Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

Bir mimarın sessizliği, bir bilim insanının sesi

Tarih bazen sessizdir. Taşların, duvarların, geometrik desenlerin içinde gizlenir. Bu sessizlikte yüzyıllarca konuşan bir fikir yaşıyor. 12. yüzyılda Nahçıvan'da dikilen mimari anıtlar bu sessizliğin taşıyıcılarıdır. Bu sessizliğin yazarı Acemi Nahçivani'dir. Yarattığı mimari dil, düşünceyle inşa ed

0 görüntüleme525.az
Bir mimarın sessizliği, bir bilim insanının sesi
Paylaş:

Tarih bazen sessizdir. Taşların, duvarların, geometrik desenlerin içinde gizlenir. Bu sessizlikte yüzyıllarca konuşan bir fikir yaşıyor. 12. yüzyılda Nahçıvan'da dikilen mimari anıtlar bu sessizliğin taşıyıcılarıdır. Bu sessizliğin yazarı Acemi Nahçivani'dir. Yarattığı mimari dil, düşünceyle inşa edilmiş formun sessiz felsefesidir. Ama her büyük sessizliğin bir sesi vardır. Acemi Nahçivani'nin yüzyıllardır sessiz kalan mimari mirası, 20. yüzyılın ortalarında bilimsel bir kelime haline geldi. Abdulvahab Salamzadeh bu sesin yazarlarından biriydi, ilki. Onurlu bilim adamı, sanat çalışmaları doktoru, profesör, mimar, Azerbaycan SSC Bilimler Akademisi asil üyesi, akademisyen Abdulvahab Salamzade, Ajamin'i sadece tarihi bir mimar olarak değil, aynı zamanda bir sistem kuran sanatçı, bir okul oluşturan entelektüel bir kişilik olarak sundu. Böylece bilimsel düşüncenin taştan fikre giden yolu açılmıştır 2026 yılı Azerbaycan kültürü için rastgele bir takvim yılı değil. Bu yıl, Acemi Nahçivani'nin doğumunun 900. yıl dönümü ve eserlerini bilimsel zeminde inceleyen seçkin sanat eleştirmeni Abdulvahab Salamzadeh'in 110. yıl dönümü. 2026 yılı ise manevi açıdan bu iki jübilenin kesiştiği tarih olarak öne çıkıyor. Bu kesişim sadece bir hatırlama meselesi değil, aynı zamanda bilimsel miras ve kültürel sorumluluk meselesidir Acemi Nahçivani'nin karmaşık ve çok katmanlı mimari sisteminin bilimsel açıklaması Abdulvahab Salamzade'nin araştırmasının temelini oluşturdu. Değerli bir bilim insanı olan Ajamin'i mitolojileştirmemiş, basitleştirmemiş, yüzeysel tanımlamalarla yetinmemiştir. Aksine sanatını analitik bir bakış açısıyla incelemiş ve mimari formların ardındaki fikir ve estetik ilkeleri bilimsel temellere dayanarak ortaya çıkarmıştır. Salamzadeh'in yaklaşımında Ajami mirası yaşayan, düşünen ve konuşan bir sistem olarak sunulmaktadır Abdulwahab Salamzade'nin Acemi Nahçivani'nin çalışmalarına karşı tutumu tesadüfi bir ilgi değildi. Bu, amaçlı, sistematik ve metodolojik olarak haklı bir bilimsel duruştu. Araştırmasında Ajami mirası bireysel anıtların tanımlanmasıyla sınırlı değildi. Bu miras bütün bir mimari düşünce sisteminin ifadesi olarak sunulmaktadır. Salamzadeh'e göre Momina Hatun ve Yusif Küseyiroğlu'nun mezarları sadece ortaçağ anıtları değil, aynı zamanda taşa kodlanmış belirli bir fikir-felsefi vizyonun biçimleriydi Acemi'nin sanatına, "Ajami Abubekr oğlu ve Nahçıvan Mimari Anıtları", "Azerbaycan Mimarisinin Nahçıvan Okulu Anıtları" (ortak yazar), "Ajami Nahçıvani" kitaplarının yanı sıra ortaçağ mimari anıtlarına adanmış temel eserlerinde özel bir yer verilmesi tesadüf değildir. Salamzade ilk kez Acemi Nahçivani'yi yerel bir mimarın çerçevesinden çıkarıp tüm Türk ve tüm doğu mimarisi bağlamında değerlendirdi. Bu yaklaşım Azerbaycan sanat çalışmalarında yeni bir aşama açtı. Ajami sadece "Nahçıvan'ın mimarı" olarak değil, aynı zamanda bölgesel mimari süreçleri etkileyen bir okulun kurucusu olarak da sunuldu Abdulwahab Salamzade'nin metodolojisinin temel avantajı, onun resmi tanımlamayla yetinmemesiydi. Mimari formu fikirden ayırmadı. Geometrik süslemelerin ritmi, yapıcı çözümlerin mantığı ve mekansal organizasyon ilkeleri onun analizinde estetik bir kategoriden ziyade entelektüel bir gösterge olarak hareket etmiştir. Bu bağlamda Salamzade Ajami, mirasını incelerken mimariyi "taşlaşmış bir fikir" olarak değerlendirdi. Bu yaklaşım Ajami sanatının özüne en yakın bilimsel konumdu Bugün geriye dönüp baktığımızda, Acemi Nahçivani'nin dünya mimarlık tarihinde hak ettiği yere gelmesinde sadece onun yaratıcılığının değil, bu dehayı bilimsel zeminde ortaya çıkaran araştırmacıların rolünün de belirleyici olduğu açıktır. Abdulwahab Salamzadeh bu konuda sadece bir araştırmacı değil, aynı zamanda mimari hafızanın koruyucusudur. Ajamin'i zamanın unutulmasından kurtardı ve onu bilimsel dolaşıma geri döndürdü. Bu nedenle bugün, Ecemi Nahçivani'nin 900. kuruluş yıldönümünü kutlarken Abdulvehab Selamzade'nin adını anmamak mümkün değil. Bu yıldönümlerinden daha fazlası. Bu bir bilimsel vicdan meselesidir. Çünkü mimari anıtlar kendi adlarına konuşmuyor. Onları konuşturan bilim, düşünce ve sorumlu araştırmadır. Ajami mimarlıkla zamanı yarattıysa Salamzade de bu zamanı söze dönüştüren bir bilim adamıydı Bugün Acemi Nahçivani'nin 900'üncü yılı münasebetiyle dile getirilen olay ve görüşlerin arka planında bir gerçek unutulamaz. Büyük bir miras, yalnızca hatırlanarak değil, anlaşılarak yaşar. Eğer Ajami mimarlığı bir düşünce sistemi olarak kurmuşsa, onu doğru okuyup gelecek nesillere aktarmak bilimsel sorumluluk gerektirir. Abdulwahab Salamzade bir zamanlar bu sorumluluğun boyutunu ölçtü belirlemişti Salamzadeh'in bilimsel mirası bugün hâlâ geçerliliğini koruyor çünkü mimarlık tarihini yalnızca kronolojik gerçeklerin bir derlemesi olarak değil, aynı zamanda kültürel belleğin aktif bir bileşeni olarak anlıyordu. Onun yaklaşımına göre anıt, geçmişin bir yansıması değil, bugüne ve geleceğe hitap eden bir fikirdi. İşte bu nedenle Salamzadeh okulu sadece metodolojik bir okul değil, aynı zamanda manevi bir okul, bilime dürüst yaklaşımın okuludur 26 Şubat 2026 Abdulwahab Salamzade'nin doğum günü sadece bir takvim olayı değil. Bu tarih bize Ajami gibi mimarların sadece jübile yıllarında değil, her zaman bilimsel düşünceyle yaşatılması gerektiğini hatırlatıyor. Aksi takdirde taş susacak, biçim içerikten ayrılacak, fikir zamanın tozu içinde kaybolup gidecektir. Tarihin sessizliği çoğunlukla unutmaktan ziyade kayıtsızlığın sonucudur. Bu kayıtsızlık sessizce en büyük kayıplara neden olur Acemi Nahçıvani mimariyle zamanı kurmuş, taşı zamana boyun eğdirmiş, düşünceyi forma yüklemiştir. Abdulwahab Salamzade ise bilimi söze dönüştürdü, mimari hafızayı sistematize etti ve düşünce alanına taşıdı. Bugünkü görevimiz her ikisini de sadece anmak ve anmak değil, onların bize bıraktıkları mirası sürdürmektir. Çünkü bu miras sadece geçmişe ait değil, bugünün ve geleceğin düşünme ihtiyaçlarını da karşılıyor. Mimarın sessizliği ancak bilim adamının sesi sessiz değilse anlamlıdır. Aksi takdirde hem taş hem de söz zamana karşı savunmasız kalır ANAS Nahçıvan Dairesi

Kaynak: 525.az

Diğer Haberler