Tenqri
Ana Sayfa
Siyaset

Doç. Dr. Ramin Sadık: Önümüzdeki yıllarda Ermenistan siyasetinin temel ekseni büyük ölçüde “pragmatik devletçilik” olmalı - QHA - Kırım Haber Ajansı

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile Rus yanlısı muhalefet arasında geçen seçimin resmî olmayan sonuçlara göre Başbakan Paşinyan’ın zaferi ile sonuçlanmasının ardından Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan Bayburt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ramin Sadık, E

0 görüntülemeqha.com.tr
Doç. Dr. Ramin Sadık: Önümüzdeki yıllarda Ermenistan siyasetinin temel ekseni büyük ölçüde “pragmatik devletçilik” olmalı - QHA - Kırım Haber Ajansı
Paylaş:

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile Rus yanlısı muhalefet arasında geçen seçimin resmî olmayan sonuçlara göre Başbakan Paşinyan’ın zaferi ile sonuçlanmasının ardından Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan Bayburt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ramin Sadık, Ermenistan’ın Türkiye, Azerbaycan ve Rusya ile ilişkilerinin geleceği, Ermeni diasporasının Paşinyan hakkındaki genel düşüncesi ve Paşinyan ile Ermenistan’daki siyasi dengeleri gelecekte nelerin beklediği üzerine açıklamalarda bulundu II. KARABAĞ SAVAŞI, PAŞİNYAN YÖNETİMİNİN RUSYA’YA MESAFE KOYMA PLANINDA BİR BAŞLANGIÇ OLDU Seçim sonuçlarına göre Ermenistan halkının, Batı eksenli bir politikayı onayladığını ifade eden Doç. Dr. Sadık, Ermenistan’ın Batı yani Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile yakınlaşmasının, hem kendisi açısından hem de bölgesel dinamikler açısından ciddi bir değişim anlamına geldiğini kaydetti “Bilindiği gibi 2018’de iktidara geçtikten sonra Nikol Paşinyan liderliğindeki hükûmet, Batı ile yakın dirsek temaslı bir politika yürütmektedir. Özellikle 2020 yılındaki Karabağ Savaşı’na kadar bu politika, Rusya’yı kızdırmadan devam etmiştir lakin Karabağ Savaşı, Paşinyan yönetimi açısından Rusya’ya mesafe koyma planında bir başlangıç olmuştur. Neredeyse Karabağ’daki yenilgiden Rusya’yı sorumlu tutar bir pozisyon alan Paşinyan, Rusya’nın başını çektiği Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü ile ilişkileri de askıya almıştır.” ifadelerini kullanan Doç. Dr. Sadık, Ermenistan’ın bundan sonra Türkiye ve Azerbaycan ile ilişkilerinin Batı’yla yakınlaşma sürecinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi AZERBAYCAN, TÜRKİYE’NİN GÜNEY KAFKASYA’DAKİ VARLIĞINI SAVUNUYOR “Zira Batı, açıkçası Rusya’nın Güney Kafkasya’da zayıflamakta olduğunu gördükçe yeni denklemde kendisi bölgede güçlenmeye can atmaktadır. O yüzden Türkiye’nin Güney Kafkasya’da çok güçlenmesi, çok da çıkarına uygun görünmüyor.” şeklinde konuşan Doç. Dr. Sadık, buna karşın Batı’nın Hazar ve ötesinin enerjisine ihtiyaç duymasından ve rotaların da Türkiye olmadan geçilemeyeceğini gördüğünden Türkiye’nin bölgedeki varlığına zorunlu olarak sesini çıkarmamakta olduğunu beyan etti Bununla birlikte Doç. Dr. Sadık, “Gerçi Batı’nın Türkiye’ye nasıl baktığı pek bir şey ifade etmez zira Güney Kafkasya’nın en güçlü ülkesi ve yeni denklemin asıl temel unsuru olan Azerbaycan, Türkiye’nin bölgedeki varlığını savunmakta, bu bağlamda ‘bir millet iki devlet’ anlayışı çerçevesinde kardeş ülkeler olarak ‘kazan-kazan’ ilkesiyle hareket edilmesini sağlamaktadır.” ifadelerini kullandı Öte yandan Ermenistan’ın Batı ile yakınlaşmasının, ülkenin dış politikada daha çok yönlü hareket etme arayışını gösterdiğini dile getiren Doç. Dr. Sadık, Güney Kafkasya’nın mevcut jeopolitik yapısına işaret ederek Erivan’ın ne tamamen Batı eksenine kaymasının ne de Rusya’dan bütünüyle uzaklaşmasının kısa vadede kolay göründüğünü belirtti. Azerbaycanlı tarihçi, bu süreç hususunda ise Ermenistan ile Türkiye ve Azerbaycan arasında yürütülecek normalleşme ve barış görüşmelerinin, bölgenin geleceğini belirleyen temel unsur olacağını vurguladı “PAŞİNYAN’I ERMENİSTAN’A AİT OLAN DEĞERLERE SAYGI DUYMAYAN BİRİ OLARAK GÖRÜYORLAR” Ermeni diasporasının Paşinyan hakkındaki genel düşüncesi üzerine konuşan Doç. Dr. Sadık, “Genel olarak bakıldığında hangi ülkede yaşadığı fark etmeksizin diasporanın Paşinyan’a yaklaşımı pek olumlu değil. Öncelikle onu Ermenistan’a ait olan değerlere saygı duymayan biri olarak görüyorlar. Paşinyan’ın sözde Ermeni Soykırımı'na ilişkin yorumu, aynı zamanda Karabağ’ın Azerbaycan’a ait toprak olduğunu belirtmesi, öte yandan seçimler boyunca göğsüne taktığı Ermenistan’ı gösterir küçük harita rozetini ve Ermeniler için başka yerde vatan aranmaması gibi sözleri, diasporayı rahatsız etmektedir.” değerlendirmesini yaptı PAŞİNYAN, SON 30 YILIN EN BÜYÜK KIRILMALARINDAN BİRİNİ GÖZLER ÖNÜNE SERDİ Bugün diaspora ile Paşinyan arasındaki temel ayrıma dikkat çeken Doç. Dr. Sadık, Ermeni diasporasının önemli bir bölümünün “tarihsel dava ve kimlik siyaseti”ni öncelemeye devam ettiğini, Paşinyan’ın ise giderek daha fazla “devlet çıkarı, güvenlik realizmi ve ekonomik açılım” merkezli bir çizgiye yöneldiğini dile getirdi Doç. Dr. Sadık, bu nedenle Paşinyan’ın Türkiye ve Azerbaycan’la normalleşme politikalarının diaspora içinde tam bir fikir birliği oluşturmadığını, aksine Ermeni dünyası içinde belki de son otuz yılın en büyük zihinsel ve siyasi kırılmalarından birini ortaya çıkardığının altını çizdi “PAŞİNYAN’I BU DÜŞÜNCEYE GÖTÜREN, AZERBAYCAN’IN ASKERÎ VE DİPLOMATİK ALANDA GÖSTERDİĞİ SERT GÜÇ POLİTİKASI OLMUŞTUR” Ermeni milliyetçiler tarafından Karabağ’ı terk etmekle suçlanan Paşinyan’ın, Ermenistan’ın Karabağ’daki işgalinin sonlandırılmasının ardından ülkesinin toprak kaybettiğine yönelik açıklamalara karşı, "Onu bizim yapan şey neydi? Bana açıklayın, onu bizim yapan neydi? Orada okullar, anaokulları, fabrikalar kurduk, orada yaşadık, ama temelde nasıl bizim oldu? Bizim değildi." cümlelerini anımsatan Doç. Dr. Sadık, Paşinyan’ı ve Ermenistan’daki siyasi dengeleri gelecekte nelerin beklediğini değerlendirdi Paşinyan’ın iktidara geçtiği ilk dönemde koyu bir Karabağ ve işgalcilik savunucusu olduğunu belirten Doç. Dr. Sadık, “Nitekim Mayıs 2019’da Şuşa’yı ziyaret ederek dans etmiş, Ağustos 2019’da Hankendi’de ‘Karabağ Ermenistan’dır, nokta.’ diyerek siyasi gerilimi tırmandıran açıklamalarda bulunmuştu. Paşinyan’ın davranış ve hareketleri, 2. Karabağ Savaşı’na giden sürecin kırılma noktası olmuş, barış müzakerelerini sona erdirmiş ve sorunun çözümü noktasında diplomasiyi rafa kaldırmıştır.” dedi Akabinde ise Ermenistan ordusunun Eylül 2020’deki provokasyonu sebebiyle iki taraf arasında savaşın başladığını, Azerbaycan ordusunun 44 gün içerisinde işgal altındaki toprakların büyük bir kısmını kurtardığını, 2023 yılında da bir günlük anti-terör operasyonuyla Karabağ’da bulunan ayrılıkçı yapının sona erdirildiğini ve tüm ülke sathında Azerbaycan’ın egemenliğinin sağlandığını hatırlatan Doç. Dr. Sadık, şu ifadelere yer verdi: Azerbaycan’ın ‘sert güç diplomasisi’ işe yaradıktan sonra Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, geleneksel ‘Karabağ anlatısından’ belirgin bir kopuş yaşamaya başlamıştır. Bu bağlamda Paşinyan tarih, kimlik, diaspora ve devlet ideolojisiyle iç içe geçmiş bir konuyu terk etmiş, ‘temelde bizim değildi’ şeklindeki yaklaşımına sarılmıştır Paşinyan’ı bu düşünceye götüren, Azerbaycan’ın askerî ve diplomatik alanda gösterdiği sert güç politikası olmuştur. Hâliyle Paşinyan yönetimi, Ermenistan’ın geleceğini maksimalist milliyetçi hedeflerden ziyade devletin sürdürülebilirliği ve normalleşme üzerine kurgulamaya başlamıştır PAŞİNYAN’IN ÖNÜNDE HEM ÖNEMLİ FIRSATLAR HEM DE CİDDİ RİSKLER BULUNUYOR Bu nedenle Paşinyan’ın önünde hem ciddi fırsatlar hem de ciddi risklerin bulunduğunu kaydeden Doç. Dr. Sadık, söz konusu risklerin; milliyetçi muhalif blokların, özellikle de “Karabağ klanı” diye adlandırılabilecek çevrelerin “davasını” çürütmeye çalıştığında karşılaşabilecekleri zorluklar olduğunu dile getirdi Doç. Dr. Sadık, “Bu zorluklar iç ve dış diaspora, aynı zamanda farklı Batılı ülkelerin Karabağ konusunu sahiplenmeleriyle iç içedir.” şeklinde konuşarak diğer bir riskin ise Paşinyan’ın Türkiye ve Azerbaycan ile barışı savunmasının iç siyasette ve toplumda ne kadar yankı bulacağı olduğunu beyan etti Ayrıca “Doğrudur, toplum aslında seçimlerde Paşinyan’a, barıştan yana politik bir yeşil ışık yakmıştır fakat hükûmetin komşularla ilişkilerini sürdürme kararlılığına toplumun ilerleyen dönemde ne kadar destek vereceği henüz tam bilinmemektedir.” değerlendirmesini yapan Doç. Dr. Sadık, en ciddi risk faktörünün ise Ermeni diasporası olduğunu belirtti “ERMENİSTAN TARAFI ŞUNU BİLİYOR: TÜRKİYE VE AZERBAYCAN İLE İLİŞKİLERE EN ÇOK KENDİLERİ MUHTAÇ” Özellikle Fransa, ABD ve Rusya merkezli bazı diaspora çevrelerinin Karabağ meselesini yalnızca jeopolitik değil, aynı zamanda kimliksel bir konu olarak gördüğünü kaydeden Doç. Dr. Sadık, bu nedenle Paşinyan’ın uzlaşmacı dilinin, diaspora içinde ciddi tepki oluşturabildiğini dile getirerek son olarak fırsatlar hususunda şu ifadelere yer verdi: Ermenistan yönetimi, Türkiye ve Azerbaycan’ın uzatmış olduğu destek elini tutar ve barışa giden yolda önemli adımlar atarsa bu adımların faydaları, ülkenin ekonomik ve sosyal hayatında görülür. O zaman Paşinyan’ın yaklaşımı, zamanla toplumda daha fazla kabul görebilir Ermenistan tarafı tabii şunu biliyor; Türkiye ve Azerbaycan ile ilişkilere en çok kendileri muhtaç. Dolayısıyla Türkiye ve Azerbaycan olmazsa Ermenistan, dünyaya açılmak, ekonomik faydalardan yararlanmak ve küresel rotalara bağlantı bulmayı gerçekleştiremez. Bu mânâda önümüzdeki yıllarda Ermenistan siyasetinin temel ekseni büyük ölçüde ‘pragmatik devletçilik’ olmalıdır Azerbaycan ile nihai barışa yönelik adımlar atması ve Türkiye aleyhindeki bazı iddialarından vazgeçmesi gereken taraf da Erivan’dır. Şayet Erivan, bu konularda pragmatik davranırsa komşularla ilişkileri samimi bir şekilde geliştirmek istediğini gösterir; böylece bölgenin ekonomik pastasından ‘kârını’ elde edebilir

Kaynak: qha.com.tr

Diğer Haberler

Doç. Dr. Ramin Sadık: Önümüzdeki yıllarda Ermenistan siyasetinin temel ekseni büyük ölçüde “pragmatik devletçilik” olmalı - QHA - Kırım Haber Ajansı | Tenqri