Tenqri
Ana Sayfa
Siyaset

Paris'in "demokrasi" politikasının arkasına gizlenen sömürgecilik - ANALİZ

21. yüzyılda klasik sömürge sisteminin resmen sona erdiği söylense de bazı büyük güçlerin eski sömürgeleri farklı şekillerde kontrol etmeye devam ettiği görülüyor. Özellikle Fransa, Afrika, Karayipler ve Pasifik bölgesindeki eski kolonilerinde uzun yıllar boyunca siyasi, ekonomik ve demografik nüfuz

0 görüntülemeapa.az
Paris'in "demokrasi" politikasının arkasına gizlenen sömürgecilik - ANALİZ
Paylaş:

21. yüzyılda klasik sömürge sisteminin resmen sona erdiği söylense de bazı büyük güçlerin eski sömürgeleri farklı şekillerde kontrol etmeye devam ettiği görülüyor. Özellikle Fransa, Afrika, Karayipler ve Pasifik bölgesindeki eski kolonilerinde uzun yıllar boyunca siyasi, ekonomik ve demografik nüfuz mekanizmalarını sürdürdü. Bu politika artık açık işgal biçiminde değil, "neokolonyalizm" modelindedir. Yeni Kaledonya ya da Kanakia olayları da bunun en dikkat çekici örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Yeni Kaledonya'nın yerli halkı Kanak, bölgeye "Kanakiya" adını veriyor Kanak topraklarının tarihi, yerli halkın kendi kaderini tayin etmek için verdiği uzun mücadelenin tarihidir. 19. yüzyılda Fransa'nın ilhak ettiği takımadalar, Paris için hem jeopolitik hem de ekonomik açıdan önem kazanmaya başladı. Özellikle zengin nikel kaynakları ve Pasifik Okyanusu'ndaki stratejik konumu, Yeni Kaledonya'yı Fransa için vazgeçilmez bölgelerden biri haline getirdi 1980'li yıllarda Kanak halkının kurtuluş mücadelesi silahlı çatışmaya dönüştüğünde Paris uzlaşmak zorunda kaldı. 1988'de Matignon Anlaşması, 1998'de Noumea Anlaşması imzalandı. Bu belgeler Yeni Kaledonya'nın özel statüsünü, kademeli sömürgecilikten kurtulma sürecini ve yerel halkın siyasi haklarının korunmasını sağlıyordu. Fransa aynı zamanda gelecekte bölgenin statüsüne ilişkin referandum düzenlemeyi de taahhüt etti Referandumlar ve değişen siyasi dengeler 2018 ve 2020 referandumlarında çoğunluk bağımsızlığa karşı oy kullansa da sonuçlar Paris için ciddi bir sinyal oldu. Çünkü her iki oyda da bağımsızlığı savunanların sayısı artmaya devam etti. Bu, üçüncü referandumun sonucunun farklı olabileceğini gösterdi Bundan sonra Fransız yetkililerin sürece karşı tutumunda ciddi bir değişiklik hissedilmeye başlandı. Korona virüs pandemisinin en kötü döneminde 2021 yılında yapılan referandum Kanak camiasında büyük memnuniyetsizliğe neden oldu. Pandemi nedeniyle bölge halkı ağır sosyal ve manevi kayıplara uğradı. Kanak toplumunda cenaze törenleri ve yas geleneklerinin özel kutsal önemi nedeniyle o dönemde normal seçim kampanyaları mümkün değildi. Ancak Paris referandumu ertelemedi Sonuç olarak Kanak hareketi referandumun meşruiyetini tanımadı. Katılımın düşük olması sonuçların objektifliği konusunda da soru işaretlerine yol açtı. Ancak Fransız hükümeti konunun kapandığını düşündüğünü açıkladı. Bu yaklaşım, Kanak toplumunda Fransa'nın artık arabulucu değil, çatışmanın doğrudan tarafı olduğu yönündeki kanaati güçlendirdi 2024 olayları: yeni-sömürgeci siyasetin yeni bir aşaması Mayıs 2024'te Yeni Kaledonya'da yaşanan olaylar, Fransa ile Kanak halkı arasındaki ilişkilerde bir dönüm noktası oldu. Krizin ana nedeni Paris'in seçim kurallarını değiştirme ve seçim havuzunu genişletme girişimiydi. Kanak hareketi, bu değişikliklerin yerel halkın siyasi ağırlığını zayıflatmayı ve bağımsızlık ihtimalini tamamen ortadan kaldırmayı amaçladığına inanıyordu Protestolar kısa sürede kitlesel çatışmalara dönüştü. Olaylar sonucunda 14 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı, ekonomik zarar ise milyarlarca avro olarak ölçüldü. Bundan sonra Fransız yetkililer katı baskıcı adımlar attı. Bu olaylar, Fransa'nın Yeni Kaledonya'daki siyasi sorunları diyalogla değil, idari ve zor yoluyla çözmeyi tercih ettiğini bir kez daha gösterdi. Paris demokrasi ve insan haklarından söz etse de Kanakia bambaşka bir politika uyguluyor. Yerel halkın siyasi nüfuzunun sınırlandırılması, demografik dengenin değiştirilmesi ve ulusal hareketin radikal olarak sunulması klasik yeni-sömürgeci stratejinin unsurları olarak kabul ediliyor Yeni Kaledonya Fransa için neden önemli? Fransa'nın Yeni Kaledonya'dan vazgeçmek istememesinin temel nedenlerinden biri ekonomik ve jeopolitik çıkarlardır. Takımadalar dünyanın en büyük nikel rezervlerinden birine sahiptir. Nikel, modern endüstride, özellikle de pil ve ileri teknoloji üretiminde stratejik bir kaynak olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle Paris bu kaynaklar üzerindeki kontrolünü kaybetmek istemiyor Bir diğer önemli faktör ise Pasifik bölgesinde artan jeopolitik rekabettir. Çin ile ABD arasındaki bölgede nüfuz mücadelesinin yoğunlaştığı bir dönemde Fransa, Yeni Kaledonya'yı Hint-Pasifik bölgesi ilan etti. stratejisinin temel direklerinden biri olarak görüyor. Bu nedenle Paris, bölgedeki konumunu zayıflatabilecek herhangi bir bağımsızlık sürecine karşı temkinli davranıyor Özgürlük mücadelesi uluslararası gündemde Kanak halkının mücadelesi artık sadece bölgesel bir mesele değil. Yeni Kaledonya, 1986'dan bu yana BM'nin sömürgelikten arındırılacak bölgeler listesinde yer alıyor. Bu, uluslararası hukuka göre Fransa'nın bölgede tarafsız bir arabulucu olarak hareket etmesi ve halkın kendi kaderini belirlemesi için gerekli koşulları sağlaması gerektiği anlamına geliyor Ancak son olaylar, Paris'in giderek çatışmanın doğrudan tarafı haline geldiğini gösteriyor. Bu nedenle Kanak hareketi konuyu uluslararası platformlarda daha aktif bir şekilde gündeme getirmeye başladı. Fransız yetkililerin eylemleri BM yapılarında, insan hakları örgütlerinde ve çeşitli uluslararası forumlarda eleştiriliyor Özellikle 2024 olaylarından sonra uluslararası ilgi arttı. Yerel aktivistlerin tutuklanması, siyasi baskılar ve insan hakları iddiaları Fransa için ciddi itibar sorunları yarattı. Bu durum, Paris'in kendisini "demokrasi ve insan hakları savunucusu" olarak tanıtmasıyla çelişiyor Azerbaycan'ın sömürgecilikten kurtulma sürecine desteği Azerbaycan son yıllarda sömürgecilikten kurtulma konularında daha aktif bir duruş sergiliyor. Bakü Girişim Grubu'nun faaliyetleri özellikle dikkat çekicidir. Bu platform, Fransa'nın ve diğer ülkelerin sömürge politikalarından mağdur olan halkların sesini uluslararası topluma taşımayı amaçlıyor Bakü'de düzenlenen etkinliklere Yeni Kaledonya temsilcilerinin katılımı da bu işbirliğinin göstergesidir. Azerbaycan'ın desteği siyasi açıklamalarla sınırlı değil. Bakü, çeşitli uluslararası konferans ve platformlar aracılığıyla sömürgecilikten kurtulma konusunu küresel gündeme taşımaya çalışıyor Cumhurbaşkanı İlham Aliyev konuşmalarında modern çağda yeni sömürgeciliğin kabul edilemez olduğunu defalarca vurguladı. Devlet başkanı özellikle Fransa'nın bu yönde uyguladığı politikayı eleştirdi ve halkların kendi kaderini belirleme hakkının sağlanmasının önemini dile getirdi. Bağlantısızlar Hareketi'nin başkanlığını yürüttüğü süre boyunca Azerbaycan Cumhurbaşkanı, sömürgecilikten kurtulma konusunu uluslararası gündemde tutan liderlerden biri olarak hareket etti. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Bakü İnisiyatif Grubu'nun faaliyetlerine destek vererek, sömürgecilik mağduru halkların sorunlarının uluslararası platformlarda tartışılmasına özel önem verdi. Bu politika, Azerbaycan'ın uluslararası hukuka, adalet ilkesine ve halkların özgür seçim hakkına verdiği desteğin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir Bu yaklaşım, Azerbaycan'ın uluslararası hukuka ve halkların kendi kaderini tayin hakkı ilkesine verdiği önemin bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Özellikle Bağlantısızlar Hareketi'nde aktif rol oynayan Azerbaycan, sömürgeciliğe karşı mücadele eden halklarla dayanışma göstermeye çalışıyor Yeni bir siyasi aşama ve belirsiz bir gelecek Haziran ayında yapılacak bölgesel seçimler Yeni Kaledonya için belirleyici bir aşama olarak değerlendiriliyor. Kanak hareketi bu seçimleri sömürgecilikten kurtulma sürecinin geleceği açısından kritik bir an olarak görüyor. Fransa seçim dengesini değiştirerek sadık güçlerin konumunu güçlendirmeye çalışıyor Bütün bunlar Kanakia'daki krizin henüz bitmediğini gösteriyor. Tam tersine bölge yeni ve daha karmaşık bir siyasi çatışma aşamasına giriyor. Asıl soru şudur: Fransa gerçekten sömürgecilikten kurtulma sürecine saygı gösterecek mi, yoksa yeni-sömürgeci politikasını sürdürecek mi? Mevcut durum, sömürgeciliğin modern zamanlarda biçimsel olarak değişse de özünün tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor. Ve Yeni Kaledonya'daki olaylar, halkların özgürlük ve kendi kaderini tayin etme mücadelesinin hâlâ geçerli olduğunu dünyaya bir kez daha hatırlatıyor

Kaynak: apa.az

Diğer Haberler

Parisin “demokratiya” siyasətinin arxasında gizlənən müstəmləkəçilik - TƏHLİL | Tenqri