Mösyö Rimet’nin rüyası | T24
Gemi, Nice yakınlarındaki Villefranche-sur-Mer limanından ayrılalı bir hafta olmuştu neredeyse. Kaptan, daha en az bir haftalık yol olduğunu söylüyordu. Fırtınaya yakalanmadan, azgın dalgalar yüzünden kamaralara tıkılmadan sakin bir yolculuk geçiriyorlardı. Fakat herhangi bir kara parçası görmeden g

Gemi, Nice yakınlarındaki Villefranche-sur-Mer limanından ayrılalı bir hafta olmuştu neredeyse. Kaptan, daha en az bir haftalık yol olduğunu söylüyordu. Fırtınaya yakalanmadan, azgın dalgalar yüzünden kamaralara tıkılmadan sakin bir yolculuk geçiriyorlardı. Fakat herhangi bir kara parçası görmeden geçen günler üst üste geldikçe, Mösyö Rimet’nin kitap okumaya ayırdığı saatler, göğsünde biriken sıkıntı ile heyecan karışımı duyguya gem vuramaz olmuştu. “Güverteye çıkarsam, hiç değilse idman yapan birilerini görürüm” diye düşündü. Kamaradan çıkmadan önce, bavulunu bir kez daha kontrol etti Oradaydı… Usulca dokundu, onu saran kumaş parçasını sıyırıp, parıltısını sanki ilk kez görüyormuşçasına hayret ve hayranlıkla bir süre izledi. Eline alıp şöyle bir tarttı. Evet, arkadaşı Abel Lafleur iyi iş çıkarmıştı; ne çok hafif, ne de görgüsüzlük sembolü olacak kadar şatafatlı ve ağır… Zarif, bir salonda köşede dursa, ilk bakışta dikkat çekmeyecek bir heykelcik. Gümüş üzerine altın kaplama figür, zafer tanrısı Nike’yi simgeleyen kanatların üzerinde yükselen bir kupaydı. Kaidesindeki koyu lacivert taşla beraber ağırlığı 4 kiloya yaklaşıyor, asaleti tamamlanmış oluyordu. Gülümseyerek bavulu kapadı Mösyö Rimet, adeti olduğu üzere, kır düşmüş bıyıklarını aynada son bir kez taradıktan sonra güverteye yöneldi. Altmışına yaklaşıyordu ve uğrunda ömrünün yarısından fazlasını harcadığı, adeta iple çektiği an yaklaştıkça, içi içine sığmıyordu. Otuz yıllık rüyası gerçek olmak üzereydi. Son anda aksilik çıkabileceğine dair, beyninin bir köşesini kemiren karamsarlığı kovmaya çalıştı Conte Verde adındaki gemide birlikte seyahat ettikleri Fransız, Belçikalı, Romen ve Yugoslav futbolculardan bazıları güverteye çıkmış, kimi bir köşede ip atlıyor, kimi halter kaldırıyor, ortada toplananlar da ayağa tek pas yaparak kaslarını diri tutmaya çalışıyordu. Koskoca Avrupa kıtasından bu turnuvaya katılabilecek yalnızca dört milli takım bulabilmişlerdi. FIFA’nın kurulduğu 1904’ten beri bu organizasyona burun kıvıran İngilizler, savaştan yenik çıktıkları 1918’den bu yana toparlanmaya çalışan Almanlar ya da “Birkaç maç yapmak için onca yolu tepip Uruguay’a kadar gitmeye ne gerek var?” diyen başka ülkeler, futbolda dünyanın ilk büyük organizasyonu olacak ve profesyonel sporcuları buluşturacak bu turnuvanın dışında kalmışlardı. Davet ettikleri Mısır da, son anda telgraf çekip çok istedikleri ve yola çıktıkları halde, kötü hava koşulları yüzünden Fransa’dan kalkan gemiye yetişemeyeceğini “üzülerek” bildirmişti Profesyonellik deyince, biraz durmak lazım. Mösyö Rimet, modern olimpiyat fikrinin ete kemiğe büründüğü 1896’dan beri, başta Baron Pierre de Coubertin olmak üzere Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ndeki arkadaşlarıyla bu konuda tartışıyordu. Onlar geniş kitlelerin hem ruhen hem fiziksel olarak eğitilmesi, moral değerlerin yayılması ve dünya barışı adına dört yılda bir yapılan yarışmalara yalnızca amatör sporcuların katılabilmesini savunuyordu. Rimet’nin derdi başkaydı. Olimpiyat Komitesi’ndekiler gibi ağzında gümüş kaşıkla dünyaya gelmemiş, savaşta kazandığı madalyalar dahil pek çok şeye zorlu yollarda hırpalanarak sahip olabilmişti. Hiçbir zaman iyi oynayamadığı ama izlemekten büyük zevk aldığı futbol, onu iki çarpıcı gerçekle tanıştırdı: Birincisi, sahaya çıkıldığı anda her türlü sınıfsal ayrım, zengin-fakir farkı ortadan kalkıyordu. Kurallar herkes için eşitti. İkincisi, marifet yalnızca iltifatla geçiştirilmediği, bazen para da ettiği için, Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde iyi futbol oynayan gençler ücret almaya başlamış, yani profesyonel olmuşlardı. Bu durumda olimpiyatlarda düzenlenen futbol turnuvalarına katılamıyorlardı. En iyileri dışarıda bırakan bir “Dünya Şampiyonası” olamazdı, Rimet’ye göre… 1921’de başkanlık koltuğuna oturduğu FIFA, ne yapıp edip kendi kupasını düzenlemeliydi. Yıllar süren mücadelenin sonunda, 1928’de Amsterdam’daki toplantıda futbolda dünyanın en iyisini belirleyecek turnuvanın, tıpkı olimpiyatlar gibi dört yılda bir yapılmasına ama kapısı profesyonel sporculara da açık olacağı için ayrı olmasına karar verildi. Kararın altında o gün FIFA’ya üye olan 28 ülke temsilcisinin imzası vardı Ruhu özgür, niyeti kavi, inadı inattı Mösyö Rimet ve arkadaşlarının amma… Önemli bir eksik vardı: Para. Dünyamız yine bir buhran döneminden geçiyor, Avrupalı hükümetler bir futbol turnuvasına ev sahipliği yapma fikrine yüz vermiyordu. Cankurtaran simidi hiç beklenmeyen bir yerden, Atlantik’in öte yakasındaki Uruguay’dan geldi. İngilizler, FIFA’ya dirsek çeviriyordu ama futbol topunu götürüp bu oyunu sevdirdikleri Güney Amerika kıtasında elini taşın altına koymaya hazır ülkeler vardı. 1930’da anayasaya ve bağımsızlığa kavuşmasının yüzüncü yılını kutlayacak olan Uruguay, bunların başında geliyordu. Arjantin ve Brezilya arasında bir tampon bölge olarak görülen bu küçük ülke, sahip olduğu doğal kaynakları iyi kullanan akıllı yöneticiler sayesinde az zamanda büyük işler başarmış, “Güney Amerika’nın İsviçre’si” diye anılır olmuştu. Devlet başkanı Juan Campisteguy, ülkenin yüz yılda nereden nereye geldiğini, komşu coğrafyalardan ve Avrupa’dan gelecek misafirlere göstermek istiyordu. Ne kadar kararlı olduğunu, Montevideo’da devasa bir stat inşaatına girişerek, girişmekle de kalmayıp, 90 bin kişilik Centenario Stadı’nı temeli atıldıktan yalnızca bir yıl sonra bitirerek gösterdi. İnanılması zordu ama isteyince oluyordu demek… Görenlerin ağzını açık bırakan, Rimet’ye “Bu bir futbol tapınağı” dedirten Centenario, ilk Dünya Kupası’nın 18 maçından 10’una kucak açtı 4 Temmuz 1930 günü Conte Verde, Montevideo limanına yanaştı. Organizasyon için önceden toplanan Amerika kıtası temsilcileri; ev sahibi Uruguay, Arjantin, Brezilya, Bolivya, Paraguay, Peru, Şili, Meksika ve ABD’li sporcular, Avrupa’dan gelen rakiplerini karşıladılar. Başkan Campisteguy hemen ilk gece, Rimet ve arkadaşlarının şerefine bir mangal partisi düzenlemişti Sonrası… Biliyorsunuz. Hani derler ya; sonrası tarih… Ama son jenerik akmadan ufak tefek hatırlatmalar yapmak gerekirse; T24 dijital haber ve abonelik platformudur. Google ile giriş, T24 abonelik hesabınıza kayıt ve oturum açma içindir; Google hesabınızdan yalnızca e-posta adresi ile ad-soyad bilgisi alınır. Detaylı bilgi · Abonelik · KVKK Çerezler, bir web sitesinden gönderilen ve kullanıcının web tarayıcısı tarafından kullanıcının bilgisayarında, kullanıcı gezinirken saklanan küçük veri parçalarıdır. Tarayıcınız her mesajı çerez adı verilen küçük bir dosyada saklar. Sunucudan başka bir sayfa talep ettiğinizde, tarayıcınız çerezi sunucuya geri gönderir. Çerezler, web sitelerinin bilgileri hatırlaması veya kullanıcının tarama etkinliğini kaydetmesi için güvenilir bir mekanizma olacak şekilde tasarlanmıştır Bu tanımlama bilgileri, web sitesinin çalışması için gereklidir ve sistemlerimizde kapatılamaz. Bunlar genellikle yalnızca sizin işlemlerinizi gerçekleştirmek için ayarlanmıştır. Bu işlemler, gizlilik tercihlerinizi belirlemek, oturum açmak veya form doldurmak gibi hizmet taleplerinizi içerir. Tarayıcınızı, bu tanımlama bilgilerini engelleyecek veya bunlar hakkında sizi uyaracak şekilde ayarlayabilirsiniz ancak bu durumda sitenin bazı bölümleri çalışmayabilir Bu tanımlama bilgileri, sitemizin performansını ölçebilmemiz ve iyileştirebilmemiz için sitenin ziyaret edilme sayısını ve trafik kaynaklarını sayabilmemizi sağlar. Hangi sayfaların en fazla ve en az ziyaret edildiğini ve ziyaretçilerin sitede nasıl gezindiklerini öğrenmemize yardımcı olurlar. Bu tanımlama bilgilerinin topladığı tüm bilgiler derlenir ve bu nedenle anonimdir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz sitemizi ne zaman ziyaret ettiğinizi bilemeyiz Bu tanımlama bilgileri, videolar ile canlı sohbet gibi gelişmiş işlevler ve kişiselleştirme olanağı sunabilmemizi sağlar. Bunlar, bizim tarafımızdan veya sayfalarımızda hizmetlerinden faydalandığımız üçüncü taraf sağlayıcılarca ayarlanabilir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz bu işlevlerden tümü veya bazıları doğru şekilde çalışmayabilir Bu tanımlama bilgileri, sitemizde reklam ortaklarımız tarafından ayarlanır. Bunlar, ilgili şirketler tarafından ilgi alanları profilinizi oluşturmak ve diğer sitelerde alakalı reklamlar göstermek için kullanılabilir. Benzersiz olarak tarayıcınızı ve cihazınızı belirleyerek çalışırlar. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz farklı sitelerde size özel reklam deneyimi sunamayız Not: Reklamlar çerez politikasından bağımsız olarak gösterilir Bu tanımlama bilgileri, içeriğimizi arkadaşlarınız ve ağınızla paylaşabilmenizi sağlamak için sitemize eklenen çeşitli sosyal medya hizmetleri tarafından ayarlanır. Diğer siteleri kullanırken de tarayıcınızı izleyip ilgi alanı profilinizi oluşturabilirler. Bu durum, ziyaret ettiğiniz diğer sitelerde gördüğünüz içerikleri ve mesajları etkileyebilir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz bu paylaşım araçlarını kullanamayabilir veya göremeyebilirsiniz


