Amaimar
Butimar, Pers mitolojisinin derinliklerinden bir kuştur O, aşkın kanatlar taktığı, üzüntünün ise tüyleri olduğu bir varlıktır Adı kaynaklarda bazen "Aşk kuşu" olarak da anılır Efsaneye göre Butimar denize aşıktır O kadar seviyor ki sahilde oturup günlerce ona bakıyor Susuzluktan ciğerleri ya

Butimar, Pers mitolojisinin derinliklerinden bir kuştur O, aşkın kanatlar taktığı, üzüntünün ise tüyleri olduğu bir varlıktır Adı kaynaklarda bazen "Aşk kuşu" olarak da anılır Efsaneye göre Butimar denize aşıktır O kadar seviyor ki sahilde oturup günlerce ona bakıyor Susuzluktan ciğerleri yanıyor Ama bir gün denizin suyunun bitmesinden korkuyor Bu yüzden su içmiyor, arada bir ağzına bir damla alıyor Denizi sevdiği kadar suyu da seviyor Sevgilinin gözünde sevgiliye ait her şey kutsaldır Hikâyenin en korkunç ve en güzel kısmı da burası: Bir gün denizin kurumasından korkuyor. Onu su içmekten alıkoyan da bu, sevgilisinin küçüleceğinden endişeleniyor Ay denize baktığı gibi sevgilisine de bakar Sonsuz suya tek başına bakıyor Günler geçiyor, haftalar Seyrediyor ve deniz sevgilisinin acıdan ve susuzluktan öldüğünü bilmiyor Divan şairleri Butimar kuşuna "Malikül-hazin" yani "Hüzün sahibi", "Hüzün hükümdarı" adını vermişlerdir. Bu isim basit bir metafor değil, derin bir itiraftır. Şairlerden biri şöyle demiştir: "Dünyanın en büyük acısı, sahibi şikayet etmeyen üzüntüdür." Butimar da kıyıda oturuyor ve ağlamıyor, sadece izliyor. Sever, susar. Ve ölür Arap edebiyatında Butimara'ya "Yamam kuşu" da denir. Ancak divan edebiyatında özellikle Osmanlı, Azerbaycan ve Fars şiirinde bu kuş "Butimar" adı altında yaşamış ve sevgilinin en mükemmel simgesi haline gelmiştir Butimar'ın hikayesinde insanı düşündüren bir paradoks var: Deniz bitmeyecek. Okyanuslar tükenmeyecek. Butimar bunu biliyor, muhtemelen biliyordur. Ama seven insanın korkusu mantığa bakmaz. Sevdiği için korkuyor. Çünkü seviyor, ölümü dikkatle seçiyor Bir zamanlar okuduğum bir tespit bu gerçeği çok güzel ifade ediyor: Butimar suyunu içtiği anda aşkı biterdi. Deniz bitecek değil ama içtiği anda sevgilisiyle arasındaki o ilahi hasret ve mesafe sona erecektir. Aşık özlem duymadan yaşayamaz. Özlem onun nefesidir Divan şairleri için Butimar kuşu, bülbül gibi, huma gibi, anga gibi edebiyatın daimi misafiri olmuştur. Bülbül gülü sever. Ama en azından çiçek onun şarkısına açılıyor, güzel koku yayıyor, renk veriyordu; Bu aşkta bir çeşit cevap vardı Deniz Butimar'ın aşkına karşılık veriyor mu? Bu yüzden şairler Butimar'a hep daha derin bir üzüntüyle bakmışlardır. En sessizin, en sessizin, en çaresiz aşkın simgesidir Ünlü divan şairi Nabi bir şiirinde kötü ruhun daima kendi iyiliğini arayan, sevdiğinin arkasında kalmak isteyen ruh olduğunu yazar. Yani seven ölsün, sevilen yaşasın. İlk bakışta bu bir zayıflık gibi görünüyor. Ancak derinlemesine düşündüğünüzde Butimar'ın ruhunun bu arzuda saklı olduğunu anlarsınız. Çünkü "geride kalmak" aşkın bitip bitmediğini görmek demektir. Yani aşık, sevgilisinin ölümünü umursamaz: Aşık hâlâ var, deniz hâlâ dolu, kıyı hâlâ ıslak. Butimar'ın da istediği buydu; onun ortadan kaybolmasına ve denizin kalmasına izin verildi. Seven ölsün, sevilen yaşasın. Bu fedakarlık aşkın en derin, en sessiz tanımıdır Türk edebiyatının büyük ismi Sadık Hidayat, ünlü eseri Kör Baykuş'ta Butimar'a seslendi ve şöyle yazdı: "Dünyada sessizlikten daha iyi bir şey olmadığını, Butimar gibi birinin daha iyi bir insan olduğunu düşündüm. Butimar denizin kıyısına batar, kanatlarını açar ve tek başına oturur. Ama bunu hiç yapamam...". Bu itiraf, Butimar'ın sessizliğini bir erdem olarak görüyor. Sessizce sevmek. Şikayet etmeden yan. Ağlamadan ölmek Modern İran edebiyatının usta yazarlarından Sadiq Hedayat, bir başyapıt olarak kabul edilen "Kör Baykuş" adlı romanında, varoluşsal kaygılar yaşayan ve toplumdan soyutlanan kahramanının karanlık iç dünyasını irdeliyor. Eserde zaman ve mekânın karmaşasında gerçeklik ve hayaller birbirine karışıyor; anlatıcı hayatındaki kadınları ve kendisini aynı çürümenin farklı yönleri olarak anlatır Büyük Fuzûlî, gazellerinin ruhuyla Butimar’ın nefesini hep taşıdı. Şiirlerinin birçoğu Butimar'ın sessiz aşkı ve ölümünün felsefi bir açıklamasıdır: Bilimden, mantıktan ve bilgiden daha önemli olan şey sevginin kendisidir. Butimar bunu ölmeden önce biliyordu Fuzuli'nin o meşhur ayetini bir kez daha hatırlayalım: "Sevgilimin mahallesinin başında beladan başka bir şeyim yok, aşk yolunda da beladan başka bir şeyim yok." Bu sözler Butimar'ın da yüreğinden geçti. "Fana"nın ortadan kaybolması bir sevgilinin son anıdır. Butimar onu deniz kenarında, kıyıda bulur Bu paradoks en iyi şekilde Sadi Şirazi tarafından ifade edilmiştir: "Suyun kenarındayım ama susuzluktan ölüyorum." Butimar'ın tüm kaderi bu tek ayette özetlenmiştir. Su var ama içmez; aşk vardır ama yaşanmaz. Hayat var ama korku yaşatmıyor Butimar'ın trajedisi susuzluk değil. Onun trajedisi hayal gücü, yani gelecek hakkında düşünme yeteneğidir Denizin kuruyacağını düşünüyor. Bu ihtimal onu yok eder Burada klasik Doğu şiirinin en zor gerçeği ortaya çıkıyor: Aşk sadece bir duygu değil, aynı zamanda bir korkudur Hafız Şirazi bunu şöyle ifade etti: "Acım kolay, ilacım da öyle" Yani çıkış yolu yok Butimar'a tesadüfen "malikül-hazin" denmiyor Hüzün onun doğasında var Bu çizgi Divan edebiyatı boyunca devam eder ve en keskin şeklini Fuzûlî'de alır: "Acıyla mutluyum, ilaçsızım" Butimar korkudan içmiyor ama Fuzuli bilerek içiyor Birinin zayıflığı var, diğerinin inancı var Butimar'ın hikâyesini duyan insan önce şunu merak ediyor: "Ne kadar anlamsız bir söz, deniz suyu içtikten sonra hiç kurur mu?". Sonra bir süre duruyor, tekrar düşünüyor. Ve anlamaya başlıyor Butimar haklı. Çünkü içtiği an "doydum" der ama aşık asla doymaz. Bir damla su almak denize "sen bana yetersin" demektir. Seven bir adam asla sevdiğine "yeter" demez Bu yüzden Butimar içki içmiyor, sadece kumsalda oturuyor, bakıyor ve ölüyor Butimar'ın ölümü kendi seçimidir. Sevdiğin için ölmek. Denizi yaratmak için kendini yok etmek. Bu, fedakarlığın en yüksek, en saf, en mantıksız ve dolayısıyla en insani biçimidir Butimar'ın ölümü bir trajedi değil, bir itiraftır. Sevgilinin nefesiyle dolu bir ömrü, sevgilinin varlığına feda etmek. Deniz yaşayabilsin diye kendini susuzluğa teslim etmek. Belki de dünyanın en güzel ölümü budur: Sevilen birinin kıyısında yavaş yavaş kaybolmak, onun sesini dinlemek O aşık bazen kumsalda oturup denize bakan bir kuştur Bazen şiirini yazan ama adını vermeyen bir şairdir Bazen sevgilisine "iyiyim" der ve kaybolur Butimar sevdiğinin yaşaması için canını veren bir kuştur


