Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

Reşat AKAR - TMK çalıştırılmayınca kriz kapıya dayandı

İnsanlar ‘güvence altında’ yaşadıkları zaman, bunun sonsuza dek bu şekilde devam edeceği yanılgısına kapılırlar Halbuki; ülkeler arası ilişkilerde olduğu gibi, insanlar arası ilişkilerde her zaman bir risk faktörünü dikkate almak gerekiyor Gün gelir kapı komşunuzla kavga eder duruma gelebilirsiniz

0 görüntülemediyaloggazetesi.com
Reşat AKAR - TMK çalıştırılmayınca kriz kapıya dayandı
Paylaş:

İnsanlar ‘güvence altında’ yaşadıkları zaman, bunun sonsuza dek bu şekilde devam edeceği yanılgısına kapılırlar Halbuki; ülkeler arası ilişkilerde olduğu gibi, insanlar arası ilişkilerde her zaman bir risk faktörünü dikkate almak gerekiyor Gün gelir kapı komşunuzla kavga eder duruma gelebilirsiniz O nedenle de daima temkinli ve hazırlıklı olmakta fayda vardır Kıbrıslı Türkler olarak; 1974 öncesinde ekonomik açıdan çok kötü durumdaydık Patronluk yapan insan sayımız parmakla gösterilecek kadar azdı Ayrıca can güvenliğimiz her zaman tehdit altındaydı Binlerce insanımız ırkçı saldırılar sonucunda evini, işini kaybetti Çok sayıda insanımız hayatını kaybederken, on binlerce kişi yurt dışına göç etmek zorunda kaldı Şimdi 1974 öncesine giderek; bilinenlerin tamamını tekrarlamayalım Ancak 1974 sonrasını konuşmalıyız Nüfus mübadelesi olduktan sonra Kıbrıslı Türkler kuzeyde, Kıbrıslı Rumlar da güneyde toplandı İki toplum arasında 2003 yılına kadar hiçbir temas olmadı Rum liderliği, ilkokul çocuklarından başlayarak tüm öğrencilere Türk düşmanlığına dayalı dersler verdi Sınır kapılarının açılmasından sonra karşılıklı geçişler başladı… Kıbrıslı Türkler güneye, Rumlar da kuzeye geçebiliyor… Peki bu karşılıklı geçişler, Rum tarafının Türk düşmanlığına dayalı eğitim sistemini olumlu yönde değiştirebildi mi? Gelelim mülkiyet meselesine… Güneyde kalan Türk mülklerinin önemli bir kısmı ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ hükümetlerinin kararıyla istimlak edildi Larnaka Havaalanı dahil, askeri kamplar, okullar, mezarlıklar, yeni yollar, parklar hep Türk arazileri üzerinde kuruldu Bunun karşılığında bankaya ‘o dönemin fiyatlarıyla’ para koyduklarını söylüyorlar Kırk yıl önce 2 bin Kıbrıs Lirası olan bir arsanın bugünkü değeri 2 milyondur Bir de kuzeydeki duruma bakalım Kıbrıslı Türkler de güneydeki mülklerin karşılığı olarak kuzeyde yeni evler ve araziler aldı İstisnalar olabilir Ancak ezici bir çoğunluğu kuzeydeki topraklarda iskan edildi ve eskiyi unutup, yenisine alıştı Harekat sonrasında doğanlar zaten geçmişteki olayları bilmezler… Kuşkusuz; güneyde mal bırakmadan kuzeyde mal alanların olduğunu görmezden gelemeyiz Siyasilerin yanlış kararları sonucunda ‘eşdeğeri olmayan’ kişilere de on binlerce dönüm arazi ve konut dağıtıldı Bunun yanında ‘şehit çocuğu arsası’, ‘mücahit puanı’ adı altında dağıtmalar oldu Halen ‘kırsal kesim arazisi’ adı altında dağıtımlar sürüyor Kuzeyde yapılan her şeyin faturası ise Türkiye’ye çıkıyor Türkiye Loizudu davası sonrasında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) çok sayıda davayla yüzleşti Annan Planı referandumu sonrasında ise AİHM, Demopulos kararı ile Türkiye ve KKTC’nin eline çok güçlü bir koz verdi Bunun özeti şöyledir: “Kuzeyde mülkü bulunan ve bunları güneydeki bir mülkle takas etmek isteyen veya satmak isteyenler Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvuracaklar...” Taşınmaz Mal Komisyonu ilk aylarda işe dört elle sarıldı ve Rumlardan gelen yoğun başvuruları incelemeye başladı Bugüne kadar 7 binden fazla Kıbrıslı Rum, kuzeydeki mülkünü satmak için başvuru yaptı Bunların çok büyük bir kısmı ‘kaynak yetersizliğinden’ dolayı sonuçlanmadı Türkiye haklı olarak KKTC hükümetlerine ‘Şerefiye Vergisi’ adı altında bir uygulama tavsiye etti Bu uygulama, elinde binlerce dönümlük Rum arsası bulunduran ve bunların ‘yasal sahibi tarafından’ devredilmesi halinde bugünkü fiyatına oranla en az iki kat fazla kazanç elde edecek olanlardan yüzde 20 oranında vergi alınmasını öngörüyordu Bunun neresi yanlış? Paranın yüzde 80’ini Türkiye, yüzde 20’sini de şimdiki mal sahibi ödeyecekti Ne var ki; bu konuda hazırlanan yasa Meclis’ten geçirilmedi Binlerce dönümlük Rum arazisini elinde bulunduranların etkisi altındaki siyasiler, tüm insanlarımızın geleceğini tehdit etme pahasına bunu yapmadılar Halbuki; Türkiye’nin önerisi, Ziraat Bankası’nın çok düşük faiz ve çok uzun vadelerle kredi sağlamasını da kapsıyordu “Aldık, bitti” diyenler yanılıyor Bazı kesimler, Rum mülkleriyle ilgili olarak “aldık, bitti, vermeyiz” düşüncesinde olabilirler Ve elimize geçen bu altın fırsatın heba dilmesini başarabilirler Ancak unutulmasın ki; gün gele farklı bir gelişme karşısında hiç kimsenin elinde Rum mülkü kalmayacak Rum Meclisi’nden geçirilen yasa çerçevesinde ‘sahibinin yasal devri olmadan’ mülk satın alan ve satanlar, kiralayanlar ve kiracı olanlar için 7 yıla kadar hapislik öngörülüyor Bu gerçeği de kimse göz ardı etmemelidir Türkiye “kardeşim sen bin dönüm Rum arazisini Türkleştirmek için yüzde 20’sini dahi ödemiyorsan, ben niye tamamını ödüyorum?” sorusunu haklı olarak soruyordur Bize düşen görev ise bu fırsatı çok iyi değerlendirmek ve Mal Tazmin Komisyonu’na yapılan başvuruları hızlı bir şekilde sonuçlandırmaktı… Rumlar ‘bu ihmalimizden’ yola çıkarak Avrupa nezdindeki girişimlere hız verdiler… Bunun bir sonucu olarak geçtiğimiz hafta Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’nden önemli bir karar çıkardılar… Önümüzdeki aylarda tek gündemimiz seçimler olacak… Böylesi bir süreçte Taşınmaz Mal Komisyonu siyasilerin aklına bile gelmez… Komisyonun yıl sonuna kadar etkin bir şekilde çalıştırılmaması halinde herkes başını duvara vuracak… Yıllardır bu köşeden yaptığımız uyarıları dikkate almayanlar sayesinde çok ciddi sıkıntılarla yüzleşeceğimiz kesindir…

Diğer Haberler