Doğa, bizden intikam almaz; ama yanlışların bedelini ödetir... - Kıbrıs Gazetesi - Kıbrıs Haber, KKTC Son Dakika ve Gündem Haberleri
Bir 5 Haziran Dünya Çevre Günü daha geride kaldı Her yıl olduğu gibi bu yıl da çevre üzerine konuşuldu, mesajlar yayımlandı, açıklamalar yapıldı. Ancak çevre konusunda konuşmakla çevreyi korumak arasında ciddi bir fark olduğunu kabul etmek zorundayız Uzun yıllar boyunca çevre denildiği zaman aklım
Bir 5 Haziran Dünya Çevre Günü daha geride kaldı Her yıl olduğu gibi bu yıl da çevre üzerine konuşuldu, mesajlar yayımlandı, açıklamalar yapıldı. Ancak çevre konusunda konuşmakla çevreyi korumak arasında ciddi bir fark olduğunu kabul etmek zorundayız Uzun yıllar boyunca çevre denildiği zaman aklımıza ilk gelen şey çöpler oldu. Temiz çevreyi de çoğu zaman sadece sokaklarda çöp olmaması şeklinde algıladık. Oysa çevre bundan çok daha geniş bir kavramdır. Toprağıyla, suyuyla, havasıyla, ormanıyla, kıyılarıyla, biyolojik çeşitliliğiyle bir bütündür Kıbrıs adası küçük bir ada Kuzey Kıbrıs ise bu küçük adanın kuzeyindeki daha da küçük bir parçadır 1974 Barış Harekâtı sonrasında kuzey, Kıbrıslı Türklerin yaşadığı bölge haline geldi. Böyle olunca da kuzeyde çevreyi koruma sorumluluğu Kıbrıs Türk toplumuna ve KKTC makamlarına kaldı Peki bu görev gerektiği gibi yerine getirilebildi mi? Kimse göğsünü gere gere “Evet, başardık” diyemez Kıyılarımızın durumuna bakın Dere yataklarına bakın Plansız yapılaşmaya bakın Yeraltı sularının kullanımına bakın Trafikteki araç yoğunluğuna, hava kirliliğine, taş ocaklarına, kontrolsüz betonlaşmaya bakın Ortaya çıkan tablo başarı hikâyesi değildir Dünya, çevreye verilen zarar nedeniyle ekolojik dengelerin bozulduğu çok tehlikeli bir döneme doğru ilerliyor. İklim değişikliği artık geleceğin değil bugünün sorunudur. Kuraklıklar, aşırı sıcaklar, seller, yangınlar dünyanın dört bir yanında yaşamı tehdit ediyor Peki Kıbrıslı Türkler bu tehlikenin farkında mı? Ya da bu tehlikeli gidişe kendilerinin yaptığı olumsuz katkının ne olduğunu biliyor mu? Boş verin açıklamaları ve gösteri nitelikli etkinlikleri… Yanıtı, tek sözcükle yanıt vereyim: Hade biraz yumuşatayım… Yeterince bilmiyor Oysa küçük olmanın her konuda olduğu gibi çevre konusunda da avantajları vardır. Nüfusumuz sınırlıdır. Coğrafyamız küçüktür. Sorunlarımızın tespiti ve çözümü büyük ülkelere göre daha kolaydır Yeter ki çevre duyarlılığı kültürel bir evrimle toplumsal boyut kazansın Yeter ki çevreyi korumak sadece devletin değil herkesin görevi olarak görülsün Prof. Dr. Vamık Volkan’ın çok önemli bir tespiti vardır: “Sahiplenilmeyen kirletilir, kirli olan sahiplenilmez.” Kuzey Kıbrıs’taki durum ne yazık ki tam da budur 1974’ün üzerinden 52 yıl geçti. Hâlâ daha işimize geldiği zaman bu topraklar “vatan toprağıdır”, işimize gelmediği zaman ise “Rum’un toprağının gailesi sizi mi tuttu?” anlayışı ortaya çıkıyor Bu yaklaşım son derece yanlıştır Kuzey Kıbrıs’ta çevre duyarsızlığının en görünür göstergesi kontrolsüz betonlaşmadır İmar yasaları elbette önemlidir. Ancak asıl önemli olan, yapılanmanın çevreyle dost olup olmadığıdır. Bir projeye verilen izin kadar, o projenin doğaya nasıl bir yük getirdiği de sorgulanmalıdır Konuyu çok dolaştırmaya gerek yok İskele bölgesine bakmak yeterlidir Bölgede ciddi bir konut ve nüfus patlaması yaşanıyor. Yüksek katlı binalar yükseliyor, yeni yaşam alanları pazarlanıyor, yatırımcılar çekiliyor. Ancak bütün bu büyümenin en temel sorusuna yeterli yanıt verilemiyor: Kanalizasyon sistemi nerede? Arıtma tesisi nerede? Bunlar olmadan yapılan her yapılaşma eksiktir Hatta daha açık söyleyelim Bu durum, son derece lüks bir konut yapıp o konutun içinde tuvalet bulundurmamaya benzer Dışarıdan bakınca gösterişli olabilir. Ancak en temel ihtiyaç karşılanmıyorsa ortada ciddi bir sorun vardır Enerji konusunda da tablo farklı değildir Yıllardır ilk günden itibaren sakıncaları kabul edilen teknolojiyle elektrik üretmeye devam ediyoruz. Çevreyle uyumlu olmayan altyapılarla geleceği kurmaya çalışıyoruz Sonuçta doğal yaşamdan uzaklaşıldıkça çevreyle barışıklığımız da zayıflıyor İnsan, doğanın efendisi gibi davranmaya başladığında, çevreye karşı suç işlemeye de başlıyor Kuzey Kıbrıs küçük bir ülke olabilir. Ancak çevre suçu işleme yoğunluğu bakımından hiç de küçük sayılmaz. Kıyılar kirleniyor. Toprak baskı altında kalıyor. Yeraltı kaynakları zorlanıyor Çöp yönetiminde ise hâlâ çağdaş ve sürdürülebilir bir noktaya ulaşabilmiş değiliz En temel belediyecilik hizmetlerinden biri olan çöp toplama ve değerlendirme konusunda bile istenen başarı gösterilememişse, çevre konusunda övünecek çok az şeyimiz var demektir Gerçek şu ki çevreyi korumak konuşarak değil, planlayarak ve uygulayarak mümkündür Bugün doğaya verdiğimiz zararların faturası yarın çocuklarımızın önüne çıkacaktır Bir yeri gerçekten vatan yapan şey sadece üzerinde bayrak dalgalanması değildir. O toprağa gösterilen özen, duyulan saygı ve hissedilen sorumluluktur 5 Haziran Dünya Çevre Günü geride kaldı. Ancak çevreyi koruma sorumluluğu bir günle sınırlı değildir. Asıl önemli olan, 6 Haziran’da, 7 Haziran’da ve yılın geri kalan bütün günlerinde nasıl davranacağımızdır Unutmayalım doğa bizden intikam almaz. Ama yaptıklarımızın bedelini mutlaka bize ödetir
Diğer Haberler

Köstence'de bir Ukrayna donanmasına ait insansız hava aracı patladı. Ukraynalı yetkililer Romanya'yı zamanında uyarmadı

UAPF, emeklilik tasarruflarının geri çekilmesi için yeni yeterlilik eşikleri yayınladı
