Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

Milli hafızayı yaşayan ve taşıyan büyük bir söz ustası

Çağdaş edebiyatımızda öyle şahsiyetler var ki, onları sadece şair, nesir yazarı, gazeteci, siyasetçi olarak tanıtmak yetmez. Çünkü bu tür isimler sadece eser yazmazlar, sadece fikir beyan etmezler; bütün bir dönemin ruhunu, bir milletin tarihi hafızasını, bir coğrafyanın kaderini omuzlarında taşırla

0 görüntüleme525.az
Milli hafızayı yaşayan ve taşıyan büyük bir söz ustası
Paylaş:

Çağdaş edebiyatımızda öyle şahsiyetler var ki, onları sadece şair, nesir yazarı, gazeteci, siyasetçi olarak tanıtmak yetmez. Çünkü bu tür isimler sadece eser yazmazlar, sadece fikir beyan etmezler; bütün bir dönemin ruhunu, bir milletin tarihi hafızasını, bir coğrafyanın kaderini omuzlarında taşırlar. Halk şairi Sabir Rüstemhanlı da bu olağanüstü kişiliklerden biridir Halk şairi, seçkin filolog, sosyal ve siyasi şahsiyet Sabir Rüstemhanlı, Azerbaycan edebiyatı, sosyal ve siyasi düşünce tarihinde eşsiz ve silinmez iz bırakmış büyük bir şahsiyettir. Sadece şair ve yazar olarak değil, aynı zamanda bir gazeteci-gazeteci olarak milli düşüncesi ve sosyal hayattaki ilkeli duruşuyla Azerbaycan halkının özgürlük duygularını, vatan sevgisini, tarihi hafızasını ve milli ideallerini hem sanatsal hem de entelektüel açıdan büyük bir metanet ve cesaretle dile getirmiştir Bugün Sabir Rüstemhanlı adı sadece Azerbaycan edebi düşüncesinin değil, aynı zamanda bir bütün olarak Türk dünyasının manevi hafızasının ayrılmaz bir parçası gibi geliyor. Onun hem yaratıcılığı hem de toplumsal mücadelesi milli kimliğin korunması, tarihi gerçeğin yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması açısından yeri doldurulamaz bir öneme sahiptir Sabir Rüstemhanlı'nın edebiyat ve fikir dünyasını derinlemesine anlamak için onun yaratıcılığına yön veren ana kavramlara bakmak yeterlidir. Bu kavramların başında hiç şüphesiz anadil gelmektedir. Sabir Rustamkhanli'ye göre dil sadece bir iletişim aracı değil; Dil milletin görünmez sınırıdır, tarihi hafızasının sığınağıdır, manevi bütünlüğünün dayanağıdır. Onun düşünce sisteminde dil, geçmiş ile gelecek arasında kutsal bir köprüdür Bu nedenle Sabir Rüstemhanlı için anadili korumak sadece bir kültür meselesi değil, doğrudan doğruya milli varlığın, milli ruhun ve devletlik şuurunun korunması anlamına gelmektedir. Eserlerinde estetik güzelliğin sanatsal unsuru olmak için dil yeterli değildir; ulusal öz farkındalığın, tarihsel hafızanın ve ahlaki direnişin temel direklerinden biri haline gelir. Sabir Rüstemhanlı'nın söz dünyasında dil, hem bir hafızadır, hem bir sınırdır, hem de milletin kaderini elinde bulunduran ruhun sesidir Sıklıkla dile getirdiği "Toprağın korunması gerektiği gibi ana dilin de korunması gerekir" düşüncesi aslında onun tüm yaratıcılığının ve düşünce sisteminin ahlaki formülüdür. Bu fikir sıradan bir dil sevgisinin ifadesi değildir; burada dil ile toprak, söz ile vatan, söz ile kader ulusal varlığı arasında derin ve ayrılmaz bir bağ kurulur. Sabir Rüstemhanlı için anadil, Vatan kadar kutsal, sınırlar kadar dokunulmaz, bayrak kadar yüce ve kıymetlidir Bu manevi bağlılık onun şiirlerinde, gazetecilik yazılarında ve halka açık konuşmalarında açıkça görülmektedir. Özellikle Azerbaycan realitesinde, milli kimlik ve devletçiliğin hassas anlarında, Milli Meclis koltuğundan dile getirdiği görüşler, onun söz ve fiil arasında yarattığı bütünlüğün parlak bir örneğidir. Sabir Rüstemhanlı için yazmak sadece edebi bir faaliyet değil, aynı zamanda milli bir duruş, ahlaki sorumluluk ve tarihi bir görevdir Dili bir milletin manevi coğrafyası olarak anlar. Arazi işgal edilebilir; ama dil var olduğu sürece milletin iç vatanı da yaşamaya devam edecektir. Bu nedenle onun şiirlerinde vatan sevgisi sadece haritada gösterilen ülkeye değil, o ülkenin diline, hafızasına, sesine, ruhuna da yansımıştır Çağdaş Azerbaycan edebiyatında Sabir Rüstemhanlı'yı öne çıkaran ve farklılaştıran en önemli unsurlardan biri onun şiirindeki vatandaşlık bilincidir. Lirik duyarlılığı hiçbir zaman toplumsal sorumluluktan ayırmadı. Onun şiirinde aşk varsa, bu aşk sadece bireysel duyguların ifadesi değildir; milletine, tarihine, ülkesine, insanına duyulan daha büyük, daha yüce bir sevgidir. Azerbaycan, eserlerinde sadece bir ülkenin adı olarak değil, konuşulacak, yazılacak, direnilecek, gerekirse bedeli ödenecek kutsal bir emanet olarak karşımıza çıkıyor. Bu açıdan Sabir Rüstemhanlı modern Azerbaycan şiirinde milli irade şairidir Onun edebi kişiliği ile siyasi ve toplumsal mücadelesini birbirinden ayrı düşünmek mümkün değildir. Sabir Rüstemhanlı, 1988 yılındaki ulusal uyanış sürecinde Meydan Hareketi'nin ruhunu taşıyan öncülerden biri olmuş ve sadece yazılarıyla değil, meydandaki duruşuyla da halkın milli bilincine seslenmiştir. Bağımsızlık döneminde üstlendiği misyonlar, milletvekilliği faaliyetleri, medya ve fikir hayatındaki öncü konumu yalnızca onun kalemiyle yazılmıştır. iradesiyle konuşan bir aydın olduğunu açıkça göstermektedir Sanatsal çalışmaları ile politik konumu arasında hiçbir çelişki ya da kopukluk yoktur; tam tersine aynı milli-manevi çizginin farklı tezahürleridir. Şairin sözleri ile siyasetçinin duruşu aynı kökten beslenmektedir: Azerbaycan'ın dili, kimliği ve bütünlüğü Bu anlamda Sabir Rüstemhanlı sadece bir edebiyatçı değil, aynı zamanda ulusal hafızanın da mimarıdır. Özellikle "Hayat Kitabı" Azerbaycan'ın yakın tarihinde bir düşünce olayı olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışma, bütün bir neslin kendini yeniden tanıması, geçmişine bakması, milli kaderini yeniden okuması için bir fırsattı. Kaleminden çıkan metinler düşünceyi, hafızayı ve toplumsal iradeyi harekete geçiren, toplumun manevi enerjisini uyandıran metinlerdir Sabir Rustamhanlı'nın büyüklüğü aynı zamanda geleceğe hitap etme yeteneğinde de yatıyor. Anadilini bir nostalji nesnesi olarak görmüyor. Ona göre dil yaşayan, mücadele eden, korunması ve gelecek nesillere güçlü bir şekilde aktarılması gereken canlı bir varlıktır. Bu nedenle eğitimden basına, yasama dilinden günlük hayata kadar dilin doğru, saf ve bilinçli kullanımını milli bir görev olarak görmektedir. Ona göre anadili korumak sadece filologların ya da öğretmenlerin işi değildir; tüm toplumun ortak sorumluluğudur. Çünkü dil bozulunca düşünce de zayıflar, hafıza silikleşir, kimlik sarsılır Şiirlerinde sıklıkla karşımıza çıkan tarih bilinci burada özel bir anlam kazanıyor. Sabir Rustamhanlı'nın eserlerinde tarih, yaşayan bir biliş, yaşayan bir bilinçtir. Türk dünyasının ortak hafızası, Azerbaycan'ın mücadelelerle dolu tarihi, Karabağ acıları, ayrılık arzusu, birlik arzusu, bütün bunlar onun metinlerinde bir kültür ve medeniyet bilinci olarak tecelli etmektedir. Geçmişi bugünün iradesine dönüştüren fikir adamıdır. Dolayısıyla eserlerindeki "vatan" kavramı coğrafyadan daha geniş ve derin bir anlam taşır: Vatan, bir dilin konuşulduğu, tarihin hatırlandığı, kimliğin korunduğu her yerdir Sabir Rustamhanlı'nın şiiri, gazeteciliği ve entelektüel mirası üzerine bir süredir yaptığım araştırmalar sonucunda onun edebi kişiliğinin ana dili, milli kimliği ve vatanı açısından bütünsel olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna vardım. Milli şairin 80. yılı münasebetiyle hazırladığım "Dil, Kimlik, Vatan" kitabım da tam da bu sonucun sonucu olarak ortaya çıkmış ve dilin onun eserlerinde milli hafıza, kimlik ve devletlik bilinciyle kurduğu derin bağı daha yakından görme fırsatı yaratmıştır Sabir Rustamhanlı'ya göre anadil, bir milletin görünmez sınırı, tarihi hafızası ve ahlaki direnişinin gücüdür. Bu çerçeve, Dil, Kimlik, Vatan adlı çalışmamda ortaya koymaya çalıştığım ana yaklaşımın özünü oluşturmaktadır Bu da Sabir Rüstemhanlı'yı Türk dünyası açısından değerli kılan bir diğer önemli husustur. Azerbaycan'dan bahsederken sadece bir ülkeden bahsetmiyor; aynı zamanda Türk dünyasının parçalanmış hafızasını, ortak kültürünü ve ortak kaderini de ifade etmektedir. Eserlerinde Türk dilinin farklı kolları arasındaki akrabalık, tarihi bağların sürekliliği ve ortak medeniyet bilinci güçlü bir şekilde hissedilmektedir. Bu anlamda Sabir Rüstemhanlı sadece milli bir şair değil; aynı zamanda Türk dünyasının ortak vicdanına seslenen güçlü bir söz ustasıdır Seksen yıl sıradan bir ömür hesabı değildir. Hele ki bir milletin bu seksen yılda şiiri, mücadelesi, acısı ve umudu varsa, o zaman bu çağ takvimde basit bir rakam olmaktan çıkar, koca bir devrin şahidi olur. Sabir Rüstemhanlı'nın 80 yıllık hayatı aynı zamanda Azerbaycan'ın yakın tarihine, milli uyanışına, dil mücadelesine, edebi direnişine, Türk dünyası idealine duyduğu derin saygının da bir ifadesidir. Onu anmak sadece bir ustaya saygı göstermek değildir; aynı zamanda edebiyatta ana diline, milli kimliğine ve vatanına bağlılığın en güçlü örneklerinden birine selamdır Bugün Sabir Rüstemhanlı denilince akla sadece şiir gelmiyor; aynı zamanda bir ses, bir duruş, bir direniş ve bir inanç geliyor. Vatanın yükünü sözlerine yükleyen, milletin hafızasını diline emanet eden, kalemini hak uğruna kullanan büyük bir isimdir. Eserlerini okurken bir milletin asırlık çalkantılarını, sevinçlerini, kayıplarını, diriliş arzusunu da okuyabilirsiniz Bu yüzden Sabir Rustamhanlı dilin şairidir; Çünkü dili milletin kaderi olarak görmüştür. O bir kimlik şairidir; çünkü insanı ve toplumu kökünden ayırmadan anlıyordu. Vatan şairidir; çünkü o her ikisi de toprağı da, sözü de aynı kutsallık duygusuyla savundu Ve belki de onu en doğru şekilde şu cümle ifade ediyor: Sabir Rüstemhanlı, Azerbaycan'ın sesiyle konuşan, Türk dünyasının anısıyla yazan, sözleriyle Anavatanı savunan büyük bir Halk Şairidir Türkiye Gazi Üniversitesi Araştırmacısı

Kaynak: 525.az

Diğer Haberler