Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

Latifah Oruj'un "Gizemli Yürüyüşler" romanında insan, toplum, zaman ve ahlak, manevi dersler

Filoloji bilimleri doktoru, profesör, Kırgız Cumhuriyeti eğitimcisi Latifah Oruj'un "Gizemli Yürüyüşler" adlı romanının K. Akmatov ve N. Abitov tarafından Kırgız diline çevrilmesi okurlarda büyük ilgi uyandırmış ve kardeş Azerbaycan halkıyla edebi ve kültürel ilişkiler çerçevesinde manevi bir köprü

0 görüntüleme525.az
Latifah Oruj'un "Gizemli Yürüyüşler" romanında insan, toplum, zaman ve ahlak, manevi dersler
Paylaş:

Filoloji bilimleri doktoru, profesör, Kırgız Cumhuriyeti eğitimcisi Latifah Oruj'un "Gizemli Yürüyüşler" adlı romanının K. Akmatov ve N. Abitov tarafından Kırgız diline çevrilmesi okurlarda büyük ilgi uyandırmış ve kardeş Azerbaycan halkıyla edebi ve kültürel ilişkiler çerçevesinde manevi bir köprü olarak özel bir önem kazanmıştır. Eser, insanın kaderi, kadının toplumdaki yeri, ahlak, sosyal adalet konularını yansıtıyor. Romanın başkarakteri Leyla'nın hayatı ve yedi kız kardeşin kaderi anlatılıyor; Basit bir ailede doğup büyüyen kızların, çalışkanlıkları ve güçlü iradeleri sayesinde yüksek öğrenim görmeleri, çeşitli alanlarda çalışmaları ve yaşam mücadeleleri, gerçek hayattan yola çıkılarak sanatsal imgelerle sunulmaktadır Yazar, yedi kızın kaderi üzerinden önemli bir sosyal fikir ortaya koyuyor: Bir insanın geleceği sadece doğduğu çevreyle sınırlı değildir; Eğitim, çalışma, güçlü irade ve ahlaki metanet sayesinde kişi kaderini değiştirebilir. Bu, romanın ana sosyo-felsefi duygusudur. Yazar, kadının toplumdaki rolüne ilişkin yeni bir yaklaşım çağrısında bulunuyor. Geleneksel düşüncede kız çocuğunun olanakları yalnızca aile yaşamıyla sınırlıyken, romanda kızlar eğitimli, profesyonel, bağımsız düşünürler ve toplumsal yaşamın aktif katılımcıları olarak sunulur. Bu açıdan bakıldığında kadının toplumsal bir özne olarak oluşumu eserdeki ana fikirlerden biri olarak değerlendirilmektedir. Yazar, kadını zayıf ve korunmaya muhtaç bir karakter olarak değil, tam tersine eğitimli, kararlı, ahlaki açıdan güçlü, adalet için mücadele edebilen bir kişi olarak tasvir etmiştir Eserdeki kahramanların psikolojik dünyası, hayat denemelerine karşı tavırlarıyla ortaya çıkıyor. Karakter psikolojisi üzerine çalışan bilim adamı N. Levitov, "karakterin emek faaliyetinde, sosyal ilişkilerde ve özellikle yaşam çatışmaları ve mücadelelerinde oluştuğunu ve beslendiğini" belirtiyor. Belirli tarihsel koşullar altında insanda oluşan karakter özellikleri, zamanla tamamen olgunlaşarak o kişinin bireysel bir niteliği haline gelir. Belirli sosyal koşullar ve dış etkiler sonucunda oluşan karakter özellikleri daha eksiksiz hale gelir, kişinin iç dünyasını daha net ve keskin bir şekilde ortaya çıkarır Yedi kız kardeşin kaderi yalnızca bir dizi dış olay değil, aynı zamanda kişinin içsel gelişiminin, kendini tanımasının, bir hedefe doğru ilerlemesinin ve psikolojik olgunluğunun bir yoludur. Kahramanların psikolojik gücü, zorluklardan kaçmamalarında, aksine onları aşmaya çalışmalarında, amaçlı bir yaşam kurmalarında, toplumdaki yerlerini bulmalarında ve insanlara samimi hizmet sunmalarında görülmektedir. Yazar, bu tür görüntüler aracılığıyla bir kişinin iç potansiyeline dair derin düşünceleri ifade eder. İnsan dış koşullara tam olarak uymaz; iradesiyle, bilgisiyle, inancıyla ve ahlaki konumuyla hayatın yönünü değiştirebilir Psikolojik olarak gelişmiş bir karakter olan Leyla karakteri, bir avukat olarak sürekli olarak çeşitli insani kaderlerle, çatışmalarla, adaletsizliklerle, hukuk ve ahlaki tercihlerle karşı karşıya kalmaktadır. Böyle bir meslek duygusal istikrar, analitik düşünme, içsel sabır ve ahlaki metanet gerektirir Örneğin ana karakter Leyla'nın avukatlık faaliyetleri, yetenekli bir satranç oyuncusu olan oğlu Rufat'ın kaderiyle ilgili olaylar eserin içeriğini derinleştiriyor. Romanın en derin sembolik katmanlarından biri, insanın kaderinin bir satranç oyunuyla karşılaştırılmasıdır. Bu karşılaştırma, eserin başlığından başlayarak içerik yapısına kadar şiirsel olarak bağlantılıdır. Satranç sadece bir oyun değildir. Açık ve kararlı düşünmenin, gelecek stratejisinin, öngörünün ve sorumluluğun bir modelidir. Her hareketin bir sonucu vardır; yanlış bir adım daha fazla olasılığı sınırlar. Hassas ve akıllı bir hareket zafere giden yolu açar. İnsan hayatı böyledir; her karar, her adım, her seçim geleceği etkiler. Rufat'ın satranç müsabakalarındaki olaylar bu felsefi düşünceyi sanatsal düzeyde ortaya koyuyor. Rufat'a göre satranç sadece bir spor müsabakası değil, aynı zamanda hayatın farklı yönlerini anlama okuludur. Satranç sayesinde sabırlı olmayı, rakibini anlamayı, yenilgiyi kabul etmeyi, zafere ulaşmayı ve en önemlisi hayatta doğru yolu bulmayı ve insanlara içtenlikle hizmet etmeyi öğrenir İnsan kaderinin satrançla karşılaştırılmasında birkaç önemli felsefi katman vardır. Öncelikle satrançta her taşın kendine ait bir yeri ve fırsatı vardır. Hayatta her insanın kendi kaderi, yeteneği, koşulları ve sorumluluğu vardır. Ancak figürün gücü yalnızca kendi içinde değil, oyunun geneline doğru yerleştirilmesinde de yatıyor. Dolayısıyla insanın başarısı aynı zamanda kişisel yetenek ve sosyal koşulların birliğine de bağlıdır. İkincisi, satrançta acele etmek çoğu zaman yenilgiye yol açar. Hayatta düşüncesiz bir karar, kişiyi zor duruma sokabilir. Romanda satranç, insanın kaderinin sembolik bir modeli olarak kullanılıyor. Çalışmanın felsefi özü, her insanın kendi kaderinin satranç oyuncusu olması gerektiği fikridir Romanda zaman sadece kronolojik zaman değildir. İnsanı hayatın çeşitli dersleriyle sınayan, eğiten ve şekillendiren bir güç olarak sunulmaktadır. Örneğin eserin akışında Leyla'nın öğrencilik yılları, işe başlaması, mesleki ve ailevi sorumlulukları, sosyal adalet mücadelesi gibi tüm bunlar insanın iç dünyasını ortaya çıkaran zaman ve yaşam evreleri olarak gösteriliyor. Yazar zaman kronotopunu iki yönde sunuyor. Birincisi, geçmiş günlerin hayatın gerçeği. İkincisi ise bugünden gelecek değişimleri görebilmenin önemi. Satranç düşüncesinin romanın felsefi özü haline geldiği yer burasıdır. Çünkü iyi bir satranç oyuncusu sadece mevcut durumu değil, sonraki birkaç hamleyi de öngörebilir. Benzer şekilde insan, hayatta sadece bugünün faydalarını değil, gelecekteki sonuçlarını da düşünerek hareket etmelidir. Bu açıdan bakıldığında romanda zaman, insanın aklını, vicdanını, sabrını ve sorumluluğunu sınayan büyük bir yaşam alanı olarak sunulur Yazar, "Gizemli Yürüyüşler" romanındaki kahramanların karakterini ortaya çıkarmak için yol kronotopunu ustaca kullandı. Bilim adamı M. Bakhtin, "yol"u edebiyattaki en önemli kronotoplardan biri olarak nitelendirdi. "Romandaki buluşmalar çoğunlukla yolda gerçekleşir. Yol, pek çok beklenmedik buluşmanın olduğu bir yerdir. Yol, zaman ve mekanın bir noktasında, farklı insanların, her sınıfın, dini inancın, milletin ve kuşaktan temsilcilerin yolları kesişir. Yolda çeşitli olaylar düğümlenir ve gerçekleştirilir. Burada zaman, mekanla birleşir ve mekanda akar. "Yol" ve "yolculuk" kavramlarının zengin bir metaforik anlam taşımasının ve ana çekirdeğinin zaman olmasının nedeni budur. akış" Eserde kahramanların yolculuğu üzerinden insanın kaderi, toplumu, zamanı, vatanı, milletinin kökleri sanatsal bir şekilde yorumlanmaktadır. Yol kronotopu, Azerbaycan halkının tarihi dönemine, toplumsal olaylara, manevi ve ahlaki meselelere, milli değerlere, insan ve doğa arasındaki diyalektik ilişkiye dair daha derin bir anlayış kazanma fırsatı sunuyor. Aynı zamanda zaman ve mekan arasındaki karmaşık ilişkilerin sanatsal bir modelini oluşturmada esnek bir araç rolü oynar Eserdeki önemli tematik-ideolojik merkezlerden biri de toplumdaki adalet meselesidir. Bu fikrin gelişmesinde Leyla'nın savunuculuğu özel bir yer tutar. Bir avukat olarak Leyla, hukukun yalnızca dış normlarını değil aynı zamanda iç ahlaki özünü de anlayan bir kahraman olarak sunuluyor. Yazar, etkinliği aracılığıyla insan ve toplum arasındaki ilişkide adaletin rolünü göstermektedir. Çalışmanın hukuk çalışanlarına ithaf edilmesi ideolojik yönünü de açıkça göstermektedir. Yazara göre hukuk çalışanı sadece kanunları uygulayan biri değildir. Toplumda adaletin terazisini tutan, ahlaki açıdan sorumlu bir insandır Adaletin terazisi romanda güçlü bir simge olarak karşımıza çıkar. Terazi toplumda dengenin, doğruluğun ve nesnelliğin sembolüdür. Ancak bu teraziyi dengelemek kolay değil. Çünkü kişisel çıkar, güç, korku, aşinalık, maddi açgözlülük, adaletsizlik gibi faktörler toplumda her zaman mevcuttur. Böyle bir durumda hukuk çalışanının sadece profesyonelliği değil, aynı zamanda halkın nezdindeki vicdanı da büyük önem taşımaktadır. Hukukun adil bir şekilde uygulanabilmesi için kişinin mesleki bilgiye, temiz bir vicdana, yüksek insanlığa ve sorumluluğa sahip olması gerekir. Dolayısıyla romanda hukuk konusu kuru bir hukuki mesele olarak değil, insanın kaderi, vicdanı ve toplumun kesiştiği bir yer olarak sunulmaktadır Eserdeki kahramanların yaşam mücadelesi eğitim ya da mesleki başarı ile sınırlı değildir. Onların gerçek zaferi, insani vasıflarını her koşulda koruyabilmelerinde yatmaktadır. Burada yazar, manevi ve ahlaki değerleri eserin iç çekirdeğine dönüştürmektedir. Örneğin yedi kız kardeşin yorulmak bilmeyen çalışmaları, anlamlı bir yaşam için çabalamaları ve mücadeleleri, onların birey olarak gelişimlerinin temel kaynağıdır. Eğitim, insanın toplumdaki yerini bulmasına, doğru düşünmesine, haksızlıklara karşı durmasına yardımcı olan ahlaki bir güç olarak sunulmaktadır. Kahramanlar hayatın sert akıntısında yaşasalar da insan olmalarını asla kaybetmezler. Bu, yazarın hümanist konumunu gösterir. Romanda kişinin mesleği, bilgisi ve konumu ile saygınlığı ve sorumluluğu birleştiğinde gerçektir. toplumsal anlam kazandığına dair derin bir fikir ortaya atılıyor Latifah Oruj'un "Gizemli Yürüyüş" romanında ulusal değerler ile evrensel değerler birbirini tamamlar. Milli değerler aile, büyüklere saygı, kız çocuğu onuru, kardeş dayanışması, anne-baba emeğine, emeğine, dostluğuna değer verilmesi gibi kavramlarla ortaya çıkar. Yedi kız kardeşin aynı aileden ayrılıp farklı yaşam tarzlarını seçmelerine rağmen iç bağlarını kaybetmemişler, bu da bize Azerbaycan'daki aile birliği kavramını ve genel olarak Doğu kültürünü hatırlatıyor. Aynı zamanda eğitim, adalet, insan hakları, mesleki sorumluluk, kadının toplumdaki rolü ve kişinin özgür gelişimi için çabalamak gibi fikirlerin evrensel bir anlamı vardır. Bu, romanı yalnızca ulusal çerçevede değil, geniş bir hümanist bağlamda değerlendirmeye olanak tanır. Yazar, milli değerleri insanlığın temellerini güçlendiren manevi bir destek olarak sunmaktadır. Kahramanların ahlaki, sosyal ve mesleki gelişimleriyle evrensel değerler ortaya çıkar Aslında romanın adı sanatsal ve şiirsel açıdan çok önemli bir anlam taşıyor. "Gizemli yürüyüş" tabiri çok katmanlı bir sembol olarak kullanılıyor. İlk anlam satrançta bir hamledir. Burada "gitmek" hesaplanmış bir adım, stratejik bir karar ve bir akıl faaliyeti olarak anlaşılmaktadır. İkinci anlam ise insanın hayatındaki adımlarıdır. Her insan hayatta kendi yolunu çizer: eğitim alır, meslek seçer, aile kurar, adalet için savaşır, zorlukların üstesinden gelir. Üçüncü anlam ise kaderin gizemidir. İnsan her zaman geleceğini tam olarak göremez. Hayatta beklenmedik olaylar, çeşitli sınavlar ve dönüm noktaları vardır. Bu nedenle bu ayrılığa "gizemli" deniyor. Ancak bu gizem kaos değil; içinde içsel bir düzenlilik, nedensellik ve ahlaki mantık vardır. Eserde yazar, yarının çok yönlü değişimlerini bugünün hayatından görebilen insanlara değer vermektedir. Bu entelektüel öngörünün bir göstergesidir. Romanın başlığının kendisi derin bir felsefi anlam taşıyor. "Gizemli yürüyüş" kavramı bir yandan satrançta iç mantığa dayalı önceden tasarlanmış bir adımı ifade ederken, diğer yandan insan yaşamındaki kaderin karmaşık ve çelişkili yolunu akıl, vicdan, sorumluluk ve öngörüyle kontrol edilen karmaşık bir manevi ve ahlaki alan olarak sunar "Gizemli Yürüyüşler" romanının sanatsal özelliği, ideolojik içeriği ile sembolik imgelerin birliğinde ortaya çıkıyor. Eserde hayat gerçeği ile felsefi genelleme bir arada sunulmaktadır. Sanatın en temel simgelerinden biri olan terazi, adaleti, nesnelliği ve dengeyi temsil eder. Terazi sadece hukukçuların mesleki görevini değil aynı zamanda kişinin iç vicdanını da bünyesinde barındırır. Satranç sembolü bilgeliği, stratejiyi, yaşam mücadelesini ve kaderin karmaşıklığını temsil eder. Bir diğer sembol olan "ayrılış" ise kişinin seçimini, adımını, kararını ve sorumluluğunu temsil eder. Yedi kız kardeş simgesinin de derin bir anlamı vardır. Doğu kültüründe yedi sayısı bütünlük, bütünlük ve çeşitlilik anlamına gelir. Bu açıdan eser, okuyucuyu Cengiz Aytmatov'un dediği gibi "her gün insan olmaya" çağırıyor Yazarın canlı hayal gücünün ve yeteneğinin, hayatın gerçeğini sanatsal bir gerçeğe dönüştürmedeki gücü açıkça görülmektedir. Filozof Evald İlyenkov'un açıkça belirttiği gibi: "Yazarın fantezisi, son derece esnek düşünmenin en verimli biçimidir. İnsanın içinde yaşadığı dünyayı algılama etkinliğini artıran evrensel bir yetenektir." Aslında tüm sorunların sırrı bu evrensel yetenekte yatmaktadır. Yazar aynı zamanda canlı bir sanatsal düşünceye sahip olduğundan, insanın kaderini ve çok yönlü yaşamını ifade etmek için çeşitli sanatsal yollar bularak amaçlarını ve fikirlerini etkili bir şekilde aktarabilmektedir Sonuç olarak Latifah Oruj'un "Gizemli Yürüyüş" adlı romanı, derin sosyal ve toplumsal içeriğe sahip, felsefi düşünceler açısından zengin, psikolojik olarak insanın kaderinin tasvirine dayanan, güçlü sanatsal ve şiirsel sembollere sahip bir eserdir. Eser sadece bugünün değil gelecek nesillerin ahlak eğitimine hizmet edecek milli değerlere sahiptir

Kaynak: 525.az

Diğer Haberler