Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

Haydar Aliyev - Bir ömür boyu görev

Azerbaycan halkının milli lideri, seçkin bir devlet adamı olan Haydar Aliyev'in sosyo-politik mirası, sadece bağımsız Azerbaycan devletinin kurucusu ve başkanı olarak değil, aynı zamanda karmaşık bir dönemin getirdiği siyasi ve milli bir kişilik olarak da dikkat çekmektedir. Büyük önderin tarihimizi

0 görüntüleme525.az
Haydar Aliyev - Bir ömür boyu görev
Paylaş:

Azerbaycan halkının milli lideri, seçkin bir devlet adamı olan Haydar Aliyev'in sosyo-politik mirası, sadece bağımsız Azerbaycan devletinin kurucusu ve başkanı olarak değil, aynı zamanda karmaşık bir dönemin getirdiği siyasi ve milli bir kişilik olarak da dikkat çekmektedir. Büyük önderin tarihimizin farklı aşamalarında gösterilen siyasi iradesini, yönetim becerisini ve milli devlet anlayışını anlamak için öncelikle onun zengin yaşamının çocukluk ve gençlik yıllarına bakmak oldukça önemlidir. Büyük liderlerin karakteri genellikle erken yaşlarda şekillenir Haydar Alirza oğlu Aliyev, 10 Mayıs 1923'te Nahçıvan şehrinde doğdu. Bunlar Nahçıvan için hem siyasi hem de sosyal açıdan çok karmaşık yıllardı. Bir yandan Bolşevik hükümetinin yeni yapılanması, diğer yandan bölgenin jeopolitik baskılar altında bulunması, burada oluşan halkın karakterini ciddi şekilde etkiledi Haydar Aliyev sade ve çalışkan bir ailede büyüdü. Aile büyüktü ve çocukların yetiştirilmesinde disiplin, sıkı çalışma ve kısıtlama temel önemdeydi. Bu aile ortamı daha sonra Haydar Aliyev'in karakterinde açıkça kendini gösterdi: güçlü disiplin, güçlü irade, duyguları kontrol etme yeteneği ve yüksek sorumluluk duygusu O yıllarda Nahçıvan sadece coğrafi açıdan değil, ulusal ve kültürel açıdan da önemli bir yerdi. Burada yaşayan halk bir yandan Türk-Müslüman kimliğini korumaya çalışırken bir yandan da Sovyet sisteminin katı ideolojik çerçevesiyle karşı karşıya kalıyordu. Bu çelişkili ortam, genç Haydar Aliyev'in düşünce sisteminde milli sadakat ve devlet yönetimi mantığının paralel gelişmesine yol açtı Haydar Aliyev orta öğrenimini Nahçıvan'da aldı. Okul yıllarında özellikle tarih, edebiyat ve yönetim konularının yanı sıra toplumsal süreçlere de ilgi duyduğu belirtiliyor. O dönemde okullarda eğitim Sovyet ideolojisine dayanmasına rağmen Haydar Aliyev, klasik Doğu düşüncesini ve Azerbaycan tarihinin ulusal katmanlarını özel bir heyecanla inceledi. Küçük yaşlardan itibaren gözlem yeteneği, insan psikolojisini doğru değerlendirmesi, sakin görünümü altında güçlü iradesi, konuşma ve iletişim becerileri ve organizasyon yeteneği ile diğerlerinden farklıydı. Daha sonra SSCB gibi karmaşık bir siyasi sistemde adım adım en yüksek mevkilere yükseldi ve bu da bu nitelikleri sayesinde oldu 1939 yılında Haydar Aliyev Azerbaycan Endüstri Enstitüsü'nün mimarlık fakültesine girdi. Ancak İkinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesi çalışmalarını kesintiye uğrattı. Savaş yılları bütün bir neslin kaderini değiştirdiği gibi onun yaşam yönünü de önemli ölçüde etkiledi 1960'lı yıllar Sovyet bölgesinde sadece askeri değil aynı zamanda siyasi güvenliğin de olduğu bir dönemdi. Devlet yapılarında profesyonel personel ihtiyacı arttı. Bu dönemde Haydar Aliyev Nahçivan MSSR Halk İçişleri Komiserliği ve diğer idari yapılarda çalışmaya başladı. Bu aşama onun hayatında bir dönüm noktası sayılabilir. Haydar Aliyev'in devlet yönetim sisteminde hızlı bir şekilde öne çıkmasının, güçlü disiplini ve görevleri doğru bir şekilde yerine getirmesi, gizlilik ve devlet ilkelerine sıkı sıkıya bağlılığı, insanlarla çalışma yeteneği, analitik düşünmesi, hızlı karar verme yeteneği gibi çok önemli ve geçerli nedenleri vardı. Daha sonra güvenlik teşkilatlarında yükselmesini mümkün kılan bu nitelikleriydi Haydar Aliyev'in siyasi kariyeri, 1944 yılında SSCB Devlet Güvenlik Komitesi sisteminde çalışmaya başlamasıyla başladı. Bu sıradan bir işe alım değildi. Çünkü bu sisteme ancak özel eğitim almış, disiplinli ve siyasi güvenilirliği olan kişiler kabul ediliyordu. O dönemde güvenlik teşkilatları SSCB'nin en kapalı ve katı yapılarından biriydi. Bu yapıda çalışmak sadece profesyonellik değil, aynı zamanda yüksek psikolojik istikrar da gerektiriyordu Haydar Aliyev kısa sürede profesyonel kadro olarak kendini göstermeyi başardı. Genç H. Aliyev süreçlere sadece operasyonel düzeyde değil aynı zamanda siyasi ve sosyal bağlamda da yaklaşmayı başardı Bu dönem, personel politikası üzerinde çalıştığı, iktidar mekanizmalarına hakim olduğu, SSCB içindeki ulusal cumhuriyetlerin durumunu analiz ettiği ve siyasi riskleri hesaplayabildiği gelecekteki siyasi yaşamının ana okulu oldu Daha sonra 1969 yılında Azerbaycan'da liderliğe geldiğinde, yöneticilik becerilerinin kökleri bu yıllara dayandı Ulusal liderin çocukluk ve gençlik dönemi incelendiğinde önemli bir nokta ortaya çıkıyor: O, tesadüfen iktidara gelen bir politikacı değildi. Onun politikası kariyerinin oluşumu uzun sosyal, politik ve psikolojik süreçlerin sonucuydu. Nahçıvan'ın ortamı, aile disiplini, Sovyet sisteminin sert gerçekliği ve güvenlik teşkilatlarında edindiği tecrübe, onun milli fikirli, stratejik fikirli, sert ve pragmatik, kamu yönetimine uygun bir lider imajını şekillendirdi Bu aşama aslında geleceğin büyük siyasi yoluna hazırlık dönemiydi. Haydar Aliyev, 1969'dan sonra artık içinde faaliyet gösterdiği sistemin resmi görevlisi olmaktan çıkıp, Azerbaycan'ın kaderini değiştiren başlıca siyasi figürlerden biri olacaktı 1969'dan bağımsızlığa: Ulusal devlet fikrinin oluşumu: 1969, Azerbaycan tarihinde sadece bir iktidar değişikliği değildi. Bu tarih aslında Azerbaycan'ın Sovyet sistemi içerisinde milli diriliş aşamasının başlangıcıydı. Aynı yılın 14 Temmuz'unda Haydar Aliyev'in Azerbaycan Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri seçilmesinin ardından cumhuriyette sadece ekonomik ve idari değişiklikler yaşanmadı, aynı zamanda ulusal öz farkındalık, kültürel canlanma ve devletçilik düşüncesi de yeni bir aşamaya girdi O dönemin gerçeklerini doğru değerlendirebilmek için önemli bir konuyu anlamak gerekiyor: Azerbaycan SSC resmi olarak bir birlik cumhuriyeti olmasına rağmen gerçek siyasi kararlar Moskova'nın kontrolü altındaydı. Böyle bir sistemde ulusal çıkarların korunması, açık siyasi sloganlar değil, çok incelikli ve stratejik politikalar gerektiriyordu. Haydar Aliyev'in büyüklüğü tam olarak burada görüldü; Sovyet sistemi içerisinde bir ulusal devlet ekolü yaratmayı başardı Haydar Aliyev bir Sovyet lideri olarak değil, ulusal bir lider olarak kuruldu. 1969'dan sonra Azerbaycan'da yürütülen siyasete dikkat edilirse Haydar Aliyev'in ekonomik kalkınmayı ulusal rönesansın ana araçlarından biri haline getirmeye çalıştığı görülüyor. Ekonomisi zayıf olan bir milletin milli direncinin de zayıf olduğunu anladı. Bu nedenle onun liderliği döneminde sanayi tesisleri oluşturuldu, tarım güçlendirildi, Bakü SSCB'nin önemli sanayi ve bilim merkezlerinden biri haline geldi, binlerce Azerbaycanlı genç SSCB'nin saygın üniversitelerine gönderildi, milli personel eğitimi öncelikli konu haline geldi. Görünüşte bu politika Sovyet modernleşmesine benziyordu. Aslında bu, geleceğin bağımsız Azerbaycan'ının sosyal ve entelektüel temelinin kurulmasıydı Azerbaycan dili ve milli kimlik meselesi büyük lider için en önemli değerlerden biriydi. Sovyet döneminin en ciddi tehditlerinden biri Ruslaştırma politikasıydı. Özellikle 1960'lı ve 70'li yıllarda birçok birlik cumhuriyetinde ulusal diller bastırıldı. Bu şartlarda Haydar Aliyev Azerbaycan dilinin korunmasını stratejik bir konu olarak değerlendirdi 1978 yılında kabul edilen Azerbaycan SSC Anayasasında Azerbaycan dilinin devlet dili olarak belirlenmesi tarihi bir olaydır. Bu adım Moskova'nın tam rızasıyla gerçekleşmedi ve ciddi siyasi riskler taşıyordu Haydar Aliyev, dili korunmayan halkın siyasi bağımsızlığının gelecekte tehlikeye girebileceğini çok iyi anlamıştı. Bu nedenle onun döneminde Azerbaycan dilinde kitap basımı, tiyatro faaliyetleri, şiir geceleri ve ulusal edebiyat ortamı özel olarak desteklenmiştir Haydar Aliyev'in faaliyetinin en önemli yönlerinden biri aydınlarla olan ilişkileriydi. Pek çok Sovyet liderinin aksine edebiyatı yalnızca ideolojik bir araç olarak görmüyordu, edebiyatı halkın ulusal hafızası olarak görüyordu. Bu nedenle onun liderliği sırasında yazarlara, şairlere, bilim adamlarına, tiyatro oyuncularına, sanatçılara, bestecilere devlet düzeyinde özel ilgi ve özen gösterildi Azerbaycan Yazarlar Birliği o dönemde sadece yaratıcı bir kurum değil, milli düşüncenin korunduğu başlıca alanlardan biri haline geldi. Haydar Aliyev milli ruha sahip yazarlara özel önem verdi. Edebiyatın, siyasi kısıtlama koşullarında insanların milli düşüncesini canlı tutan temel güç olduğunu anlamıştı. Bu dönemde Mircelal Paşayev, Bakhtiyar Vahabzadeh, Halil Rıza Ulutürk, Memmed Araz, Anar, Elçin, Nabi Khazri, Sohrab Tahir, Balash Azeroğlu, Ali Tude gibi şair ve yazarların yaratıcılığı aslında ulusal öz-farkındalık sürecinin bir parçası haline geldi Sovyet sisteminde ulusal düşünceye sahip aydınlar sıklıkla baskıyla karşı karşıya kalıyordu. Özellikle milli tarih, Türklük ve Güney Azerbaycan konularına değinen kişiler tehlikeli görülüyordu. Haydar Aliyev aydınların baskıya maruz kalmasını engelledi. Sovyet sistemi içindeki müttefik bir cumhuriyetin başkanının manevra alanı sınırlı olduğundan, bu süreç her zaman açıkça görülmüyordu. Ancak arşiv hatıraları ve dönemin görgü tanıklarının ifadeleri onun faaliyetlerinin Kural olarak ulusal düşünceye sahip kişileri cezadan korumaya çalıştı. Bu durum özellikle milli temalar yazan şairlerin korunması, Türkçülük fikrinden kaynaklanan baskıların yumuşatılması, yaratıcıların Moskova'ya şikayetlerinin önlenmesi, milli ruhla yapılan eserlerin tamamen yasaklanmaması alanlarında kendini gösterdi. Aslında sıkı Sovyet sansürünün baskısı altında ulusal edebiyatı tüm kökleriyle canlı tutmak, büyük bir siyasi manevra kabiliyeti, bilgelik ve cesaret gerektiriyordu Güney Azerbaycan meselesi Haydar Aliyev'in faaliyetinde en çok dikkat çeken konulardan biriydi. SSCB döneminde İran'la ilgili ulusal meselelerin çok hassas olduğu düşünülüyordu. "Bütün Azerbaycan", "Güney Azerbaycan" gibi fikirlerin açıkça gündeme getirilmesi tehlikeliydi. Ancak o dönemde Azerbaycan şiir ve edebiyatında Güney Azerbaycan temasının güçlenmesi tesadüfi değildir. Pek çok şair ve aydının anılarında Haydar Aliyev'in milli ruhla yaratıcılığı titizlikle takip ettiği, özellikle Güney Azerbaycan konusunun edebiyatta yaşanmasını önemli gördüğü belirtilmektedir. Bu politika, Güney Azerbaycan şairlerinin eserlerinin yaygınlaştırılması, Muhammedhuseyn Şehriyar'ın eserlerine özel önem verilmesi, şiirde Araz temasının güçlendirilmesi, edebiyatta halkın bölünmüş kaderinin sembolik olarak ifade edilmesi yönünde kendini göstermiştir Haydar Aliyev, bağımsızlık döneminde bile Dünya Azerbaycanlılarının birliği konusunu öncelikli yönlerden biri olarak değerlendirdi. 2001 yılında düzenlenen 1. Dünya Azerbaycanlıları Kongresi bu açıdan tarihi bir olaydır. Bu kongreyle Dünya Azerbaycanlılarının örgütlenmesi, milli kimlik, anadil meselesi, Güney Azerbaycan ile manevi bağların korunması meselesi devlet politikası düzeyine yükseldi. Haydar Aliyev'in konuşmalarında "tek millet, iki devlet" kavramı da özel bir yere sahip oldu ve Türkiye ile ilişkiler stratejik düzeye çıkarıldı Haydar Aliyev'in en büyük hizmetlerinden biri Azerbaycan'ın uluslararası alanda bağımsız bir siyasi aktöre dönüşmesiydi. 1990'lı yılların başında Azerbaycan dış politikada zayıf ve izole bir konumdayken, ilerleyen yıllarda ABD, Rusya, Türkiye, Avrupa ülkeleri ve Orta Asya ülkeleriyle dengeli ilişkiler kuruldu. Dış politikası esas olarak pragmatikti. Akıllıca pratik ve dengeli siyaseti duygusal retoriğe tercih etti 1970'li yıllar, Sovyet döneminde Azerbaycan'ın kültürel gelişiminin en güçlü aşamalarından biri olarak kabul edilir. Bu dönemde tiyatrolar gelişti, sinemacılık güçlendi, ulusal müzik devlet düzeyinde desteklendi, muğam ve halk yaratıcılığı korundu, klasik miras yeniden ele alındı. Gara Garayev, Fikret Amirov, Niyazi gibi sanatçıların faaliyetleri devlet düzeyinde değerlendirildi. Aynı zamanda klasik Azerbaycan edebiyatının yanı sıra "Kitabi-Dede Korkut" destanının, Nizami Gencevi, Nesimi, Fuzuli gibi büyük şairlerin ve milli-kültürel mirasımızın diğer örneklerinin tanıtımı güçlendirildi. Bu politikanın temel amacı, Azerbaycan'ı sadece SSCB'nin idari birimi olarak değil, aynı zamanda kadim ve büyük bir kültüre sahip bir millet olarak tanıtmaktı 1982 yılında Haydar Aliyev'in SSCB - Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi Siyasi Bürosu'nun liderliğine yükselmesi Azerbaycan tarihinde önemli bir olaydı. Sovyet imparatorluğunun en yüksek siyasi liderliğinde ilk kez bir Azerbaycanlı temsil ediliyordu. Bu olay Azerbaycan toplumunda büyük bir psikolojik değişim yarattı. Çünkü ilk kez halk, temsilcisinin dünya siyasetini etkileyebilecek bir seviyeye yükseldiğini gördü. Moskova'daki faaliyetleri sırasında Azerbaycan'la ilişkiler devam etmiş ve cumhuriyetin çıkarları gözetilmiştir Bağımsızlık dönemi: Devletin kurtuluşu, ulusal stratejinin oluşturulması ve tarihi dönüm noktası aşaması: 1969'dan bağımsızlığa kadar olan dönemi analiz ettiğimizde Haydar Aliyev'in faaliyetinin sadece Sovyet liderinin faaliyeti olmadığı görülür. Azerbaycan'ın gelecekteki bağımsızlığının fikri ve milli temellerini Sovyet sistemi içerisinde oluşturmaya çalıştı. Bu aşamada milli personel potansiyelinin yaratılması, Azerbaycan dilinin korunması, milli edebiyat ve kültürün geliştirilmesi, aydınların himayesi, Güney Azerbaycan'ın hafızasının korunması, devletlik fikrinin güçlendirilmesi başlıca hizmetleri arasındaydı. Aslında Azerbaycan 1991 yılında bağımsızlığını kazandığında ülkenin ayakta kalabilmesi için gerekli olan entelektüel altyapı o yıllarda büyük ölçüde oluşmuştu Azerbaycan resmi olarak 1991 yılında bağımsızlığını kazanmasına rağmen devlet olma açısından son derece zor ve tehlikeli bir aşamaya girmişti. SSCB'nin çöküşünden sonra ülke, siyasi güç krizi, ekonomik iflas, askeri yenilgiler, ayrılıkçılık tehdidi ve idari kaos yaşadı. Azerbaycan hem iç parçalanma hem de dış jeopolitik baskılarla karşı karşıyaydı. Bu şartlarda Haydar Aliyev'in 1993'te yeniden iktidara gelmesi sadece siyasi bir değişim değil, devletin gerçek kurtuluşu olarak da değerlendirilebilir. Bu dönemi analiz ettiğimizde Haydar Aliyev'in faaliyeti dört ana yönde karakterize edilebilir: devletin korunması, ekonomik sistemin kurulması, ulusal ideolojinin oluşturulması ve Azerbaycan'ın uluslararası siyasi özneye dönüştürülmesi Azerbaycan neredeyse yönetilemez durumdaydı. Karabağ savaşında ağır kayıplar verildi, içeride silahlı gruplar ortaya çıktı, ekonomi çöktü. Gence olayları ve ülkedeki iç çatışma tehdidi zaten devletin parçalanma riskini yaratmıştı. Halkın ve siyasi elitlerin önemli bir kısmı Haydar Aliyev'in iktidara dönüşünün çıkış yolunu bu koşullar altında gördü Haziran 1993'te Bakü'ye gelişi Azerbaycan tarihinde bir dönüm noktası oldu Bu aşamada Haydar Aliyev'in en büyük avantajı sadece siyasi deneyimi değildi. SSCB düzeyinde büyük bir yönetim okulundan geçmiş, bölgesel ve küresel siyasi güçleri tanıyan, iç çatışmaları yönetebilen, duygusuz ve stratejik kararlar alabilen bir kişiydi Haydar Aliyev'in iktidar yılları esas olarak devletin çöküşünün önlenmesi aşamasıydı. Bu dönemde silahlı gruplar etkisiz hale getirildi, merkezi hükümet güçlendirildi, ayrılıkçı eğilimler zayıflatıldı, devlet kurumları yeniden inşa edildi, ordu sistemleştirilmeye başlandı. 1994 yılında ateşkesin sağlanması, Azerbaycan'ın tam bir askeri ve siyasi felakete düşmesini engelledi. Bu adım o dönemde zaman zaman eleştirilse de stratejik açıdan önemli bir karardı. Çünkü ülke ekonomik, askeri ve siyasi açıdan uzun vadeli bir savaşı sürdürecek durumda değildi. Haydar Aliyev devletin varlığını öncelik olarak görüyordu Yüzyılın Antlaşması - ekonomik ve jeopolitik bir dönüm noktası: 20 Eylül 1994'te imzalanan Yüzyılın Antlaşması, bağımsız Azerbaycan tarihinin en önemli stratejik olaylarından biri olarak kabul ediliyor. Bu anlaşma sadece ekonomik bir belge değildi. Azerbaycan'ın dünya ekonomik sistemine entegrasyonunu sağlamış, Batılı ülkelerin bölgeye olan ilgisini arttırmış, Azerbaycan'ın jeopolitik önemini arttırmış ve ülkenin gelecekteki mali tabanını oluşturmuştur. Yüzyılın anlaşmasıyla dünyanın önde gelen enerji şirketleri Azerbaycan'a geldi, Hazar havzası uluslararası enerji politikasının merkezlerinden biri haline geldi Bu aşamada Haydar Aliyev'in siyasi öngörüsü özellikle dikkat çekiciydi. Zayıf bir ekonomiyle bağımsız politika yürütmenin mümkün olmadığını anladı. Bu nedenle enerji politikası devlet bağımsızlığının temel direği haline gelmiştir. Daha sonra aynı stratejiyle Bakü-Tiflis-Ceyhan, Bakü-Supsa petrol boru hatları ve Bakü-Tiflis-Erzurum gaz boru hattı gibi projelerin temelleri atıldı Haydar Aliyev'in bağımsızlık dönemindeki en önemli faaliyetlerinden biri Milli ideoloji ve Azerbaycancılık anlayışı temelinde milli ideolojimizin yaratılmasıydı. SSCB'nin çöküşünden sonra Sovyet sonrası ülkelerin çoğunda ciddi bir ideolojik boşluk oluştu. Azerbaycan'da bu uçurum bölgesel, dini ve siyasi parçalanma riski yarattı. Bu durumda Haydar Aliyev Azerbaycancılık fikrini devlet ideolojisi düzeyine çıkardı. Bu kavramın ana içeriği milli devletçilik, Azerbaycan diline bağlılık, çok kültürlü ortam, Türk-Müslüman kimliği ile modern devlet modeli arasındaki denge ve dünya Azerbaycanlılarının birliğidir Haydar Aliyev, bağımsızlık döneminde bile edebiyat ve kültürü stratejik bir alan olarak ele aldı. 1990'lı yıllardaki zorlu ekonomik duruma rağmen yazarlarla toplantılar yapıldı, yıldönümleri düzenlendi, klasik mirasın korunmasına önem verildi ve kültürel şahsiyetlere devlet tarafından önemsendi. Bu dönemde klasik mirasımızın yanı sıra Molla Panah Vagif, Celil Memmedguluzade, Hüseyin Cavid gibi sanatçılarımızın mirası da devlet düzeyinde yeniden ön plana çıkarıldı. Özellikle Hüseyin Cavid'in mirasına yönelik tutum sembolikti. Cenazesinin Nahçıvan'a getirilmesi ve türbesinin inşa edilmesi milli hafıza politikasının önemli örneklerinden biriydi Haydar Aliyev'in yönetim felsefesinde bir aydın konseptin özel bir yeri vardı. Devletin sadece ekonomiyle değil, milli düşünceyle de ayakta kaldığına inanıyordu. Bu nedenle genel olarak bilim adamları, yazarlar, şairler, besteciler ve sanatçılar devlet düzeyinde korunuyordu. Konuşmalarında milletin milli servetinin sadece petrol değil, entelektüel potansiyeli olduğu düşüncesi sıklıkla görüldü. Bu nedenle 1990'lardaki şiddetli kriz sırasında bile kültürün gelişimine özel önem verildi Haydar Aliyev, Sovyet döneminde başlattığı eğitim ve milli personel politikasını bağımsızlık yıllarında da sürdürdü. Bu dönemde yurt dışında eğitim konusu gündeme gelmiş, milli ordu personeli yetiştirilmeye başlanmış, diplomasi okulu oluşturulmuş ve devlet yönetiminde profesyonellik düzeyi güçlendirilmiştir Bu politika Azerbaycan'ın sonraki yıllardaki kurumsal gelişiminin temelini oluşturdu Haydar Aliyev'in mirasının devamı: Haydar Aliyev, 2003 yılında sağlık durumunun kötüleşmesine rağmen Azerbaycan'ın gelecekteki siyasi ve ekonomik gidişatını çoktan belirlemişti. Onun ölümüyle birlikte Azerbaycan uluslararası enerji projelerinin merkezi haline gelmiş, siyasi kurumlarını oluşturmuş, ulusal ideolojik çizgisini belirlemiş ve dünya Azerilerini tek bir platformda toplamaya başlamıştı. Bu nedenle Haydar Aliyev sadece siyasi lider olarak değil, aynı zamanda Azerbaycan'ın bağımsız devletinin mimarı olarak da nitelendirilmektedir Azerbaycan'ın modern tarihine bir bütün olarak bakıldığında Haydar Aliyev'in oluşturduğu devletçilik felsefesinin, değerli siyasi halefi İlham Aliyev'in liderliği döneminde yeni bir tarihi aşamaya girdiği açıktır. Haydar Aliyev bağımsız Azerbaycan devletinin siyasi ve stratejik temellerini oluşturduysa İlham Aliyev de bu temelleri 21. yüzyılın gerçeklerinde güçlü bir devlet modeline dönüştürdü Bu açıdan bakıldığında Azerbaycan'ın modern tarihini, başarılı bir siyasi mirasın sürekliliğine dayanan iki önemli aşama olarak nitelendirmek mümkündür: Haydar Aliyev dönemi - Azerbaycan'ın kurtuluşu ve yeni bağımsız devletimizin temellerinin kurulması ve İlham Aliyev dönemi - güçlü bir devletin yükselişi ve tarihi zaferin sağlanması İlham Aliyev, büyük devlet adamlığı deneyimi, tükenmez zekası ve sarsılmaz iradesiyle bağımsız Azerbaycan devletini modern ve çağdaş kalkınmanın bir örneği haline getirdi. İkinci Karabağ Savaşı'nda 44 günde kazandığımız Muhteşem Zafer, 1993 yılından başlayarak uzun yıllar boyunca yürütülen siyasi, ekonomik, diplomatik ve askeri stratejinin sonucuydu "Demir yumruk" olgusu: 2020 yılında Azerbaycan halkı tarihteki en büyük ulusal birlik örneklerinden birini sergiledi. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in önderliğinde yürütülen Vatanseverlik Savaşı sonucunda topraklarımız kurtarıldı, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü sağlandı, bölgede Azerbaycan merkezli yeni bir jeopolitik gerçeklik ortaya çıktı. O dönemde dillerde atasözü haline gelen "Demir Yumruk" tabiri sadece askeri güç anlamına gelmiyordu, aslında devletin ve halkın birliğini, siyasi iradeyi, milli dayanışmayı, tarihi hafızayı ve Azerbaycanlılığın ideolojisini de ifade ediyordu. Bu Zaferin ideolojik kökleri büyük ölçüde Haydar Aliyev ekolüne dayanıyordu Haydar Aliyev'in Azerbaycan devletine verdiği en büyük ideolojik miraslardan biri Azerbaycancılık kavramıdır. Bu fikir yalnızca politik bir teori değildi. Bu, dünya Azerbaycanlılarının milli birlik modeli, devlet felsefesi, kültürel farkındalık sistemi ve ahlaki platformuydu. İlham Aliyev döneminde bu kavram daha da genişleyerek küresel bir nitelik kazandı Bugün dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan milyonlarca Azerbaycanlı dil, tarih, kültür, Karabağ gerçekleri ve ulusal çıkarlar etrafında daha sıkı birleşmeye başladı Haydar Aliyev, geleceğin dünyasında sadece coğrafi sınırlarla büyük bir devlet olmanın mümkün olmayacağını çok iyi anladı. Güçlü bir diaspora, kültürel etki ve ulusal birlik de önemli faktörlerdir. Bu nedenle onun girişimiyle düzenlenen 1. Dünya Azerbaycanlıları Kongresi tarihi önem taşıyordu. İlham Aliyev döneminde bu politika daha sistemli bir şekilde sürdürüldü: Diaspora örgütleri güçlendirildi, Karabağ gerçekleri dünyaya aktarıldı, yurtdışında yaşayan Azerbaycanlıların koordinasyonu artırıldı, ulusal-kültürel projeler genişletildi. Özellikle Vatanseverlik Savaşı sırasında dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Azerbaycanlıların gösterdiği birlik bu politikanın gerçek sonucu olmuştur Haydar Aliyev'in kültür politikası İlham Aliyev döneminde başarıyla sürdürüldü. Bu yön: Şuşa, Azerbaycan'ın kültür başkenti oldu, Molla Panah Vagif'in türbesi restore edildi, Karabağ'daki diğer tarihi eserlerin restorasyonuna başlandı, muğam, aşık sanatı ve klasik miras devlet düzeyinde korundu, Azerbaycan kültürünün yeni gerçekleri dünya çapında tanıtılmaya başlandı. Şuşa'nın kurtuluşu sadece askeri değil aynı zamanda kültürel bir zaferdi. Çünkü Şuşa, Azerbaycan milli ruhunun simgelerinden biri sayılıyor. Bu bakımdan Zafer aynı zamanda ulusal hafızanın da restorasyonuydu Haydar Aliyev'in kurduğu enerji stratejisi, İlham Aliyev'in görev süresi boyunca daha da genişledi. Enerji projeleri genişletildi, Güney Gaz Koridoru hayata geçirildi, Azerbaycan Avrupa'nın enerji güvenliğinde önemli bir ortak haline geldi, petrol dışı sektörün kalkınmasına yönelik adımlar atıldı ve en önemlisi tarihi Zengezur Koridoru sorunu çözülmek üzere. Bu ekonomik güç daha sonra Azerbaycan'ın diplomatik ve askeri yeteneklerini artırdı. Aslında 2020 Zaferi'nin arkasında sadece ordu değil, uzun yıllardır oluşan ekonomik bağımsızlık da vardı Bugün Haydar Aliyev'in mirasını sadece geçmişin siyasi hatırası olarak görmek doğru olmaz. Onun mirası modern Azerbaycan devletinin ideolojik ve stratejik temelidir Devletçilik düşüncesi, Azerbaycanlılık ideolojisi, milli birlik, güçlü devlet modeli, dünya Azerbaycanlılarının dayanışması, milli-kültürel hafızanın korunması gibi önemli konular bu mirasın temel direkleridir. Haydar Aliyev'in en büyük stratejik hayallerinden biri sadece güçlü bir Azerbaycan devleti yaratmak değildi. Ayrıca parçalanmış milli hafızayı birleştirerek dünya Azerilerini ortak bir fikir etrafında toplamak istiyordu Bu bakımdan geleceğe yönelik en büyük misyon tam olarak şudur: Dünya Azerbaycanlılarının milli birlik ve beraberliğinin korunması. Çünkü modern dünyada insanı hayatta tutan sadece sınırlar değildir. Onları ayakta tutan ortak hafıza, ortak dil, ortak kültür, ortak devlet anlayışı, milli dayanışmadır. Bugün Azerbaycanlılık ideolojisi, sadece Azerbaycan'da değil, dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan milyonlarca Azerbaycanlının manevi bağını oluşturan ana platform haline geliyor. Haydar Aliyev bu ideolojik çizginin başında yer alırken, İlham Aliyev de onun modern tarihsel devamıdır. Büyük liderle başlayan tarihi misyon, Başkomutan İlham Aliyev'in kararlı adımları, sarsılmaz kararlılığı ve iradesi sayesinde başarıyla sürdürülüyor Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkan Danışmanı

Kaynak: 525.az

Diğer Haberler