Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

Artık ne yazdığımı hatırlamıyorum

Bazen kendi kendime okurum Artık ne yazdığımı hatırlamıyorum Bazen kendimi arıyorum Bakın ben de adımı unuttum Yaşlı diyeceğim ama yaş o yaş değil Yakını ve uzağı seçebiliyorum Vadiye çarptım, dağdan çıktım Sokağımız nerede - biliyorum Bilsem bile dünya gelir geçer kendime yardım edemiyorum

0 görüntüleme525.az
Artık ne yazdığımı hatırlamıyorum
Paylaş:

Bazen kendi kendime okurum Artık ne yazdığımı hatırlamıyorum Bazen kendimi arıyorum Bakın ben de adımı unuttum Yaşlı diyeceğim ama yaş o yaş değil Yakını ve uzağı seçebiliyorum Vadiye çarptım, dağdan çıktım Sokağımız nerede - biliyorum Bilsem bile dünya gelir geçer kendime yardım edemiyorum Helal bifteğimi benden alıyorlar Tek kelime söyleyemem Bana "iyi bir insandı" adını verdiler Kimsenin işine karışmaz Günde bin evi kendileri yıkıyorlar İnsanlık adına, Allah'a yemin ederim ki, bu uygun değil Nasıl bir zaman, nasıl bir döngü Bir insanı şeytandan ayırmak mümkün müdür? Şeytan şeytandır biliyorsun kardeşim İnsan iştahı doyumsuzdur İnsan milyonlarca yıldır geliyor Hala emin değilim Hayatı boyunca adalet arasa da Hakikatin yolunda değil, izinde değil Dünyanın başlangıcından bu yana Kanıyordu Yerliler yabancılaşıyor, anılar kayboluyor Herkes bir yöne, bir tarafa düştü Kendimde çok aradım Çünkü ayaklarım yer kaplıyor, çünkü aklımı kaybediyorum hala kendimi bulamıyorum Bu karışık dünyaya girdiğimden beri Ne ani bir buluşma... Tekrar buluştuk Elli yıl sonra Birbirimizi pek tanımadık Yabancılar yalnız kaldıktan sonra Belki de bu kaderin bir lanetidir Kaderin son cezasıydı Yıllarca uykusuz geceler geçirdik Nakam aşkımızın ekşi tadıydı Ellerin, gözlerin, kaşların Donda donan bir çiçek gibiydi Umutlar, hayaller, bitmeyen dilekler Daldan kopmuş bir taç yaprağı gibiydi Elli yıl oldu, elli yıl Hala çekiniyoruz O zaman ve şimdi Sanki her kelime camdan çıkıyordu "Vay o aşka, bu aşka"* Kıymetini bilmiyorduk, nedenini bilmiyorduk?! Şimdi o aşklar, o aşklar Yağ beyaza döndü ve gökyüzüne çekildi Üzgün bakışlar, üzgün bakışlar Şimdi başka ne yapabiliriz? Ortada bir nakam aşk için ağlıyor *Nusrat Kasamanlı'nın mısrası Çok fazla sızlanmayın Kendi acına ağla Kendi ellerinle kendin bağla Bir yabancı kapanırsa yalanı kapatır O zaman acı gider Hayatının yarısında ağlıyor Herkesin kendine göre sorunları var Nereye baksan acı mavidir Rahmetli dedem şöyle derdi: "Sen kendine sakla" Dünya zaten ölümlü Gel yanlış kanı karartma Doğa kış uykusuna yattı Ağaçlar karaçalıdan çiçek açtı Kartopunda izler kayboldu Kuş da yiyecek arıyordu Beyaz tüllerle kaplı dağlar ve vadiler Tepeler sessizce uyuyor Gözü yolda olan ürkek tepeler Bahar sorusuyla yol bekliyorlar Toprak kış yatağında nefes alır Sıcak yorgun ruhunu kapladı Nehirler sessizce mırıldanıyor Yaylar heyecanlarını unuttu Kışın kar kapılarını çalıyor Ayrıca zaman zaman hafif bir rüzgar da esiyor Bazen sis gelir, bazen tank gelir Sallanan ağaçlar sakin ve sessiz Bu kışın kışı bir başka dünya Kendi dünyasında canlı ve cansız Bir şairin dünyası hayranlık içindedir Kafası karışık ve kelimeler dünyasında mücadele ediyor Çiçekler açar ve dünyaya koku yayar Bahar geldi memleketim çiçek açıyor Nevruz gülü, kar çiçeği, nergis Dilini açar ve tatlı konuşur Doğa çiçeklerle donatıldı Kelebekler çiçekten çiçeğe dolaşır Bal arısı her çiçekten bal toplar Böcekler de şarkılarıyla yarışıyor Laleler, fesleğen, laleler Çim rengine benziyor Doğaya yakışır şekilde çiy nefesine Yayların hoş uyumuna dönüyor Ne kadar güzelsin sevgili Anavatan Toprağınızın her karışı cennet, cennet Başını dik tut doğa ana Her an yeni bir nimet alırsınız

Kaynak: 525.az

Diğer Haberler