Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

Bollywood, Kıbrıs’ı 2012’de KKTC üzerinden keşfetmişti -1 - Kıbrıs Gazetesi - Kıbrıs Haber, KKTC Son Dakika ve Gündem Haberleri

GKRY’de 2026 yılı içerisinde bir Bollywood filminin çekileceği duyurulurken, bu gelişmenin “Kıbrıs’ta ilk kez Bollywood filmi çekilecek” başlığıyla sunulması dikkat çekici olduğu kadar, tarihsel hafıza bakımından da eksik bir değerlendirmeyi beraberinde getirmiştir. Nitekim Güney Kıbrıs basınında ve

0 görüntülemekibrisgazetesi.com
Bollywood, Kıbrıs’ı 2012’de KKTC üzerinden keşfetmişti -1 - Kıbrıs Gazetesi - Kıbrıs Haber, KKTC Son Dakika ve Gündem Haberleri
Paylaş:

GKRY’de 2026 yılı içerisinde bir Bollywood filminin çekileceği duyurulurken, bu gelişmenin “Kıbrıs’ta ilk kez Bollywood filmi çekilecek” başlığıyla sunulması dikkat çekici olduğu kadar, tarihsel hafıza bakımından da eksik bir değerlendirmeyi beraberinde getirmiştir. Nitekim Güney Kıbrıs basınında ve bazı uluslararası haberlerde bu yeni projenin Kıbrıs bakımından ilk Bollywood filmi olacağı ileri sürülürken, gerçekte Bollywood’un Kıbrıs’la ilk ciddi sinema temasının bundan yıllar önce KKTC’de gerçekleştiği unutulmaktadır. 2026’da duyurulan bu proje Güney Kıbrıs açısından yeni ve önemli bir kültürel diplomasi hamlesi olabilir; ancak bütün ada ölçeğinde “ilk” olduğu iddiası doğru değildir. Çünkü Bollywood, Kıbrıs’ı çok daha önce, 2012 yılında KKTC üzerinden keşfetmiştir. Bu anlamda hatırlatılması gereken en önemli örnek, 2013 yılında vizyona giren ve çekimlerine 2012 Mayıs ayında KKTC’de başlanan Race 2 filmidir. Abbas-Mustan olarak bilinen ünlü yönetmen kardeşler Abbas Alibhai Burmawalla ve Mustan Alibhai Burmawalla tarafından yönetilen, Ramesh S. Taurani’nin yapımcılığını üstlendiği ve Saif Ali Khan, John Abraham, DeepikaPadukone, Jacqueline Fernandez, AnilKapoor, Ameesha Patel, Aditya Pancholi ve Bipasha Basu gibi Bollywood’un önemli isimlerini bir araya getiren Race 2, yalnızca ticari bir sinema projesi değil, aynı zamanda KKTC’nin uluslararası görünürlüğü bakımından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir tanıtım fırsatıydı. Filmin Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ta çekilen sahneleri, dönemin şartları dikkate alındığında, KKTC’nin kültürel ve turistik görünürlüğü açısından son derece kıymetliydi. Burada özellikle altını çizmek gerekir: Race 2’nin KKTC’de çekilmesi sıradan bir prodüksiyon tercihi değildi. O dönem KKTC, uluslararası izolasyonların doğrudan ve dolaylı etkilerini her alanda hisseden bir yapıdaydı. Buna rağmen Hint sinema endüstrisinin güçlü bir yapım şirketi, ünlü yönetmenleri ve yıldız oyuncularıyla birlikte KKTC’ye gelmesi, Ada’nın yalnızca siyasal tartışmalarla değil; turizm, kültür, sinema ve yaratıcı endüstriler üzerinden de dünyaya açılabileceğini gösteren önemli bir örnekti. Bu süreci yakından bilenlerden biri olarak ifade etmeliyim ki, Race 2 çekimleri döneminde TipsFilms şirketinin sahibi Ramesh S. Taurani, filmin ünlü yönetmen kardeşleri Abbas Alibhai Burmawalla ve Mustan Alibhai Burmawalla ile filmin önemli karakterlerinden Saif Ali Khan başta olmak üzere yapım ekibinin birçok temsilcisiyle pek çok kez görüşme imkânım oldu. O dönemde filmle ilgili çeşitli bürokratik meselelerin çözülmesi, izin süreçlerinin kolaylaştırılması ve çekimlerin sağlıklı biçimde yürütülmesi noktasında elimden gelen katkıyı sunmaya çalıştım. Bu sürecin şahidi yalnızca ben değilim; şirket sahibi, yönetmenler, başrol oyuncularından Saif Ali Khan, Türkiye’de bu ekibe destek veren organizatörler ve ilgili birçok kişi de bu temasların ve katkıların canlı tanıklarıdır. Film ekibinin KKTC’deki varlığı yalnızca kamera önünde görünen birkaç sahneden ibaret değildi. Şirket yetkilileri ve prodüksiyon ekibi, Girne’nin önemli turistik tesislerinden Cratos Hotel, Dome Hotel ve Rocks Hotel başta olmak üzere birçok otel imkânını uzun süreli olarak kullandı. Bu süreçte çok sayıda insan Ada’ya geldi, gitti, konakladı, alışveriş yaptı ve yerel ekonomiye doğrudan katkı sağladı. Üstelik film ekibinin davranışı, turizmin yalnızca büyük otel zincirlerinden ibaret olmadığını gösteren önemli bir örnek de oluşturdu. Girne merkezindeki otellerde kalmalarına rağmen, öğle yemeklerini çoğu zaman çarşı içinde yemeyi tercih ettiler. Rahatlıkla kaldıkları otellerde yemek yiyebilirlerdi; fakat onlar yerel esnafla temas kurmayı, çarşıya canlılık kazandırmayı ve KKTC turizmine sahici bir katkı sunmayı tercih ettiler. Bu sürecin belki de en az çekimler kadar önemli olan bir başka yönü ise, gösterilen olağanüstü hassasiyetti. O dönem İngiltere, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi üzerinden Hintli oyuncuların Londra bağlantıları veya uluslararası temasları kullanılarak projeye dönük baskı, caydırma ya da engelleme girişimleri yaşanmaması için büyük bir dikkat gösterilmesi gerekiyordu. Bu çerçevede, çekimlerin gereksiz biçimde gündeme taşınmaması, haberleştirilmemesi ve sosyal medyada kontrolsüz bilgi paylaşımı yapılmaması konusunda yerel çalışanlardan gazetecilere, devlet kademelerinden halkımıza kadar geniş bir çevreyle çok sayıda görüşme gerçekleştirildi. Sürecin sağlıklı biçimde ilerleyebilmesi için herkes son derece sorumlu davrandı. Bu hassasiyet, tesadüfen ortaya çıkmış bir durum değildi. Filmde hem oyuncu olarak yer alan hem de Türkiye’deki yapımcı kanadında önemli rol üstlenen Ali Metel başta olmak üzere, İlhan Bey ve Arda Bey ile birlikte sürecin hem yapım güvenliği hem de KKTC’nin tanıtım menfaatleri bakımından dikkatle yürütülmesi gerektiğini görerek büyük bir özen gösterdik. Bugün geriye dönüp bakıldığında, Race 2’nin KKTC’de sorunsuz biçimde çekilebilmesinin arkasında yalnızca yapım ekibinin profesyonelliği değil; aynı zamanda yerel basının, kamu görevlilerinin, çalışanların, esnafın ve halkın gösterdiği bu sessiz fakat çok değerli sorumluluk bilinci de bulunmaktadır. Race 2’nin KKTC’de bıraktığı iz, yalnızca filmin jeneriğinde veya uluslararası sinema kayıtlarında görülen bir lokasyon bilgisinden ibaret değildir. Bu film, ülkemizde özellikle Girne’de hafızalara kazınan ve o günleri yaşayanların hâlâ heyecanla anlattığı sahnelerle hatırlanmaktadır. Girne’de Ziraat Bankası önünde patlatılan lüks araç, DomeHotel’de yaşanan aksiyon sahneleri, Girne Kalesi’nden aşağı atlayan dublörler, limanda sürat tekneleriyle çekilen takip sahneleri ve yine Girne Limanı’nda patlatılan bir başka araç, o dönemi yaşayan pek çok kişinin belleğinde canlılığını korumaktadır. Bu sahneler, bir yandan Bollywood sinemasının yüksek tempolu aksiyon anlayışını Girne’nin tarihî ve turistik dokusuyla buluşturmuş; diğer yandan KKTC’nin sinema endüstrisi bakımından ne kadar güçlü ve görsel değeri yüksek bir plato niteliği taşıdığını göstermiştir. Race 2’nin KKTC’de bıraktığı bu iz, yalnızca geçmişte kalmış bir sinema hatırası değildir. Asıl mesele, bu büyük tanıtım fırsatının neden sürdürülebilir bir turizm ve kültürel diplomasi politikasına dönüştürülemediğidir. Bu konuyu da yarınki yazımda ele alacağım

Diğer Haberler

Bollywood, Kıbrıs’ı 2012’de KKTC üzerinden keşfetmişti -1 - Kıbrıs Gazetesi - Kıbrıs Haber, KKTC Son Dakika ve Gündem Haberleri | Tenqri