Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

İBB davasında 47. gün | Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker: Gözaltında polis 'Cinsel organını aç' dedi; Savcı beni çocuklarımı elimden almakla tehdit etti! | T24

İBB Davası’nda savunma yapan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, “Vatan Emniyet’e girdiğimde ben buradan çıkamam diye düşündüm. Hatta ölüm düşüncesi de gelişti. Çok korkunç bir andı. Yani tam bir kabus gibiydi” dedi. Vatan'daki çıplak arama iddialarından bahseden Türker, "Eldiven giyen bir pol

0 görüntülemet24.com.tr
İBB davasında 47. gün | Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker: Gözaltında polis 'Cinsel organını aç' dedi; Savcı beni çocuklarımı elimden almakla tehdit etti! | T24
Paylaş:

İBB Davası’nda savunma yapan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, “Vatan Emniyet’e girdiğimde ben buradan çıkamam diye düşündüm. Hatta ölüm düşüncesi de gelişti. Çok korkunç bir andı. Yani tam bir kabus gibiydi” dedi. Vatan'daki çıplak arama iddialarından bahseden Türker, "Eldiven giyen bir polis 'üstünü çıkar' dedi, çıkardım. Sonrasında gidip gidemeyeceğimi sorduğumda, altımı da indirip çamaşırımı da indirmemi söyledi. 'Cinsel organını aç' dedi, 'arkanı dön-eğil' dedi. (Kadın izleyicilere dönerek) Utanan varsa çıkabilir, ben utanmıyorum. İnsanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor. Yapan utansın, ben utanmıyorum" diye konuştu. Savcı iler arasında geçen diyaloğu anlatan Türker, "Savcıya ifade vermek için avukatımla görüşeceğimi söyledim. 'Senin çocukların reşit de değildi, değil mi?' dedi. 'Değil' dedim. 'Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını' dedi. Bir anneye böyle denir mi? Çocuklarımla tehdit ettiler" ifadelerini kullandı İBB davasında İmamoğlu ile jandarma arasında "Beni sen mi ittin" tartışması: Konuşmama engel olamazsınız! CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 68’i tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın duruşması, 47’nci gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda yapıldı. Duruşmada ilk olarak Medya AŞ Genel Müdürü İpek Elif Atayman savunma yaptı Hiçbir suç işlemediğini ve suç örgütüne üye olmadığını vurgulayan Atayman, şunları söyledi: “Kariyerim iletişim ve medya alanlarında olduğu için 2019 yerel seçimlerinden sonra Medya AŞ’de genel müdürlük yapmam yönünde teklif geldi. Sektör tecrübeme güvenerek büyük bir heyecanla görev yapmaya başladım. Göreve geldiğimde Medya AŞ’nin önceki yönetim döneminde kötü yönetilmiş olması nedeniyle büyük zarar ettiğini tespit etmiştik. Heyetiniz ilgili yıllara ilişkin Sayıştay denetim raporlarında bu tespitleri görecektir. Başlatılan yenilenme süreciyle ilerleyen dönemlerde şirketi büyütecek ve kâra geçirecek atılımların temelleri atıldı. Genel müdürlük yaptığım 21 ay boyunca bu zararı gidermekle ve önceki dönemden kalan alacakların tahsili için çalıştım. Aslında göreve gelmemden hemen 6 ay sonra pandemi başladı. Kimse şirkete bile düzgün gidemez, çalışamaz olmuştu. Yani ben ancak 6 ay boyunca etkin bir işin içinde çalışıp kötü yönetimden kaynaklanan zararları gidermekle uğraştım Pandemi boyunca faaliyetlerin azalması nedeniyle ancak çalışanların maaşlarını ödeyecek kadar gelir elde edilebiliyordu. Hatta 2019 yılı öncesinde şirkette lüks mobilyalar, araç gereçler, lüks makam araçları tahsis edilmiş olması ve dahası TRT yapımı dizilere yönelik sponsorluk sağlanmış olması dikkat çekiciydi. Yönetim benden önce büyük bir lüks içerisinde hareket ediyormuş. 21 aylık, kısa sayılabilecek genel müdürlüğüm sürecinde bu israfı ve zararı gidermekle uğraştım. Lüks kurum araçlarını orta segment araçlarla değiştirip ihtiyaç kadar edinilmesinden; kâğıt harcamalarından, bayram harcamalarından yeni yıl hediyelerine kadar geniş bir yelpazede maksimum tasarrufla hareket etmeyi bir yönetim ilkesi olarak hayata geçirdim. Kişisel olarak da hassasiyet gösterdiğim tasarruf prensibini şirketin zararını azaltmaya yönelik işletiyor olmanın her zaman iç huzurunu yaşadım.” 2024 yılında emekli olup yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığını belirten Atayman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gözaltına alındığım 19 Mart 2025 tarihine kadar emekliliğimi geçiriyor ve elbette emekli maaşıyla geçinmek mümkün olmadığı için serbest çalışıyordum. Oğlum, ileri yaştaki annem ve babamla yakından ilgilendiğim mütevazı bir yaşam sürüyordum. Polislerce evimden alındığım günden beri sevdiklerimden ve özgürlüğümden mahrumum. Bir suç örgütüne üye olmak, rüşvet ve dolandırıcılık iddialarıyla tutuklandım. Aktardığım hassasiyetlerime rağmen neden tutuklandığımı sorguladığımda somut gerçeklere dayalı bir yanıt bulamadım. Bunun için aylarca iddianameyi bekledim. Okuduğumda ise varlığı iddia edilen bir örgüte nasıl üye olduğum, emir alıp almadığım şeklindeki soruların yanıtının orada da olmadığını gördüm. İddialar içinde sürece müdahale eden herhangi bir kişinin herhangi bir konuda aleyhimde bir beyanına ve bir tanık ifadesine de rastlamadım. İddia edildiği gibi bir örgütün mensubuysam bunun delilinin gösterilmesini bekliyorum. Eğer bir suç örgütü varsa ve ben örgüte üyeysem, bana verilen tüm emirleri yerine getiriyorsam neden genel müdürlük görevim 21 ay sürsün ve sonlansın?” Savcılık sorgusunda “Sizin döneminizde Medya AŞ’nin mali durumu nasıldı? Mali durum kâr mı, zarar mı” sorusuna Atayman, “Aldığımda zarardı, göreve geldiğimde zarardaydı. Sonra kâra geçirmek için çalıştım, eski alacakları almaya çalıştım ama pandemi patladığı için yine çok fazla bir kârımız yoktu” dedi. “Emrah Bağdatlı’nın görev süreci boyunca sizden bir talebi oldu mu, ihaleye ilişkin vs.” sorusuna da Atayman, “Olmadı” yanıtını verdi Sorgunun ardından Ekrem İmamoğlu soru sormak için söz aldı. Mahkeme heyetine seslenen İmamoğlu, şunları dile getirdi: “Biz kadın yönetici konusunda çok hassas davrandık ve bir anda 4-5 kat fazlasıyla kadın yönetici atadık. Kadın çalışan konusunda da özenle davrandık. Burada da bulunan bulunmayan şirketlerde ilk kez kadın genel müdürler görev yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde ilk kez kadın genel sekreter yardımcıları görev yaptı, tarihinde diyorum, dikkatinizi çekerim. Ben, Elif Hanım ve diğer bazı arkadaşlarıma yapılan bu zalimlik dönemini takip ederken annemin gözüne bakarmış gibi, kız kardeşimin gözüne bakarmış gibi, eşimin ya da kızımın gözüne bakarmış gibi meseleyi kavramaya ve anlamaya çalıştım. Siz de burada bir karar vereceksiniz. Ben Elif Hanım’a ve onun gibi bazı arkadaşlarımıza yapılan tarifsiz zalimliğin kadına karşı şiddete ve kadına karşı psikolojik bir düşmanlık besleyen bir altyapısı olduğunu düşünüyorum. Kendi aile fertlerinin kariyeri için bile çırpınan bazı insanların aldığı bu kararı acilen telafi etmeniz şarttır. Masum kadınlara yapılan bu zalimliği hem kınıyorum hem de gerçekten yani sanki anneme, kız kardeşime, kızıma yapılmış gibi görüyorum, lanetliyorum ve ömür boyu takipçisi olacağımı da ifade ediyorum. Bir erkek olarak da özür diliyorum buradaki kadınlardan. Sizin de hakkaniyetle bu süreci sona erdirmenizi burada diliyorum.” Türker, savunmasında önce gözaltı sürecindeki çıplak aramayı daha sonra savcı ile yaşadığı diyaloğu anlattı Türker, savunmasının sonunda önce gözaltındaki çıplak arama sürecini şu sözlerle anlattı: “Vatan Emniyet’teyken arşiv odası gibi bir yere aldılar beni. Eldiven giyen bir polis 'üstünü çıkar' dedi, çıkardım. Sonrasında gidip gidemeyeceğimi sorduğumda, altımı da indirip çamaşırımı da indirmemi söyledi. 'Cinsel organını aç' dedi, 'arkanı dön-eğil' dedi. (Kadın izleyicilere dönerek) Utanan varsa çıkabilir, ben utanmıyorum. İnsanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor. Yapan utansın, ben utanmıyorum.” Tutuklanıp Silivri’ye sevk edildikten sadece bir gün sonra infaz koruma memuru tarafından SEGBİS için çağrıldığını belirten Türker, şöyle devam etti: "Dedim ki 'Ben bilmiyorum, bu ne SEGBİS ne?' 'İşte' dedi, 'böyle online ekrana bağlanıyorsunuz.' Ben gittim oturdum, karşımda bir ekran açık ama 'Adalet mülkün temelidir' yazmıyor, bir ofis orası. Böyle gözüm de ısırıyor 'Allah Allah' diyorum, en sonunda kırmızı espresso makinesi vardı, çünkü Savcı Bey bana o makinede kahve ikram etmişti. İfademi alan savcı, başkanım 'Ya' dedi, 'Fatoş şimdi ağlarsın böyle karşımda' dedi, 'ben sana ne dedim' dedi. 'Ben senin ne olduğunu biliyorum ama bu adamlar sana' dedi, 'kumpas kuracak demedim mi' dedi. 'Niye konuşmadın sen' dedi. 'Verecektin ifadeni gidecektin' dedi. 'Ama' dedim, 'Sayın Savcım ben bildiğim her şeyi anlattım.' 'Bak şimdi' dedi, 'sen git' dedi, 'eşyalarını topla ben sana Çağlayan'dan araba göndereceğim' dedi. 'Geleceksin' dedi, 'burada bana ifadeyi vereceksin, buradan çocuklarına gidersin.' Ben de dedim ki, 'Savcım ben yeniden ifade veririm vermemi istiyorsanız. Bir avukatıma sorayım' dedim Şimdi karşımdaki savcı ya, 'Yok efendim' diyecek halim yok, ben bilmiyorum bir de hakikaten, ilk kez tutuklanmışız. Dedim ki 'Tamam' dedim, 'ben avukatıma bir danışayım' dedim. Böyle yaptı, 'Hâlâ avukat diyorsun bana. Sen bu kafayla bir daha çocuklarını asla göremeyeceksin' dedi. 'Sen bekârsın, değil mi?' dedi. 'Evet'. 'Velayetleri de sende?' 'Evet.' Senin çocukların reşit de değildi, değil mi?' dedi. 'Değil' dedim. 'Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını' dedi. Bir anneye böyle denir mi? Çocuklarımla tehdit ettiler Hani mesela birisinin birisiyle husumeti olur... Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki? Hani nasıl bunu söyler... Mesela annesi yok mu bu insanların? Hepimiz zıbın giymedik mi? Ben hiç kimseye hakkımı helal etmiyorum. İnsan olarak öğrendiğim iyilik ve kötülük kavramı bozuldu. Çünkü iyi insan dediğimiz bir tarif var, bir de kötü insan dediğimiz bir tarif var; birbirine girdi bu 40 metrekarede 25 kişiyiz, 16 kişilik. Koğuş arkadaşlarım; uyuşturucu satıcıları, cinayet, hırsız... Ben o insanlarla birlikte kaldım. Örgü ördüm, tuvalet temizledim. Çünkü tuvaletler taşıyor. Şey dedim ben de, 'Çekilin' dedim, 'madem 16 milyon için çalışıyoruz, hani burada da bari bu görevi ifa edelim. Ne yapalım?' Yani film gibi bu yaşananlar. Gözlerimi açıp şey denmesini bekliyorum, işim gereği tabii reklam çekimlerinin setinde filan da bulundum, birisi çıkacak şuradan, 'Kestik. Selçuk Bey siz birazcık daha işte soru sorun, siz şey yapın. Ekrem Bey siz araya girmeyin, bir daha alıyoruz aynı planı' filan diyecekler diye umuyorum yani. Ama olmuyor. Tutukluyuz biz hakikaten Ben Medya A.Ş. Genel Müdürü olarak yargılanmaktan hiç gocunmuyorum. Elbette ki varsa bir hatamız, neyse ortaya çıksın. Bence yok, ben %100 beraat edeceğime, %90 bile değil, inanıyorum. Ama siz burada lütfen, rica ediyorum Medya A.Ş. Genel Müdürü Pınar'ı yargılayın. Ben anne olarak, benim çocuklarıma yazık günah değil mi? Bak geçen sene mezun oldu Nehir. Londra'ya gidemedik, o okuldan kabul olamadı. Benim kızım tüm dünyada yapılan sınavda %1'lik dilime girdi. Şu an dünyanın en iyi yapay zeka okulunda okuyor. Bak mezun oldu, ben göremedim. Orada benim güzel kızım. Babalarıyla... Diyor ki: 'Anneciğim kepimi saklıyorum, sen eve geldiğinde havaya atacağım.' Yani şu kadar, bacak kadar da onu ilkokula verdiğimde, mezun oldu, ben göremedim. Can sağlığı olsun. Ben rüşvet almadım, 15 aydır yatıyorum, bir şey çalıp çırpmadım, mal varlığıma tedbir kondu. Hakikaten, hakikaten çok mağdurum ama kendime dair, geleceğime dair bir şeyim, böyle bir yaşama sevincim, bir şeyim kalmadı." Türker, savunmasının sonunda ise şu ifadeleri kullandı: "Çok yorgunum. Anneme dedim ki, demesem iyiydi çünkü benim annem babam ablamı kaybetmişler, çok agresif bir lösemiden 9 ayda... Anneme dedim ki: 'Keşke idam cezası olsa da kalemi kırsa, bitse bu iş.' O kadar yorgunum, o kadar yorgunum ki kendime dair hiçbir beklentim, isteğim yok. Ama Sayın Hakim lütfen vicdanınıza sesleniyorum, Sayın Savcım sizin de. Yargılayın ama Pınar'ı yargılayın da anne Pınar'ı ne olur tahliye edin. Ev hapsi verin, ben çocuklarımla zaten el ele oturmak istiyorum.” Türker’in savunmasının ardından duruşmaya ikinci ara verildi. İmamoğlu, salondan çıkarken gazetecilere dönerek “Bu korkunç şeyleri kelimesi kelimesine aktarmanızı rica ediyorum” dedi Savunmasını tamamlayan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, yaşadıklarını anlatırken sık sık zorlandı, ağladı ve duygusal anlar yaşadı Salondaki seyircilerin ve sanıkların da bir kısmının ağlayarak dinlediği konuşmasının ardından söz alan İmamoğlu, Türker’e “Kötü bir kahvehane dedikodusu şeklinde tasarlanmış bir iddianame üzerinden bizim önümüze konan biçimiyle bir dünyamız oldu mu sizinle? Yani böyle bir süreç, bu tarzda konuşmalar ya da bu tarzda iddianamede yazılan şekliyle dayatmalar veya önünüze kabul edemeyeceğiniz teklif getirmeler gibi şeyler oldu mu aramızda” sorusunu yöneltti Türker, “Olmadı. Bilakis rutin olarak tabii her sene iştirakler seneyi kapattıktan sonra sizinle sunum yapıp o senemiz nasıl geçti diye üzerinden bir özetle geçerdik. İlk toplantımızda, göreve başlayalı daha 7-8 ay olmuştu; bana tam Medya AŞ’den ayrılmadan ‘Aman Pınar Hanım, mümkün olduğunca havuza çok fazla firma alıyorsunuz değil mi? Hem bakış açısı, yaratıcılık açısından hem de aman laf söz olmasın, mümkün olduğunca çok firma her taraftan havuzunuzda bulunsun. Buna dikkat edin’ dediniz” karşılığını verdi Türker’in gözaltında ve savcılık aşamasında yaşadığı muameleye tepki gösteren İmamoğlu, şunları söyledi: “Ben tabii ister istemez salonun havası bu şekilde sıklıkla değişince bir hususu bir vatandaş gibi, bir yönetici gibi hem 16 milyon insan adına hem de bu memleketin 86 milyon insanı adına merakımdan ama bir yanıyla da hatırlatmak istiyorum. Açıkçası ben Pınar Hanım’ın anlattığı, evinden emniyete, emniyetten birinci gittiği cezaevine, sonra ikinci gittiği cezaevine kadar yaşadığı psikolojik, fiziksel işkence ve tacizlerin etkisinin altından henüz çıkabilmiş değilim. Birileri sırıtarak izliyor olabilir, çok da önemli değil nasıl sırıttığının ama çok can yakıcı bir durum. Bu hususta yüce mahkemeniz huzurunda yapılan bu tür anlatılar ya da yaşanmışlıklar -ki ne yazık ki sayısı çok oldu- sadece burada anlatılıp uzay boşluğuna mı gidiyor yoksa? Hukuken sormuş gibi de kabul edebilirsiniz, elbette cevap vermek zorunda değilsinizdir muhtemelen ama bu sizin huzurunuzda yapılan bu tür işlemler bir soruşturmaya tabi kılınacak mı? Ama adı savcı ama adı emniyet ama adı cezaevi yöneticisi ya da kişileri hakkında... Çünkü daha yeni bir gazeteci hakkında yapılan bir işlemden sonra medyada takip ettiğim kadarıyla hızlıca bu konularda suç duyuruları da ilan edildi Bu manada yapılan bu vahşi deneyimler, tam bir hukuk cinayeti, tam bir adaletin infazı; başka bir şey denmez buna. Bir devletin nizamının yerle bir edilmesi... Bu hususta bunu bir talep olarak kabul etmenizi istiyorum kendi adıma ve buradaki eminim ki birçok insan adına. Bu hususta bugün bir açıklama yapmanızı ben dilerim ve isterim. Bu konudaki yetkinizi bilmeyerek söylüyorum. Ben hâlâ etkisi altındayım. Bunu yaparsanız toplum rahatlar. Yani çünkü şu an bunu artık Türkiye okuyor. Muhtemelen burada konuşulanlar oraya yansımıştır. Ben de yansıtacağım. Çok acı bir durum bu çünkü. Bu konuda gerekeni yapmanızı talep ediyorum, diliyorum. O dönemde iddia makamının başında olan insan şimdi de HSK’nın başında ama ne olursa olsun ya da diğerleri hangi kurumlarsa en üst seviyede bir dille bir suç duyurusu ya da analiz edilmesi ya da ihbarı şeklindeki katkınızın bu mahkemenin yüce adaletini daha sağlıklı bir şekilde ilerleyeceğine dair hepimizde bir umut ışığı belirmesi noktasında çok önemli. Ben eminim ki yani ben dahil hiçbir arkadaşım bugün yaşananları dinledikten sonra bunun etkisinden kurtulamayacak.” Çerezler, bir web sitesinden gönderilen ve kullanıcının web tarayıcısı tarafından kullanıcının bilgisayarında, kullanıcı gezinirken saklanan küçük veri parçalarıdır. Tarayıcınız her mesajı çerez adı verilen küçük bir dosyada saklar. Sunucudan başka bir sayfa talep ettiğinizde, tarayıcınız çerezi sunucuya geri gönderir. Çerezler, web sitelerinin bilgileri hatırlaması veya kullanıcının tarama etkinliğini kaydetmesi için güvenilir bir mekanizma olacak şekilde tasarlanmıştır Bu tanımlama bilgileri, web sitesinin çalışması için gereklidir ve sistemlerimizde kapatılamaz. Bunlar genellikle yalnızca sizin işlemlerinizi gerçekleştirmek için ayarlanmıştır. Bu işlemler, gizlilik tercihlerinizi belirlemek, oturum açmak veya form doldurmak gibi hizmet taleplerinizi içerir. Tarayıcınızı, bu tanımlama bilgilerini engelleyecek veya bunlar hakkında sizi uyaracak şekilde ayarlayabilirsiniz ancak bu durumda sitenin bazı bölümleri çalışmayabilir Bu tanımlama bilgileri, sitemizin performansını ölçebilmemiz ve iyileştirebilmemiz için sitenin ziyaret edilme sayısını ve trafik kaynaklarını sayabilmemizi sağlar. Hangi sayfaların en fazla ve en az ziyaret edildiğini ve ziyaretçilerin sitede nasıl gezindiklerini öğrenmemize yardımcı olurlar. Bu tanımlama bilgilerinin topladığı tüm bilgiler derlenir ve bu nedenle anonimdir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz sitemizi ne zaman ziyaret ettiğinizi bilemeyiz Bu tanımlama bilgileri, videolar ile canlı sohbet gibi gelişmiş işlevler ve kişiselleştirme olanağı sunabilmemizi sağlar. Bunlar, bizim tarafımızdan veya sayfalarımızda hizmetlerinden faydalandığımız üçüncü taraf sağlayıcılarca ayarlanabilir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz bu işlevlerden tümü veya bazıları doğru şekilde çalışmayabilir Bu tanımlama bilgileri, sitemizde reklam ortaklarımız tarafından ayarlanır. Bunlar, ilgili şirketler tarafından ilgi alanları profilinizi oluşturmak ve diğer sitelerde alakalı reklamlar göstermek için kullanılabilir. Benzersiz olarak tarayıcınızı ve cihazınızı belirleyerek çalışırlar. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz farklı sitelerde size özel reklam deneyimi sunamayız Not: Reklamlar çerez politikasından bağımsız olarak gösterilir Bu tanımlama bilgileri, içeriğimizi arkadaşlarınız ve ağınızla paylaşabilmenizi sağlamak için sitemize eklenen çeşitli sosyal medya hizmetleri tarafından ayarlanır. Diğer siteleri kullanırken de tarayıcınızı izleyip ilgi alanı profilinizi oluşturabilirler. Bu durum, ziyaret ettiğiniz diğer sitelerde gördüğünüz içerikleri ve mesajları etkileyebilir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz bu paylaşım araçlarını kullanamayabilir veya göremeyebilirsiniz

Kaynak: m.t24.com.tr

Diğer Haberler