Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

GENÇ ENERJİ - Neşe Yaşın

Neydik? Şu an ne durumdayız? Ve ne olacağız? Bu üç soru etrafında şekilleniyor hayat. ODTÜ’de jandarmanın alıp götürdüğü kitaplarım arasında bir kitapta geçmiş, bugün ve gelecek diyalektiği üzerine kafamda pencereler açan yorumlar okumuştum. Kitabın adını hatırlayamıyorum şimdi. Kafamdaki ip uçları

0 görüntülemeyeniduzen.com
GENÇ ENERJİ - Neşe Yaşın
Paylaş:

Neydik? Şu an ne durumdayız? Ve ne olacağız? Bu üç soru etrafında şekilleniyor hayat. ODTÜ’de jandarmanın alıp götürdüğü kitaplarım arasında bir kitapta geçmiş, bugün ve gelecek diyalektiği üzerine kafamda pencereler açan yorumlar okumuştum. Kitabın adını hatırlayamıyorum şimdi. Kafamdaki ip uçları ile bir arama yapmam, hazreti Google’dan yardım almam mümkün ama düşüncelerimle arama bir makine sokmak istemiyorum şu an. Hatırlamamak ya da yanlış hatırlamak, tahrif edilmiş hatıralarda boğulmak, hatırayı bozup geleceği istediğimiz doğrultuda kurmak için bir silaha dönüştürmek, hatırayı bir mağduriyet ağıtı olarak yüceltip gelecekteki adaleti talep etmek; bunlar gibi meseleler hep kurcalamıştır kafamı. Biz hatırayla boğuşurken gelecek son sürat şekilleniyor; hem de dehşet verici biçimde. Geçen gün bir arkadaşım sevgilisiyle yaşadığı narsist savrulmayı telefonda ağlayarak anlatırken “yapay zekaya sordum, derhal ondan uzaklaşmamı söyledi” deyiverdi Dün akşam SO Kolektif’in dört monologdan oluşan KISSA III oyununu izlemiş olmak bunları düşündürttü bana sanırım. Aynı anda dört ayrı odada izlenen ve seyircilerin mekân içinde dolanıp tanık olduğu monologlardan oluşan bu yenilikçi tiyatronun önceki iki versiyonunu da izlemediğim için üzüldüm öncelikle. Gelecek teması etrafında şekillenen bu tek kişilik oyunların her birinde makinelerle konuşan geleceğe ışınlanmış karakterler vardı. Monolog ve tek kişilik oyun derken tereddüt ettim bir an çünkü makineler de birer oyuncuydu ve çoğul sesler mevcuttu pek çok anlamda. Farklı odalarda olsalar dahi oyuncuların da aynı anlatının bir parçası oldukları söylenebilir bu arada. Tahayyül edilen geleceğin işaretleri bugünün içinde mevcut aslında, yürüdüğümüz yolun bizi götürmekte olduğu yeri deneyimliyoruz daha çok da. Güçlü metin, yaratıcı sergileme ve iyi oyunculuk tiyatro için temel olan. Dört performansta da bunlar aynı oranda başarılı olmasa da kolektif bir bütünlük içinde etkileyici bir tanıklık, bir performans şöleni idi yaşadığımız. Prodaddy, Zoltar, Pygmy ve Zenon her biri farklı karakterler ama aynı sorgulama aynı varoluşsal kaygıyı taşıyorlar. Metin yazarları Şaziye Konaç, Erdoğan Kavaz, Salamis Ayşegül Şentuğ ve Tutku Tuğyan gelecekteki beden ve ruhun tutsaklığı, yapay zekâ hegemonyasının alarm verici donukluğu üzerine yoğunlaşmışlar. Oyuncular Pınar İnandım, Erdoğan Kavaz, Selsu Solman, Ayda Canova bizi mekânın ve metnin içine tutsak alıyorlar bir anlamda. Gelmekte olanı izleyen sessiz tanıklar haline getiriliyoruz. Mekanik olan ve can taşıyan arasındaki gerilimle, ruhsal ve duygusal savruluşların hikayelerimizi taşımakta olduğu yere doğru ilerletiyorlar bizi oyun ya da oyunlar boyunca. Metinlerin yerelliği, Kıbrıs Türkçesi ve hikâyenin tanıdıklığı yabancılaşma ve özdeşleşme arasındaki gerilimi başarıyla kuruyor Niyetim bir oyun eleştirisi yazmak değildi bu hafta, dün akşam izlediğim bir oyun için birkaç saat içinde gazeteye iletmem gereken bu yazıda bunu başarmam da pek mümkün değil zaten. Bunları bazı küçük izlenimler olarak okuyun lütfen. Tiyatroyu ana dert edinmiş, güçlü tiyatro eleştirmenlerine ihtiyacımız var. Sıfır bütçeyle, tutku ve emekle ortaya çıkan böylesi başarılı projelerin hakkını verebilmek lazım Kıbrıs’ta en büyük umut bu yaratıcı genç potansiyeli. Evren Maner’in mini Sofoklis dizisinin son bölümünü de izledim geçen akşam. Harika bir hikâyeyi olanaksızlıklar içinde bir filme dönüştürmeye çalıştığı için Evren’i kutlamak isterim öncelikle. 7 bölüm, 14 özgün film müziği, harika çekimler; hiç kolay değil. Her alandan genç yaratıcıları hakkıyla değerlendireceğimiz bir panel yapmak ne güzel olurdu Gelecek ne kadar kaygı verici olsa da geçmişi ve bugünü sorgulayan gençler umut saçıyor. Hayatın pek çok alanına damgasını vurmakta olan bu genç enerji en büyük zenginliğimiz. Son haftalarda çeşitli platformlarda buna tanık olmak, yaptığım sohbetler, işittiğim hayaller içimi ışıttı. Birazcık destek verilse, küçük olanaklar sağlansa harikalar yaratabilecek gençler bunlar. Önemli bir kısmını elimizden kaçırdık, koşullara dayanamayıp göç yollarına düştüler ama dönüşümü gerçekleştirmek hala mümkün. Bir gençlik seferberliği belki de Kıbrıs için en gerekli olan

Diğer Haberler