Bağıranlar da, susanlar da, Azerbaycan'ı sevenler
Her gün sürekli "Oğlumu seviyorum, kızımı seviyorum, babamı ve annemi seviyorum, karımı seviyorum" diye bağıran birini gördünüz mü?... Kardeşini seven bir insan bunu her gün söylemez. Aşk söylenmez, yaşanır Aşk sesle ölçülmez. Sevgi sosyal ağlarda paylaşılarak değer kazanmaz. Aşk, insan ruhunun ken

Her gün sürekli "Oğlumu seviyorum, kızımı seviyorum, babamı ve annemi seviyorum, karımı seviyorum" diye bağıran birini gördünüz mü?... Kardeşini seven bir insan bunu her gün söylemez. Aşk söylenmez, yaşanır Aşk sesle ölçülmez. Sevgi sosyal ağlarda paylaşılarak değer kazanmaz. Aşk, insan ruhunun kendine ettiği sessiz bir yemindir. Kampanya aşk olamaz. Proje aşk olamaz Yaşadığımız dünyada aşkın anlamı çok değişti. Biraz moda oldu sanki. Çoğu dakikada bir 'Azerbaycan'ı çok seviyor, halk için yanıyor' diyor. Çok anlaşılır, bu sözler gürültü yaratıyor, onay topluyor. Peki bu çığlıkta ne kadar gerçek var? Aslında bu insanlar ailelerini de aynı şekilde "seviyorlar". Sevgilerini anne-babalarına, çocuklarına, eşlerine sosyal medyada göstererek gösteriyorlar Gerçek aşk tamamen farklıdır. Bencil olmaz. Hayatında hiç "Azerbaycan'ı seviyorum" diyemeyen insanlar var. Ama o her gün bu eyalet için çalıştı. Yükü omuzladılar ve sessizce çalıştılar. Bağırmadılar, yarattıklarıyla ortaya çıktılar. Kimsenin inanıp inanmaması umurlarında değil. Çünkü kendileri inanıyorlar. Onlar için aşk bir gösteri değil, Anavatan bir manipülasyon konusu değil Devlet, vatan, millet kutsal kavramlardır. Bunları oyun haline getirmek hainliktir. Reyting toplamak rezalettir Aklı başında hiç kimse annesini sevgiyle manipüle etmez, anne sevgisini sergilemeye sahne olmaz. Vatan sevgisi böyle olmalı Ve en önemlisi hem devletin hem de milletin kendisini sevenleri tanıması. Tarih onları biliyor, gelecek de onları bilecek Resulzade silah arkadaşlarıyla birlikte Cumhuriyeti kurdu. Bu yol için canlarını verdiler. Ama bir kez olsun 'bakın, vatanı seviyoruz' diye bağırmadılar Büyük lider Haydar Aliyev bağımsız Azerbaycan'ı parçalanmaktan korudu. Hayatını bu devlete adadı. Onu bu hale getiren aşktı. Samad Vurgu'nun "Azerbaycan" şiirini okurken yanan bir insanın aşkıydı bu Cumhurbaşkanı İlham Aliyev asırların yenilgisini tarihe dönüştürdü. Halkın birliğini sağlayarak Karabağ ve Doğu Zengezur'u işgalden kurtardı. Bu Azerbaycan sevgisinin zirvesiydi Polad Haşimov bir generaldi. Ama tüm davranışlarıyla her şeyden önce vatandaş olduğunu gösterdi. Bu topraklar için canını verdi. Ama bir kez olsun 'Ülkemimi çok seviyorum' demedi. Gösterdi ve tarih yazdı Şimdi şu soru ortaya çıkıyor: Azerbaycan'ı kim seviyor? Ona kim hizmet ediyor? Gürültü yapanlar mı, bağıranlar mı, yoksa sessizce çalışanlar mı? Paylaşanlar mı, yoksa yükü omuzlarına alıp gelmeyenler mi? Sevginin sessiz olduğunda daha gerçek olduğunu muhtemelen kabul edeceksiniz. Bugün sesli sevgiden çok sessiz sadakate, imajdan çok gerçekliğe ihtiyacımız var Ve unutmayalım ki aşk sahne için yaratılmadı. Aşk yaşam içindir Yani Azerbaycan'ı sevmek söylemekle değil, yaşamakla ölçülür Gerçek aşk asla kendini kanıtlamaya çalışmaz


