COP29'dan COP31'e: Azerbaycan ile Türkiye arasında iklim ve yeşil enerji alanında işbirliği
İklim değişikliğiyle mücadele ve enerji dönüşümü, çevre politikasının sınırlarını aşarak son yıllarda güvenlik ve dış politika gündeminin öncelikli konularından biri haline geldi. Bu bağlamda küresel iklim sürecinde önce Azerbaycan'ın, ardından Türkiye'nin öne çıkması bölge açısından dikkat çekici b

İklim değişikliğiyle mücadele ve enerji dönüşümü, çevre politikasının sınırlarını aşarak son yıllarda güvenlik ve dış politika gündeminin öncelikli konularından biri haline geldi. Bu bağlamda küresel iklim sürecinde önce Azerbaycan'ın, ardından Türkiye'nin öne çıkması bölge açısından dikkat çekici bir olaydır. Bu bağlamda COP29 ve COP31 deneyimleri dikkate alındığında iki ülke arasındaki işbirliğinin anlamı daha net ortaya konabilir Siyasi, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (SETA) İklim Değişikliği ve Çevre Programı araştırmacısı Dr. Çağla Vural, AZERTAC'a yaptığı açıklamada bu görüşlerini dile getirdi Azerbaycan'ın ev sahipliği yaptığı COP29'un daha çok iklim finansmanı konusuyla anıldığını söyleyen Çağla Vural, zirvede tartışılan gelişmekte olan ülkelere yönelik finansmanın artırılması konusunun uluslararası gündemde daha cazip bir konum kazandığını hatırlattı. Enerji üreten bir ülkenin bu etkinliğe ev sahipliği yapması, bu statüdeki ülkelerin iklim müzakerelerinde de söz sahibi olabileceğini göstermesi açısından önemliydi. COP29 ayrıca Güney Kafkasya ve Hazar havzasını küresel iklim gündemine daha yakından bağladı. Bakü'deki zirvenin ardından geçen yıl Brezilya'da COP30 ile sürecin devam etmesi ve bu yıl Antalya'da yapılacak COP31 ile bayrağın Türkiye'ye geçmesi, iklim diplomasisi açısından önemli bir halefiyet (devralma) fırsatı yaratıyor Coğrafi olarak birbirine yakın iki ülkenin kısa bir arayla bu sürece dahil edilmesi, bölgenin önceliklerinin uluslararası alanda daha güçlü bir şekilde sunulmasını sağlayabilir. Böylece Bakü'de güçlenen iklim gündemi, Antalya'da özellikle adil enerji dönüşümü ve enerji güvenliği konularında bir adım öne çıkma fırsatı bulacak. Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapması, ülkenin iklim diplomasisindeki etkisini artıracak ve "2053 net sıfır emisyon" hedefine yönelik adımlarını küresel düzeyde daha görünür hale getirecek. Avrupa ile Asya arasındaki coğrafi ve stratejik konumu, Türkiye'yi küresel iklim diplomasisinde farklı taraflar arasında köprü kurabilecek ve bu süreçte yeşil dönüşümü hızlandırabilecek bir aktör haline getiriyor "Bu silsilenin en somut tezahürlerinden biri de Azerbaycan ile Türkiye arasında yeşil enerji alanındaki işbirliğidir. Uzun süredir ilişkiler petrol ve doğal gaza dayalı olarak gelişiyor ve iki ülke karşılıklı olarak enerji koridorları aracılığıyla birbirlerinin fırsatlarını zenginleştiriyor. Bugün aynı ortaklık yenilenebilir enerji konusunda da yeniden inşa ediliyor. Azerbaycan, Hazar Denizi'ndeki rüzgar potansiyeli olan kaynaklar ve yeşil enerji bölgesi olarak planladığı alanlardaki güneş enerjisi projeleri ile bu sürece katkı sağlıyor. Türkiye ise, bu sürece katkı sağlıyor. Yenilenebilir enerjide gelişmiş ağ altyapısı ve büyüyen yerel üretim potansiyeli, ortaklığa güçlü bir teknik temel sağlıyor. İki ülkenin bu farklı avantajları bir araya getirildiğinde, bu enerjiyi Avrupa pazarlarına ulaştırmayı amaçlayan projeler de iş birliğine stratejik derinlik katıyor." Araştırmacı, bu iş birliğinin etkisinin sadece enerji sektörüyle sınırlı olmadığını vurguladı. Çünkü su kaynaklarının yönetimi, sınıraşan kirlilik, doğal afetlere dayanıklılık gibi konular herhangi bir ülkenin tek başına çözebileceği sorunlar değildir. Bu nedenle Azerbaycan ve Türkiye'nin iklim politikasında ortak eylemi, Güney Kafkasya ve Hazar Havzası'nda istikrara katkı sağlayabilecek bir unsur olarak büyük önem taşıyor "İki ülkenin yeşil enerji, çevre güvenliği ve iklim politikası alanlarındaki ortak faaliyeti, bölgenin geleceği açısından stratejik önem taşıyor. Bu işbirliğinin asıl önemi, bölgeyi sadece bir enerji geçiş rotası olmaktan çıkarıp, yeşil enerji üreten ve ihraç eden bir merkeze dönüştürme potansiyelidir. Bu dönüşümün ekonomik büyüme ile birlikte bütünleşik bir bağlamda ele alınması, istihdam ve enerji güvenliği de Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine doğrudan katkı sağlayacaktır. COP31, bölgesel iş birliğinin derinleştirilmesi ve bu potansiyelin gerçek taahhütlere dönüştürülmesi açısından oldukça elverişlidir. vakıf" dedi 2026 © AZERTAC. Telif hakkı saklıdır. Bilgilerin kullanımına hiper bağlantıyla atıfta bulunulmalıdır


