Futboldaki rakiplerimizle, siyasi statümüzü eşit görüyor musuz? - Kıbrıs Gazetesi - Kıbrıs Haber, KKTC Son Dakika ve Gündem Haberleri
Kıbrıslı Türkler, 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yalnızca bir azınlığı değil, Kıbrıs Rum halkıyla birlikte eşit kurucu ortağıdır. Bu gerçek, uluslararası anlaşmaların ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nın temelinde yer alır Ancak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluş yapısına dikkatle bakıldığı
Kıbrıslı Türkler, 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yalnızca bir azınlığı değil, Kıbrıs Rum halkıyla birlikte eşit kurucu ortağıdır. Bu gerçek, uluslararası anlaşmaların ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nın temelinde yer alır Ancak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluş yapısına dikkatle bakıldığında, ortaya çıkan sistemin, vatandaşlığı bile zayıf, iki halkın ayrı kimliklerini koruyarak birlikte yaşamalarını hedeflediği görülür Parlamento sandalyeleri paylaşılmıştı. Kıbrıslı Türkler kendi milletvekillerini, Kıbrıslı Rumlar da kendi milletvekillerini seçiyordu Ortak siyasi partiler üzerinden bütünleşik bir siyaset anlayışı yoktu. Birlikte siyaset yapmak anayasal sistemin doğasından engelleniyordu Eğitim, kültür ve spor gibi toplumların kimliğini şekillendiren alanlar da Cemaat Meclislerinin yetki alanındaydı. Yani daha Cumhuriyet’in kuruluşunda iki ayrı toplumsal yapının varlığı kurumsal, anayasal koruma altına alınmıştı Sendikal alanda teorik olarak ortak örgütlenme mümkündü. Ancak uygulamada bunun önüne ciddi engeller çıkarıldı. Daha Cumhuriyet kurulmadan birlikte örgütlenme arayışına giren Kıbrıslı Türkler baskılarla karşılaştı. Kimi zaman tehdit edildiler, kimi zaman susturuldular, hatta hayatını öldürülenler oldu. Öyle bir ortamda ortak toplumsal yapıların gelişmesi mümkün değildi. Sonuçta da gelişmedi Sporda ise yollar çok daha erken ayrılmıştı. Futbolda ayrışma 1955 yılında gerçekleşti. EOKA’nın kuruluşu Kıbrıs Türk Futbol takımlarına stadyum kapılarını kapattı. Devamında Kıbrıs Türk Futbol takımları, Kıbrıs Türk futbolu kendi yolunu çizerken, uluslararası tanınmışlığa sahip federasyon Rumlara kaldı Bunun sonuçları zaman içinde daha da ağır hissedildi Uzun bir kronolojik sıralamaya ihtiyaç yok. Gerçek şu ki, Kıbrıs Türk tarafı spor alanında maruz kaldığı izolasyonlara ve ambargolara karşı sürekli, istikrarlı ve sonuç odaklı bir mücadeleyi hiçbir zaman kurumsal düzeyde sürdüremedi Bugün Kıbrıslı Türklerin yalnızca bir spor politikasına değil, aynı zamanda spor ambargolarına karşı güçlü ve kapsamlı bir mücadele politikasına ihtiyacı vardır. Bu mücadele yalnızca sahada değil, hukukta, diplomaside ve uluslararası kamuoyu nezdinde de verilmelidir Bu konuda en ciddi çalışmaları ortaya koyan yapılardan biri Kıbrıs Türk Spor Yazarları Derneği olmuştur. Birinci Spor Şûrası’nda ve sonrasında ortaya konulan görüşler, öneriler ve yol haritaları bugün dahi güncelliğini korumaktadır. Ancak fikir üretmek başka, o fikirleri siyasi iradeyle hayata geçirmek başka bir iştir. Ne yazık ki gereken siyasi sahiplenme ortaya çıkmadığı için düşünceler eyleme dönüşememiştir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde görev yapan değerli hukukçu merhum Bakır Çağlar da spor ambargolarına karşı hukuki mücadelede başarı şansının yüksek olduğunu birçok kez dile getirmişti. Ancak KKTC makamlarının yeterli duyarlılığı göstermemesi nedeniyle Ankara’da da bu konuda gerekli siyasi hassasiyet üretilemedi Bugün milli takımımız, CONIFA tarafından düzenlenen Avrupa Futbol Şampiyonasında mücadele ediyor. İtalya’daki şampiyonada dün oynadıkları ilk maçı 5-1 kazanarak hepimizi sevindirdiler. Sporcularımızı ve teknik heyeti yürekten kutluyorum Ancak burada durup düşünmek gerekiyor CONIFA çatısı altında mücadele eden birçok takım, özerk bölgeleri, azınlık topluluklarını veya vatansız halkları temsil ediyor. Peki, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin eşit kurucu ortağı olan Kıbrıs Türk halkının statüsü ya da KKTC’nin statüsü, öteki takımların ülke ya da yönetim statüsüyle gerçekten aynı mıdır? Bu sorunun cevabını sporcularımız değil, yıllardır bu konularda karar verme yetkisini elinde bulunduran siyasi makamlar vermelidir Çünkü mesele yalnızca futbol değildir Mesele, Kıbrıs Türk halkının dünyadaki yerinin ne olduğuna ilişkin temel bir siyaset sorunudur Kendi iradenizle bulunduğunuz her platform, kendi statünüzü nasıl gördüğünüzün itirafıdır. Bu kadar basit


