Hüseyin Ekmekçi yazdı: Bu resmen iflas…
GELİN BU YAZIDA KAMUNUN BORÇ YÜKÜNE VE ÖDENME SÜREÇLERİNE BİR BAKALIM… BU RESMEN İFLAS… DEVLETLER BORÇLANABİLİR. AMA BUNUN EKONOMİYİ BÜYÜTMESİ GEREKİR. ŞİMDİ DEVLET BORCU ÖZEL SEKTÖRÜN TÜM KAYNAKLARINI TÜKETİYOR. DÖNGÜ NET: BORÇLAN BORÇ ÖDE; BORÇLAN MAAŞ ÖDE… Rakamlar kafanızı karıştırmasın… Tamam

GELİN BU YAZIDA KAMUNUN BORÇ YÜKÜNE VE ÖDENME SÜREÇLERİNE BİR BAKALIM… BU RESMEN İFLAS… DEVLETLER BORÇLANABİLİR. AMA BUNUN EKONOMİYİ BÜYÜTMESİ GEREKİR. ŞİMDİ DEVLET BORCU ÖZEL SEKTÖRÜN TÜM KAYNAKLARINI TÜKETİYOR. DÖNGÜ NET: BORÇLAN BORÇ ÖDE; BORÇLAN MAAŞ ÖDE… Rakamlar kafanızı karıştırmasın… Tamamı KKTC Merkez Bankası’nın 2026 yılına ait, ilk çeyrek raporundan. Rakamları detaylı bir şekilde haberleştirerek, Haber Kıbrıs ekonomi servisinin yorumu ile sizlere aktardık. Özeti şu: Borç artıyor ama ekonomiye dönmüyor. Sadece maaş ödeniyor. Gelin bakalım… KKTC’nin iç borç stoku, sadece üç ayda 6 milyar 473 milyon TL arttı. Yıl sonunda 15,9 milyar TL olan iç borç, Mart ayı sonunda 22,4 milyar TL’ye yükseldi. Bir başka ifadeyle devlet, yılın ilk çeyreğinde borcunu yüzde 40’tan fazla büyüttü. Nereye gidiyor bu borç yükü? Rakamlar oldukça net. Üç ayda 16,3 milyar TL borç alındı, 9,8 milyar TL geri ödendi. Aradaki fark, yani 6,4 milyar TL, yeni borç olarak vatandaşın ve gelecek nesillerin hanesine yazıldı. Maaşlar ödendiği sürece kimse dert etmese de, bu borç ödenecek, bizler tarafından… Daha da dikkat çekici olan, bu borçlanmanın büyük bölümünün yatırım, üretim ya da altyapı için değil, kamu maliyesinin günlük ihtiyaçlarını karşılamak için yapılması. Devlet borçlanıyor, borç ödüyor, sonra yeniden borçlanıyor. Kısır döngü giderek büyüyor Bugün gelinen noktada iç borç stoku 22,4 milyar TL seviyesine ulaştı. Bunun yaklaşık 20 milyar TL’si Devlet İç Borçlanma Senetlerinden... Üstelik borcun önemli bir bölümü döviz cinsi. Dolar, euro ve sterlin üzerinden alınan borçlar, kur yükseldikçe bütçe üzerindeki baskıyı artıracak Sorulması gereken soru şu: Bu kadar borçlanmaya rağmen ülkede hangi büyük yatırım yapıldı? Hangi okul tamamlandı? Hangi hastane hizmete girdi? Hangi altyapı sorunu çözüldü? Sanayiye, turizme hangi yeni teşvik paketleri ile katma değer yaratıldı? Söyleyim: SIFIR Aslında borç tek başına kötü değildir. Hatta borcu olmayan devlet de yok… Eğer üretim yaratıyor, ekonomiyi büyütüyor ve geleceğe yatırım yapıyorsanız borçlanabilirsiniz. Ancak borç, maaş ödemek ve günü kurtarmak için kullanılıyorsa, o zaman gelecekten harcıyorsunuz demek değil mi? Tekrar başa dönelim. Üç aylık tablo bize şunu söylüyor: Kamu maliyesi alarm vermeye devam ediyor. Borç stoku büyüyor, faiz yükü büyüyor, risk büyüyor. Buna karşılık ekonomide aynı oranda bir büyüme ya da yatırım hamlesi göremiyoruz. Özet bu olsa da ben gelecek adına endişeliyim Asıl tehlike rakamların bugün gösterdiği tablo değil, birkaç ay sonra ortaya çıkacak tablodur. Maliyenin önündeki en büyük sorun, borcun miktarından çok vadesidir. Çünkü mevcut borçlanmaların önemli bölümü 90 gün civarında kısa vadeli borçlardan oluşuyor Hükümet değişir yanda değişmez, bu borç ödenecek. Haziran ayında 5,8 milyar TL, Temmuz ayında 6,5 milyar TL, Ağustos ayında 6,8 milyar TL ve Eylül ayında yaklaşık 4 milyar TL geri ödeme yükümlülüğü bulunuyor. Döngü devam edecek: Borçlan borç öde, borçlan maaş öde Üstelik devletin her ay yaklaşık 2,5 milyar TL seviyesinde bütçe açığı verdiği de dikkate alındığında, sadece mevcut borçları çevirmek yetmiyor. Yeni açığı finanse etmek için de yeniden borçlanmak gerekiyor. Yani Haziran ayında 5,8 milyar TL ödeyecek bir devletin, aynı ay içerisinde bütçe açığını da kapatabilmek için 8 milyar TL’nin üzerinde yeni kaynak bulması şart Sorun tam da burada başlıyor. Eski borcu ödemek için yeni borç alınıyor. Yeni alınan borç ise yine kısa vadeli olduğu için birkaç ay sonra daha yüksek bir geri ödeme yükü olarak geri dönüyor. Böylece borç stoku sadece büyümüyor, katlanarak büyüyor 2023 sonunda yaklaşık 1 milyar TL seviyesinde bulunan iç borç stoku, 2024 sonunda 6 milyar TL’ye, 2025 sonunda ise yaklaşık 16 milyar TL’ye çıktı. 2026 yılının ilk yarısı tamamlanmadan 30 milyar TL seviyesine ulaşabileceği yönündeki değerlendirmeler ise durumun ciddiyetini ortaya koyuyor Bugün konuşmamız gereken mesele hükümetlerin kim olduğu değil, kamu maliyesinin sürdürülebilir olup olmadığı. Çünkü borçlanma artık bir tercih değil, sistemin ayakta kalabilmesi için zorunlu hale gelmiş durumda. Kısa vadede herhangi bir hükümetin bu döngüyü kırmadı da mümkün değil Güvendiğim bir ekonomistle sordum: Çare nedir? Yapılması gerekenleri bir çırpıda sıraladı: Çözüm bellidir. Öncelikle bütçe açığının kontrol altına alınması gerekiyor. Ardından kısa vadeli borçların daha uzun vadeli bir yapıya dönüştürülmesi şart Bunun yanında orta vadeli bir ekonomik program ve kamu maliyesini disipline edecek yapısal reformlar olmadan bu döngünün kırılması mümkün görünmüyor. Aksi halde bugün 22 milyar TL olarak konuştuğumuz borç stoku, yarın 30 milyar TL, ardından 50 milyar TL olacak Ve günün sonunda herkes aynı soruyu soracak: Bu borcu kim ödeyecek? Bu yazı, mevcut iktidarı ya da iktidara talip olanlara bir uyarı yazısı aslında. Elbette kötü yönetimin hesabı sorulacak. Sorulmalıdır. Ama tablomuz da budur. Bu tablo konuşarak geriye çevrilemez…


