İsrail alıkoymuştu: Küresel Sumud Filosu aktivisti yaşananları tek tek anlattı!
Gazze'deki ablukayı delmek ve bölge halkına insani yardım götürmek hedefiyle uluslararası sularda seyreden Küresel Sumud Filosu, İsrail donanması tarafından durduruldu. İsrail güçlerince alıkonulan ve oluşturulan hapishane gemisinde esir tutulan aktivistler arasında yer alan Sakaryalı Özkan Özer, Tü

Gazze'deki ablukayı delmek ve bölge halkına insani yardım götürmek hedefiyle uluslararası sularda seyreden Küresel Sumud Filosu, İsrail donanması tarafından durduruldu. İsrail güçlerince alıkonulan ve oluşturulan hapishane gemisinde esir tutulan aktivistler arasında yer alan Sakaryalı Özkan Özer, Türkiye'nin girişimleri sonucunda kurtarılarak ülkeye döndü Gazze'de yaşanan duruma karşı uzun süredir bir şeyler yapmak istediğini belirten Özer, yola çıkış motivasyonunu şu sözlerle ifade etti: "Uzun zamandır Filistin, Gazze’ye uygulanan insanlık dışı, hukuksuz ablukadan rahatsızdım. Orada aç kalan çocuklardan, okuluna gidemeyen çocuklardan, ilaçsız kalan hastalardan. Birşeyler yapmam gerektiğini düşünüyordum. Oradaki zulmü durdurmak için boykotta yapıyordum fakat oraya yardım götürmek isteyen insanlar olduğunu duyunca Küresel Sumud Filosuna başvuruda bulundum. Çağırıldım" dedi Operasyonun uluslararası sularda gerçekleştiğini ve yakalandıktan sonra insanlık dışı şartlarda tutulduklarını belirten Özer, 40'tan fazla ülkeden 400'ü aşkın aktivistin Aşdod limanına götürülme sürecini aktardı. Özer, 18 Mayıs akşamı başlayan alıkonulma sürecini şu ifadelerle dile getirdi: "14 Mayıs’ta yola çıkmadan evvel, 12 Mayıs’ta bir toplantı yaptık. Tüm filo katılımcıları ile birlikte. Muhtemel riskler ve durum değerlendirmesi yapıldı ve yola devam kararı alındı. 18 Mayıs’ta uluslararası sulara girdiğimizde İsrail donanması tarafından müdahaleye uğradık. Teknelerimiz toplatılmaya başladı. 18 Mayıs’ın akşamında benim bulunduğum tekneye de baskın yapıldı. Bizi tekneden aldılar, oluşturdukları hapishane gemisine bizi götürdüler. Bu süreç içerisinde fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldık. Yaklaşık 4 gün boyunca farklı şekillerde devam etti. Temel ihtiyaçların karşılanmaması, nakil edildiğimiz zaman acı verici şekillerde nakil edilmek ve darp şeklinde bu süreç devam etti. 2 gün hapishane gemisinde kaldıktan sonra tüm tekneler yakalandıktan sonra yani, Aşdod limanına bizi getirdiler. 40’tan fazla ülkeden 400’den fazla aktivisti bu limana getirdiler. Orada ki işlemlerden sonra bizi hapishaneye sevk ettiler. Orada da bir gece kaldık. Ertesi gün ise bizi uçakla Türkiye’ye gönderdiler" Maruz kaldıkları muamelenin hiçbir insan tarafından kabul edilemeyeceğini vurgulayan Özer, Filistin ve Doğu Türkistan'da bu şartları yıllarca çeken insanlara dikkat çekti. Devletin sahip çıkmasıyla bu süreci kısa sürede atlattığını söyleyen Özer, "Bu dört gün boyunca maruz kaldığım fiziksel ve psikolojik şiddet beni çok zorladı. İnsan onurunu ayaklar altına alan uygulamalar olduğu için ve hiçbir insanın böyle birşeyin maruz kalmasını insan olan hiç kimse kabul etmeyeceği için.. Biz sadece 4 gün boyunca bunları yaşadıysak aylarca yıllarca Filistinlilerin hapishanelerde kalıyor olması, Doğu Türkistan’da benzeri yerleri buna benzer şeylere insanların maruz kalıyor olması bir insan olarak benim kabul edebileceğim bir şey değil. Bir müslüman olarak da kardeşlerime böyle bir şey yapılması kabul edebileceğim bir şey değil. Bu bir zulüm, bu bir kötülük. Bu bitmeli. Ben, bana sahip çıkan bir devletim olduğu için bunları kısa süreli yaşadım. Sahil çıkılmadığı için bu durumlara aylarca, yıllarca maruz kalan insanlar var. Bunlara birşey yapılması gerekiyor. Bir insanın dahi böyle birşeye maruz kalıyor olması diğer insanların harekete geçmesini gerektirir. O insanları kurtarmak, her insanın görevi" şeklinde konuştu Gözaltı ve hapishane sürecinin ardından İsrail'deki bir askeri havalimanına sevk edildiklerini belirten Özer, tahliye operasyonu için bölgeye gelen Türk Hava Yolları'na (THY) ait uçakları gördüğünde büyük bir gurur yaşadığını aktardı. Uçak içerisindeki atmosfere de değinen Özer, sözlerini şöyle tamamladı: "Uğradığımız psikolojik ve fiziksel şiddetin ayrıntılarını anlatmak istemiyorum ama buna maruz kaldık, bunu bilin. Bitmeyecek gibiydi. Bizi hapishaneden aldılar, askeri bir havaalanına getirdiler, içerisine girdik. İsrail savaş uçaklarının içerisinde, Türk bayraklı, Türk Hava Yolları’na ait 3 tane uçağı gördüm ve o zaman bir insanın vatanının olması, özgür olmasınının, bayrağının olmasının ne kadar kıymetli olduğunu anladım. Uçağın içine girdik, insanlık dışı muameleye 4 gün maruz kalmış dünyanın bir çok farklı ülkesinden insanın uçağın içerisine girip THY’nin bize ikram ettiği yemekler, davranış tarzları, gösterdikleri anlayış, yakınlık ve hizmet bambaşka iki anlayışı gösterdi. Orada insanlar uçağın içerisinde 'Free Free Filistin, teşekkürler Türkiye' sloganları attılar. Ben hayatımda bu milletin evladı olduğuma, bu ülkenin vatandaşı olduğuma bu kadar gurur duyduğum bir an yaşamadım" ifadelerini kullandı Kaynak: İhlas Haber Ajansı

