LGBTI+ VE GÜVENLİ İLİŞKİLER - Uzm. Nilsu Atıcı
Geçtiğimiz günlerde tabukamu’nun ‘LGBTI+ için güvenli ilişkiler’ rehberini detaylı olarak inceledim. Çünkü bu rehber, ilişkileri yalnızca romantik ya da cinsel boyutuyla değil; güven, saygı, sınırlar ve karşılıklı destek çerçevesinde ele alıyordu. Aslında tam da konuşmamız gereken yer burası Güvenl

Geçtiğimiz günlerde tabukamu’nun ‘LGBTI+ için güvenli ilişkiler’ rehberini detaylı olarak inceledim. Çünkü bu rehber, ilişkileri yalnızca romantik ya da cinsel boyutuyla değil; güven, saygı, sınırlar ve karşılıklı destek çerçevesinde ele alıyordu. Aslında tam da konuşmamız gereken yer burası Güvenli ilişki dediğimizde çoğumuzun aklına ilk olarak şiddetin olmadığı ilişkiler geliyor. Oysa güvenli ilişki bundan çok daha fazlasını ifade ediyor. Güvenli ilişki; kişinin kimliğini saklamak zorunda kalmadığı, yargılanmadığı, tehdit edilmediği, baskı görmediği ve kendisi olabildiği bir ilişki demektir. Bu tanım herkes için de geçerlidir. Ancak LGBTI+ bireyler söz konusu olduğunda güvenli ilişki kavramı, toplumsal önyargılar ve ayrımcılık nedeniyle farklı boyutlar kazanıyor Herkes Güvenli Bir İlişkiyi Hak Eder İlişki isteyen herkes, kendisini nasıl tanımlarsa tanımlasın güvenli ve sağlık bir ilişki içinde olmayı hak eder. Lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks, kuir, aseksüel, aromantik ya da herhangi bir cinsiyet kimliği ve cinsel yönelime sahip olmak bu hakkı değiştirmez. Ancak toplumda hala yaygın olan bazı yanlış inanışlar, LGBTI+ bireylerin ilişkilerinin görünmezleşmesine neden olabiliyor. Bunlardan biri de flört şiddetinin yalnızca heteroseksüel ilişkilerde yaşanabileceği düşüncesidir. Oysa şiddet; cinsel yönelimden ve/veya cinsiyet kimliğinden değil güç ve kontrol ilişkilerinden beslenir. Bir kişinin partner(ler)ini korkutması, baskılaması, tehdit etmesi, izole etmesi ya da kontrol etmeye çalışması hangi ilişki biçiminde olursa olsun şiddettir. Ne yazık ki LGBTI+ bireyler, yaşadıkları ilişki sorunlarını paylaşabilecekleri güvenli alanlara her zaman erişemeyebiliyor. Açılma korkusu, ayrımcılık kaygısı veya destek mekanizmalarının yetersizliği (neredeyse olmayışı) nedeniyle yaşanan sorunlar görünmez kalabiliyor Kimliği Kabul Etmek Güvenli İlişkinin Temelidir Bir insanı sevmek ile onu olduğu gibi kabul etmek aynı şey değildir. Bazen insanlar partnerlerini sevdiklerini söylerken aslında onları değiştirmeye çalışırlar. Daha ‘kadınsı’ olmalarını, daha ‘erkeksi’ görünmelerini, belirli davranış kalıplarına uymalarını beklerler. Oysa güvenli ilişkilerde kişi olduğu haliyle kabul edilir Cinsiyet kimliği ve/veya cinsel yönelim dışarıdan bakılarak, fiziksel ya da bedensel özellikler üzerinden varsayım yapılarak anlaşılmaz. Örneğin dışarıdan bakıldığında kadın gibi görünen biri kendini kadın olarak tanımlamıyor olabilir. Cinsiyet kimliğini dışarıdan bakanlar değil kişinin kendisi bilebilir. Bu nedenle ‘gerçekten trans mısın?’, ‘yeterince lezbiyen görünmüyorsun’, ‘sen aslında biseksüel değil kararsızsın’, ‘bir gün geçer’ bu ve benzeri ifadeler çoğu zaman şaka ya da merak altında söylenir. Ancak kişinin kendi kimliğini tanımlama hakkını elinden alır. Tekrar tekrar yazıyorum; bir bireyin kim olduğunu ancak kişinin kendisi bilir. Güvenli ilişkiler, insanların birbirlerinin kimliklerini kanıtlamak zorunda kalmadığı ilişkilerdir Açılmak Bir Zorunluluk Değildir LGBTI+ bireylerin yaşamında en çok yanlış anlaşılan konulardan biri de açılma meselesidir. Açılma, kişinin cinsiyet kimliğini ve/veya cinsel yönelimini kendi isteğiyle paylaşmasıdır. Bu süreç son derece kişiseldir ve herkes için farklı ilerler. Bazı kişiler kimliklerini rahatlıkla paylaşabilirken, bazıları güvenlik kaygıları nedeniyle bunu yap(a)mayabilir. Her iki durum da saygıyı hak eder. Ne yazık ki bazen ilişkiler içinde partnerler birbirlerini açılmaya zorlayabiliyor Bu tür baskılar iyi niyetli görünse dahi kişinin güvenlik sınırlarını ihlal edebilir. Çünkü açılmanın sonuçları herkes için aynı değildir. Bazı kişiler aile desteğini kaybetme, işini yitirme, ekonomik zorluk yaşama veya şiddete maruz kalma riski taşıyabilir. Bu nedenle güvenli ilişkilerde açılma kararı kişiye aittir. Partnerler birbirlerine saygı gösterir ve baskı uygulamaz İsimler ve Zamirler Bir Saygı Meselesidir Bir insanın kendisi için seçtiği isim ve hitap şekli onun kimliğinin önemli parçalarından biridir. Seçilmiş isimlerin (kişilerin çeşitli sebeplerle resmî belgelerde yazan isimlerinin yerine kullanmak için kendilerine seçtikleri isimler) kullanılması yalnızca bir tercih değil aynı zamanda saygı ve onay göstergesidir. Yanlış isim kullanmak, kişinin istemediği şekilde hitap etmek veya bunu sürekli olarak tekrarlamak ciddi bir incinmeye neden olabilir. Bazen insanlar bu durumu ‘alışkanlık’ olarak açıklamaya çalışır. Elbette herkes hata yapabilir. Ancak önemli olan hatayı fark ettiğimizde düzeltmek ve karşımızdaki kişinin kendisini rahat hissetmesini sağlamaktır. Güvenli ilişkilerde partnerler birbirlerinin tercih ettiği isimleri, hitap biçimlerini ve kendilerini ifade etme şekillerini öğrenmeye özen gösterir. Çünkü sevgi yalnızca hissetmek değil partnerimizin varlığını tanımak ve ona saygı göstermektir Sınırlar İlişkilerin Düşmanı Değildir Toplumda sınır koymak çoğu zaman uzaklaşmak ya da sevgisizlik olarak algılanıyor. Oysa bu doğru değildir. Sağlıklı sınırlar ilişkilerin güçlenmesine yardımcı olur. Hangi konuların paylaşılabileceği, hangi bilgilerin gizli kalacağı, fiziksel temasla ilgili tercihler, sosyal medyada görünürlük, ailelerle iletişim. Bütün bunlar konuşulabilir konulardır. Üstelik yalnızca sorun çıktığında değil. Birçok partner, sınırlar hakkında konuşmayı kriz zamanlarına bırakır. Sonra da partnerinin ne istediğini anlamadığından yakınır. Oysa insanlar zihin okuyamaz. İyi ilişkiler tahmin üzerine değil iletişim üzerine kurulur Bu sorular yalnızca LGBTI+ ilişkilerde değil tüm ilişkilerde daha güvenli bir alan yaratır Cinsellikte Güven, Onay ve İletişim Cinsellik hakkında konuşurken birçok insan yalnızca korunma yöntemlerine odaklanıyor. Oysa güvenli cinsellik yalnızca enfeksiyonlardan korunmak anlamına gelmez. Güvenli cinsellik aynı zamanda karşılıklı onay, iletişim, sınırlarının bilinmesi ve kişinin kendisini güvende hissetmesiyle ilgilidir. Partnerlerin birbirlerinin ihtiyaçlarını konuşabilmesi önemlidir. Beden algısı, cinsiyet kimliği deneyimleri veya geçmiş yaşantılar nedeniyle bazı bireylerin daha farklı hassasiyetleri olabilir. Bu nedenle varsaymak yerine sormak gerekir. Neyin rahat hissettirdiğini, neyin hissettirmediğini öğrenmek ilişkide güveni ve yakınlığı artırır Toplumsal Önyargılar İlişkilerin Kapısından İçeri Girebilmektedir LGBTI+ bireyler çoğu zaman yalnızca bireysel sorunlarla değil toplumsal önyargıların ilişkilere taşıdığı yüklerle de mücadele etmek zorunda kalırlar. Yargılanma korkusu, görünür olma kaygısı, dışlanma endişesi, aile baskısı ya da ayrımcılık deneyimleri ilişkileri etkileyebilir. Bu nedenle bazen ilişkilerde yaşanan sorunların tamamını bireysel nedenlerle açıklamak mümkün değildir. Toplumsal koşullar da ilişkilerin bir parçasıdır. Partnerlerin birbirlerinin yaşadığı ayrımcılık deneyimlerini küçümsememesi ve anlamaya çalışması önemlidir. Her zaman çözüm üretme zorunluluğu yoktur, bazen yalnızca dinlemek dahi güçlü bir destek biçimidir Aslında konu yalnızca romantik ilişkiler değil. Konu, insanların birbirlerine nasıl davrandığı. Konu; çeşitliliklerle bir arada yaşayabilmek. Konu; sevgiyi kontrol etmek yerine destekleyebilmek. Güvenli ilişkiler, bireylerin kendilerini saklamak zorunda kalmadıkları ilişkilerde mümkün olur. Kimsenin kimliğini kanıtlamak zorunda olmadığı, kimsenin baskı altında hissetmediği, herkesin sınırlarının ve ihtiyaçlarının duyulduğu ilişkiler. Hepimizin ihtiyacı olan tam da budur


