Tenqri
Ana Sayfa
Siyaset

Bakırhan’dan TBMM'ye çerçeve yasa çağrısı: Zemin eşit yurttaşlık, çatı demokratik cumhuriyet, ortak ad Türkiyeliliktir | T24

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup toplantısında CHP'ye yönelik "mutlak butlan" kararını eleştirerek yargının siyaseti dizayn etme aracı haline getirilemeyeceğini söyledi. Kürt meselesinin demokratik çözümü için Meclis kapanmadan çerçeve yasa çıkarılması çağrısı yapan Bakırh

0 görüntülemet24.com.tr
Bakırhan’dan TBMM'ye çerçeve yasa çağrısı: Zemin eşit yurttaşlık, çatı demokratik cumhuriyet, ortak ad Türkiyeliliktir | T24
Paylaş:

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup toplantısında CHP'ye yönelik "mutlak butlan" kararını eleştirerek yargının siyaseti dizayn etme aracı haline getirilemeyeceğini söyledi. Kürt meselesinin demokratik çözümü için Meclis kapanmadan çerçeve yasa çıkarılması çağrısı yapan Bakırhan, "Zemin eşit yurttaşlık, çatı demokratik cumhuriyet, ortak ad Türkiyeliliktir" dedi Tuncer Bakırhan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada Türkiye'nin temel sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakırhan, CHP'ye yönelik "mutlak butlan" kararını yalnızca bir partinin iç meselesi olarak görmediklerini belirterek, kararın "siyasi çoğulculuğa tahammülsüzlüğün yeni bir halkası" olduğunu söyledi Bakırhan, geçmişte Kürt siyasetine yönelik kayyım uygulamaları ve kapatma davalarını hatırlatarak, bugün ana muhalefetin yargı müdahalesiyle benzer bir sürecin hedefi haline geldiğini ifade etti. "Yargı, siyaseti dizayn etme laboratuvarı değildir. Mahkeme salonları, halk iradesinin yerine geçirilemez" diyen Bakırhan, adaletin iktidara, Kürtlere ve muhaliflere farklı işlememesi gerektiğini vurguladı Konuşmasında Türkiye'nin "gerçek bir çoğulculuğa ve demokratik düzene" ihtiyaç duyduğunu belirten Bakırhan, DEM Parti'nin çözüm önerisini "demokratik cumhuriyet" başlığı altında topladı. Bakırhan, "Zemin eşit yurttaşlık, çatı demokratik cumhuriyet, ortak ad Türkiyeliliktir" diyerek, bunun yalnızca bir yönetim modeli değil, aynı zamanda ortak yaşam sözleşmesi olduğunu söyledi Kürt meselesinin demokratik çözümünü tüm başlıkların kilidi olarak nitelendiren Bakırhan, bu sorun çözülmeden Türkiye'nin demokrasisinin, ekonomisinin ve dış politikasının kalıcı istikrara kavuşamayacağını ifade etti. Bakırhan, meselenin yalnızca Kürtlerin değil, "Cumhuriyetin demokrasiyle tamamlanma meselesi" olduğunu dile getirdi Bakırhan, yaklaşık iki yıldır devam ettiğini söylediği sürecin artık somut, hukuki ve demokratik bir zemine kavuşması gerektiğini belirterek, Meclis'e çerçeve yasa çağrısı yaptı. Kürt meselesini çatışma zemininden çıkarıp siyaset ve hukuk zeminine taşıyacak düzenlemenin ertelenemeyeceğini söyleyen Bakırhan, "Meclis kapanmadan çerçeve yasa çıkarılmalıdır" dedi DEM Parti'nin dört temel düzenlemeyi zorunlu gördüğünü belirten Bakırhan, bunları "kalıcı çözüm için Çerçeve Yasa, demokratik bütünleşme ilkelerini güvence altına alacak Demokratik Toplum Yasası, yerel demokrasiyi ve siyasal katılımı güçlendirecek Genişletilmiş Yerel Demokrasi Yasası ve Özgür Yurttaş Yasası" olarak sıraladı Bakırhan, bu adımların taviz değil, eşit yurttaşlığın gereği olduğunu belirterek, "Bir halkın hakkı, başka bir halkın kaybı değildir" ifadelerini kullandı. DEM Parti'nin Meclis'te bu iradenin sesi olmaya devam edeceğini söyleyen Bakırhan, ikinci yüzyılın "yasaklarla, kayyımlarla, butlan kararlarıyla ve yoksullukla değil; barışla, eşitlikle ve emekle" yazılması gerektiğini kaydetti Alevi canlarımızın 12 gün sürecek Muharrem Orucu başladı Muharrem, Kerbela'dan bugüne, zulme karşı direnenlerin ve mazlumdan yana olanların simgesi haline geldi Bu vesileyle oruç tutan tüm canların lokmalarının ve ibadetlerinin kabul olmasını diliyor; Muharrem Ayı'nın toplumsal barışa, kardeşliğe ve birlikte yaşam umuduna vesile olmasını temenni ediyorum. Tüm canların Muharrem Orucu'nu şimdiden kutluyorum 28 Şubat 2026'da başlayan ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşta anlaşmaya varıldı. Anlaşmanın hayata geçirilmesi bekleniyor DEM Parti olarak öncelikle ölüme ve savaşa son veren bu anlaşmayı olumlu karşılıyoruz. Anlaşmanın kalıcı olmasını ve yapıcı gelişmelerle devam etmesini umut ediyoruz Bölgesel gerilimlerin bu denli yüksek olduğu bir ortamda, toplumsal barışı inşa etmek her ülkenin öncelikli görevidir Dışarıda silahları susturan bir devlet, içeride kendi halklarıyla savaş halinde kaldığı sürece gerçek anlamda barışa ulaşmış sayılmaz. Bu nedenle bizim için en güçlü barış, toplumsal barıştır İran; Kürtlerin, Belucilerin, Azerilerin ve en başta kadınların doğal, meşru ve demokratik taleplerini karşılamalıdır. Kürtlere ve muhaliflere yönelik idamlara derhal son vermelidir DEM Parti olarak temennimiz, bu anlaşmanın halkların iradesine dayanan, kimseyi dışlamayan, demokratik ve kalıcı bir barışın başlangıcı olmasıdır Ortadoğu'nun gerçek huzuru ne büyük güçlerin vesayetiyle ne de içeride otoriterlikle sağlanabilir. Huzur, istikrar ve refah ancak bu toprakların bütün halklarının özgürlüğüyle mümkündür Bugün bu kürsüde, gündelik siyasetin sığ çekişmelerinden ve anlık hesapların gürültüsünden biraz uzaklaşarak konuşmak istiyorum Türkiye'nin yaşadığı krizler yalnızca bugünün krizleri değildir. Bu ülkenin sorunları yüzyıldır katman katman birikti Ertelendi, bastırıldı, yok sayıldı. Üstü örtülen her mesele, gün geldi daha ağır bir fatura olarak toplumun karşısına çıktı Bugün ödediğimiz fatura, adeta yüzyılın birikmiş faizidir Bu fatura bazen ekonomik kriz olarak geldi. Bazen adaletsizlik, bazen şiddet, bazen yoksulluk, bazen de siyasal meşruiyet sorunu olarak karşımıza çıktı Türkiye bugün bunların hepsini aynı anda yaşıyor. Çünkü bu sistem, ürettiği gerilimi çözmek yerine yönetmeyi seçti Sorunları iyileştirmek yerine dondurdu. Hakikate yüzünü dönmek yerine onu bastırdı Ama hiçbir sorun yok olmadı. Derinde büyüdü, çürüttü ve sonunda bütün toplumu kuşattı Bizler yıllardır bu ülkede aynı filmi farklı aktörlerle izliyoruz. Muktedir olan kendi hukukunu kuruyor, kendi ötekisini yaratıyor Ötekine düşmanlık üzerinden iktidarını sağlamlaştırmaya çalışıyor Bu döngüsel intikam makinesi ve rövanşist öfke, bu ülkede acı, yoksulluk ve korku üretti 86 milyon devri sabıklardan bıktı, usandı. Artık zaman devri sabıkların değil, adaleti, eşitliği ve demokratik yaşamı sağlamanın zamanıdır Türkiye'nin siyasi tarihine bakın. Darbeler, muhtıralar, parti kapatmalar, siyaset yasakları, cezaevine konulan seçilmişler, görevden alınan belediye başkanları, kayyımlar ve yargı eliyle siyasete verilen ayarlarla dolu bir tarih görüyoruz Bu ülkede Kürtler, Aleviler ve sosyalistler hep tehdit sayıldı. Ermeniler, Rumlar, farklı inançlar ve kimlikler tehdit sayıldı. Bir dönem muhafazakârlar, başka bir dönem milliyetçiler dahi tehdit olarak görüldü. Öyle dönemler oldu ki vatan millet diyenler de devrimcilerle birlikte aynı işkencelerden geçti Devlet aklı, toplumu zenginliğiyle görmek yerine sürekli bir tehdit haritası çizdi. O haritada yurttaş hep şüpheliydi; hak değil güvenlik, çözüm değil bastırma vardı En çok da demokratik siyaset hakkı tehdit sayıldı. Kürt siyasi hareketinin partileri birbiri ardına kapatıldı. HDP'ye yönelik kapatma davası ise hâlâ sürüyor. Ama her kapatmanın ardından halk yeniden sözünü söyledi, yeniden örgütlendi ve yeniden siyaset sahnesine çıktı Bugün CHP'ye yönelik mutlak butlan kararıyla karşı karşıyayız. Bugün muhatap CHP olabilir ama refleks tanıdıktır Biz bu kararı bir partinin iç meselesi olarak okumadık. Bu karar, siyasi çoğulculuğa tahammülsüzlüğün yeni bir halkasıdır Dün bu halkaya Kürtler kayyımlarla dahil edildi, bugün ana muhalefet yargı müdahalesiyle dahil ediliyor. Yarın bu halkaya kimin ekleneceği belli değildir Biz o gün de söyledik: Hukuku sopaya çevirmeyin; bu yanlış bir gün herkesi sarar Bugün yine söylüyoruz: Yargı, siyaseti dizayn etme laboratuvarı değildir. Mahkeme salonları, halk iradesinin yerine geçirilemez Hukuk eğilip bükülemez. Adalet Kürt'e ve muhalife başka, iktidara başka işleyemez Türkiye'nin son yüzyıllık hikâyesine baktığımızda ilginç bir manzarayla karşılaşıyoruz. Dünya değişiyor, ülke değişiyor, iktidarlar değişiyor; fakat birçok temel sorun olduğu yerde duruyor Bu nedenle Türkiye'nin son yüzyılı, aynı istasyonlara dönüp duran bir treni andırıyor. Vagonlar değişiyor, yolcular değişiyor, zaman değişiyor; fakat siyaset aynı duraklarda bekleyip duruyor Türkiye'yi bu hale getiren üç tarz-ı siyaset var: Korku siyaseti, erteleme siyaseti ve tekrar siyaseti Topluma sürekli bir tehdit anlatıldı, sürekli bir beka meselesi sunuldu ve sürekli yeni düşmanlar üretildi Cumhuriyetin ilk yıllarında parçalanma korkusuyla, Soğuk Savaş boyunca komünizm tehdidiyle, 1990'larda Kürt meselesiyle toplum baskı altında tutuldu Sonrasında irtica, dış güçler, göçmenler ve toplumsal hareketler adı altında tehditler bir türlü bitmedi Korku siyaseti hep devam etti. Kürt anadilini istedi, "Ülke bölünür" dediler. İşçi grev istedi, "Ekonomi zarar görür" dediler. Kadın eşitlik istedi, "Aile bozulur" dediler. Genç özgürlük istedi, "Dış güçler" dediler Korku üzerine kurulan siyaset, bu ülkeye güven değil; daha fazla güvensizlik, sefalet ve hukuksuzluk getirdi Erteleme siyaseti ise hep "Bugün değil, sonra" dedi. Türkiye'nin devasa sorunları vardı. Her gelen iktidar risk almaktan ve inisiyatif kullanmaktan kaçındı. Hep erteledi. Kürt meselesi ertelendi. Yargı reformu ertelendi. Yerel demokrasi ertelendi. Emekçinin hakkı ertelendi Ama ertelenen her hak, toplumsal maliyeti daha da artırdı Korku ve erteleme siyasetlerinin kaçınılmaz sonucu ise tekrar siyasetidir Tekrar siyaseti; aynı krizi, aynı cümlelerle ve aynı yöntemlerle yeniden üretmektir. Aynı kaya, aynı yokuş, aynı hüsran Sisifos'un kayası gibi, Türkiye aynı sorunları tekrar tekrar yukarı taşımaya zorlandı. O kaya her defasında halkların üzerine yuvarlandı. Türkiye bir türlü o kayayı düze çıkaramadı Korkuya, ertelemeye ve tekrara karşı kurucu demokratik siyaseti savunuyoruz. Bu ülkenin bir çıkış yolu vardır O yolun adı güçlü demokrasi, bağımsız hukuk, eşit yurttaşlık, emeğin hakkı ve toplumsal barıştır DEM Parti olarak ortaya bir öneri seti ve program koyuyoruz Birincisi, Türkiye gerçek bir çoğulculuğa ve demokratik bir düzene ihtiyaç duyuyor Bu ihtiyacın adı demokratik cumhuriyettir. Demokratik cumhuriyet yalnızca bir yönetim modeli değil, aynı zamanda bir ortak yaşam sözleşmesidir Zemin eşit yurttaşlık, çatı demokratik cumhuriyet, ortak ad Türkiyeliliktir İkincisi, Türkiye'nin en acil ihtiyacı hukuktur. Yargının tek pusulası adalet olmalıdır Hâkim kürsüsünde kararı veren hukuk mu olacak, güçlü olan mı olacak? İşte demokrasinin sınavı burada başlıyor Yargı adil ve bağımsız olmalı, temel özgürlükler güvence altına alınmalı, kuvvetler ayrılığı gerçek anlamda işletilmelidir CHP'ye yönelik butlan kararında, Kürt siyasetçilerine yönelik davalarda, en başta Kobani kumpas davasında, gazetecilere, sendikacılara ve gençlere yönelik baskılarda aynı hukuk krizinin farklı yüzlerini görüyoruz Bu kriz çözülmeden ne demokrasi güçlenir ne de toplum rahat nefes alır Üçüncüsü, bugün her evin temel ihtiyacı iktisadi adalettir. Ekonomi, eşitlik ve adalet temelinde yeniden kurulmalıdır Bir ülkede gökdelenler yükselirken çocuklar yatağa aç giriyorsa orada refah değil, derin bir haksızlık ve eşitsizlik vardır Sendika hakkı, grev hakkı ve toplu sözleşme hakkı anayasal haklardır. Bu haklar kâğıt üzerinde değil, hayatın içinde güvence altına alınmalıdır İşte demokratik cumhuriyete ulaştıkça hak yerini bulacak, hukuk güçlenecek, eşitlik ve adalet gelecektir Bunu sağlamak için kendimize güveniyoruz. 15-16 Haziran İşçi Direnişi'nin mirasını sürdüren işçilere ve emekçilere güveniyoruz. Ezilenlere, siz kıymetli halklarımıza güveniyoruz Bütün bu çözüm başlıklarının kilidi, Kürt meselesinin demokratik çözümündedir Bunu açıkça söyleyelim: Kürt meselesi çözülmeden Türkiye'nin demokrasisi de ekonomisi de dış politikası da kalıcı istikrara kavuşamaz Çünkü bu mesele yalnızca Kürtlerin meselesi değildir. Bu mesele, Cumhuriyetin demokrasiyle tamamlanma meselesidir Bu mesele, hukukun bütün yurttaşlar için eşit işlemesi meselesidir. Bu mesele, Türkiye'nin kendi halkıyla barışma meselesidir Yüz yıl boyunca bu düğüm baskı ve inkârla çözülmeye çalışıldı; düğüm her seferinde daha fazla dolandı Oysa bu düğümü siyaset çözer. Hukuk çözer. Cesaret çözer Bugün dünya sarsılıyor. Ortadoğu yeniden şekilleniyor. Enerji yolları, ticaret koridorları, ittifaklar ve sınırlar yeniden tartışılıyor Ortadoğu 100 yıldır durulmadı; ancak son birkaç yıldır bölgede çok büyük altüst oluşlar yaşanıyor. Bölge bir taraftan küresel rekabetlerin sahnesi oluyor Diğer taraftan, yüz yıldır etnik ve dinsel gerilimlerle kaynayan kazan patlama noktasına yaklaşıyor Böyle bir dönemde Kürt meselesini çözümsüz bırakmak, Türkiye'yi tarihsel bir riskin eşiğinde bekletmektir İç barışını kuramamış, kendi yurttaşıyla kavgalı bir devlet, dışarıdan esen her rüzgârda savrulur Yaklaşık iki yıldır süren bu sürecin artık somut, hukuki ve demokratik bir zemine kavuşması gerekiyor Bunun yolu çerçeve yasadır. Kürt meselesini çatışma zemininden çıkarıp siyaset ve hukuk zeminine taşıyacak bir çerçeve yasa artık ertelenemez Biz dört temel düzenlemeyi zorunlu görüyoruz: Kalıcı çözüm için Çerçeve Yasa; demokratik bütünleşme ilkelerini güvence altına alacak Demokratik Toplum Yasası; yerel demokrasiyi, sivil toplumu ve siyasal katılımı güçlendirecek Genişletilmiş Yerel Demokrasi Yasası ve Özgür Yurttaş Yasası… Bu adımlar taviz değildir. Bunlar eşit yurttaşlığın gereğidir Kimliklerin ve inançların anayasal güvence altına alınması birlikteliğimizi zayıflatmaz; aksine sağlamlaştırır Yerel yönetimlerin güçlenmesi devleti küçültmez; demokrasiyi büyütür, merkezin yükünü azaltır Kürtlerin kazanması Türklerin kaybetmesi değildir. Alevilerin kazanması Sünnilerin kaybetmesi değildir. İşçinin kazanması ülkenin kaybetmesi değildir. Bir halkın hakkı, başka bir halkın kaybı değildir Bu nedenle çağrımız açıktır: Meclis kapanmadan çerçeve yasa çıkarılmalıdır Oyalanmadan, yokuşa sürülmeden, yeni belirsizlikler yaratılmadan bu adım atılmalıdır Çünkü barış geciktikçe güvensizlik büyür. Bunu sahada görüyoruz. Hukuk geciktikçe umut zayıflar. Demokrasi geciktikçe toplum yorulur Biz bu Meclis'te bu iradenin sesi olmaya devam edeceğiz. Bu Meclis, önümüzdeki günlerde çerçeve yasayı çıkararak tarih yazmalıdır. İkinci yüzyıla güçlü bir damga vurmalıdır Hepimizin ortak ihtiyacı; hukuka dayalı bir düzen, işleyen bir demokrasi, onurlu bir yaşam ve kalıcı bir barıştır Birinci yüzyılın paslı sarkacını kırmanın zamanı geldi. İkinci yüzyılı yasaklarla, kayyımlarla, butlan kararlarıyla ve yoksullukla değil; barışla, eşitlikle ve emekle yazalım Biz korku siyasetine karşı demokratik siyaseti savunmaya devam edeceğiz Erteleme siyasetine karşı çözüm siyasetini büyütmeye devam edeceğiz Tekrar siyasetine karşı dönüşüm siyasetini savunmaya devam edeceğiz Çünkü bu ülkenin halkları bunu hak ediyor. Siz bunu hak ediyorsunuz." T24 dijital haber ve abonelik platformudur. Google ile giriş, T24 abonelik hesabınıza kayıt ve oturum açma içindir; Google hesabınızdan yalnızca e-posta adresi ile ad-soyad bilgisi alınır. Detaylı bilgi · Abonelik · KVKK Çerezler, bir web sitesinden gönderilen ve kullanıcının web tarayıcısı tarafından kullanıcının bilgisayarında, kullanıcı gezinirken saklanan küçük veri parçalarıdır. Tarayıcınız her mesajı çerez adı verilen küçük bir dosyada saklar. Sunucudan başka bir sayfa talep ettiğinizde, tarayıcınız çerezi sunucuya geri gönderir. Çerezler, web sitelerinin bilgileri hatırlaması veya kullanıcının tarama etkinliğini kaydetmesi için güvenilir bir mekanizma olacak şekilde tasarlanmıştır Bu tanımlama bilgileri, web sitesinin çalışması için gereklidir ve sistemlerimizde kapatılamaz. Bunlar genellikle yalnızca sizin işlemlerinizi gerçekleştirmek için ayarlanmıştır. Bu işlemler, gizlilik tercihlerinizi belirlemek, oturum açmak veya form doldurmak gibi hizmet taleplerinizi içerir. Tarayıcınızı, bu tanımlama bilgilerini engelleyecek veya bunlar hakkında sizi uyaracak şekilde ayarlayabilirsiniz ancak bu durumda sitenin bazı bölümleri çalışmayabilir Bu tanımlama bilgileri, sitemizin performansını ölçebilmemiz ve iyileştirebilmemiz için sitenin ziyaret edilme sayısını ve trafik kaynaklarını sayabilmemizi sağlar. Hangi sayfaların en fazla ve en az ziyaret edildiğini ve ziyaretçilerin sitede nasıl gezindiklerini öğrenmemize yardımcı olurlar. Bu tanımlama bilgilerinin topladığı tüm bilgiler derlenir ve bu nedenle anonimdir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz sitemizi ne zaman ziyaret ettiğinizi bilemeyiz Bu tanımlama bilgileri, videolar ile canlı sohbet gibi gelişmiş işlevler ve kişiselleştirme olanağı sunabilmemizi sağlar. Bunlar, bizim tarafımızdan veya sayfalarımızda hizmetlerinden faydalandığımız üçüncü taraf sağlayıcılarca ayarlanabilir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz bu işlevlerden tümü veya bazıları doğru şekilde çalışmayabilir Bu tanımlama bilgileri, sitemizde reklam ortaklarımız tarafından ayarlanır. Bunlar, ilgili şirketler tarafından ilgi alanları profilinizi oluşturmak ve diğer sitelerde alakalı reklamlar göstermek için kullanılabilir. Benzersiz olarak tarayıcınızı ve cihazınızı belirleyerek çalışırlar. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz farklı sitelerde size özel reklam deneyimi sunamayız Not: Reklamlar çerez politikasından bağımsız olarak gösterilir Bu tanımlama bilgileri, içeriğimizi arkadaşlarınız ve ağınızla paylaşabilmenizi sağlamak için sitemize eklenen çeşitli sosyal medya hizmetleri tarafından ayarlanır. Diğer siteleri kullanırken de tarayıcınızı izleyip ilgi alanı profilinizi oluşturabilirler. Bu durum, ziyaret ettiğiniz diğer sitelerde gördüğünüz içerikleri ve mesajları etkileyebilir. Bu tanımlama bilgilerine izin vermezseniz bu paylaşım araçlarını kullanamayabilir veya göremeyebilirsiniz

Kaynak: t24.com.tr

Diğer Haberler