Her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa: Reha Muhtar, 90'lar medyası ve ekranın taşkın dönemi | T24
Geçen hafta işittiğimiz bu cümle, 90’lar Türkiye’sinde olsaydık günlerce haber bültenlerinin ilk sırasını alır, haftalarca gazete manşetlerinden inmezdi Zira Reha Muhtar, medya tarihinde bambaşka bir yere oturtulması ve konuşulması gereken 90’lar ve o dönemde yaratılan kültürün başat aktörlerinden

Geçen hafta işittiğimiz bu cümle, 90’lar Türkiye’sinde olsaydık günlerce haber bültenlerinin ilk sırasını alır, haftalarca gazete manşetlerinden inmezdi Zira Reha Muhtar, medya tarihinde bambaşka bir yere oturtulması ve konuşulması gereken 90’lar ve o dönemde yaratılan kültürün başat aktörlerinden biriydi Bir gazeteci ne kadar şöhrete sahip olabilecekse, çok daha fazlasını görmüştü. Yarattığı habercilik tarzı, o dönemki rakipleri Ali Kırca, Mehmet Ali Birand ve Uğur Dündar’dan çok farklıydı. Belki de o yüzden bu isimlerde daha sonra aynı kulvarda da anılmadı Televizyon camının arkasından odalarımıza sızan o çiğ, parlak ve her saniye vites artıran gürültüyü, yani 90'larda doğan haber bültenlerini, dün gibi hatırlıyoruz. Ekranda bir adam oturuyordu. Eli masanın üzerindeydi, sesi titriyor, bazen masaya yumruğunu vuruyordu. Milyonlarca izleyici her akşam aynı saatte, aynı koltuğa, aynı kişiyi izlemek için oturuyordu. Dönemin Türkiye'sindeki belirsizlik, kaos ve öfke, o masanın etrafında anlık bir biçim kazanıyordu. Ve o masanın başındaki isim, 3 Haziran 2026'da, henüz 66 yaşındayken hayatını kaybetti Reha Muhtar'ın ölümü bir dönemin kapanışını simgeliyor aslında. Tartışılan özel hayatının gölgesinde kalan kariyer mirası şu soruyu sormamızı zorunlu kılıyor: 90'ların Türk televizyonunu bu kadar farklı yapan ne vardı; ve Muhtar bu yapının neresinde duruyordu? Türkiye'nin ilk özel televizyon kanalı Star 1, Almanya üzerinden uydu yayınıyla ekrana girdi. Kuruluşunun arkasında Cem Uzan, babası Kemal Uzan ve dönemin Cumhurbaşkanı Özal'ın büyük oğlu Ahmet Özal vardı. Yasal bir çerçeve yoktu; kanal fiilen bir yasa boşluğunu kullanarak yayına başlamıştı. TRT'nin onlarca yıllık tekeli, bürokratik yordam bir yana bırakılarak fiilen kırıldı. Bu hamleler cesaret verdi; kısa sürede Show TV, Kanal D, ATV birbirinin peşinden geldi 1994'te özel televizyon yayıncılığı ancak yasal bir zemine otururken kanallar zaten izleyiciyi çoktan kazanmıştı. TRT'nin kaskatı, mesafeli, her cümlesini sansürden özenle geçirmiş yayın anlayışına karşı özel kanallar tam tersini denemeye çalışıyordu: İzleyiciyle göz göze gelen, sesi titreyen, masaya yumruk vuran, hesap soran bir ekran figürü Eğitim ve haberleşme odaklı kamu yayıncılığının yerini reyting kaygıları içinde eğlence odaklı bir anlayış almaya başladı. Özel kanallar aynı zamanda TRT'nin köklü isimlerini de transfer etmeye girişti; gazeteciler bu yeni düzenin içinde sürüklenip duruyordu Türkiye o yıllarda başka bir kaosun da içindeydi: Yüzde 134'ü bulan enflasyon, PKK ile devam eden çatışmalar, faili meçhul cinayetler, siyasi koalisyonların art arda çöküşü... Bu atmosferde ekranda öfkeli bir ses duymak, izleyici için bir tür boşalma işlevi görüyordu. Haber bülteninin reytingi, haberin kalitesiyle değil duygusal yoğunluğuyla doğru orantılıydı. Muhabir olarak bulunduğu sahadan 'şovmen' olarak sahneye sıçrıyordu Reha Muhtar, 21 Temmuz 1959'da İstanbul'da doğdu; kökü Irak Türkmenlerine uzanıyordu. TED Ankara Koleji'nden sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde okudu. Gazetecilik dünyasına 1980'de adım attı, 1981'de Milliyet'in Ankara bürosunda dış politika ve siyaset muhabiri olarak çalışmaya başladı. Ardından TRT'ye geçti, Yunanistan'ın başkentinde muhabirlik yaptı. Soğuk Savaş döneminin Türk-Yunan gerginliğini doğrudan takip eden bu genç muhabir için gazetecilik başlarda masa başı değil, saha işiydi TRT ekranlarına Reha Muhtar’ın telefonla konuşan bir fotoğrafı yansıtılır, fondan sesi gelirdi: “Reha Muhtar, Atina’dan bildiriyor.” Muhtar, TRT kurallarını esnetmeye çalışsa da fazlası mümkün değildi. Yine de farklı ülkelerden bağlanan TRT muhabirleri arasında belki de en tanınanıydı Ancak TRT o yıllarda büyük ve kıpırdatılmaz bir bürokratik makineydi. Sunucu duyurucuydu, spiker spikerdi; haberin kendisi değildi. Reha Muhtar bu kalıbın içinde yetişti. O kalıbı kırmayı başardı ama koyulduğu yeni yolda gazetecilik adına kaybolacaktı 1992'de TRT ekranlarında "Ateş Hattı" başladığında, Türkiye'de tartışma programları henüz yeni bir form arıyordu. Muhtar bu formu kendine göre biçimlendirdi: Konuğu sıkıştırmak, soru sormayı bir çapraz sorgu ritüeline dönüştürmek, gerilimi dramatik bir tempo içinde yönetmek. Kimi zaman öfkeleniyor, kimi zaman şaşırıyordu; her iki hâlde de milyonların yerine hesap soruyormuş gibi davranıyordu. Cümlelerini uzatıyor, vurguyu yükseltiyor, haberi dramatik bir hikâyeye dönüştürüyordu 1993'te Kanal D'ye geçti. Ardından Star TV, yeniden Kanal D, 1996'da Show TV ana haber sunuculuğu ve haber genel yayın yönetmenliği. Bu zirve dönemiydi. Ana haber bültenleri ertesi gün sokakta konuşuluyor, taklitleri yapılıyor, manşetlere taşınıyordu. 2000'li yıllarda ATV, CNN Türk, FOX, Kanaltürk... Her geçiş, dönemin medya göçlerinin bir parçasıydı; kanallar kapanıyor ya da el değiştiriyor, gazeteciler bu hareketliliğin içinde sürüklenip duruyordu Bu kariyer haritası aynı zamanda 90'lar medyasının bir haritasıydı. Büyük medya holdinglerinin siyasi ittifaklar kurduğu, haber akışının bu ittifaklar tarafından şekillendirildiği bir ortamda gazetecinin güvenilirliği, çoğu zaman hangi kanalda çalıştığıyla ilişkilendiriliyordu. Muhtar bu gerçekliğin içinde çalıştı. Bundan ne kadar bağımsız kaldı, ayrı bir tartışma konusu Reha Muhtar'ı salt bir haberci olarak değerlendirmek, hikâyenin büyük bir bölümünü atlamak anlamına geliyor. Haberleri bir şova dönüştürüyor, en öne kendisini koyuyordu. Haberden çok Reha Muhtar konuşuluyordu. Onun ekrandaki varlığı zamanla kendi absürt medya kültürünü yarattı; bu kültür bugün hâlâ dolaşımda Bir gün ekranda, cezaevinden tünel kazarken yakalanmış mahkûmları görürdünüz. Muhtar adeta büyük bir sırrı ifşa etmek ister gibi sorardı: Hemen ardından bir hastane koridoruna bağlanılırdı; sedyedeki ağır yaralı hasta acıyla kıvranırken, tepesinde beliren mikrofon şunu merak ediyordu: O ekran, doğuştan görme engelli bir insana "Küçükken de gözleriniz görmüyor muydu?" diye sorulduğunu da gördü, ölümlü bir kaza yerindeki muhabire sorulan "Ölülerin durumu nasıl?" sorusunu da Kürtaj olduğunu anlatan Harika Avcı'ya "Peki, bebek şimdi nerede?" diye sorması ya da karısını katleden bir adama canlı yayında "Efendim, başınız sağ olsun" demesi, Türk televizyonculuğunun en tuhaf arşiv sayfalarını oluşturdu Bugün dönüp bakıldığında salt birer "gaf" ya da absürtlük gibi görünen bu çıkışlar, aslında televizyonda izleyiciyle kurulan manipülatif bağın parçalarıydı. Muhtar, stüdyoda oturan mesafeli spiker modelini reddederek, evinde ya da kahvehanede televizyon izleyen geniş kitlelerin öfkeli sesi, bazen de saf bir sorusu olmayı hedefliyordu: İçinden geçeni dile getiren, bazen anlamsız ama daima sert bir beden ve ses. İzleyicinin duygularına tercüman olma iddiasıyla kurgulanan bu format, ajitasyonu temel bir haber unsuru hâline getirdi Sedyede canı yanan bir kazazedeye yöneltilen "Acı var mı acı? Hissetmiyor musun acıyı?" çıkışı, sonraki yıllarda parodilerden sokaktaki günlük sohbetlere kadar toplumsal dilin içine sızdı. Bir haber sorusunun bu denli uzun ömürlü bir kültürel malzemeye dönüşmesi, aslında o soruların dönemin hangi sinirlerine dokunduğunu da gösteriyor Batı televizyonculuğunda "anchorman" kavramının kökeni 1950'lerin Amerika'sına uzanıyor. Walter Cronkite, CBS Evening News'de 1962'den 1981'e kadar her akşam Amerikalıları ekrana çekti; o kadar ki, aileler akşam yemeklerini neredeyse haber bülteninin ritmine göre düzenliyordu. Cronkite döneminde "güvenilirlik" mesleki bir niteliğin ötesinde kanalın bizzat kendisini simgeliyordu. Siyasetten gelen baskılara direndi, Watergate haberlerinde büyük bir dürüstlük sergiledi. ABD liderleri için o kadar önemliydi ki, eski başkanlardan Lydon Johnson onun için "Cronkite'ı kaybedersem, ABD'nin yarısını kaybederim" demişti Türkiye bu kavramı 90'larda, kendine özgü bir çalkantı döneminde yaşadı. Ama Türk versiyonu Cronkite modelinin karşısına, tam tersine kurulmuş bir figür dikiyordu: Sakin değil gürültülü, mesafeli değil içinden geçeni haykıran, kurumsal değil kişisel. Siyasi istikrarsızlığın, ekonomik krizlerin, faili meçhul cinayetlerin tam ortasında Reha Muhtar gibi yüzler seyirciye yalnızca bilgi değil bir tutunma noktası sundu. Her gece aynı masa, aynı ses tonu, aynı kapanış cümlesi: "Her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa." İzleyici biliyordu ki bu adam da kızıyor, bu adam da sorguluyor. O kızgınlık sahici miydi? Performatif miydi? Bu soruyu herkes kendi içinde taşıdı. Ama şunu söylemek gerekir: Haber sunucusunun kişisel karizmasının güven ilişkisinin ta kendisi hâline geldiği anda, haberle şov arasındaki sınır giderek muğlaklaşıyordu. Sistem toplumsal öfkeyi absorbe etmek ve bunu reytinge tahvil etmek üzerine kuruluydu. Bir yanda ülkenin ağır siyasi ve ekonomik krizleri stüdyolarda canlı yayın mahkemelerine dönüşüyor, diğer yanda aynı bültenin içinde magazin figürleri ağırlanıyordu Yarattığı profil ve kazandığı şöhret sadece haber masasına sığmıyordu artık. Medyada sözü geçen en önemli figürlerden biriydi. Tek sözü ile birilerini ünlü edebilir ya da birilerinin şöhretini yıkabilirdi. Programlara davet ediliyor, hemen her konuda fikri soruluyor, törenlerde en ön sırada ağırlanıyordu Tarihe geçen Ahmet Kaya’nın Magazin Gazetecileri Derneği’nin 1999’daki gecesinde saldırıya uğraması olayında da en ön saflardaydı Ahmet Kaya, ödül aldığı gecede gelecek albümünde Kürtçe bir şarkı okuyacağını ve buna bir klip çekeceğini açıklamıştı. Salondaki davetliler Ahmet Kaya'yı yuhalamaya başlamış ve kendisine çatal-bıçak fırlatılmıştı Muhtar'ın sahneye çıkarak Kaya’ya saldıran tüm sanatçıları davet etmesi, “Bir Başkadır Benim Memleketim” şarkısını söyletmesi hiç unutulmadı Yıllar sonra bile bu konuda kendisini savundu. Önce “ortamı yumuşatmak” için bu şarkıyı seçtiğini ve Kaya’ya yönelik tek bir eylemi olmadığını belirten bir yazı kaleme aldı ve sonraki açıklamalarında da “Üç çocuğum üzerine yemin ediyorum Ahmet Kaya'ya tek kelime hakaret etmedim. Sakinleştirmek dışında tek bir harekette bulunmadım" dedi. Ne diyelim; bazı yolların başı, sonunda anlaşılırmış! Nitekim o gece yaşatılan gerilimin büyütülmesiyle Kaya hedef gösterilmeye devam edecek, daha sonra Paris'e, sürgüne gidecekti. Ve şarkılarıyla milyonların kalbine dokunan Kaya, Paris'te, o geceden tam 1,5 yıl sonra kalp krizinden henüz 43 yaşındayken hayatını kaybedecekti Bugün, o steril, tek tipleşmiş ve katı biçimde kutuplaşmış ana akım medya düzenine bakıp 90'ların kaotik, kuralsız, her an her şeyin olabileceği dünyasını tuhaf bir nostaljiye kapılarak anımsıyoruz. Ama şunu da görmek gerekiyor: Bugünün sosyal medyaya sirayet eden linç kültürünün, tık tuzağı haberciliğinin, nesnelliği dışlayan duygu ve öfke odaklı kutuplaşmanın temelleri aslında o dönemin ana haber stüdyolarında atıldı Bilgi vermek yerini ajitasyona, şoka ve şova bıraktığında kamusal tartışma zemini geri dönülmez biçimde zedelendi. Reha Muhtar bu dönüşümün hem ürünüydü hem de taşıyıcısı. Onu nostaljik bir kült figür olarak hatırlamak da salt "haberci değil şovmen" diyerek geçiştirmek de bu dönüşümün bütünlüklü bir hesabını vermiyor Muhtar, haber sunucusunun yalnızca bir iletici olmadığını, aynı zamanda kamuoyuyla kurulan güven ilişkisinin bizzat kendisi hâline gelebileceğini gösterdi. Bu, haberciliğe getirilen bir zaaf da sayılabilir, bir kazanım da. 90'lar Türkiye'sinde milyonlarca izleyici o ekranda kendini tanıdı; öfkesini, şaşkınlığını, "Bu nasıl olur" sorusunu. Onun taklidi yapıldı, parodisi çizildi, sözleri yıllarca dolaşımda kaldı. Bir haber sunucusunun kültürel dile bu kadar sızabildiği başka örnek bulmak güç 90’lar öncesinde de Türkiye’de şöhretli gazeteciler vardı elbette. Ama 90’lar ana haber bültenlerinden Televole adı verilen spor magazin programlarına sabah kuşağı programlarından kırmızı noktalı yayınlara kadar bambaşka bir döneme işaret ediyor. Ve Reha Muhtar da o dönemin belki de en çok tanınan birkaç isminden biriydi Müzisyen Nilüfer’le evlenmesine belki bu yüzden kimse şaşırmadı. Nilüfer’in evlat edindiği kızına baba oldu ve bu kimliğini örnek biçimde taşıdı. Nilüfer’den boşandıktan sonra şarkıcı Gülşen’le olan ilişkisi magazin basınının gündeminden düşmedi. Daha sonra evlendiği Deniz Uğur’la olaylı biçimde ayrıldı ve çocukların velayeti ve bu konudaki kavgaları, bizzat Muhtar’ın da televizyon yöneticiliği sırasında bolca yaptığı gibi magazin haberlerinin malzemesi haline geldi. En olmayacak, çocukların en çok yıpranacağı biçimde tartışıldı konu belki de Birkaç gazetede yazdı, birkaç televizyon programında göründü. Reha Muhtar, yine tanınan ancak garip bir fotoğraf ya da çıkışıyla, çocuklarının davası ve bu konudaki kavgalarıyla gündeme gelen bir figüre dönüştü Bir gazetecinin başına gelebilecek en kötü dönüşümü yaşadı. Artık haberci değil haberdi… Cenazesi, 90’larda etrafındaki büyük kalabalık düşünüldüğünde, çok da beklendiği gibi değildi. Ölümü sosyal medyada ilk gün ilk sıralarda kaldı, birkaç gün sonra geride bırakıldı. Hız dünyası bunu gerektiriyordu "Her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa" kapanış cümlesi, o dönemin bizzat kendisi gibiydi: Gerçeküstü, gürültülü ama bir o kadar da filtresiz. Ve her ne kadar o ekran bugün kapanmış olsa da bıraktığı yankı hâlâ duyuluyor. O yankı, son yolculuğunda, inşa ettiği yılların çok gerisinde kalsa da... Ve o yıllarda hayata veda ettikten sonra bugün milyonlarca dinlenen Ahmet Kaya'nın çağları aşan yankısının çok ardında kalsa da T24 dijital haber ve abonelik platformudur. Google ile giriş, T24 abonelik hesabınıza kayıt ve oturum açma içindir; Google hesabınızdan yalnızca e-posta adresi ile ad-soyad bilgisi alınır. Detaylı bilgi · Abonelik · KVKK Çerezler, bir web sitesinden gönderilen ve kullanıcının web tarayıcısı tarafından kullanıcının bilgisayarında, kullanıcı gezinirken saklanan küçük veri parçalarıdır. Tarayıcınız her mesajı çerez adı verilen küçük bir dosyada saklar. Sunucudan başka bir sayfa talep ettiğinizde, tarayıcınız çerezi sunucuya geri gönderir. Çerezler, web sitelerinin bilgileri hatırlaması veya kullanıcının tarama etkinliğini kaydetmesi için güvenilir bir mekanizma olacak şekilde tasarlanmıştır Bu tanımlama bilgileri, web sitesinin çalışması için gereklidir ve sistemlerimizde kapatılamaz. Bunlar genellikle yalnızca sizin işlemlerinizi gerçekleştirmek için ayarlanmıştır. Bu işlemler, gizlilik tercihlerinizi belirlemek, oturum açmak veya form doldurmak gibi hizmet taleplerinizi içerir. Tarayıcınızı, bu tanımlama bilgilerini engelleyecek veya bunlar hakkında sizi uyaracak şekilde ayarlayabilirsiniz ancak bu durumda sitenin bazı bölümleri çalışmayabilir Bu tanımlama bilgileri, sitemizin performansını ölçebilmemiz ve iyileştirebilmemiz için sitenin ziyaret edilme sayısını ve trafik kaynaklarını sayabilmemizi sağlar. Hangi sayfaların en fazla ve en az ziyaret edildiğini ve ziyaretçilerin sitede nasıl gezindiklerini öğrenmemize yardımcı olurlar. Bu tanımlama bilgilerinin topladığı tüm bilgiler derlenir ve bu nedenle anonimdir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz sitemizi ne zaman ziyaret ettiğinizi bilemeyiz Bu tanımlama bilgileri, videolar ile canlı sohbet gibi gelişmiş işlevler ve kişiselleştirme olanağı sunabilmemizi sağlar. Bunlar, bizim tarafımızdan veya sayfalarımızda hizmetlerinden faydalandığımız üçüncü taraf sağlayıcılarca ayarlanabilir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz bu işlevlerden tümü veya bazıları doğru şekilde çalışmayabilir Bu tanımlama bilgileri, sitemizde reklam ortaklarımız tarafından ayarlanır. Bunlar, ilgili şirketler tarafından ilgi alanları profilinizi oluşturmak ve diğer sitelerde alakalı reklamlar göstermek için kullanılabilir. Benzersiz olarak tarayıcınızı ve cihazınızı belirleyerek çalışırlar. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz farklı sitelerde size özel reklam deneyimi sunamayız Not: Reklamlar çerez politikasından bağımsız olarak gösterilir Bu tanımlama bilgileri, içeriğimizi arkadaşlarınız ve ağınızla paylaşabilmenizi sağlamak için sitemize eklenen çeşitli sosyal medya hizmetleri tarafından ayarlanır. Diğer siteleri kullanırken de tarayıcınızı izleyip ilgi alanı profilinizi oluşturabilirler. Bu durum, ziyaret ettiğiniz diğer sitelerde gördüğünüz içerikleri ve mesajları etkileyebilir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz bu paylaşım araçlarını kullanamayabilir veya göremeyebilirsiniz
Diğer Haberler

Medya: ABD, bir mutabakat anlaşması imzaladıktan sonra İran'ın petrol satmasına izin verecek

ABD'nin güçlü isimleri gizli bir toplulukta buluştu, detayları ortaya çıktı: "Nükleer'i Geri Getirin", "Bir Tarikat Kurun" temalı toplantılar, çöpçatanlık hizmetleri... | T24
