Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

Biraz daha insan olmak: Orkhan Aras'ın söz, gurbet ve vefa dünyası

Teknolojinin hayatımıza hakim olduğu, savaşların insanın kaderini günlük haberlerin soğuk istatistiklerine dönüştürdüğü, kâr ilişkilerinin duyguları bastırdığı bir çağda belki de en çok unuttuğumuz şey insanın kendisidir. İnsan faktörü, insanın acısı, insanın ahlaki bütünlüğü ve başkalarının durumun

0 görüntüleme525.az
Biraz daha insan olmak: Orkhan Aras'ın söz, gurbet ve vefa dünyası
Paylaş:

Teknolojinin hayatımıza hakim olduğu, savaşların insanın kaderini günlük haberlerin soğuk istatistiklerine dönüştürdüğü, kâr ilişkilerinin duyguları bastırdığı bir çağda belki de en çok unuttuğumuz şey insanın kendisidir. İnsan faktörü, insanın acısı, insanın ahlaki bütünlüğü ve başkalarının durumunu hissedebilme yeteneği çağımızın en büyük ihtiyaçları haline geldi. Dünya daha hızlı, daha teknolojik, daha bağlantılı görünüyor; ama aynı zamanda daha yalnız, daha sert ve daha duygusuz bir sahne yaratıyor Böyle bir dönemde "biraz daha insan olmak" basit bir ahlaki çağrı değil, derin bir varoluşsal meseledir. Bu, kişinin kendi iç dünyasını koruması, başkasının acısına yer açması, hafızasına, diline, toprağına ve sadakatine sahip çıkması anlamına gelir. Türk dünyasının tanınmış edebiyat ve düşünce adamı Orkhan Aras'ın yaratıcılığı da bu manevi çizgiye dayanmaktadır. Onun sözü yalnızca edebi bir ifade değildir; yurt dışında denenmiş bir insanın sesi, uzaktan derinleşmiş bir anı ve dünyaya felsefi bakan berrak bir insanın sesidir Uzun yıllar Almanya'da yurt dışında yaşayan Orkhan Aras için mesafe sadece coğrafi mesafe değildir. Hayatında gurbet, kişinin kökleriyle yaşadığı dünya arasında sürekli bir iç diyalog haline gelir. Batı'nın düzenli, gelişmiş ama çoğu zaman bireyselleştirilmiş ve soğuk ilişkiler sisteminde yaşamak ona sadece bu dünyanın olanaklarını değil, yalnızlığını, çıkarcı ilişkilerini, manevi yorgunluğunu ve insanın insana yabancılaşması riskini de gösterdi Bu bakımdan "Ayrılığın Rengi Hüzündür" adlı eseri onun düşünce ve duygu dünyasına açılan önemli kapılardan biridir. Bu kitapta üzüntü sadece üzüntü değil; insanı derinleştiren, onu daha dikkatli, daha şefkatli, daha dürüst yapan bir ruhsal durum olarak görülür. Buradaki ayrılık sadece kişisel bir sızlanma değil, kişinin sesini, dilini ve manevi kimliğini yabancı dünyalarda koruma çabasıdır. Bu eserde açıkça öne çıkan "biraz daha insan olma" düşüncesi bu deneyimden doğmuştur: Zorlu bir dünyada insan kalmak, sadakatle yaşamak ve başkalarının dertlerine kayıtsız kalmamak Orkhan Aras'ın şiirlerindeki liriklik de bu duyarlılıktan kaynaklanmaktadır. Hasret, aşk, ayrılık, vatan, dostluk ve insanın kaderi onun şiir dünyasında sadece bir tema olarak değil, bir ruh hali olarak yaşar. Şiirlerinde gürültülü bir iddia yoktur, aksine içsel bir samimiyet vardır. Bu ses bazen sessiz, bazen kırılgan, bazen derinden bir çağrı gibidir: İnsan kendi acısıyla yüzleşmeden başkasının acısını anlayamaz Yazarın düzyazısında duygu ve düşünce, bireysel kader ve tarihsel hafıza, kişisel gözlem ve tüm Türk sorumluluğu birbirine karışmıştır. "Aşklar daha ölemdi", "Son zennet", "Ah Türkiye ah", "Oryantalist mi", "Kaşgar'dan Berlin'e portreler ve kitaplar" gibi eserlerinde sadece bir yazarın duyguları değil, aynı zamanda olaylara felsefi açıdan bakan, insanın, toplumun ve kültürün kaderi hakkında düşünen huzursuz bir entelektüelin sesi de duyuluyor. Bu eserlerde aşk, gurbet, vatan, hafıza, kimlik ve insanın manevi bütünlüğü sadece edebi konular değil, varoluş sorunlarıdır Yurt dışında yaşamak bazen insanı ait olduğu dünyaya yabancılaştırabiliyor. Ancak bazı insanlar için yurt dışına çıkmak bir ayrılık değil, daha güçlü bir bağlılık biçimidir. Orkhan Aras'ın Almanya'daki diaspora faaliyeti de bu anlamda ayrı bir önem taşıyor. Yaşadığı ülkeye erimeden dilini, edebiyatını, Türkiye'ye, Azerbaycan'a ve Türk dünyasına bağlılığını korumuş ve bu bağlılığını yazarlık, araştırma, yayın ve kültürel faaliyetlerle sürekli bir hizmete dönüştürmüştür. Diaspora onun için sadece bir yaşam alanı değil; sadakatin, hafızanın ve kültürel sorumluluğun sınandığı bir alandır Vatan sevgisi çoğu zaman toprakla açıklanır ama onun daha derin katmanında hafıza, dil, insan ve sorumluluk yatar. Orkhan Aras'ın Türkiye'ye karşı tutumunda da bu derinlik var. "Ah Türkiye Ah" gibi eserlerinde görülen ses, yalnızca seven bir insanın sesi değildir; aynı zamanda endişelenen, düşünen, eleştiren ama tüm bunları aşkından ayırmayan net bir insanın sesidir. Çünkü gerçek aşk sadece övmek değildir; bazen acı çekmek, endişelenmek ve daha iyisini dilemek Onun dünyasında onun Azerbaycan'a bağlılığı dışarıdan kurulan bir yakınlık değil, kökten gelen bir aidiyet duygusudur. Iğdır, Türkiye doğumlu Azerbaycanlı bilim adamı Orkhan Aras için Azerbaycan sadece sevilen bir coğrafya değil; dilin, aile hafızasının, edebiyatın, tarihin ve manevi kimliğin ayrılmaz bir parçasıdır. Esad Bey yani Gurban Said üzerine yaptığı araştırma, bu bağlılığın duygusal olduğu kadar entelektüel ve vicdani olduğunu da gösteriyor. Azerbaycan Basında, bilim dünyasında ve kitaplarda hem edebiyatta hem de güncel sosyal ve kültürel konularda art arda yazılarıyla yer alması bu ahlaki bağlılığın sürekli çalışmaya dönüştüğünü göstermektedir Türk dünyası düşüncesi onun eserlerinde sadece ortak kökler ve tarih kavramı olarak karşımıza çıkmaz. Onun için bu dünya, Kaşgar'dan Berlin'e, Iğdır'dan Bakü'ye, Anadolu'dan Orta Asya'ya uzanan geniş bir manevi haritadır. Bu haritada insan hikayeleri, ayrılıklar, kitaplar, portreler, sürgünler, umutlar ve yarım kalmış buluşmalar var. Türk dünyasını romantik bir anı olarak değil, yaşayan bir anı, ortak bir sorumluluk ve geleceğe taşınacak manevi bir miras olarak görüyor Iğdır, Orkhan Aras'ın düşünce dünyasında özel bir yere sahiptir. Doğup büyüdüğü bu topraklara bağlılığı sadece bir nostalji duygusu olarak okumak doğru olmaz. Onun dünyasında Iğdır, sınırlarla ayrılmış ama anılarla birleşen bir coğrafyadır. Türkiye ile Azerbaycan arasında manevi bir köprü olan bu şehir, bir çocukluk sesi, bir vatan duygusu, tüm Türk hafızasının yaşayan bir sembolü olarak burada yaşıyor Araştırmacı kimliği de portresinin önemli bir yönüdür. Gerçek bir araştırmacı yalnızca veri toplamaz; hafızanın izini sürüyor, unutulmuş isimlerin ardında insanın kaderini görüyor. Orkhan Aras'ın Esad Bey çalışmaları ve edebi-tarihsel portreleri onun bu anlamda bilimsel sorumluluğunu göstermektedir. Geçmişi sadece bir belge olarak değil, manevi bir borç olarak ele alıyor. Bu onu sadece bir yazar ve şair olarak değil, aynı zamanda dürüst bir araştırmacı olarak da farklı kılıyor Orkhan Aras'ın annesine, babasına, eşine, çocuklarına ve akrabalarına olan sevgisi ve bağlılığı onun manevi portresinde özel bir yere sahiptir. Çünkü insanın anavatana, dile, toprağa ve dostluğa bağlılığı çoğu zaman aileyle, babanın çalışkanlığıyla, annenin yakın çevreye olan şefkati ve bağlılığıyla başlar. Onun dünyasında aile, yalnızca kişisel yaşamın bir parçası değil, insanın kökünü, vicdanını ve ahlaki devamlılığını koruyan temel dayanaktır Günümüz dünyasında insan çok şeye sahiptir ama bazen anlam bakımından fakirdir; çok bağlanır ama çok az kapanır; çok konuşur ama az dinler. Böyle bir dönemde Orkhan Aras'ın hayatı ve eserleri bize basit ama derin bir gerçeği hatırlatıyor: İnsan nerede yaşarsa yaşasın, diline, hafızasına, dostluğuna, toprağına, vicdanına sahip çıktığında daha bir bütün olur Dolayısıyla Orkhan Aras hakkında yazmak sadece bir şairi, yazarı, bilim insanını, araştırmacıyı tanıtmaktan ibaret değildir. Aynı zamanda yurt dışında da sadakati koruyabilmek, yabancı dünyalarda manevi sesini kaybetmemek, doğduğu toprakları unutmadan dünyaya açılabilmektir. Onun dünyasında yazmak biraz hatırlamaktır; hatırlamak biraz sevmektir; ve sevmek her seferinde biraz daha insan olmaktır

Kaynak: 525.az

Diğer Haberler

Bir az daha insan olmaq: Orxan Arasın söz, qürbət və vəfa dünyası | Tenqri