Erken cumhuriyet dönemi şeyhlerini hatırlamaktan kim korkar? | T24
Erken cumhuriyet dönemi Kilis’te, Nakşibendi şeyhi Mehmet Vakıf Tazebay (1876–1965), şehrin en saygın simalarından biriydi. Kasım 1925’te meşhur Şapka Kanunu ardından, Kilis’te fötr şapka giyen ilk kişi o olmuştu. Dahası, etrafındakileri de şapkayı benimsemeye teşvik etmişti. Tekke ve zaviyelerin ka

Erken cumhuriyet dönemi Kilis’te, Nakşibendi şeyhi Mehmet Vakıf Tazebay (1876–1965), şehrin en saygın simalarından biriydi. Kasım 1925’te meşhur Şapka Kanunu ardından, Kilis’te fötr şapka giyen ilk kişi o olmuştu. Dahası, etrafındakileri de şapkayı benimsemeye teşvik etmişti. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra bile kendisi ve ailesi şehirdeki nüfuz ve itibarını korudu Kilis’in yanı başındaki Gaziantep’te, son Mevlevi şeyhi Mustafa Efendi (ö. 1929), CHP’nin il başkanlığını yaptı ve çocuklarını genç cumhuriyetin destekçileri olarak yetiştirdi. Onları iyi okullarında okuttu — İzmir Amerikan Koleji, İstanbul Robert Kolej ve İstanbul Vefa Lisesi. Bugünkü Gaziantepspor stadına adını veren, oğlu Kâmil Ocak (1914–1969), 1936 Berlin Olimpiyatları’nda Türkiye Millî Basketbol Takımı’nda oynadı. Daha sonra Gaziantep belediye başkanlığı yaptı ve kardeşi Ali Kemal gibi o da milletvekili oldu. Tazebay ve Ocak örnekleri bir istisna teşkil etmeyip Cumhuriyet sonrası rejime destek ve entegre olmuş çok sayıda şeyh bulunmaktadır. Elbette ki bu örnekler, statülerini kaybettikleri için maddi darlığa düşen başkaları olmadığı anlamına da gelmez. Resmin tamamını anlamak için ikisini de görmemiz gerekiyor Her hâlükârda erken cumhuriyetin reformlarını destekleyen ve toplumsal statülerini koruyan şeyhler, tarih çalışmalarında fazla ilgi görmemiştir. Aksine, dönem anlatılarında genellikle reformlara düşman, isyanlara öncülük eden ve devlet baskısının hedefi olan kişiler olarak sunulurlar Geçtiğimiz mart ayı sonunda, “Erken Türkiye Cumhuriyeti’nde Sufi Liderler: Meslek, Ayrıcalık ve Baskı” (Sufi Leaders in the early Turkish Republic: Profession, Privilege, and Persecution) başlıklı makalem New Perspectives on Turkey dergisinde yayımlandı. Makale, 1925’te tekkelerin kapatılması ve şeyhlik unvanlarının kaldırılmasından sonra şeyhlerin çok farklı konumlar aldıklarını ve farklı deneyimler yaşadığını savunmaktadır. Öyle ki bu din adamları arkalarında ülke siyasetinin ve bürokrasisinin en üst düzey koltuklarında oturmaktan hapis, sürgün ve idam gibi ağır baskılara maruz kalmaya kadar (ve aradaki türlü örnekleri kapsayacak şekilde) geniş bir yelpazeye yayılan hayat hikayeleri bıraktılar Araştırma bulgularım, şeyhlerin tarih kitaplarında sıkça tasvir edildiği gibi kategorik rejim düşmanı olmadıklarına işaret ediyor; aksine birçoğunun cumhuriyet reformlarını desteklediklerini ve 1925–1950 arasında yeni ulus-devletin inşasına katkıda bulunduklarını ve çoğu zaman devlet kurumlarında istihdam edildiklerini gözler önüne sermektedir. Bununla birlikte bu çalışma, şeyhlerin maruz kaldığı baskı biçim ve düzeylerini incelemiş, ve örneklemimiz kapsamındakilerin yalnızca küçük bir yüzdelik kesiminin hapis, sürgün ya da idam cezasına çarptırıldığını ortaya koymuştur. Buna karşılık, bazı şeyhlerin toplumsal konumlarını koruduğunu ve bunu çocuklarına aktardığını da göstermiştir Bu makale, Türkiye akademik ve entelektüel camialarında bir tartışma yarattı ve bu tartışmalar X başta olmak üzere sosyal medya platformlarında geniş yankı buldu. Sadece birkaç gün içinde çok sayıda podcast ve köşe yazısında araştırma bulgularım ve kavramsal yaklaşımım kıyasıya eleştirildi. Bunun nedeni mezkûr çalışmanın hem “şeyhlerin başının ezilmesi” şeklindeki geleneksel Kemalist anlatıya hem de erken cumhuriyette dinî liderlerin kesintisiz baskı gördüğü yönündeki revizyonist kurguya meydan okumasıdır. Özetle ifade etmek gerekirse bu araştırma, kanıtlara dayanan ve bu kalıplaşmış anlatılara uymayan yeni bir anlatı sunmaktadır. Erken cumhuriyet döneminde devlet otoritesi, ne kadir-i mutlak bir reformcu ne de yalnızca bir baskı aracı olarak değerlendirilmelidir; bunun yerine şeyhleri seçerek çeşitli ulusal kurumlara dahil eden ve bireyleri yine seçici biçimde cezalandıran bir yapı olarak ortaya çıkmaktadır Burada belki de en tartışmalı konu, şeyhlerin erken cumhuriyet dönemi din adamlarına yönelik uygulamaları aydınlatmak için kantitatif metodoloji kullanmam ve bu metodolojinin dayandığı veri tabanının temsiliyet kapasitesi oldu. Kimi iddialarda olduğu gibi bu veri tabanı için kimse “seçilmedi” ya da dışlanmadı. Ekibimle birlikte, hakkında bilgiye ulaşabilen her şeyhin hayatına dair veriler topladık. Bu yapılırken veri tabanının ülkenin farklı bölgelerini ve tüm tarikatları temsil edecek kapsayıcılıktaki olmasına özellikle dikkat edildi. Makaleyi teslim ettiğimde veri tabanında haklarında gerekli bilgilere sahip olduğumuz 121 şeyh bulunuyordu. ve bu din adamları hakkında şu araştırma sorularına cevap arandı: Hangi işlerde çalıştılar? Baskıya maruz kaldılar mı? 1920’lerin başında 500 üzerinde tekkenin var olduğu düşünüldüğünde, 121 tam bir örneklem değildir. Ancak 1925 sonrası şeyhler üzerine yazılan tarih çalışmalarında genellikle en fazla on kişilik bir örneklem kullanılmaktadır. Tek bir yaşam öyküsüne dayanan menkibevî biyografi ise, alandaki en yaygın türdür. Bu tür, metodolojik olarak, dönemin farklı deneyimlerinden tercih edileni öne çıkarmak için en elverişli olanıdır. Bu bağlamda araştırmaya 121 şeyhin dahil edilmesi bunun şimdiye kadarki örneklem büyüklüğü ve farklılıkları ortaya çıkarma yetisi anlamında en kapsayıcı inceleme olduğuna işaret etmektedir. Bu çalışma, çıkarımsal değil, tanımlayıcı veriler kullanan bir çalışmadır (‘descriptive’ not ‘inferential’). Şüphesiz, örneklem genişledikçe daha da net bir tablo karşımıza çıkacaktır. Sosyal araştırmalarımda sürprizlere ve keşiflere açık olmamız gereklidir. Bu anlamda yeni çalışmaların mevcut araştırmanın bugün göremediğimiz eksiklerini tamamlaması tarih çalışmalarının doğası gereğidir Her hâlükârda, ortaya çıkan tartışmayı memnuniyetle karşılıyorum; çünkü bu durum bizi “inkılaplar”ı yeni bir bakış açısıyla değerlendirmeye yönlendirmektedir. Gelen tepkilerden ilginç şeyler öğrendim ve bunları önemsiyorum Öte yandan, bu eleştirilerin büyük bir bölümü, baskı anlatısını korumaya çalışmakta ve tasavvuf geleneğine sempati duyan ve 677 sayılı “Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun”un yıkıcı yönlerinin vurgulanmasını isteyen çevrelerden gelmektedir. Bu yıkıcı etkiler arasında Sufi geleneklerinin (törenler/müzik), tekkelerin ve maddi kültürün (sanat, kıyafet vb.) tahribi yer almaktadır. 677 sayılı kanunun yıkıcı etkileri olduğu konusunda hemfikirim ve bunu başka bir makalede zaten ele aldım. Ancak mevcut makale, temsil ettikleri geleneklerden ziyade liderlerin yaşamları ve statülerine odaklanmaktadır ki bu oldukça önemli bir ayrımdır. 677 sayılı kanunun tüm yönleriyle etkisini değerlendirmek için çok daha geniş kapsamlı çalışmalara ise hâlâ ihtiyaç vardır Ne yazık ki makalenin temel bulgularından ve katkılarından biri kimi eleştirilerde göz ardı edilmiştir: Sufi şeyhleri ve aileleri, 1920’ler, 30’lar ve 40’lar boyunca (ve sonrasında) Türkiye Cumhuriyeti’nin inşasında önemli roller oynamıştır. Sürgün ya da gözetimle karşılaşan şeyhler olduğu gibi pek çoğu da öğretmen, siyasetçi, akademisyen, kütüphaneci, sanatçı, imam ve diplomat olarak görev yapmıştır. Temeldeki iddiam en basit hâliyle şöyle özetlenebilir: Erken cumhuriyetin tartışmalı dönemini anlamak için bu hikâyelerin gün yüzüne çıkartılması gerekiyor. Aksi takdirde, çorak ve kutuplaşmış bir tarih anlayışına mahkûm kalmaya devam edeceğiz Associate Professor of Historical Studies and Public Policy Çerezler, bir web sitesinden gönderilen ve kullanıcının web tarayıcısı tarafından kullanıcının bilgisayarında, kullanıcı gezinirken saklanan küçük veri parçalarıdır. Tarayıcınız her mesajı çerez adı verilen küçük bir dosyada saklar. Sunucudan başka bir sayfa talep ettiğinizde, tarayıcınız çerezi sunucuya geri gönderir. Çerezler, web sitelerinin bilgileri hatırlaması veya kullanıcının tarama etkinliğini kaydetmesi için güvenilir bir mekanizma olacak şekilde tasarlanmıştır Bu tanımlama bilgileri, web sitesinin çalışması için gereklidir ve sistemlerimizde kapatılamaz. Bunlar genellikle yalnızca sizin işlemlerinizi gerçekleştirmek için ayarlanmıştır. Bu işlemler, gizlilik tercihlerinizi belirlemek, oturum açmak veya form doldurmak gibi hizmet taleplerinizi içerir. Tarayıcınızı, bu tanımlama bilgilerini engelleyecek veya bunlar hakkında sizi uyaracak şekilde ayarlayabilirsiniz ancak bu durumda sitenin bazı bölümleri çalışmayabilir Bu tanımlama bilgileri, sitemizin performansını ölçebilmemiz ve iyileştirebilmemiz için sitenin ziyaret edilme sayısını ve trafik kaynaklarını sayabilmemizi sağlar. Hangi sayfaların en fazla ve en az ziyaret edildiğini ve ziyaretçilerin sitede nasıl gezindiklerini öğrenmemize yardımcı olurlar. Bu tanımlama bilgilerinin topladığı tüm bilgiler derlenir ve bu nedenle anonimdir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz sitemizi ne zaman ziyaret ettiğinizi bilemeyiz Bu tanımlama bilgileri, videolar ile canlı sohbet gibi gelişmiş işlevler ve kişiselleştirme olanağı sunabilmemizi sağlar. Bunlar, bizim tarafımızdan veya sayfalarımızda hizmetlerinden faydalandığımız üçüncü taraf sağlayıcılarca ayarlanabilir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz bu işlevlerden tümü veya bazıları doğru şekilde çalışmayabilir Bu tanımlama bilgileri, sitemizde reklam ortaklarımız tarafından ayarlanır. Bunlar, ilgili şirketler tarafından ilgi alanları profilinizi oluşturmak ve diğer sitelerde alakalı reklamlar göstermek için kullanılabilir. Benzersiz olarak tarayıcınızı ve cihazınızı belirleyerek çalışırlar. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz farklı sitelerde size özel reklam deneyimi sunamayız Not: Reklamlar çerez politikasından bağımsız olarak gösterilir Bu tanımlama bilgileri, içeriğimizi arkadaşlarınız ve ağınızla paylaşabilmenizi sağlamak için sitemize eklenen çeşitli sosyal medya hizmetleri tarafından ayarlanır. Diğer siteleri kullanırken de tarayıcınızı izleyip ilgi alanı profilinizi oluşturabilirler. Bu durum, ziyaret ettiğiniz diğer sitelerde gördüğünüz içerikleri ve mesajları etkileyebilir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz bu paylaşım araçlarını kullanamayabilir veya göremeyebilirsiniz


