Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

Deniz Göktaş: Politik mizah, iktidar, tabular ve dalkavuklar | T24

Deniz Göktaş'ın birkaç senedir devam eden ve sahnelerde 100 binin üzerinde seyirci ile buluşmuş olan "Ölü Deniz" adlı gösterisi YouTube'a yüklenince deprem etkisi yarattı. Video ışık hızıyla yayıldı ve anında milyonlara ulaştı. Ülke unutulmaya yüz tutmuş bir türle, politik hiciv ile yeniden tanıştı

0 görüntülemet24.com.tr
Deniz Göktaş: Politik mizah, iktidar, tabular ve dalkavuklar | T24
Paylaş:

Deniz Göktaş'ın birkaç senedir devam eden ve sahnelerde 100 binin üzerinde seyirci ile buluşmuş olan "Ölü Deniz" adlı gösterisi YouTube'a yüklenince deprem etkisi yarattı. Video ışık hızıyla yayıldı ve anında milyonlara ulaştı. Ülke unutulmaya yüz tutmuş bir türle, politik hiciv ile yeniden tanıştı. Eski kuşak ise yine her şeyin bombok olduğu ama en azından konuşulabilen eski günleri hatırladı. Türkiye'yi ve Türkiye'de yaşamanın ne menem bir şey olduğunu kendi meşrebince anlatan cesur, zeki, derdini hiç sansürlemeden sunan, en önemlisi son derece samimi bir mizahçı vardı karşılarında. Duygularının sesi olduğunu düşünenler oldu, alkışladılar, kendi dertleri üzerinden empati kurdular, tabii bunun yanı sıra yerenler, üzerlerine alınanlar oldu. Kendilerine hakaret edildiğini sanan ve her şeyi yanlış anlayan, portakal bıçaklayarak Hollanda'yı protesto eden elemanlar tadında bir avuç dalgıç çıktı ortaya mesela. Gösteriyi komik bulmayanlar, bu kadar hızlı yayılmasını büyük bir pr çalışmasına bağlayanlar, ne diyeceğini bilemeyenler, konum almakta zorlananlar oldu. Gösteri o kadar hızlı yayıldı ki linççi tayfa önce bir afalladı, başlarda linci nereden tutturacaklarını bilemediler. Ama toparlamaları gecikmedi, linç her zamanki yerden geldi. Ortada hiçbir hakaret yokken "dini değerleri alenen aşağılama" iddiası ile ters kelepçeyle gözaltına alındı, ardından tutuklandı Bu maalesef alışık olmadığımız bir şey değil. Ne suç işlediklerini hala bilmediğimiz, hatta nedenini adalet sisteminin bile tam kestiremediği siyasetçiler, yazarlar, sinemacılar, gazeteciler hala içerde. Deniz'in ters kelepçe ile götürüldüğü görüntüler hepimizin içimizi acıttı. Korkunç olan şey şu ki kimse şaşırmadı. İklim bizi bu hale getirdi. Üstelik kendisinin de hiç şaşırmadığını, böyle bir şeyin olabileceğini bilerek ülkeye geri döndüğünü hepimiz biliyoruz Deniz'i uzundur tanırım. İtiraf edeyim, günlerce "gelme" demek için elim sık sık telefona gitti. Ne söyleyebileceğim lafları kurabildim kafamda, ne de mesaj olarak atılabilecek cümleleri bulabildim. Bu korku duvarının üzerine bir taş da ben koymayayım diye vazgeçtim. Verdiği kararı değiştiremeyeceğinden, benzer çağrıları, mesajları bol miktarda aldığına emindim. Kıçımızı koyduğumuz yastıktan, korkularımızı başkalarının üzerine yansıtarak hayatı rasyonelize etmeye çalışmak zaten hiç doğru değil. Zor ama gerçek bu Muktedir siyaset müessesesinin ifade özgürlüğünün alanını daraltan bir otosansür iklimi yaratmayı amaçladığını hepimiz biliyoruz. Kendi politikalarını kutsallaştırıp, toplumun yaşadığı ekonomik, sosyal ve psikolojik buhranları sahneye, kağıda, gazeteler, sosyal medyaya taşıyanları yargı eliyle hizaya getirmeye çalışması, aslında özgüvensizliğin bir ilanı Son gösterisini sahnede görememiştim, seyredince çok sevdim. Güldüm tabii ama çaresizlik yaşadım sık sık, hüzünlendim. Bittiğinde acı bir tebessüm bıraktı üzerimde, ne de olsa çizilen kurgusal bir dünya değil bizim kendi portremiz Sosyal medyadan takip ettiğim kadarıyla, yoğun bir desteğin yanı sıra, gösteriyi seyrederek ya da hiç seyretmeden, eleştirenler de oldu. Beni daha çok ilgilendiren, komik bulmayan, "mimikleri dahi oynamayan" ahali. Bir kavram kargaşası yaşandığını düşünüyorum. "Mizah" ve "Komedi" gündelik hayatta sık sık karıştırılsa da aralarında çok belirgin farklılıklar var. Komedi bir araç iken mizah bir yöntemdir mesela. Komedi güldürmeyi, eğlendirmeyi, neşelendirmeyi ve keyifli vakit geçirtmeyi hedefler. Laf komikleri, durum komiklikleri, tekrar komiklikleri içerir. Bir komedyenin yaptığı mükemmel bir taklit çok komik olabilir ama bu onu mizahçı yapmaz. Komedi eyleme ve duruma dayalıdır, genellikle anlıktır, birtakım zekâ oyunları ve eğlence dışında bir vaadi olmaz. Her komik mizahçı değildir, her mizahçının komik olamayacağı gibi Mizahın altında bir felsefi yaklaşım yatar. Toplumsal ve/veya bireysel hiciv, yani mizah maskesi takmış eleştiri, düşünsel bir eyleme kapı açar. İnsanın bir olaya, duruma veya yaşadığı dünyaya karşı geliştirdiği zihinsel bir bakış açısı ve algılama biçimidir mizah, bir duygudur. Ele aldığı durumu/durumları mizahçı kendine has duygusu ile şekillendirir. Telaffuzu sakıncalı olabilecek bir şeyi dolaylı bir şekilde söylemesi, bir tabuyu farklı yöntemler kullanarak kırması, katılmadığın bir söylemi farklı kullanılarak seni tuşa getirmesi, ezberini bozması, şaşırtması, hatta kamerayı bambaşka bir açıya koyarak yapılan dümdüz bir durum tespiti bile mizah içerebilir. Mizah doğası gereği bir uzlaşı değil, dürtme sanatıdır. Her zaman güldürmek, eğlendirmek gibi bir zorunluluğu yoktur. Kullan at ürünü değildir, paket teslim edildikten sonra bile mizah seyircinin kafasında gelişmeye devam eder Seyredilen bir gösteri hakkında, yeni jargon ile "mimik oynamadı" deniyorsa bu seyircinin kendi beklentisi üzerine yaptığı bir eleştiridir, oynaması arzu edilen mimik ve/veya beklenti içinde olduğu komiklik mizahın gücünü tartmaz. Kişide bir sorun yoktur, muhtemelen yanlış yerdedir. Berberden kuşkonmaz alınmaz. Bir stand-up gösterisi izlerken komedyen ile yapılan anlaşma seyircinin kendi komedi anlayışı üzerinden değil, komedyenin mizah anlayışı üzerinden yapılır ve her zaman herkesi mutlu etmek gibi bir görevi yoktur. İstisnasız herkesin güleceği ve minimum ortak payda üzerinden yapılan popülist bir komedi türü de vardır, olmalıdır da. Asla birine iyi, diğerine kötü diyemem, komedyen kendi duruşunu seçer, keyfi bilir. Mizah da öyle, o da dokunacağı kişiyi seçer Yaşadığımız şey yeni değil. Mizahı ve onun getirdiği ifade özgürlüğünü cezalandırma arzusu, bugünün icadı değil. Tarih şakayı bir "kamu düzeni tehdidi" olarak kodlayanların ibretlik örnekleriyle dolu; Aristophanes, Voltaire, Neyzen Tevfik, Aziz Nesin, Lenny Bruce vs Osmanlı İmparatorluğu'nun duraklama ve gerileme dönemlerinde, toplumsal huzursuzluklar arttıkça kahvehanelerdeki meddah gösterileri ve Karagöz oynatıcıları sıkı bir denetime tabi tutulmuştu. Özellikle Sultan Abdülhamid döneminde, sadrazamları, saray bürokrasisini ya da devlet işleyişini eleştiren içerikler tamamen yasaklandı; oyun metinleri sansür heyetlerinin onayından geçmek zorunda kaldı Buradan ilham alarak 2006'da yazıp çektiğimiz "Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü" filmi ile mizah ve iktidar ilişkisini masaya yatırmıştık. Filmle, mizahın sadece bir "eğlence" aracı olmadığını, iktidarın hegemonya alanına girildiğinde nasıl ölümcül bir siyasi tehdide dönüştüğünü anlatmaya çalıştık İktidar varlığını sürdürebilmek için her zaman görkemli ve sorgulanamaz bir dil inşa eder. Filmde ulema devletin gücünü, dinin kutsallığını ve Moğol tehdidine karşı otoritenin sarsılmazlığını bu ağdalı dille topluma dayatır. Hacivat ve Karagöz’ün cami inşaatında başlattığı sözlü atışmalar zamanla bir gösteriye dönüşür. Başlarda işçileri neşelendiren bir eğlencedir, ancak şakalar popülerleşip halkın diline dolandıkça, iktidarın kontrol edemediği kolektif bir bilince kayar. Moğol baskısı altında ezilen, askeri ve ekonomik olarak köşeye sıkışmış Orhan Gazi, halkın bu hoşnutsuzluğunu gizlemek istediği için suçu "halkı kışkırtan, cami yapımını geciktiren" bu iki figüre yıkar. Otorite, elindeki en büyük fiziksel gücü (şiddet ve öldürme tekelini) kullanarak Hacivat ve Karagöz'ün boyunlarını vurdurmaya karar verir ve trajikomik finali hazırlar. Öleceklerini bildikleri halde cellatla, seyirciyle ve hatta birbirleriyle şakalaşmaya, laf dalaşına devam ederler (komik). Seyirci son nefeslerinde bile espri yaptıklarını sanarak gülmeye devam eder. (trajik) İktidar kellelerini alarak o yıkıcı kahkahayı susturabileceğini zanneder. İktidar bedenleri yok edebilir ama mizah kalır. Hacivat ve Karagöz’ün etten kemikten varlığı son bulsa da, suretleri hayal perdesinde yaşamaya devam eder ve yüzyıllar boyunca adaletsizliği anlatırlar. Celladın kılıcı, şakayı susturmak bir yana, onları ölümsüz kılar Filminin anlattığı 14. yüzyıl Bursa'sı ile Deniz Göktaş’ın yaşadığı 2026 Türkiye'si arasında, zaman ve mekan değişse de, iktidar refleksleri ve mizahın kaderi açısından bir paralellik söz konusu. "Ölü Deniz" ve "Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü", soyut ölüm üzerinden anlatılan iki farklı hikaye. Yüzyıllar geçse de devlet ciddiyeti ile sokaktaki kahkahanın mücadelesi hiç değişmedi Hacivat ve Karagöz, şovlarını devletin en prestijli projesi olan ve gücü simgeleyen cami inşaatında yaparlar. Şakalar doğrudan bu kutsal alanın içinde üretilir. Deniz Göktaş ise toplumsal ve dini tabuları, siyasi açmazları YouTube gibi milyonların izlediği dijital bir kamusal alana taşır. İktidarlar için kontrol edilemeyen kitlesel alanlar her zaman tehlikelidir. Şakanın bir tiyatro salonundan çıkıp dijital dünyaya yayılması, otoritenin egemenlik sınırlarını tehdit eder İkilinin idam gerekçesi "halkı kışkırtmak ve kutsal cami inşaatını geciktirmek" olarak sunulur. Siyasi elitler, kendi koltuk korkularını dini ve kutsal bir ambalajla halka satar. Deniz Göktaş hakkında açılan soruşturmanın temel gerekçesi "dini değerleri alenen aşağılama" suçlamasıdır. Tıpkı filmdeki ulema gibi, günümüz iktidar blokları da mizahtan duydukları siyasi rahatsızlığı doğrudan itiraf edemez. Bunun yerine toplumun hassas olduğu "kutsallık" zırhının arkasına saklanarak hukuku harekete geçirirler. Ekonomik krizler, geleceksizlik, adalet arayışı ve yoğun sosyo-politik buhranlar yaşarken, iktidar bu büyük yapısal sorunların konuşulmasını istemezler İktidarlar hala kahkahanın gücü karşısında kılıç kuşanmakta (veya kelepçe takmakta), mizah ise her şeye rağmen o zırhta delikler açmaya devam etmekte. Güç totaliterleştikçe ciddiyet talebi artar. İktidar toplumun kendisine korku ve saygıyla bakmasını ister. Mizah ise işte tam olarak bu iki duyguyu yok eder. Saygı duyduğunuz veya korktuğunuz bir şeye aynı anda gülemezsiniz. Komedyen sahneye çıkıp o gücü basitleştirdiği, sıradanlaştırdığı ve onunla eğlendiği an, dinleyicinin zihnindeki korku duvarı yıkılır Deniz'e sosyal medyada sıkça "soytarı" diye hakaret edilmekte. Oyuncuların da çok sık maruz kaldığı bir hakarettir bu. Tabii hakaret sanılarak sarf edilen bir iltifat sözcüğüdür aslında Kral ve soytarı ilişkisi, tarih boyunca mizah ve iktidar arasındaki ilişkiyi anlatan en net kurumsal modeldir. Soytarı, iktidarın mutlak gücü karşısında "dokunulmazlığı olan tek muhalif" olarak konumlandırılmıştır. Krala gerçeği veya hatalarını söylemek doğrudan ölüm demek iken, soytarı bunu yapma yetkisine sahip tek kişidir, ağzına geleni söyler Shakespeare’in ünlü trajedisi Kral Lear’da, kralı düştüğü hatalar karşısında acımasızca eleştiren, ona "budala" diyen tek kişi soytarıdır (The Fool) "Soytarı" kelimesinin tarihsel olarak bu kadar güçlü ve zeki iken günümüzde hakaret sözcüğüne dönüşmesi tuhaf bir kırılmanın sonucudur. Soytarılık kurumu yozlaştıkça, soytarılar krala doğruları söyleyen bilgeler olmaktan çıkıp, sadece kralı, padişahı eğlendiren, onlara yaranmaya çalışan ve para için kılıktan kılığa giren dalkavuklara dönüşürler Osmanlı İmparatorluğu dalkavukluğu sadece toplumsal bir davranış olmaktan çıkarıp, resmi bir meslek haline getiren ve kanunla kurallara bağlayan tek devlettir. 18. yüzyılda I. Mahmud döneminde yayımlanan "Dalkavuk Nizamnamesi", bu mesleğin sınırlarını, alınacak ücretleri ve dalkavukların haklarını resmi belgelere dökmüştür. Burada, soytarının aksine dalkavuk, para karşılığında onurunu satmayı resmi olarak kabul etmiştir Nizamnamede esnaf loncasına bağlı dalkavukların maruz kalacağı fiziksel şiddet ve hakaretlerin karşılığında alacakları paralar kuruşu kuruşuna hesaplanmıştır "Dalkavuğun burnuna fiske vurulması: 20 para.Başına kabak vurulması veya kafasında yumurta kırılması: 30 para.Yüzüne tokat atılması (Sille): 1 kuruş.Dalkavuğu merdivenden aşağı yuvarlamak: 2 kuruş (Eğer bir yeri kırılırsa tedavi masrafları da ev sahibine ait).Dalkavuğu soğuk kış gününde havuzun içine atmak: 10 kuruş (Kaynak: İstanbul Ansiklopedisi - Reşat Ekrem Koçu)" Yani dalkavuk, kendisine vurulan tokada, kafasında kırılan yumurtaya para karşılığı katlanan, gururunu paraya tahvil eden kişidir. Muktediri eğlendirir ve cebini şişirirken onun egosunu tatmin eder. Soytarı ise asla kendisine fiziksel olarak vurulmasına izin vermez; aksine o, kelimeleriyle ve zekâsıyla iktidarın kafasında yumurta kırar. Her iki gelenek de hala ayakta Bir ülkede şakalar adliye koridorlarına taşınıyorsa, ifade özgürlüğü tükenmiştir. Bir toplumun olgunluğu, sadece onaylanan fikirlere değil, kendisini rahatsız eden kahkahalara ne kadar tahammül edebildiğiyle ile ölçülür. Deniz'in şakalarına erişim yasağı getirilmesi, organize şikayet kampanyalarıyla adli mekanizmaların harekete geçirilmesi ve tutuklanması aslında mizahın gücü karşısında duyulan korkunun ürünüdür. Mizah bize sadece kralın çıplak olduğunu fısıldamaz, kralın çıplaklığıyla eğlenerek o korku duvarını da yıkar. Deniz iyi ki var Çerezler, bir web sitesinden gönderilen ve kullanıcının web tarayıcısı tarafından kullanıcının bilgisayarında, kullanıcı gezinirken saklanan küçük veri parçalarıdır. Tarayıcınız her mesajı çerez adı verilen küçük bir dosyada saklar. Sunucudan başka bir sayfa talep ettiğinizde, tarayıcınız çerezi sunucuya geri gönderir. Çerezler, web sitelerinin bilgileri hatırlaması veya kullanıcının tarama etkinliğini kaydetmesi için güvenilir bir mekanizma olacak şekilde tasarlanmıştır Bu tanımlama bilgileri, web sitesinin çalışması için gereklidir ve sistemlerimizde kapatılamaz. Bunlar genellikle yalnızca sizin işlemlerinizi gerçekleştirmek için ayarlanmıştır. Bu işlemler, gizlilik tercihlerinizi belirlemek, oturum açmak veya form doldurmak gibi hizmet taleplerinizi içerir. Tarayıcınızı, bu tanımlama bilgilerini engelleyecek veya bunlar hakkında sizi uyaracak şekilde ayarlayabilirsiniz ancak bu durumda sitenin bazı bölümleri çalışmayabilir Bu tanımlama bilgileri, sitemizin performansını ölçebilmemiz ve iyileştirebilmemiz için sitenin ziyaret edilme sayısını ve trafik kaynaklarını sayabilmemizi sağlar. Hangi sayfaların en fazla ve en az ziyaret edildiğini ve ziyaretçilerin sitede nasıl gezindiklerini öğrenmemize yardımcı olurlar. Bu tanımlama bilgilerinin topladığı tüm bilgiler derlenir ve bu nedenle anonimdir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz sitemizi ne zaman ziyaret ettiğinizi bilemeyiz Bu tanımlama bilgileri, videolar ile canlı sohbet gibi gelişmiş işlevler ve kişiselleştirme olanağı sunabilmemizi sağlar. Bunlar, bizim tarafımızdan veya sayfalarımızda hizmetlerinden faydalandığımız üçüncü taraf sağlayıcılarca ayarlanabilir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz bu işlevlerden tümü veya bazıları doğru şekilde çalışmayabilir Bu tanımlama bilgileri, sitemizde reklam ortaklarımız tarafından ayarlanır. Bunlar, ilgili şirketler tarafından ilgi alanları profilinizi oluşturmak ve diğer sitelerde alakalı reklamlar göstermek için kullanılabilir. Benzersiz olarak tarayıcınızı ve cihazınızı belirleyerek çalışırlar. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz farklı sitelerde size özel reklam deneyimi sunamayız Not: Reklamlar çerez politikasından bağımsız olarak gösterilir Bu tanımlama bilgileri, içeriğimizi arkadaşlarınız ve ağınızla paylaşabilmenizi sağlamak için sitemize eklenen çeşitli sosyal medya hizmetleri tarafından ayarlanır. Diğer siteleri kullanırken de tarayıcınızı izleyip ilgi alanı profilinizi oluşturabilirler. Bu durum, ziyaret ettiğiniz diğer sitelerde gördüğünüz içerikleri ve mesajları etkileyebilir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz bu paylaşım araçlarını kullanamayabilir veya göremeyebilirsiniz

Kaynak: t24.com.tr

Diğer Haberler