O Ermeni'ye iki çift sözüm var
En az on beş, yirmi yıllık bir konuşmadır bu. İkinci vardiyada okuyan öğrencilerle aynı otobüsle eve dönüyordum. Sadece beş altı kişi olmasına rağmen otobüs seslerini aldı. Kendi aralarında sorular sordular: Şuşa ne zaman işgal edildi? Hepsi bir ağızdan konuştu: Mayıs'ın sekizinde Daha sonra

En az on beş, yirmi yıllık bir konuşmadır bu. İkinci vardiyada okuyan öğrencilerle aynı otobüsle eve dönüyordum. Sadece beş altı kişi olmasına rağmen otobüs seslerini aldı. Kendi aralarında sorular sordular: Şuşa ne zaman işgal edildi? Hepsi bir ağızdan konuştu: Mayıs'ın sekizinde Daha sonra Laçin'in işgalinden bahsettiler. Ancak bu sefer soruya doğru cevap veremediler Görünüşe göre tarih dersinden yeni çıkmışlar. Çünkü Laçin'den sonra Fuzuli ve Cebrail'e gittiler. Peki ya üzerinden uzun yıllar geçmişse? O sahneyi hâlâ hatırlıyorum. Fuzuli ve Cebrail'in işgal tarihini Ağdam'ın işgaliyle karıştırdılar. 23 Ağustos yerine 23 Temmuz dediler Daha sonra Gubadlı ve Zengila'nın işgal tarihleri geliyordu. Bunu da konuştular. Ama yine ayları ve yılları karıştırdılar İki seçeneğim vardı: Ya başarısız öğrencilerle aynı otobüse bindim ya da çocuklar tarihi sevmiyor Ama o sırada başka bir soru üzerinde düşünüyordum: Bir ulusun tarihinde kaç meslek vardır? Çocuklar neden bu ünlü tarihleri ezberlemek zorundalar? Tek çıkış yolu vardı: Tarihimizin o karanlık sayfalarını yırtmak! Sonuçta bu olayın yıllar önce gerçekleştiğini yazdım. O zamanlar ufukta hâlâ bir parıltı yoktu Hüzün yüreğimi doldurdu. Apartmana ulaşmama daha çok zaman olmasına rağmen otobüsten indim. Yarı karanlık sokaklarda yürürken aynı kelimeleri defalarca tekrarlıyordum: "Kusura bakmayın çocuklar," "Kusura bakmayın çocuklar..." Bundan 15-20 yıl önce uluslararası etkinliklerde gözlerimiz Koçeryan ve Sarkisyan'ı arıyordu. Dünyanın uluslararası hukuka tükürdüğü o yıllarda Ermeni liderliğine işgale ne zaman son vereceklerini sormak istedik. Ağırdı ama bir vatandaşlık göreviydi Kasım 2020'den sonra katıldığımız uluslararası etkinliklerde gözümüz yine göçebeleri, Sarkisyanları ve diğer tarafları arıyor. Şahsen o marangozlara söyleyecek iki çift sözüm var. Ama ne söyleyeceğimi sorma. Bu çok yazık 44 gün savaşında kazandığımız zaferin mahiyetini zaman geçtikçe daha iyi anlıyorum. Otuz yıl önce Türkiye'de okurken suratsız, sinir bozucu öğretmenim her fırsatta benimle dalga geçerdi: "Bir avuç Ermeniyle baş edemezsin..." Şu anda Türkiye'de öğrenci olan oğlumun öğretmenleri sık sık şunu söylüyor: "Ermenilerin anasını ağlattınız. Allah sizden razı olsun!" Cesur asker, bu övgünün çoğunu sen hak ediyorsun Yüzümüzü ak ettin, yüzün ak olsun!


