Tenqri
Ana Sayfa
Siyaset

SETA Ankara’da, “Sahadan Politikaya: Sudan Krizini Yeniden Okumak Konferansı” düzenlendi

SETA Ankara, “Sahadan Politikaya: Sudan Krizini Yeniden Okumak Konferansı”na ev sahipliği yaptı. Insight Turkey dergisi editörü Muhittin Ataman ile SETA Dış Politika Araştırmacısı Tunç Demirtaş'ın moderatörlüğünde gerçekleşen panelin açış konuşmasını Sudan Büyükelçisi Nadir Yousif Eltayeb gerçekleşt

0 görüntülemeulusal.com.tr
SETA Ankara’da, “Sahadan Politikaya: Sudan Krizini Yeniden Okumak Konferansı” düzenlendi
Paylaş:

SETA Ankara, “Sahadan Politikaya: Sudan Krizini Yeniden Okumak Konferansı”na ev sahipliği yaptı. Insight Turkey dergisi editörü Muhittin Ataman ile SETA Dış Politika Araştırmacısı Tunç Demirtaş'ın moderatörlüğünde gerçekleşen panelin açış konuşmasını Sudan Büyükelçisi Nadir Yousif Eltayeb gerçekleştirdi. Oturumlarda ülkedeki mevcut durum ve Türkiye'nin bölgedeki pozisyonu kapsamlı biçimde tartışıldı Konferansta yapılan değerlendirmelere göre, 2023 yılında başlayan Sudan krizi salt bir iç savaş niteliği taşımıyor. Süreç; devlet otoritesine yönelik silahlı bir meydan okuma, dış müdahalelerle derinleşen bir vekâlet çatışması ve Kızıldeniz’den Sahel’e uzanan çok katmanlı bir bölgesel güvenlik sorunu şeklinde ilerliyor. Sudan’ın stratejik konumu, sahip olduğu doğal kaynaklar ve Port Sudan gibi kritik limanları, ülkeyi Afrika Boynuzu-Kızıldeniz hattında kilit bir noktaya taşıyor. Bu mevcut tablo, krizi ulusal sınırların dışına çıkararak küresel ticaret, enerji güvenliği ve deniz jeopolitiği ekseninde belirleyici kılıyor Panelde, çatışmaların askeri ve diplomatik boyutları ayrıntılarıyla ele alındı. Sahada bulunan HDK'nin dış destekli hibrit bir milis yapı olduğu, savaşın çeşitli bölgesel ve uluslararası aktörlerin etkisiyle giderek derinleştiği belirtildi. Buna karşılık Sudan ordusu, devletin meşru kurumsal yapısını ve ulusal birliği temsil eden taraf olarak tanımlanıyor. HDK dış desteklerle kapasite kazanırken, Sudan ordusu sahada denge kurmaya çalışıyor. Çatışmalar dış bağlantılı lojistik ağlar, silah transferi ve bölgesel üsler üzerinden aralıksız besleniyor Diplomatik cephede ise Sudan hükümeti Cidde Deklarasyonu gibi girişimlerle çözüm arayışını sürdürüyor. Ancak sahadaki milis yapılar bu sürecin ilerlemesini kısıtlıyor. Buna rağmen devlet kurumlarının yeniden inşası, sivillerin korunması ve ulusal egemenliğin güçlendirilmesi asli öncelikler olarak masada duruyor Konferansın ikinci oturumunda, savaşın Sudan'ın devlet ve toplum yapısına verdiği hasar gündeme getirildi. Savaş öncesinde güçlü bir entelektüel ve teknik kapasiteye sahip olan ülkenin devlet kurumları ve sivil altyapısı çatışmalar nedeniyle ağır tahribata uğradı. Kriz, artık klasik bir iç savaştan çıkarak devlet inşası ile milis yapı arasındaki bir mücadeleye dönüştü. Aynı zamanda bu süreç, yoğun bir “bilgi ve algı savaşı” barındırıyor. Medya altyapısı hedef alınıyor, dezenformasyon artıyor ve ortak bir ulusal anlatı üretmek imkânsızlaşıyor. Altın, tarım kaynakları ve jeostratejik konumu, ülkeyi bölgesel ve küresel rekabetin tam merkezinde tutmaya devam ediyor. Bütün bu faktörler, krizin Afrika’dan Kızıldeniz’e uzanan geniş bir güvenlik mimarisi, medya savaşı ve jeopolitik rekabetin doğrudan bir parçası olduğunu gösteriyor Oturumların temel odak noktalarından bir diğeri ise Türkiye’nin kriz karşısındaki tutumu ve Afrika politikası oldu. Türkiye'nin Sudan yaklaşımı; dış müdahalelerin azaltılması, bölgesel sahiplenme, insani destek ve tarihî ilişkilere dayalı iş birliği çerçevesinde ilerliyor İkinci oturumda, Türkiye’nin Afrika politikasında son yıllarda inşa ettiği kurumsal kapasiteye dikkat çekildi. Etiyopya, Somali ve Cibuti gibi Doğu Afrika ülkeleriyle AK Parti arasında imzalanan mutabakat zaptları örnek gösterilerek, Türkiye'nin bölgesel krizlerde arabulucu ve kolaylaştırıcı bir rol oynayabileceği belirtildi. İnsani diplomasi yürüten ve çözüm odaklı bir yaklaşım benimseyen Türkiye, Sudan krizinde sahada ve masada aktif bir aktör olarak varlık gösteriyor

Diğer Haberler