Ne istiyoruz?
İnsanın arzuları sonsuzdur. Hayatı boyunca bir şeyler ister, bir şeyleri başarmak ister, bir şeylerin özlemini çeker. Bazen sahip olduğu şeyleri olduğu gibi kabul eder. Sahip olmadığı şeyleri mutluluğun anahtarı olarak görüyor. Bu yüzden insanın arzuları bitmez. Bir dilek gerçekleşir, yerini başka b

İnsanın arzuları sonsuzdur. Hayatı boyunca bir şeyler ister, bir şeyleri başarmak ister, bir şeylerin özlemini çeker. Bazen sahip olduğu şeyleri olduğu gibi kabul eder. Sahip olmadığı şeyleri mutluluğun anahtarı olarak görüyor. Bu yüzden insanın arzuları bitmez. Bir dilek gerçekleşir, yerini başka bir dilek alır. Bir hedefe ulaşmak, hemen yeni bir hedef aramak Aslında bütün bunlar çok normal, istek yarındır. İnsan isteyerek gelişir, isteyerek inşa eder, yaratır. Arzunun olmadığı yerde hayat da durur Ama tuhaf olan başka bir konu. İstediğimizi elde ettiğimizde şikayet etmeye başlarız Düşündünüz mü, kış istiyoruz, kış geliyor, soğuktan, kardan şikayet etmeye başlıyoruz... Kışın yaz havası olmayacak Yaz istiyoruz ama sıcak olmasın diyoruz, güneşten kaçınıyoruz. Yazın kış havası olmayacak Yani bu aynı zamanda ne istediğimizi, onu neden istediğimizi ve elde ettiğimiz şeye ne kadar değer verdiğimizi anlamakla da ilgilidir Tüm bunların arka planında insan kendine şu soruyu sorar: Biz ne istiyoruz? Kış istiyoruz, soğuk olmasın diyoruz. Kardan şikayetçiyiz. Ancak kışı kendimiz istedik Yaz istiyoruz, sıcak olmasın diyoruz. Güneşten kaçıyoruz. Ancak yazın özü o kadar sıcak ki Yağmur isteriz, ıslanınca mutsuz oluruz Biz ucuzluk istiyoruz, piyasada fiyat düştüğünde çiftçinin durumunu düşünmüyoruz Sessizlik istiyoruz, dedikodu yapmaya meyilliyiz Temiz bir şehir istiyoruz, yerlere çöp atıyoruz Kültürlü bir toplum istiyoruz, kabalığı hoş karşılayanların takipçisiyiz Adalet istiyoruz, sıra beklemeye sabrımız yok Dürüst bir memur istiyoruz, işimizin hızlı ve istediğimiz gibi gitmesi için başka bir yol arıyoruz Sağlıklı bir yaşam istiyoruz, gece yarısına kadar telefon ekranından, buzdolabından ayrılmıyoruz Kitap okuyan gençler istiyoruz, çocuklara ilk telefonlarını veriyoruz Milli değerlerimize sahip çıkmak istiyoruz, düğünlerimizde anlamadığımız şarkılarla dans ediyoruz Eğitimli bir nesil istiyoruz, sosyal ağda en çok eğitim eksikliği gösterenleri övüyoruz Eğitimli insanlar istiyoruz, bilim adamlarını önemsizleştiriyoruz, sansasyonelleri ünlü yapıyoruz Doktordan, öğretmenden, polisten örnek isteriz, kendimize örnek olmak için adım atmayız İyi bir komşu isteriz, komşumuza bir dakika bile ayırmayız Düzgün konuşan biri istiyoruz, gerçek söylenince inciniyoruz Çocuklarımızın iyi ders çalışmasını, bilgili, okur-yazar, akıllı, terbiyeli ve ülkesine bağlı olmasını istiyoruz. Zamanlarının çoğunu telefon ekranında geçirmelerini mümkün kılıyoruz. En etkili muhabbet, en güçlü propaganda oradadır. Sosyal ağların sadece zaman almadığını aynı zamanda bilinçaltını da etkilediğini bilmeliyiz Çoğu durumda ebeveynler çocuğu susturmak için telefonu ona verir. Bebeğin sessizliği bizi mutlu ediyor. Ancak bununla onun konuşmasını geciktirdiğimizi, onu gerçek hayattan uzaklaştırdığımızı düşünmüyoruz. Bilerek ya da bilmeyerek, çocuğun arkadaşı, hatta ebeveynin yerine geçen kişi olarak ekranı şekillendiriyoruz. Ekrandaki zararlı oyunlar ve anlamsız videolar çocuğun karakterini etkilemez Sonra çocukların değiştiğini söylüyoruz Aslında çocuklar değişmedi, önlerine koyduklarımız değişti Çocuklar gösterdiğimizi görür, dinlediğimizi duyarlar Biz ünlüysek çocuklar da onlar gibi olmak ister Her baba çocuklarına örnek olmalı Her anne ilk öğretmen olmalıdır Her vatandaş sorumluluğunu anlamalı Toplum gökten düşmez, toplum biziz Biz nasılsak yarınımız da öyle olacaktır Bu nedenle önce bir soruya cevap vermeliyiz Gerçekten ne istiyoruz? İstediğimiz hayat ile yaşadığımız hayat arasında fark varsa sorun seçimlerimizdedir Bence bugünün en önemli sorusu ne istiyoruz? Gerçekten istediğimizi istiyor muyuz?


