Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

“Ismarlama enflasyon”

Kıbrıs’ın kuzeyinde enflasyon hem Türkiye’yi hem de Kıbrıs’ın güneyini geride bıraktı. Ancak yıllardır güncellenmeyen enflasyon sepeti nedeniyle açıklanan resmi rakamların gerçeği tam olarak yansıtmadığı ifade ediliyor. Ekonomistlere göre yurttaşın günlük yaşamda karşı karşıya kaldığı hayat pahalılı

0 görüntülemeyeniduzen.com
“Ismarlama enflasyon”
Paylaş:

Kıbrıs’ın kuzeyinde enflasyon hem Türkiye’yi hem de Kıbrıs’ın güneyini geride bıraktı. Ancak yıllardır güncellenmeyen enflasyon sepeti nedeniyle açıklanan resmi rakamların gerçeği tam olarak yansıtmadığı ifade ediliyor. Ekonomistlere göre yurttaşın günlük yaşamda karşı karşıya kaldığı hayat pahalılığı, açıklanan enflasyon oranlarının çok üzerinde seyrediyor Resmi rakamlara göre kuzeyde mayıs ayında yıllık enflasyon yüzde 37,28 olarak açıklanırken, aynı dönemde Türkiye’de bu oran yüzde 32,61 seviyesinde kaldı. Kıbrıs’ın güneyinde ise yıllık enflasyon yalnızca yüzde 3,7 olarak kaydedildi. Aylık bazda da kuzeyde yüzde 2,06 olan enflasyon, Türkiye’de yüzde 1,71, güneyde ise yüzde 0,9 olarak gerçekleşti Konuyla ilgili YENİDÜZEN’e konuşan Ekonomist Prof. Dr. Erdal Güryay, Türk Lirası kullanılmaya devam edildiği sürece Türkiye’deki enflasyonun doğrudan kuzeye taşındığını belirterek, “Türkiye’den daha düşük enflasyona sahip olmamız mümkün değil” dedi. Güryay, yıllardır güncellenmeyen hayat pahalılığı sepetinin de gerçek tabloyu yansıtmadığını vurgulayarak, mevcut hesaplamaların güncel tüketim alışkanlıklarından uzak kaldığını ifade etti Ekonomist Prof. Dr. Mustafa Besim ise kuzeyin yalnızca Türkiye’den enflasyon ithal etmediğini, içerideki yapısal sorunların da fiyat artışlarını körüklediğini söyledi. Besim, “Türkiye’den enflasyon ithal ediyoruz, üstüne kendimiz de yaratıyoruz” diyerek, küçük ve kırılgan piyasa yapısı, yüksek enerji maliyetleri ve yetersiz arzın enflasyonu Türkiye’nin de üzerine taşıdığını kaydetti Ekonomist Mahmut Sezinler de YENİDÜZEN’e yaptığı değerlendirmede, açıklanan resmi veriler ile vatandaşın günlük hayatta hissettiği hayat pahalılığı arasında ciddi fark bulunduğuna dikkat çekti. “İstatistik Kurumu’nun yayımladığı enflasyonla sokağın hissettiği enflasyon tamamen farklı. Bu rakamlar tamamen ısmarlama” diyen Sezinler, mevcut rakamların gerçeği yansıtmadığını vurgulayarak, hane halkının her geçen gün daha da yoksullaştırdığını söyledi İstatistik Kurumu’nun verilerine göre Mayıs 2026’da aylık enflasyon yüzde 2,06, yıllık enflasyon ise yüzde 37,28 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre Türkiye’de aylık enflasyon yüzde 1,71, yıllık enflasyon ise yüzde 32,61 seviyesinde kaldı Kıbrıs İstatistik Kurumu’nun (CyStat) açıkladığı verilere göre Kıbrıs’ın güneyinde ise Mayıs ayında yıllık enflasyon yalnızca yüzde 3,7 oldu. Aylık bazdaki artış da yüzde 0,9 ile kuzeydeki rakamların oldukça altında kaldı Ekonomistler konuyla ilgili YENİDÜZEN’e konuştu, kuzeydeki enflasyonun verilerinin güneyden ve Türkiye’den yüksek olma sebebini değerlendirdi Ekonomist Prof. Dr. Erdal Güryay: Ekonomist Prof. Dr. Erdal Güryay, Türk Lirası kullanıldığı sürece Türkiye’deki enflasyonun otomatik olarak kuzeye taşındığını belirterek, yüksek enflasyonun temel nedeninin para birimi tercihi olduğuna dikkat çekti Türk Lirası’nın sürekli değer kaybeden bir para birimi konumunda bulunduğunu, Euro’nun ise enflasyona karşı daha istikrarlı bir para birimi olduğunu ifade eden Güryay, bu nedenle kuzeydeki enflasyonun güneyin üzerinde seyretmesinin kaçınılmaz olduğunu kaydetti Güryay, doğru devlet politikalarıyla enflasyonun bir miktar aşağı çekilebileceğini ancak Türk Lirası’nın değer kaybının fiyatlar üzerinde sürekli baskı yarattığını vurgulayarak, Türkiye’de yıllık yüzde 32,61 olarak açıklanan enflasyonun doğrudan kuzeye de yansıdığını söyledi “Kıbrıs’ın kuzeyinde Türkiye’dekinden yaklaşık yüzde 5 daha fazlası gerçekleşti” diyen Güryay, bu farkın azaltılabileceğini ancak mevcut koşullarda Türkiye’den daha düşük bir enflasyon oranına ulaşmanın mümkün görünmediğini dile getirdi Güryay, enflasyonun ölçülme yöntemine de dikkat çekti. Yıllardır güncellenmeyen hayat pahalılığı sepetinin ciddi bir sorun olduğunu belirten Güryay, eski tüketim alışkanlıkları üzerinden yapılan hesaplamaların gerçek tabloyu yansıtmadığını söyledi. Güryay, sepetin derhal güncellenmesi ve güncel tüketim alışkanlıkları üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini vurguladı Para politikalarının Ankara tarafından belirlendiğini hatırlatan Güryay, kuzeyin yüksek enflasyonla mücadelede elindeki araçların son derece sınırlı olduğunu ifade ederek, maliye politikalarıyla bazı adımlar atılabileceğini ancak kamu maliyesinin içinde bulunduğu durumun buna da izin vermediğine dikkat çekti Güryay, “Maaşları bile ödemekte sıkıntı yaşanıyor, sürekli borçlanılıyor. Tüm bunlar ortadayken enflasyonla mücadele etme şansımız yok” ifadelerini kullandı Ekonomist Prof. Dr. Mustafa Besim: Ekonomist Prof. Dr. Mustafa Besim de yüksek enflasyonun en büyük nedeninin Türk Lirası olduğunu belirterek, bunun inkâr edilemeyecek bir gerçek olduğunu söyledi Ancak sorunun yalnızca kur kaynaklı olmadığını ifade eden Besim, piyasanın küçük ve kırılgan yapısının da fiyat artışlarını hızlandırdığını kaydetti. Küresel gelişmeler karşısında hızlı önlem alınamadığını ve yeterli arz oluşturulamadığını belirten Besim, piyasada sürekli bir döviz endişesinin hâkim olduğuna vurgu yaptı Besim, bu durumun risk primini yükselttiğini, satıcıların da bu riskleri fiyatlarına yansıttığını belirterek, “Bu sarmal yüzünden enflasyon oranları Türkiye’den bile daha yüksek seyrediyor” dedi Geçtiğimiz aylarda yapılan akaryakıt zamlarının maliyetleri artırdığını ancak asıl dikkat çekici tablonun temel gıda ürünlerinde yaşandığını vurgulayan Besim, temel gıda fiyatlarının geçen yılın Aralık ayından bu yana yüzde 19,62 oranında arttığını söyledi Besim, ulaşım ve sağlık harcamalarındaki yükselişe de dikkat çekerek, hane halkının en temel ihtiyaçlarındaki bu artışların özellikle düşük ve sabit gelirli kesimleri ağır şekilde etkilediğini kaydetti Enflasyon sepetinin güncellenmesi halinde açıklanan hayat pahalılığı oranının daha yüksek çıkacağını belirten Besim, son kapsamlı hane halkı bütçe araştırmasının döneminde yapıldığını, yıllarında gerçekleştirilen çalışmanın ise pandemi koşulları nedeniyle yeterince kabul görmediğini hatırlattı Besim, pandemi sonrasında tüketim alışkanlıklarının köklü biçimde değiştiğini ifade ederek, mevcut sepetin gerçek hayatı yansıtmadığını ve süratle güncellenmesi gerektiğini söyledi Enerji maliyetlerinin de enflasyonu besleyen önemli unsurlardan biri olduğunu belirten Besim, yıllardır gerekli yatırımların yapılmaması nedeniyle elektriğin pahalı tüketildiğini kaydetti. Dönemsel olarak bazı ürünlerde yaşanan ani fiyat artışlarının ekonomi yönetimi tarafından yakından takip edilmesi gerektiğini ifade eden Besim, gerektiğinde dış ticaret rejiminde düzenlemeler yapılması ve piyasada arzı artıracak adımların atılması gerektiğini söyledi “Türkiye’den ithal ettiğimiz enflasyonun yanında kendimiz de enflasyon yaratmış oluyoruz” diyen Besim, bunun doğrudan alım gücünü erittiğini vurguladı Ekonomist Mahmut Sezinler: Ekonomist Mahmut Sezinler ise açıklanan resmi rakamların gerçeği yansıtmadığını belirterek çok daha sert değerlendirmelerde bulundu Türkiye’de sanayi fiyat endeksinin yüzde 4’ün üzerinde seyrettiğine dikkat çeken Sezinler, kuzeyde ithalatın yaklaşık yüzde 70’inin Türkiye’den yapıldığını hatırlattı. Buna rağmen İstatistik Kurumu’nun sanayi fiyatlarındaki artışı hesaplamalara yeterince yansıtmadığını ifade eden Sezinler, mevcut koşullarda aylık enflasyonun yüzde 2 seviyelerinde değil, yüzde 5’in üzerinde çıkması gerektiğini vurguladı “Bizde açıklanan enflasyon rakamları tamamen ısmarlamadır” diyen Sezinler, İstatistik Kurumu’nun maaşlara yansıtmak istediği hayat pahalılığı oranı kadar enflasyon açıkladığını kaydetti Sezinler, “İstatistik Kurumu’nun yayımladığı enflasyonla sokağın hissettiği enflasyon tamamen farklıdır” ifadelerini kullandı Türk Lirası nedeniyle ithal edilen enflasyona ek olarak içeride de yeni maliyetler yaratıldığını belirten Sezinler, mevcut mali sistemin tedarikçi ve ithalatçıları risk primlerini fiyatlara eklemeye zorladığını söyledi Sezinler, tedarikçilerin daha satış yapmadan vergi ödemek zorunda kaldığını ifade ederek, bunun üzerine kur riskinin ve diğer maliyetlerin de eklenmesiyle ithal ürünlerin olması gerekenden çok daha pahalı hale geldiğini belirtti Enflasyonun düşürülebilmesi için mali sistemde kapsamlı düzenlemelere ihtiyaç olduğunu kaydeden Sezinler, bunun yanında daha istikrarlı bir para birimine geçilmesinin de kaçınılmaz hale geldiğini savundu Sezinler, “TL’nin yarattığı enflasyonu absorbe edemiyoruz. Sonuçta hane halkı her geçen gün biraz daha fakirleşiyor” dedi

Diğer Haberler