İBB davasında 27. gün | Mehmet Pehlivan: Delilleri karartma şüphem olduğunu söylüyorsunuz ama hangi delilleri karartacağımı yazmıyorsunuz; avukatlık yaptığım için kapatıldım! | T24
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik 414 sanıklı İBB davasının 27. gününde, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan’ın savunması tamamlandı. Pehlivan, "Hakkımda adli kontrol tedbirlerinin yetersiz oluşuna ilişkin neden bir karar kurmuyorsunuz? Delilleri karartma şüphem olduğunu

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik 414 sanıklı İBB davasının 27. gününde, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan’ın savunması tamamlandı. Pehlivan, "Hakkımda adli kontrol tedbirlerinin yetersiz oluşuna ilişkin neden bir karar kurmuyorsunuz? Delilleri karartma şüphem olduğunu söylüyorsunuz ama hangi delilleri karartacağımı yazmıyorsunuz. Beni kızımdan ayrı tutmanızın ek gerekçesi nedir?" diye sordu. Avukat Pehlivan, "Siyasi iktidar, yargı ve medya üçgeninde üzerimize atılan onlarca okla uğraşmaktan yılmadık, yılmayacağız da. O yüzden bilmeliler ki ve bilmelisiniz ki hukukta ısrar etmekten, avukatlık yapmaktan bir an olsun vazgeçmeyeceğiz" dedi CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB davasının duruşması 27. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda, devam ediyor Beyoğlu Belediyesi'ne ilişkin aralarında görevden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de olduğu, 3'ü tutuklu 7 kişi hakkındaki dosyanın bu davayla birleştirilmesi kararı sonrasında, davadaki sanık sayısı, 92'si tutuklu 414'e çıkmıştı Duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu tutuklu sanıklar katıldı Tutuklu sanıklar jandarma eşliğinde salona getirilirken, izleyici kısmında bulunan sanık yakınları, tutukluların isimlerini söyleyerek selamlamaya çalıştı İnan Güney salona getirildiğinde, “İnan Güney onurumuzdur” sesleri yükseldi. Resul Emrah Şahan ise “Başkanım, seni çok özledik. Şişli burada” sözleriyle karşılandı Ekrem İmamoğlu, salona getirildiği sırada, tüm tutuklu sanıklar ayağa kalktı. Avukatların olduğu bölüme el sallayan İmamoğlu, bazı tutuklu sanıklarla tokalaşıp, sarıldı, bu sırada izleyiciler yine alkışlarla “Ekrem başkan onurumuzdur” şeklinde seslendi Duruşma saat 11.00 sıralarında başladı. Pehlivan savunmasına başlamadan önce, sanık avukatları, perşembe günü yapılacak tutukluluk incelemesi için söz istedi. Mahkeme başkanı, değerlendirmenin dosya üzerinden yapılacağını belirtti. Bunun üzerine sanık avukatları, adil yargılama yapılmadığını öne sürerek 'reddihâkim' talebinde bulundu. Mahkeme Başkanı bunun üzerine duruşmaya bir saat ara verdi Aranın ardından başlayan duruşmada, Mahkeme Heyeti, reddihâkim talebini, "duruşmayı uzatmak amaçlı" olduğu gerekçesiyle oy birliğiyle reddetti Bu arada, Mahkeme heyetinin, etkin pişmanlıktan yararlanan Adem Soytekin'in, "Birçok kez ifade vererek dosyanın aydınlatılmasına katkı sundum. Gerginlik nedeniyle duruşmalara katılmakta zorlanıyorum” diyerek kürsüde dinlenme sırasının öne alınmasına ilişkin iki gün önce sunduğu dilekçesini de değerlendirdiği öğrenildi Mahkeme Başkanı, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan ancak tutukluluk hali devam eden ve savunmaların alınması için hazırlanan listede 105. sırada bulunan Adem Soytekin'in, "savunmasının öne alınması" talebini kabul ettiklerini açıkladı. Mahkeme Başkanı, "Savunmanı hazırlarsan seni Mehmet Pehlivan'dan sonra dinleyeceğiz. Sonra yazı yazacağız, seni duruşmaya getirmeyeceğiz" dedi Duruşmada, İmamoğlu’nun tutuklu yargılanan avukatı Mehmet Pehlivan, geçen hafta çarşamba günü başladığı savunmasını tamamladı. Pehlivan, "Bu noktaya kadar, iktidarın yargı eliyle yürüttüğü bir operasyonun tarihini, amaçlarını ve araçlarını en basit hâliyle sizlere özetlemeye çalıştım. Belki beni dinlerken içinizden, 'Yahu bu adam neden kendisinden hiç bahsetmeyen tanıkların, kendisiyle ilgisi olmayan suçlamaların izahını yapmaya çalışıyor? Bu devasa kurguya neden bu kadar yüksek sesle itiraz ediyor?' diye sormuşsunuzdur. Bunun cevabını ben vereyim, sözlerime avukat olduğumu söyleyerek başlamıştım, savunmama da bir avukat olarak devam ettim. Bu devasa kurguya bu kadar yüksek sesle itiraz ettim çünkü örgüt ve etkin pişmanlık meseleleri hakikaten beni de ilgilendiren konulardır" diye konuştu Avukatlık faaliyetleri de dahil kendisine dair merak edilen birçok şeyi açıkladığını düşündüğünü söyleyen Pehlivan, "Konuşmam bittikten sonra bu hukuk katliamına sessiz kalan meslektaşlarıma dair bir şeyi merak edeceğim" dedi. Bu merakını, İtalyan filozof Agamben’in, "Hukukçular, sizi ilgilendiren meseleler hakkında niçin suskunsunuz?" sözünü ödünç alarak soracağını ifade eden Mehmet Pehlivan, şunları kaydetti: "Avukatlıkta savunma hakkından bahsetmek için karşımızda aynı dili konuşabildiğimiz muhataplara ihtiyacımız var. Sizlerle aynı dili konuştuğumuzdan emin olmak istiyoruz Sayın Başkan. Hukuk okuryazarlığının pek var olmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Savunma hakkının suça iştirak olarak değerlendirildiği, avukat düşmanı bir sosyoloji yokmuş gibi yapamayız. Evet, avukat düşmanı bir sosyoloji var ama başından beri hissettiğim, gördüğüm dayanışma, burada gördüğüm meslektaşlarım gösteriyor ki avukat düşmanı sosyoloji çoğunlukta değil, kazanmış hiç değil. Tarihsel ve siyasal olarak savunma iki şekilde duyulabilir Sayın Başkanım. İlki, az önce bahsettiğim sosyoloji için, o hukuk nosyonundan bihaber olan, avukat düşmanı sosyoloji için duyulacaktır. O kişiler için avukatlığın tarihi bir itirafname olarak duyulabilir, suçluluk ile özdeşleştirilebilir. Ama ikincisi, yani derdimizi anlatabileceğimiz insanlar, aynı bağlamda kalabileceğimiz insanlar, ilerlemek istediğimiz insanlar... Hâlâ 'Hukukun temel ilkeleri herkes içindir' diyebilenler, hâlâ 'Savunma hakkı herkes içindir' diyebilenler Avukat ile müvekkili arasındaki ayrımı yapabilecek zihinlerden söz ediyorum. Söylediklerim onlar için anlamlı olacaktır. Sayın Başkan, benzer derslerden geçip benzer okullardan mezun olan sizlerle konuşmak çok daha kolay olmalıydı. Sizin ikinci insan tipine giren; yani avukatlığı başlı başına suç olarak görmeyen, hukukun temel ilkelerinde uzlaştığımız insanlar, yargıçlar, savcılar olduğunuzu bilmek istiyorum. Buna inanmak istiyorum. Ne var ki emin değilim. Size kolay gelecekse, 'Bu avukatlar zaten hakim, savcı sevmez' diyerek beni şahsi olarak suçlayabilirsiniz. Evet, emin değilim dedim. Çünkü müvekkilin lehine en iyi savunmayı yapmak şeklinde bir iddianame düzenlendi ve siz bu iddianameyi kabul ettiniz, beni tutuklu yargılıyorsunuz. Yani size dair şüphelerim... Maalesef soru-cevap yapmıyoruz, biliyorum ama size kendi içinizde bir soru sordurmayı umuyorum. Hukuk, savunma hakkı ve adil yargılanma hakkı gibi konularda hemfikir miyiz? Beni meslektaşınız olarak görüyor musunuz? Yoksa bana bakarken sizin de aklınızdan o ilk insan tipi, yani avukat düşmanı insanların aklından geçenler mi geçiyor? Beni suçla özdeşleştiriyor musunuz? Benim avukatlık mesleğim suça iştirak miydi? Sayın Başkan, suçlunun, teröristin, katilin, hainin, muhalifin avukatı olduğu için linç edilen avukatların ülkesiyiz. Yargının üç sacayağından biri olduğu söylenen ama sürekli olarak kırılmaya çalışılan o ayak olmak, mesleğin ilk gününden beri bildiğimiz, şahitlik ettiğimiz bir şey. Sadece müvekkil tercihinden ötürü suçlanan, yargılanan avukatlık, ülkemizin bildiği bir şey, bilmediği bir şey değil. Onlarca toplumsal olayla ilgili bir sosyal medya taraması yapın. Avukatlık yapan meslektaşlarımızın en sıradan beyanlarının bile nasıl linçlere maruz kaldığını göreceksiniz Hukuk eğitimini yasak saymaktan ibaret gören bir toplumda sıradan insanı anlayabiliyorum ve sizlerin ilk kategoriye giren insanlar olmadığınızı bilmek istiyorum. Bunu düşünüyorum ve buna inanmak istiyorum. Evet, tarihsel olarak sapkının, hainin, aykırının savunulmasıyla suçlanan avukatlarla meslektaşım. Bugün de bu nedenle Avukat Mehmet Pehlivan olarak, sadece suçlu ilan edip ortadan kaldırmaya çalıştıkları hasmın avukatı olduğum için karşınızdayım Ben Sayın İmamoğlu’nun avukatı olmasaydım bugün karşınızda olmazdım. Örnek veriyorum; Azeri iş insanının avukatı olsaydım sizin karşınızda olmazdım. Hakkımızda yürütülen subjektif hukuk katliamının imzacısı olanların, göreve gelir gelmez ilk saldırdığı grubun avukatlar olması gaftan mı ibaret? Sayın Başkan, evet, biz avukatlar için hava karanlık görünüyor. Üzerimize yağan oklarla birlikte karanlıkta bir kavga vermemiz bekleniyor. Bizim kavgamız bundan başkası değildir, budur. Sonuna kadar da avukatlık... Bizim kavgamız bundan ibaret. Bunu bugün yan yana durduğum müvekkillerime, meslektaşlarıma bir borç olarak görüyorum ben. O yüzden saatlerce bu itirazı ediyorum." Avukat Pehlivan, insanlık tarihi boyunca savunmanın, devletin kontrolsüz otoritesi karşısında hukuksuz bir operasyon olmasını engelleyen en temel mekanizma olduğunu, savunmanın, insanın kendisinden katbekat güçlü bir otoriteyle karşı karşıya kaldığı anda duyduğu en eski endişelerle ortaya çıktığını anlattı Savunmanın, yargılamaya sonradan eklemlenmiş teknik bir pozisyon değil, asli bir mekanizma olduğunu vurgulayan Pehlivan, şöyle devam etti: "Avukatlık üzerine düşünürken, konuşurken, tartışırken ve eylerken ontolojik bir olguyu tespit etmek zorundayız, avukatlık, çatışmanın var olduğu durumlarda karşı durma zorunluluğudur. Tüm tartışma da aslında ontolojik bir meseleden kaynaklanır. Sayın Başkan, eğer tüm bunları planlayanlar yalnızca yargılayıp cezalandırmak istemiyorlarsa aynı zamanda onları kırmak, korkuya ve yılgınlığa boğmak, 'vatan haini, casus, devlet düşmanı' gibi yapıştırabilecekleri hangi sıfat varsa hepsiyle etiketlemek ve kamuoyunun önüne böyle çıkarmak istiyorlar. Elbette böyle insanların savunma hakkı da olmamalıdır, elbette uysal bir avukatlık pratiğiyle bu kişilerin işleri kolaylaştırılmalıdır. Bu soruşturmayı kurgulayanlara yönelik politik suçlamalar yöneltirken şahıslarından bağımsız konuşuyorum. Durduğumuz yerin tarihsel bir devamlılık arz ettiğini anlatmaya çalışıyorum; hem onların hem bizlerin hem sizlerin. Neden tarihsel devamlılık arz ettiğini çok kısa açıklamak isterim: İlyada’da Nestor, Agamemnon’a şöyle der Sayın Heyet: 'Yasaları Zeus verdi senin eline, halkı yönetesin, çekip çeviresin diye.' Evet, yargıçların, iddia makamının kökeni devletlidir. Zeus başyargıçtır; hükmü günahıyla, sevabıyla o verir. Kral ise Zeus’un adamıdır, yargı yetkisi de hâliyle ondadır. Archon Basileus kavramı Sayın Heyet, kral-yargıç unvanına sahip olanlarla birlikte aslında yargıçların kökeni krallara dayanmaktadır, yani devletlidir yargıçlar Yargının hukuk dışına çıktığı her an, tarihsellikleri yargıçları siyasal alana, iktidar saflarına doğru itiyordur. Biz avukatlar ise meydanlarda halkı savunmanın tarihselliğiyle bu mücadeleye devam ediyoruz. Aramızdan devletli meslektaşlarımızın çıktığı olmuştur ama mesleğimiz hiçbir zaman bağımsızlığını kurban etmedi ne yargıçlara ne de Olimpos’taki tanrılara. Biz de o mirasla bugün durduğumuz yerde, bildiğimiz gibi avukatlık yapmaya devam ediyoruz, edeceğiz de. Avukatlara dair bugün yürütülen sistematik saldırıların, aslında avukatın hiç olmaması dileğinin, "tarihin en vahşi hukuksuzluk dönemlerinden kalma karanlık bir bakiyesidir. Cezaevi görüşlerine sınırlandırmaya dönük hazırlıklar yapılırken, bunun çok da uyuluyormuş gibi AİHM kararlarına dayandırılması niyeti perdelemiyor. Avukatsızlık özlemi, Engizisyon’dan kalma bir mirastır. Gerçek bir müdafinin varlığı, sistem için her zaman en büyük tehlikedir. Bu nedenle savunma, bu çağda yalnızca etkisizleştirilmemiş ahlaken de itibarsızlaştırılmıştır. Savunan kişi suç ortağı gibi görülmüştür. Engizisyonu bugün lanetlemek konforlu bir hareket gibi görünebilir Sayın Heyet. Ancak beynimiz kıyas ve analiz için gelişmiş durumda. Gerçekten bugünü, bu yargılamayı, tüm bu usulleri, tüm bu pratikleri Engizisyon’dan farklı görüyor musunuz? Gerçekten avukatlara 'sapkının ortağı sapkın' diye kızgın bir demirle damga vurmuyorsunuz diye kendinizi iyi mi hissediyorsunuz? Bize sorarsanız, başından beri anlattıklarıma da bakarsak, kendinizi iyi hissetmemelisiniz Kapatılmış bir avukat olarak karşınızda bulunuyorum. Kapatılma sebebimin sadece avukatlık olduğuna dair çok iyi şahitlerim var, delillerim var. Birçoğu burada; meslektaşlarım, baro başkanları, hocalarım... Her biri burada. Hepsi size kapatılmamın nedeninin avukatlık olduğuna dair şahitlik edebilirler. Soru bu ya; sadece avukatlık yaptığı için kim tutuklanır? Ülkemizin yakın tarihi bu sorunun cevaplarını içinde barındırıyor. Hatta daha fazlasını söyleyeyim; sadece avukatlık yaptığı için öldürülen meslektaşlarım da var. Bu soru da abes gelebilir değil mi? 'Sadece avukatlık yaptığı için kim öldürülüyor?' Öldürülüyor ama; haciz mahallinde birçok avukat meslektaşımız öldürüldü. Onlar sadece avukatlık yaptığı için öldürülmediler mi? Yani avukatlık yaptığı için öldürülen bir yerde, avukatlık yaptığı için tutuklanmak mı abes geliyor? Antik Yunan’da, Roma’da, Engizisyon’da, Fransız Devrimi’nde, Nazi rejiminde; tarihin her anında 'hayır' diyen meslektaşlarım var. Hiçbir zulüm, baskı, işkence, kapatılma, mesleğimizi nasıl yapacağımıza dair bir sınır inşa edemeyecektir Sayın Heyet. Avukatlar her zulüm gününde durmaları gerektiği yerde durdu, tarihe de isimlerini böyle kaydetti. Bize zulüm tarihinin bakiyesini mi dayatıyorlar? 'Ya bu işi bizim istediğimiz gibi yapın ya da tadın bakalım bu zulmü' mü diyorlar? Bizim cevabımız nettir Sayın Heyet: Antik Çağ ilkelliğine karşı herkesin eşit savunma hakkı; Orta Çağ zihniyetine karşı hukuk ve sınır tanımayan savunma; Nazizm’e karşı hukuk ve özgürlükte ısrar; yargı eliyle işlenen suçlara karşı adaleti ve hakikati savunma... Bizim cevabımız budur, bundan başkası değildir Sayın Heyet, esasen birileri diyor ki: 'Biz siyasi hasmımıza karşı yargı yoluyla sınırsız suç işleyeceğiz.' Bu suçu işleme heveslilerinin karşısında duran, engel olan tek şey, cübbeleriyle karşılarında dikilen avukatlar; ondan gayrısı yok. Ben ve meslektaşlarım şu an için onların suçlarına yetişme imkanı bulamadık ama siyasi iktidar, yargı ve medya üçgeninde üzerimize atılan onlarca okla uğraşmaktan da yılmadık, yılmayacağız da. O yüzden bilmeliler ki ve bilmelisiniz ki hukukta ısrar etmekten, avukatlık yapmaktan bir an olsun vazgeçmeyeceğiz. Ben, buradaki, dışarıdaki, başka adliyelerdeki ve hapishanelerdeki avukatlar; siyasi iktidar rahatsız olduğu için müvekkillerini sapkın, hain, yurtsuz ilan etmeyecekler Sayın Başkan. Savunma susmadı, hiç de susmayacak." Avukat Pehlivan, kendisi gibi bazı tutukluların, tutukluluk halini, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlarla aynı koşullarda, yüksek güvenlikli hapishanede geçirdiğini söyledi Kendisinin de Çorlu’da yüksek güvenlikli hapishanede kaldığını anlatan Mehmet Pehlivan, "'Kuyu tipi hapishane' deniyor ya hiç duydunuz mu kuyu tipi hapishaneyi Sayın Başkan? Beş metrekare avlusunu 13 metre çevreleyen duvarlar var. Yani güneş en dik zamanda, temmuz ayında bile avluda zemine düşmüyor, sadece duvara yaslanıyor. Etrafındaki o uzun duvarlar nedeniyle kendinizi hep kuyunun dibinde hissediyorsunuz. Akşam olduğunda da o kuyunun kapağı kapatılmış gibi hissediyorsunuz. Yani güneşten yararlanma imkanınız, güneşin en çok ve en dik açıyla geldiği yerde bile yalnızca duvardan nasiplenerek günde sadece bir saat Sayın Başkan. O etki size kuyu hissiyatı verdiği için oraya da kuyu tipi hapishane deniyor. Ben orada kalıyorum. Bu salonda orada kalan, kuyu tipi hapishanede kalan dört tutukluyuz, ben, Murat Ongun, Elçin Karaloğlu ve Hüseyin Köksal. Ben öyle bir yerden geliyorum" ifadelerini kullandı Savunmasının başında savcıya, "Kapatılmanın nasıl bir şey olduğunu empatiyle tahlil edemezsiniz" dediğini aktaran Pehlivan, hukuk icracılarının, avukatların, hakimlerin, savcıların, bunu bir süreliğine staj etmelerinin çok da kötü bir fikir olmadığını düşündüğünü dile getirdi. Pehlivan, şunları kaydetti: "Mesela bir meslektaşınız bizim olduğumuz bloka geldi. Sadece 60 saat kaldı. 60 saat boyunca biz uyuyamadık. Murat ağabeyin iki yan hücresine geldi. Aynı koridordaydık. 60 saat boyunca biz uyuyamadık. Niye biliyor musunuz Sayın Başkan? Savcı bey bunalıma girdi. Kendine bir şey yapacağı korkusuyla infaz memurları hücresinin kapısında 60 saat boyunca bekledi ve onunla konuştular. Tutuklu savcı bey kendine zarar vermesin diye. En sonunda dayanamadılar, kamerayla izlenen, 7/24 kamerayla izlenen ve tek kişinin kalmayacağı, kendisine tırnak içinde 'alışılmış bir kapatılan kişi' refakat etsin dendi. O yüzden tahlil edemezsiniz Yani, leblebi, çekirdek gibi tutuklama kararı veren kimselerin bunu staj etmeleri zorunlu. O kadar iddialıyım. İnanın karar adaletinin ülkede hızla nasıl değişeceğini ve bu değişikliğin sadece vatandaşlara değil, mesleği icra eden bizler ve sizler açısından bile nasıl fayda sağlayacağını bilseniz uyuyamazsınız." Cezaevinin, üzerine güzelleme yapılacak, romantik hikayeler yazılacak bir yer olmadığını belirten Pehlivan, "Cezaevinin sadece bir gününün güzel olduğunu düşünüyorum, o da tahliye günü. Henüz deneyimlemek nasip olmadı ama zannediyorum ki cezaevinin en güzel günü o gündür" dedi Buradaki tutuklu insanların yargılamanın sonunda beraat etmeleri halinde bunun karşılığının, "bir kısım tazminat, cüzi bir miktar ve bir pardon" olacağını dile getiren Pehlivan, şöyle konuştu: "İnanın benim kızımdan ayrı geçirdiğim günü tahlil edebileceğiniz, tazmin edebileceğiniz bir para yok. Yok yani. Bu devletin kasasında da yok, en zengin devletin kasasında da yok. Zaten bunlar devletin aleyhine... Ölüm, yaşamın en büyük kaprisidir. Kapatılmak da benim kapatılmam da buradaki birçok insanın kapatılması da bir kaprisin sonucudur Sayın Başkan, Sayın Savcı. Bunu ben, siz, bu salondaki hepimiz çok iyi biliyoruzdur. İnanın öyledir. Sayın Başkan, geçen çarşamba günü heyetinizi ima yoluyla itham ettiğim gerekçesiyle sözü nazikçe kestiniz ve bir açıklama yaptınız. Ben de açık cevabımı verdim. Anlıyorum ki heyetinizi ima yoluyla itham edersem bana cevap veriyorsunuz. Normal şartlarda öyle bir usulünüz yok, sanıklara cevap vermiyorsunuz. Bu genel uygulamanız öyle değil. Ben de aslında bir strateji gereği ve biraz da bundan fırsattan istifade ederek, sizi zan altında bırakarak soru sormak istiyorum. Heyetiniz tutuklamalarla ilgili yeterli ve ilgili gerekçe yazmıyor Sayın Başkan. AYM’deki meslektaşlarımız, meslektaşlarınız, tutuklulukta gerekçesizlik sorunuyla ilgili yüzlerce karar veriyorlar. Onlar neden o emeği verip bu kararları yazıyorlar? Yani Anayasa 36, 141, CMK 100 neden var? Bu milletvekilleri bunu neden taslaklara sundular, neden kabul ettiler? Uygulanmasın diye mi bu yasa açıkçası? Hocalarımız bunları bize neden anlattı?" Mehmet Pehlivan, hakkında adli kontrol tedbirlerinin yetersiz oluşuna ilişkin neden bir karar kurulmadığını, gerekçe yazılmadığını sorarak, şunları söyledi: "Karartacağım deliller varsa bunları niye toplamıyorsunuz Sayın Başkan? Serbest 300 sanık hakkındaki deliller toplandı ama benim ve bu salondaki arkadaşlar hakkındaki deliller toplanmadı. Bunları neden somutlaştırmıyorsunuz? Kaçma şüphesinden bahsediyorsunuz. Diğer 300 sanığa nazaran benim kaçma şüphemi somutlaştıran şeyin ne olduğunu niye yazmıyorsunuz? Ve kaçmamız, mevcut konjonktürde aslında tam da istenilen bir propaganda aracı olmaz mı sizce? Sayın Başkan, daha açık söyleyeyim ve daha açık sorayım, beni kızımdan ayrı tutmanızın ek gerekçesi nedir? Kızım bana açık görüşte okul arkadaşının babasının adıyla seslendi, ona 'baba' diyor. Buna dair ek gerekçeyi niye yazmıyorsunuz? Hakkımız olanı niye yalvararak istiyoruz sizden? Hem kendi açımdan istiyorum bunu hem bu salondaki arkadaşlar açısından istiyorum. Yani 300 sanığa nazaran istediğimizin fazla bir şey olduğunu düşünmüyorum. Hakkımızı istiyoruz. Ve bunu heyetinizi itham ederek etmek istiyorum. Belki bir açıklama yaparsınız." Pehlivan’ın savunmasının ardından İmamoğlu söz alarak, Adem Soytekin’in sırasının öne alınmasıyla ilgili konuştu. İmamoğlu, "Adem Soytekin’in talebi doğrultusunda, Mehmet Pehlivan'ın ardından vermiş olduğu dilekçe sonrasında burada bu yönde karar verdiğinizi ifade ettiniz. Adem Bey’in tehdit aldığı ve baskı altında olduğuna yönelik sözleri var. Mahkeme düzeni açısından bir karar aldıysanız, birçok arkadaşımızı zor durumda bırakabilirsiniz. Birisi oraya çıktığında savunma yaptığında soru soracak, ona göre hazırlıklar var. Adem Bey bildiğim kadarıyla son sıralarda savunmasını yapacaktı. Hazırlıklı olmayan avukatlar olabilir, bugün burada olmayan sanıklar olabilir" dedi İmamoğlu ardından Pehlivan’a soru yönelterek "Sizinle avukat müvekkil ilişkisi yaşıyoruz. Sizden hukuka uygun olmayan, gayrimeşru herhangi bir talebim oldu mu. Size bir baskım oldu mu" diye sordu. Mehmet Pehlivan ise cevaben, "Avukat müvekkil ilişkisi gizlidir, hiçbir görüşmeyi açığa vuramayız. Hukuka aykırı bir talimat vermiş olsaydınız bile söyleyemezdim. Sorduğunuz için, rızanız olduğunu düşünerek cevap veriyorum. Hayır vermediniz" dedi Pehlivan, savunmasını tamamladı. Duruşmaya bir saat ara verildi Duruşmada, İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu'nun Mehmet Pehlivan ile ilgili savunma yapması da bekleniyor Mahkeme heyeti, 3 Nisan görülen duruşmada sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli’nin tahliyesine karar vermişti Çerezler, bir web sitesinden gönderilen ve kullanıcının web tarayıcısı tarafından kullanıcının bilgisayarında, kullanıcı gezinirken saklanan küçük veri parçalarıdır. Tarayıcınız her mesajı çerez adı verilen küçük bir dosyada saklar. Sunucudan başka bir sayfa talep ettiğinizde, tarayıcınız çerezi sunucuya geri gönderir. Çerezler, web sitelerinin bilgileri hatırlaması veya kullanıcının tarama etkinliğini kaydetmesi için güvenilir bir mekanizma olacak şekilde tasarlanmıştır Bu tanımlama bilgileri, web sitesinin çalışması için gereklidir ve sistemlerimizde kapatılamaz. Bunlar genellikle yalnızca sizin işlemlerinizi gerçekleştirmek için ayarlanmıştır. Bu işlemler, gizlilik tercihlerinizi belirlemek, oturum açmak veya form doldurmak gibi hizmet taleplerinizi içerir. Tarayıcınızı, bu tanımlama bilgilerini engelleyecek veya bunlar hakkında sizi uyaracak şekilde ayarlayabilirsiniz ancak bu durumda sitenin bazı bölümleri çalışmayabilir Bu tanımlama bilgileri, sitemizin performansını ölçebilmemiz ve iyileştirebilmemiz için sitenin ziyaret edilme sayısını ve trafik kaynaklarını sayabilmemizi sağlar. Hangi sayfaların en fazla ve en az ziyaret edildiğini ve ziyaretçilerin sitede nasıl gezindiklerini öğrenmemize yardımcı olurlar. Bu tanımlama bilgilerinin topladığı tüm bilgiler derlenir ve bu nedenle anonimdir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz sitemizi ne zaman ziyaret ettiğinizi bilemeyiz Bu tanımlama bilgileri, videolar ile canlı sohbet gibi gelişmiş işlevler ve kişiselleştirme olanağı sunabilmemizi sağlar. Bunlar, bizim tarafımızdan veya sayfalarımızda hizmetlerinden faydalandığımız üçüncü taraf sağlayıcılarca ayarlanabilir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz bu işlevlerden tümü veya bazıları doğru şekilde çalışmayabilir Bu tanımlama bilgileri, sitemizde reklam ortaklarımız tarafından ayarlanır. Bunlar, ilgili şirketler tarafından ilgi alanları profilinizi oluşturmak ve diğer sitelerde alakalı reklamlar göstermek için kullanılabilir. Benzersiz olarak tarayıcınızı ve cihazınızı belirleyerek çalışırlar. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz farklı sitelerde size özel reklam deneyimi sunamayız Not: Reklamlar çerez politikasından bağımsız olarak gösterilir Bu tanımlama bilgileri, içeriğimizi arkadaşlarınız ve ağınızla paylaşabilmenizi sağlamak için sitemize eklenen çeşitli sosyal medya hizmetleri tarafından ayarlanır. Diğer siteleri kullanırken de tarayıcınızı izleyip ilgi alanı profilinizi oluşturabilirler. Bu durum, ziyaret ettiğiniz diğer sitelerde gördüğünüz içerikleri ve mesajları etkileyebilir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz bu paylaşım araçlarını kullanamayabilir veya göremeyebilirsiniz
.webp&w=2048&q=70)

