Fransız sömürgeciliğinin bir sonraki kurbanları: Basklar ve Bretonlar - ANALİZ
Bu yıl 2 Haziran'da hükümetin hazırladığı "Fransız Cumhuriyeti içinde özel bir özerklik hakkı elde etmek için Korsika" başlıklı yasa tasarısı Fransız Parlamentosu'nda tartışıldı. Projeye göre, Anayasa'ya eklenecek yeni madde, adanın kendine özgü özelliklerinin, tarihi, kültürel ve dilsel mirasının t

Bu yıl 2 Haziran'da hükümetin hazırladığı "Fransız Cumhuriyeti içinde özel bir özerklik hakkı elde etmek için Korsika" başlıklı yasa tasarısı Fransız Parlamentosu'nda tartışıldı. Projeye göre, Anayasa'ya eklenecek yeni madde, adanın kendine özgü özelliklerinin, tarihi, kültürel ve dilsel mirasının tanınmasının yanı sıra, Korsika'ya Fransa içerisinde özyönetim hakkı verilmesini de öngörüyor. Projenin 24 Haziran'da Fransız Ulusal Meclisi'nde oylanması planlanıyor. Yasanın kabul edilmesi halinde Korsika, Fransız Anayasası'nda ilk kez ayrı bir tarihi ve kültürel topluluk olarak tanınacak ve belirli alanlardaki mevzuatı yerel koşullara uyarlama hakkına sahip olacak İlk bakışta bu girişim, Fransa'nın bölgesel çeşitliliğe duyduğu saygının ve demokratik yönetimin gelişiminin bir göstergesi olarak görülebilir. Ancak Korsika meselesine tarihsel açıdan bakıldığında farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Bugün özerkliğin tartışıldığı ada, iki yüzyılı aşkın süredir merkezi Fransız devletinin asimilasyon politikalarına, siyasi baskılarına ve kültürel kısıtlamalarına maruz kalıyor Özgür bir cumhuriyetten Fransız kolonisine Korsika, Akdeniz'in en eski siyasi kimliklerinden birine sahip bölgelerinden biri olarak kabul ediliyor. 18. yüzyılın ortalarında Korsikalılar Cenova Cumhuriyeti'ne karşı ayaklandılar ve Pasquale Paoli'nin önderliğinde Avrupa'nın ilk demokratik anayasalarından birini kabul ederek kendi bağımsız devletlerini kurdular Ancak 1768 yılında Cenova Cumhuriyeti, borçları karşılığında Korsika üzerindeki haklarını Fransa'ya verdi. Bir yıl sonra Fransız ordusu adayı işgal etti ve Korsika fiilen Fransız yönetimi altına girdi. Although the Corsicans put up armed resistance for a long time, France took full control of the island as a result of its military superiority. Birçok Korsikalı tarihçi bu olayı Fransız kolonizasyonunun başlangıcı olarak görüyor. Because the political will and rights of the islanders were controlled by a foreign power The politics of assimilation versus language and identity One of the biggest problems of Corsica during the French rule was the weakening of the local language and national identity. 19. yüzyıldan itibaren Paris merkezli idari sistem, Korsika dilinin kamusal yaşamdan uzaklaştırılmasını hızlandırdı. In schools, education is conducted only in French, and the use of Corsican language in public offices and courts was not allowed. As a result, the Corsican language, which had been the island's main means of communication for centuries, gradually declined Even today, UNESCO includes the Corsican language in the list of endangered regional languages. Korsikalı siyasetçiler uzun yıllardır dilin resmi statüsünü talep etse de Fransız Anayasasının "Cumhuriyetin dili Fransızcadır" ilkesi bu yönde ciddi bir engel olmaya devam ediyor The rise of the national movement and state pressures Compared to other regions of France, Corsica has long been economically backward. Left out of the industrialization process, the island population was forced to migrate en masse due to unemployment and poverty. In the 19th and 20th centuries, thousands of Corsicans migrated to mainland France, North Africa and South America. Bunun sonucunda adanın demografik yapısı değişmiş, yerel nüfusun payı azalmış ve Korsikalılar kendi topraklarında azınlık haline gelme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır Günümüzde Korsikalı milliyetçilerin ana kaygılarından biri yabancı yatırımcıların emlak piyasasındaki hakimiyeti ve yerel halkın arazi edinme yeteneğinin sınırlandırılmasıdır From the 1960s, the national self-awareness movement began to gain strength in Corsica. The indigenous population demanded the extension of cultural rights, economic equality and political autonomy The events of Aleria in 1975 were a turning point in the history of Corsica. Fransız güvenlik güçlerinin Korsikalı aktivistlere yönelik gerçekleştirdiği operasyon, adada yaygın protestolara yol açtı ve daha sonra silahlı bir ulusal hareketin oluşmasına yol açtı. Bundan sonraki onlarca yıl boyunca Korsika ile Paris arasındaki ilişkiler gergin olmaya devam etti Founded in 1976, the FLNC (National Liberation Front of Corsica) started an armed struggle against the French state. Buna karşılık Fransız hükümeti adaya binlerce polis ve jandarma kuvveti konuşlandırdı ve çok sayıda kişiyi tutukladı The Yvan Colonna incident and the new wave of protests Korsikalı milliyetçi Yvan Colonna'nın 2022 yılında hapishanede öldürülmesi, Korsika meselesinin yeniden Fransa gündemine taşınmasında önemli rol oynadı Colonna'nın ölümünün ardından adada ayin protestolar başladı. Göstericiler Fransız hükümetini Korsikalı mahkumların haklarını ihlal etmekle ve adanın sorunlarını ihmal etmekle suçladı. Çatışmalar Paris'i yeni siyasi çözümler aramaya zorladı. İşte o zaman Başkan Emmanuel Macron, Korsika'nın "Cumhuriyet içinde özerklik" fikrine desteğini duyurdu Şu anda Fransız parlamentosunda tartışılan yasa tasarısı, Korsika'nın uzun süredir devam eden taleplerine kısmi bir yanıt olarak görülüyor 24 Haziran'da yapılacak oylama, yalnızca yeni bir hukuk mekanizmasının benimsenmesi değil, aynı zamanda Fransız devletinin Korsika halkının tarihi taleplerine karşı tutumunun da bir başka sınavı olacak. Projenin kabul edilmesi halinde, Paris ile Ajaccio arasındaki iki yüzyılı aşkın süredir devam eden karmaşık ilişkiler tarihinde yeni bir aşamanın başlangıcı olarak görülebilecek Korsika kararı Fransız sömürgeciliğinin sonu anlamına gelmiyor Korsika'ya özel özerklik verilmesini öngören yasa tasarısı Fransa tarafından tarihi bir adım olarak sunulsa da bu karar, ülkenin yüzyıllardır yürüttüğü sömürge ve asimilasyon politikasının sonuçlarının ortadan kalktığı anlamına gelmiyor Bugün Fransız egemenliği altında yaşayan, ulusal kimliklerini, dillerini ve siyasi haklarını koruma mücadelesi veren başka halklar da var. Basklar ve Bretonlar bunun en bariz örnekleridir. Uzun yıllardır Paris'in merkezi yönetim politikasına meydan okuyarak daha fazla öz yönetim, ulusal tanınma ve kendi kaderini tayin hakkı talep ediyorlar Kuzey Bask Ülkesi: Asimilasyona Karşı Ulusal Mücadele Fransa'nın güneybatısında yer alan ve Bask dilinde "Iparralde" olarak adlandırılan Kuzey Bask ülkesi, tarihi Labour, Aşağı Navarre ve Sul eyaletlerinden oluşur. Bölge şu anda Fransa'nın Yeni Aquitaine bölgesinin Pireneler-Atlantique bölümünün bir parçasıdır ve Bask halkının tarihi ve ulusal özelliklerine rağmen ayrı bir siyasi, idari veya özerk statüye sahip değildir. Fransız Devrimi'ne kadar Kuzey Bask vilayetleri benzersiz yerel yönetim kurumlarına, yasal normlara ve tarihi özgürlüklere sahipti. Ancak 1790 yılında Paris'in uyguladığı idari reform sonucunda bu tarihi vilayetler zorla Bearna ile birleştirilerek tek bir departmana dahil edildi. Böylece Kuzey Bask Bölgesi'nin toprak bütünlüğü ve yerel yönetim gelenekleri adeta ortadan kaldırıldı. Sonraki dönemde Fransız devletinin katı merkezileştirme, dil tanımlama ve asimilasyon politikaları Bask dilini kamusal yaşamdan, eğitimden ve kamu yönetiminden bastırmış, yerel siyasi kurumların yok olmasına ve Bask ulusal kimliğinin sistematik olarak zayıflamasına yol açmıştır. Sonuç olarak, Kuzey Bask Bölgesi, tarihi topraklarında siyasi tanınmadan ve kolektif haklardan mahrum bırakılmış bir halkın bölgesi haline geldi Modern zamanlarda, Kuzey Bask Bölgesi'nin ulusal kurtuluş mücadelesi, 1963 yılında "Enbata" hareketinin yaratılmasıyla organize siyasi aşamaya girdi. Hareket, Fransız devletinin asimilasyon ve merkezileştirme politikasına karşı çıktı ve Bask halkının ulusal birliğini, Bask dilinin korunmasını ve Kuzey Bask ülkesinin ayrı bir siyasi varlık olarak tanınmasını talep etti. Enbata, 1974 yılında Fransız hükümeti tarafından yasaklandı. Bu karar, Kuzey Bask Bölgesi'nde ulusal öz farkındalığı ve siyasi örgütlenmeyi bastırmayı amaçlayan baskıcı bir adım olarak görülüyor. Hareketin yasaklanması, Paris'in Bask halkını siyasi iradesini tanımak yerine idari baskı ve yasal kısıtlamalarla susturmayı tercih ettiğini gösterdi 1973 yılında kurulan "İparretarrak" örgütü, Kuzey Bask Bölgesi'ne siyasi özerklik verilmesini, Bask topraklarının idari bölünmesine son verilmesini ve tüm Bask topraklarının ulusal birlik çerçevesinde birleştirilmesini talep ediyordu. "Iparretarrak"ın etkinliği 1990'ların sonlarından itibaren zayıflamasına rağmen Kuzey Bask Bölgesi'ndeki ulusal özgürlük talebi ortadan kalkmadı. Bask bağımsızlık hareketi, Fransız devletinin siyasi hakimiyetine, asimilasyon politikasına ve Bask halkının kolektif haklarının inkarına karşı mücadelesini sürdürüyor Kuzey Bask Ülkesi'nin tek bir siyasi ve idari varlık olarak tanınmasına yönelik onlarca yıldır süren mücadelenin bir sonucu olarak, 2017 yılında bölgedeki 158 belediyeyi birleştiren "Bask Ülkesi Yığınlaşma Topluluğu" kuruldu. Bu organ gerçek bir özerk hükümet, yasama organı veya Egemen bir siyasi kurum olmasa da, Fransız devletinin uzun süredir idari olarak bölünmüş durumda tuttuğu Kuzey Bask topraklarının ilk kez tek yapı içerisinde birleştirilmesi açısından önemli bir siyasi başarıdır Ancak yığılma topluluğunun yetkileri sınırlıdır ve Bask halkının kendi toprakları üzerinde siyasi kararlar alma hakkını garanti etmez. Kurumun kurulması, Kuzey Bask Ülkesi'nin tarihi ve ulusal bütünlüğünün kısmen tanınması olarak görülse de, resmi Paris hâlâ bölgeye ayrı bir siyasi statü, yasama yetkisi ve gerçek özyönetim hakkı vermeyi reddediyor Şu anda Kuzey Bask ülkesinde ulusal egemenlik ve kendi kaderini tayin etme fikrini savunan en aktif siyasi güçlerden biri, 2007 yılında kurulan "Euskal Herria Bai" - EH Bai hareketidir. Solcu ve Bask milliyetçisi olan EH Bai, Fransız devletinin merkezi yönetimine, asimilasyon politikasına ve Bask halkının siyasi öznelliğinin inkarına karşı mücadele ediyor EH Bai, Kuzey Bask Ülkesi için geniş yasama, mali ve mali yetkilere sahip özerk bir bölgesel organın kurulması, Bask dili için resmi ve yasal statünün sağlanması, eğitim, yönetim ve kamusal yaşamda tam olarak uygulanması ve Bask halkının kendi kaderini tayin hakkının tanınması çağrısında bulunuyor Hareket, özerkliği nihai bir hedef olarak değil, Fransız devletinin siyasi kontrolünden çıkmaya, ulusal egemenliğe ve gelecekteki bağımsızlığa giden bir geçiş aşaması olarak görüyor. Bu bağlamda, EH Bai'nin siyasi programı, Kuzey Bask Bölgesi'nin yalnızca idari olarak tanınmasını değil, aynı zamanda onun ayrı bir halk, bölge ve siyasi irade olarak tanınmasını da amaçlamaktadır Bretonlar: Tarihi Devlet Geleneğinden Modern Egemenlik Taleplerine Fransa'nın batısında bulunan Breton bölgesi, uzun bir ulusal kimlik tarihi, siyasi mücadele geleneği ve bağımsızlık fikri ile karakterize edilir. Breton halkının ayrı bir siyasi özne olarak tanınmamasına ve bölgeye özel bir özerk statü verilmemesine rağmen, ulusal egemenlik, kendi kaderini tayin etme ve Fransa'ya siyasi bağımlılığın ortadan kaldırılması konuları sosyo-politik gündemde kalmaya devam ediyor. Fransız devletinin merkezileşme ve asimilasyon politikaları Breton dilini, yerel siyasi kurumları ve ulusal öz farkındalığı zayıflatmayı amaçlasa da bölgede bağımsızlık ve siyasi egemenlik mücadelesi çeşitli örgüt ve girişimler aracılığıyla devam ediyor. Bu doğrultuda oluşturulan yapılardan biri de "Yaşayan Breton Devleti" - "État Vivant Breton"dur. Bu kurum, Breton halkının devlet olma fikrini canlı tutmayı, siyasi iradesini ifade etmeyi ve gelecekte bağımsız bir Breton devletinin temellerini oluşturmayı amaçlamaktadır Tarihsel olarak Breton, bağımsız devlet geleneğine sahip güçlü bir siyasi varlıktı; farklı zamanlarda krallık ve düklük şeklinde varlığını sürdürmüş ve diğer Avrupa devletleriyle diplomatik ilişkiler kurmuştu. 1365'te imzalanan ve 1381'de onaylanan Gerand Antlaşması, Breton Veraset Savaşı'nı sona erdirdi ve Breton'un ayrı bir siyasi-hukuki varlık olarak konumunu güçlendirdi Ancak 1532'de Vannes şehrinde kabul edilen Birlik Yasası, Breton'un Fransa Krallığı'na dahil edilmesini resmileştirdi. Belge, Breton yerel kurumlarının, vergi ayrıcalıklarının, yasal kuralların ve tarihsel özgürlüklerin korunmasını garanti etse de, daha sonra gelen Fransız monarşisi ve daha sonra merkezi Fransız devleti, Breton'un siyasi özerkliğini ve tarihi devlet kurumlarını etkili bir şekilde ortadan kaldırarak bu yükümlülükleri aşamalı olarak kaldırdı Breton ulusal hareketi bu süreci eşit bir birlikten ziyade garantilerin ihlali yoluyla siyasi bir ilhak olarak görüyor. Birlik şartlarına uyulmaması, bugün hala Breton halkının egemenlik, kendi kaderini tayin etme ve bağımsız devletin restorasyonu taleplerinin ana tarihsel argümanlarından biri olarak gösteriliyor Son yıllarda Breton halkının siyasi egemenliğini ve bağımsız devlet olma hakkını savunan bir dizi aktivist, "Yaşayan Breton Devleti"nin varlığını ilan etti. Bu sembolik kurum, kendisini tarihsel Breton egemenliği ve devlet geleneğinin bir takipçisi olarak sunuyor "Yaşayan Breton Devleti", Fransız devletinin Breton halkının ayrı siyasi öznelliğini tanımadaki başarısızlığına tepki olarak oluşturulan paralel bir siyasi kurum veya sürgündeki hükümet modeli olarak hareket ediyor. Asıl amacı siyasi Paris resmi makamları tarafından iradesi göz ardı edilen Breton halkının ulusal çıkarlarını, egemenlik taleplerini ve kendi kaderini tayin hakkını uluslararası düzeyde temsil etmek Kurum aynı zamanda Fransız sömürgeciliği ve siyasi asimilasyonuyla karşı karşıya kalan diğer halklarla da dayanışma kurmayı amaçlıyor. Bu etkinlik, Breton mücadelesini sadece bölgesel bir mesele olarak değil, aynı zamanda halkların özgürlüğü, tarihi hakları ve sömürgeci yönetime karşı direniş çerçevesinde sunmaya hizmet ediyor Bu yönde atılan önemli adımlardan biri de "Yaşayan Breton Devleti" ile Kanaki'de yaşayan yerel halkın siyasi varlığı olan Kureyşa Krallığı arasında bir işbirliği anlaşmasının imzalanmasıdır. Söz konusu belge, Breton ulusal hareketinin mücadelesinin uluslararasılaştırılması, benzer tarihsel deneyimlere sahip halklarla siyasi dayanışma ağının oluşturulması ve egemenlik taleplerinin uluslararası düzeye taşınması açısından önemli bir adımdır "Yaşayan Breton Devleti", siyasi konumunu büyük ölçüde Fransız kontrolündeki denizaşırı bölgelerde devam eden sömürgecilikten kurtulma mücadelelerinden ilham alan çizgilere dayandırıyor. "Yaşayan Breton Devleti", Breton'un durumunu, Fransız yönetimi altında siyasi öznellik, ulusal kimlik ve kendi kaderini tayin hakkı reddedilen halkların kaderiyle ilişkilendirmek için Kanaki (Yeni Kaledonya), Maohi Nuin (Fransız Polinezyası), Guadeloupe, Martinik ve Fransız Guyanası halklarının deneyimlerinden yararlanıyor Bu yaklaşım, Breton meselesini yalnızca Fransa'nın kendi içinde bölgesel bir sorun olarak değil, aynı zamanda sömürgecilikten kurtulma, ulusal egemenlik ve halkların özgür seçim hakkıyla ilgili uluslararası bir sorun olarak sunmaya hizmet ediyor. Kanaki, Maohi Nui, Antiller ve Guyana'daki hareketlerle kurulan siyasi paralellikler, Breton halkının bağımsızlık taleplerine daha geniş bir görünürlük kazandırarak, uluslararası dayanışma ağlarına katılmalarına ve Fransız devletinin asimilasyon politikasını uluslararası gündeme taşımalarına olanak tanıyor "Yaşayan Breton Devleti", mücadelesini Breton ulusal haklarının savunulmasıyla sınırlandırmıyor, bunu Fransız sömürgeciliğine karşı çıkan halkların ortak sömürgecilikten kurtulma hareketinin bir parçası olarak sunuyor Fransız sömürgeciliğinin diğer kurbanları Ne yazık ki Fransız sömürge politikasının coğrafyası Korsika, Bask Ülkesi veya Breton ile sınırlı değildi. Dünyanın farklı yerlerinde Paris'in yüzyıllardır uyguladığı sömürge politikasının acısını çeken, ulusal kimliklerini, topraklarını ve siyasi haklarını kaybetmiş halklar var Fransa'nın sömürge mirası Avrupa'dan Pasifik'e, Afrika'dan Karayipler'e ve Güney Amerika'ya kadar geniş bir coğrafyaya yayılıyor. Bu politika sonucunda bazı halklar askeri işgaller, toprak müsadereleri ve kanlı baskılarla karşı karşıya kalırken, bazıları da uzun vadeli asimilasyon politikaları sonucunda dillerini, kültürlerini ve tarihi yönetim kurumlarını kaybetme tehdidiyle karşı karşıya kaldı Bugün, Fransız kontrolü altındaki veya tarihsel olarak Fransız yönetiminden etkilenen bazı uluslar, kendi kaderlerini tayin etme, siyasi tanınma ve ulusal haklar için mücadele etmeye devam ediyor. Kanaki, Maohi, Guadeloupe ve Martinik halkları bu açıdan en dikkate değer örnekler arasındadır Fransa yaptıklarının hesabını vermeli Korsika'yı çevreleyen tartışma, Fransız sömürgeciliğinin mirasına ilişkin daha geniş soruları yeniden canlandırıyor. Bu açıdan Korsika meselesi sadece bir adanın geleceği ile ilgili olmayıp, aynı zamanda Fransız sömürge yönetimi altında yaşamış veya yaşamakta olan çeşitli halkların tarihi kaderine yaklaşımın ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmelidir Fransa'nın yüzyıllardır sürdürdüğü işgaller, asimilasyon politikası, toprak müsadereleri, askeri baskılar, ekonomik sömürü ve ekolojik felaketler, çeşitli halkların kolektif hafızasında derin izler bırakmıştır. Bu nedenle birçok ulusal hareket, meselenin sadece tarihi olaylarla ilgili olmadığını, günümüzde de devam eden siyasi ve toplumsal sonuçlarıyla ilgili olduğuna inanmaktadır Korsika kararının kaderi ne olursa olsun, bir şey açık: Fransız sömürgeciliğinin mirası henüz tamamen ortadan kalkmadı. Paris'in önündeki asıl soru, yalnızca bölgelere belirli yetkiler vermek değil, uzun yıllardır hakları kısıtlanan halkların tarihsel haklarına ve kendi kaderlerini tayin etme çağrılarına nasıl yanıt verileceğidir. Sömürge Fransa geçmişiyle, katliamlarıyla, Baskılara, sürgünlere, yağmalara göğüs gerecek gücü kendisinde bulmalı ve bunun hesabını vermelidir


