Uluslararası ilişkiler uzmanı: TAP ve TANAP Avrasya'nın yeni jeopolitik haritasını şekillendiriyor
Azerbaycan'ın son dönemde ortaya koyduğu "ortak yatırım ve uzun vadeli güvenlik" yaklaşımı, yalnızca teknik bir enerji politikası önerisi değil, aynı zamanda Güney Kafkasya'dan Avrupa'ya uzanan enerji işbirliği modelinin yapısal olarak yeniden tanımlanmasını amaçlayan bir stratejik dönüşüm arayışıdı

Azerbaycan'ın son dönemde ortaya koyduğu "ortak yatırım ve uzun vadeli güvenlik" yaklaşımı, yalnızca teknik bir enerji politikası önerisi değil, aynı zamanda Güney Kafkasya'dan Avrupa'ya uzanan enerji işbirliği modelinin yapısal olarak yeniden tanımlanmasını amaçlayan bir stratejik dönüşüm arayışıdır. Burada "yeniden tanımlama" kavramı özel bir öneme sahiptir. Azerbaycan artık kendisini klasik anlamda enerji ihraç eden bir ülke olarak değil, Avrupa enerji güvenliği sisteminde söz sahibi, bölgesel nüfuzu artan ve jeopolitik ağırlığı artan bir aktör olarak konumlandırıyor Türk uluslararası ilişkiler uzmanı Mehmet Gökhan Özçubukçu, AZERTAC'a yaptığı açıklamada bu görüşlerini dile getirdi Rusya-Ukrayna savaşının ardından Avrupa'nın enerji arz güvenliği alanındaki hassasiyetinin Azerbaycan'ın stratejik önemini ciddi şekilde artırdığını ve Bakü'yü alternatif bir tedarikçiden ziyade sistemin önemli unsurlarından biri haline getirdiğini kaydetti "Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in önerdiği yaklaşım, mevcut enerji iş birliği sisteminin sadece teknik açıdan değil, kurumsal ve mali açıdan da revize edilmesinin önemini ortaya koyuyor. Avrupa Birliği'nin enerji politikası bugüne kadar ağırlıklı olarak kısa vadeli tedarik sözleşmeleri, spot piyasa mekanizmaları ve arz çeşitlendirme stratejilerine dayanıyordu. Ancak bu model, özellikle yüksek finansmanlı altyapı yatırımlarına ihtiyaç duyan üretici ülkeler için uzun vadeli belirsizlik yaratıyor. Enerji sektörü, acil değil uzun vadeli planlama gerektiren bir alandır. Dolayısıyla yatırım kararları gelecekteki talebi gerektirecektir." Güney Gaz Koridoru'nun omurgasını oluşturacak ve Avrupa pazarlarına erişim sağlayacak. Ancak mevcut kapasite yeni yatırımların ihtiyacını karşılamada yetersizdir. Burada altyapının sadece üretici ülkeden değil, Avrupa yakasından da genişletilmesi fikri öne çıkıyor." diye konuştu Ona göre bu yaklaşım enerji ilişkilerinde önemli bir zihinsel dönüşümü temsil ediyor: "Çünkü klasik modelde üretici ülke yatırım yapar, tüketici ise bitmiş ürünü satın alır. Ancak Azerbaycan'ın önerdiği modelde Avrupa sadece tüketici değil, sistemin sürdürülebilirliğini sağlayan bir yatırım ortağı haline geliyor. Bu, enerji işbirliğini daha dengeli, daha öngörülebilir ve daha kurumsal hale getirebilir. Uzun vadeli alım garantisi olmayan yeni altyapı yatırımlarının ekonomik riskliliği bu yaklaşımın gerekçesidir. Burada ortaya çıkan en önemli değişiklik enerji "Bu yaklaşım enerji güvenliğinin daha istikrarlı bir temelde kurulmasına hizmet ediyor ve Azerbaycan açısından enerji ihracatının sürdürülebilir hale gelmesini sağlıyor." Özçubukcu, TAP'ın genişletilmesi ve Azerbaycan gazının Avrupa'ya daha yüksek hacimde ulaştırılması konusunun sadece Azerbaycan-Avrupa ilişkilerini değil, aynı zamanda Türkiye'nin jeopolitik konumunu da doğrudan yeniden tanımladığını sözlerine ekledi. Güney Gaz Koridoru'nun yapısal mantığına göre Azerbaycan gazı Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaştırılabilecek. Bu da Türkiye'yi sadece bir geçiş ülkesi değil, enerji akışının sürekliliğini sağlayan ve bu akış üzerinde belirli bir kontrole sahip bir aktör haline getiriyor. TAP hattının genişletilmesi dolaylı olarak TANAP'ın iletim gücünün artırılmasını gündeme getiriyor. Çünkü TAP üzerinden taşınacak gazın hacmi artsa bile ana bağlantı yine Türkiye üzerinden sağlanacak. Bu durum aynı zamanda yapı itibarıyla Türkiye'nin enerji sistemindeki rolünü de güçlendiriyor Uzman, Türkiye'nin rolünün sadece transit işleviyle sınırlı olmadığını kaydetti. Türkiye, Avrupa ile Asya arasındaki stratejik konumu nedeniyle enerji akışının kavşağında yer almaktadır. Bu durum Ankara'ya enerji güzergahlarını yeniden yönlendirme, çeşitlendirme ve bir anlamda fiyat oluşum süreçlerini etkileme fırsatı veriyor. Modern enerji jeopolitiğinde asıl güç sadece kaynaklara sahip olmak değil, aynı zamanda bu kaynakların hangi koşullar altında taşınacağıdır. belirleyebilmektir. Türkiye bu anlamda Azerbaycan gibi üretici ülkeler ile Avrupa gibi tüketici pazarları arasında denge merkezi rolü oynuyor. Bu bağlamda Türkiye'nin "enerji merkezi" olma hedefi, TAP'ın yaygınlaşmasıyla daha gerçekçi bir temele kavuşuyor "Enerji merkezi olmakla enerji koridoru olmak arasında ciddi bir fark var. Birincisi pasif geçiş rolü anlamına geliyor, ikincisi ise aktif pazar ve strateji yönetimini içeriyor. Türkiye'nin gerçek bir enerji merkezi olması yeterli değil. Türkiye'nin boru hatlarına sahip olması da yeterli değil. Aynı zamanda gelişmiş bir enerji ticaret piyasası, güçlü depolama tesisleri, şeffaf bir düzenleyici çerçeve ve uluslararası yatırımcıları çekebilecek bir finansal altyapı da gerekiyor. Azerbaycan ile Türkiye arasındaki enerji işbirliği sadece teknik boru hattı projelerine dayalı bir ortaklık değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini şekillendiren stratejik bir karakterdir. "Azerbaycan'ın artan enerji üretim kapasitesi, Türkiye'nin transit ve yönlendirici jeopolitik konumuyla birleştiğinde, Güney Kafkasya'dan Avrupa'ya uzanan alternatif bir enerji koridoru oluşuyor. TANAP ve TAP'ı temel alan bu yapı, Avrupa'nın enerji bağımlılığının dengelenmesine yardımcı oluyor. Bu işbirliği Türkiye'yi enerji akışlarını yöneten stratejik bir merkez haline getirirken, Azerbaycan da Avrupa'nın enerji güvenliğinde sürdürülebilir bir tedarikçi haline geliyor" diyen uzman, Orta Koridor ile birlikte Avrasya'nın yeni stratejik mimarisini oluşturuyor 2026 © AZERTAC. Telif hakkı saklıdır. Bilgilerin kullanımına hiper bağlantıyla atıfta bulunulmalıdır


