en etkili anlarından biri de kahramanın son anda annesini aramasıdır: "Merhaba anne! Neredesin?" Bu çığlık aslında insanın son sığınağı ve belki de "Labirent"ten çıkış ve dönüş yolunu arayışıdır Hikâyenin başında adı geçen doktor karakteri ilginç bir anlam yükü taşıyor. Eğitimlidir, doğru teşhis koyar, sorunu anlatır ama kahramanın acısını dindiremez. Çünkü insan ruhunun acısını ilaçla iyileştirmek mümkün değildir Ölüm felsefesi ve yaşamın ikilemi "Labirent" öncelikle ölümle ilgili bir çalışmadır. Ancak yazar ölümü sıradan bir olay olarak görmüyor. İmamverdi İsmayilov'un eserinde ölüm yaşamın sonu değil, insanın bir aracı, belki de en güçlü kendini tanıma ve öz farkındalığıdır "Labirent"in kahramanı ölüme hazırlanıyor ama korktuğu şey ölümün kendisi değil. Anlamsız, anlamsız bir hayat yaşamaktan korkuyor. Bu noktanın eseri varoluşçu felsefeye yaklaştırdığını düşünüyorum. İmamverdi İsmayilov'un kahramanı yalnızlığıyla ve hayatının anlamsızlığıyla yüzleşir ve öleceğini bildiği için değil, neden yaşadığını bilmediği için acı çeker Eserin önemli özelliklerinden biri de psikolojik gerçekçiliği kendine özgü bir üslupla sunmasıdır. Yazar obsesif kompulsif bozukluğu son derece inandırıcı bir şekilde sunuyor. Kahramanı defalarca kapıyı kontrol eder, ışığı kapatıp kapatmadığını merak eder, sayma alışkanlığından kurtulamaz ve aynı düşünceleri zihninin süzgecinden tekrarlar. Bütün bunlar sadece hastalığın tanımı değil. Yazar, modern insanın psikolojik durumunu gösteriyor. Günümüz insanı da sürekli kaygı içindedir. her zaman şüphe içindedir ve her zaman içini saklar. Bu açıdan bakıldığında "Labirent"in kahramanı aslında modern insanın genelleştirilmiş bir imajıdır Dil ve üslup zenginliği İmamverdi İsmayilov'un en büyük başarılarından biri üslubunun ve eserlerinin dilinin özgünlüğüdür. Bir yazar, çeşitli kelime oyunlarıyla ilginç bir fikir zinciri oluşturabilir, hatta belli bir süre içinde okuyucuyu kendi üslubuna bağımlı hale getirebilir. Ancak bu kuyruklu kuyruklu yıldız, yıldız olarak görünme girişiminden başka bir şey olmayacak. İmamverdi İsmayilov'un eserlerini farklı kılan en önemli noktalardan biri, yazarın türü ve konusu ne olursa olsun, onun Azerbaycan edebi diline olan sonsuz sevgisinin ve ilgisinin her cümlede hissedilmesidir. Bu nedenle yazarın diğer eserleri gibi "Labirent"in de dil açısından modern Azerbaycan nesirinin dikkat çekici örneklerinden biri olarak değerlendirilebileceğini düşünüyorum Karakter gösterimi Anlatı semboller açısından zengindir. Hiç şüphesiz eserin ana simgesi insan bilincini ve çaresizliğini temsil eden labirenttir Eserin sonundaki yağmur gözyaşlarını simgelese de aynı zamanda kahramanın göğe doğru ilerleyen iç acısını da hatırlatır Ezan, eserin başından sonuna kadar kahramana eşlik eden ilahi bir çağrıdır Yüksek bir bina, modern insanın yalnızlığının ve çaresizliğinin sembolüdür Bu anlamda "Labirent" günümüz insanına dair yazılmış bir eserdir. Hayatımızın her adımında uzlaşmaz çelişkiler kök salmıştır. Teknoloji gelişti, iletişim imkanları arttı ama yalnızlık ve yalnızlık korkusu arttı İmamverdi İsmayilov'un eserinin kahramanı büyük bir şehirde, binlerce insanla çevrili olarak yaşıyor ama yalnız. Bugün milyonlarca insan her gün aynı duyguyu yaşıyor Modern zamanların bir diğer sorunu da kronik psikolojik yorgunluktur. Depresyon, anksiyete, panik atak, obsesif durumlar modern çağda oldukça yaygındır. İmamverdi İsmayilov bu sorunu sanatsal bir dille ortaya koyarak toplumun görünmeyen yarasına dokunuyor Tüm bunların yanı sıra kuyumcu hassasiyetiyle, bağırmadan, göz sıçratmadan yapılan çalışmalarda ahlaki bozulma sorununun gündeme getirildiğini de söyleyebiliriz Kahraman sürekli olarak sahtelikten, güvensizlikten ve ilişkilerin yapay olmasından şikayet eder. Bu gözlemler, istisnasız, belirli bir görüntü değil, modern insanın genel kaygılarının bir ifadesidir Roman, modern insan imajının derin psikolojik analizi, derin felsefi katmanı, canlı yerel dili, zengin metafor sistemi, etkili iç monologları, yüksek duygusal enerjisinin yanı sıra, insanın iç dünyasını milli-manevi düşünce birliği ve modern psikoloji açısından başarılı bir şekilde yorumlamasıyla öne çıkıyor. Yazar olaylardan çok düşünceleri, olay örgüsünden çok insan ruhunu sundu yapabilir. Bu, çalışmayı sıradan bir gündelik anlatı çerçevesinden derin bir felsefi ve psikolojik düzyazı örneğine dönüştürür Bu bakımdan yazar İmamverdi İsmayilov'un "Labirent" hikâyesinin, insanın iç dünyasını, korkularını, ölüm karşısındaki yalnızlığını ve çaresizliğini yüksek sanatsal ustalıkla sunan modern Azerbaycan düzyazısının en değerli eserlerinden biri olduğunu düşünüyorum "Labirent", kendi içinde yolunu kaybetmiş modern bir insanın hikayesidir. Yazar, insanın en karmaşık labirentinin şehirler, sokaklar veya binalar olmadığını gösteriyor. En karmaşık ve aşılmaz labirent, kişinin zihninde, hafızasında ve kalbinde inşa ettiği labirenttir "Labirent" okuyucuya yalnızca bir kahramanın kaderini tanıtmıyor. Herkesi kendi içine bakmaya, yaşamın anlamını, ölümün kaçınılmazlığını, insan ilişkilerinin değerini ve insanın manevi dünyasının önemini düşünmeye zorlar. Bu nedenle eser, yalnızca bir dönemin insanlarına değil, tüm zamanların insanlarına hitap eden felsefi ve sanatsal bir itiraf etkisi taşıyor İmamverdi İsmayilov bu hikâyesinde insan ruhunun acılarını, gizli korkularını ve umutsuzluk duygusunu milli düşünce, folklor hafızası ve zengin Azerbaycan dili ile birleştirerek uzun süre hatırlanacak, tekrar tekrar okuma isteği uyandıracak bir eser ortaya çıkarmayı başarmıştır. Bu anlamda sadece ölüme giden dolambaçlı yolların tasviri değil, aynı zamanda yaşamanın anlamı hakkında da yazılmış derin bir felsefi-kamuya açık sanatsal itiraf olan "Labirent", Azerbaycan nesir tarihinde kalacak değerli bir nesir örneğidir Milli Meclis Üyesi, Onurlu Gazeteci

Kaynak: 525.az

Diğer Haberler