Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

Sözlerin değil ama duraklamaların yoruyor beni

gözlerin soğuktu kışın en uzun metaforu olarak gecenin omuzlarına düştü Gökyüzünün haberi yoktu gökyüzündeki yıldızlar Rüzgar yavaşça pencereye vuruyordu bakışlarınla sessizliği konuşturdun Odada loş bir ışık vardı ışığın altında yorgun bir masa masada bitmemiş çay nehirde serin bir akşam

0 görüntüleme525.az
Sözlerin değil ama duraklamaların yoruyor beni
Paylaş:

gözlerin soğuktu kışın en uzun metaforu olarak gecenin omuzlarına düştü Gökyüzünün haberi yoktu gökyüzündeki yıldızlar Rüzgar yavaşça pencereye vuruyordu bakışlarınla sessizliği konuşturdun Odada loş bir ışık vardı ışığın altında yorgun bir masa masada bitmemiş çay nehirde serin bir akşam akşam kaşlarını çatıyordu loş ışığıyla masanın üzerindeki mum Her şey normal görünüyordu kalbim dışında Beni yoran sözlerin değil, duraklamalarındı Her cümlede olduğu gibi gizli bir ayrılık yürüyordu hissedebiliyordum şiirin ritmi bozulduğu anda kalbinin ritmi de değişiyordu Saçların gece karışmıştı ve şehir yalnızlığıma Bu nasıl bir imaydı bir kişinin içindeki bir kişi gözlerin soğuktu Bir sıfat olarak hafızamda kaldı Ne kadar unutmayı istesem de her gece düştüğünde Adını düşünmeye devam ettim hiç bitmeyen bir hikayenin en üzücü cümle olarak Tutku insandadır sessizce başlayan bir ateş gibi doğar İlk başta bir görünümün kenarında gizlenir sonra bir dokunuşun hafızasında büyür sonuçta insanın kendisinden daha büyük bir parçası olur ikisinin arasında olan adı verilmedikçe güçlenen bir vaka olarak yaşıyor Ve aşk daha sessizdir; Tutkunun kaldırdığı toz yere düştükten sonra ortaya çıkıyor sessizliği paylaş böylece sessizliğe bürünür Bir insan bunu her zaman hissetmez ama hâlâ orada günlük yaşamda sıradan günlerin nefesinde Aşk insanı yakmaz Ama o depoda bile bir insanı yavaş yavaş dönüştüren bu da onu başka bir şekle sokar susuz dudağa umut veren Bu iki hayatın ayrılması Tutku orada küle dönüşüyor aşk ya büyür ya ölür Ayrılık gelince anlar insan duygular sadece yaşanmaz insan kendi içine gömülmüştür ayrılık sadece iki kişi arasında değildir Bir zamanlar "biz" olan her şey parçalanıyor Kelimeler anlamını yitiriyor dokunuşlar anılara dönüşür ya da aklıma bir şey getiriyor Tutku insanı deli eder Öte yandan aşk kendi kendine kalır ayrılık köprüyü yakar bir adam yanmış bir köprünün kenarında duruyor geri dönüşün olmadığını anlıyor ama yapabilirsin, o köprü bir sürü tamamlanmamış iş var Belki de en derin gerçek şudur: sevgiyle devam et Ayrılıkla bitmiyor sadece kişinin içinde duygular başka bir forma dönüşür ve yaşamaya devam ediyor sen benim her şeyimsin benim dilimde sıradan geliyor belki bir ömrün enkazı gibi yankılanıyor Herkes gibi sevmedim; biraz gecikmiş bir tren gibi insanın kendine itiraf edemediği odadaki nesnelerin konumu değişmedi hayatın anlamı değişti Sandalye aynı sandalyeydi pencere yeniden rüzgara açıldı Ben aynı kişi değildim aşkının beni doldurmasına izin ver düşüncelerim yorgun sokaklarda dolaşıyor bütün şehrin duvarlarına seni unutamıyorum bazıları hatırlamıyor sen benim en unutulmaz cümlemsin Anıların ruhumda yaşıyor bir insan birini çok sevdiğinde onsuz olacağı kişi olmaktan korkuyor Gözlerin - bir zamanlar Gece dört duvar arasında yeniden büyüyor rüzgar bu sefer pencereden değil içimden esiyor Sigara dumanı havada kaybolmaz sanki her nefeste sessizlik biraz daha artıyor Kendi kendime konuşmaya başladım bile "sen" dediğim kişi bazen sana hatırlatan boşluk Aşk tuhaf bir şey ve gittiğinde tüm şehri uyandırır Bir zamanlar omuzlarında uyuduğum kadın şimdi rüyalarımda bile tuhaf görünüyor Gözlerin bir zamanlar hayat verdiğim yer şimdi bakmaya korktuğum bir uçurum İhanet bazen bir adım değildir bilmeden o tarafa gidiyorsun geri döndüğünde artık seni kimse tanımıyor Bardakta kendimi aradım tek bulduğum derinlikti O derinlikte ne ses ne de ışık var sadece anıları boğdum insanın en tanıdık yerlerine dokunur en sevdiği sesin yokluğunda bir kişi terk edildiğinde değil unutmaya başladığında ölür Artık rüzgar perdesi yok Dört duvar sessiz çünkü onlar her şeyi biliyorlar

Kaynak: 525.az

Diğer Haberler