Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

Azerbaycan'da kentsel planlama modeli: Sovyet planlamasının arka planında ulusal mimari geleneklerin korunması - ARAŞTIRMA

Azerbaycan şehir planlamasının modern gelişiminin tarihi 19. yüzyılın ikinci yarısında başlıyor. İşte bu dönemde Bakü'de petrol endüstrisinin hızlı yükselişi şehrin ekonomik ve demografik yapısını tamamen değiştirdi. 1846 yılında dünyanın ilk mekanik olarak açılan petrol kuyusunun Bibiheybet'te işle

0 görüntülemeapa.az
Azerbaycan'da kentsel planlama modeli: Sovyet planlamasının arka planında ulusal mimari geleneklerin korunması - ARAŞTIRMA
Paylaş:

Azerbaycan şehir planlamasının modern gelişiminin tarihi 19. yüzyılın ikinci yarısında başlıyor. İşte bu dönemde Bakü'de petrol endüstrisinin hızlı yükselişi şehrin ekonomik ve demografik yapısını tamamen değiştirdi. 1846 yılında dünyanın ilk mekanik olarak açılan petrol kuyusunun Bibiheybet'te işletmeye alınması Bakü'yü küresel enerji merkezlerinden biri haline getirdi. Sonraki yıllarda Nobel kardeşler, Rothschild ailesi ve diğer yabancı yatırımcılar bölgeye yoğun yatırımlar yaparak şehrin endüstriyel potansiyelini daha da artırdı 1901 yılında Bakü dünya petrol üretiminin yarısından fazlasını sağlıyordu. Bu ekonomik büyüme kentleşme sürecini hızlandırdı. Binlerce insan iş bulma umuduyla köylerden ve bölgelerden Bakü'ye taşındı. 19. yüzyılın ortalarında şehrin nüfusu 13.000 civarındayken, 20. yüzyılın başında bu rakam 200.000'e yaklaşmıştı Ancak hızlı büyüme şehrin altyapısını geride bıraktı. Şehrin büyük bölümünde kanalizasyon sistemi yoktu, su temini zayıftı ve işçi yerleşimlerinde temizlik sorunları yaygındı. Balakhani, Surahani, Binagadi ve Bibiheybat gibi sanayi bölgelerinde yaşayan halkın büyük bir kısmı bodrumlarda, kerpiç kulübelerde ve eski binalarda yaşıyordu İşte bu koşullar altında Azerbaycan'da şehir planlaması sadece mimari bir mesele değil, aynı zamanda sosyal güvenlik ve kamu yönetimi meselesi haline gelmeye başladı 20. yüzyılın başlarında Bakü'nün düzensiz gelişimi, şehrin ilk sistematik nazım planlarının hazırlanmasını gerektirdi. Kentin genişlemesi artık gelişigüzel değil, planlıydı. Bu dönemde mühendis Nikolay von der Nonne'nin geliştirdiği kentsel gelişim projeleri Bakü'nün gelişim tarihinde özel bir yer tuttu 1920'lerde Azerbaycan'ın Sovyetleşmesinden sonra şehir planlaması devlet politikasının ana yönlerinden biri haline geldi. 20. yüzyılın başlarında insanların değişen ihtiyaçları şehir planlamasında yeni yaklaşımları gerektirdi. Özellikle 1930'lu yıllarda Azerbaycanlı şehir planlama mühendisleri bodrumlarda ve çamur kulübelerde yaşayan yüzbinlerce aileye temizlik ve konfor gereksinimlerini karşılayan modern konutlar sağlama göreviyle karşı karşıya kaldı Bu, tarihte ilk kez Azerbaycan şehir planlama uzmanlarının önüne bu kadar büyük görevlerin verildiği dönemdi. Amaç sadece yeni yerleşim alanları değil, aynı zamanda tamamen yeni şehirler inşa etmekti Kentsel gelişim çalışmaları ağırlıklı olarak Bakü'den başlatıldı. Başkentte eski ve kullanılamaz binalar hakim olduğundan, çok az boş arazi vardı ve aileler yoğun nüfusluydu. Yeni kentsel planlama politikasında kapsamlı yaklaşım ilkesi uygulandı. Sadece konut binaları değil, paralel olarak okullar, kreşler, poliklinikler, kütüphaneler, kültür merkezleri ve dinlenme alanları da inşa edildi Bakü çevresinde yeni yerleşim yerleri inşa edildi. Bu yerleşim yerlerine toplumsal hizmetler, spor alanları, bulvarlar ve çocuk parkları sağlandı. Bu yaklaşım o dönem için oldukça modern bir şehircilik modeli olarak kabul ediliyordu O dönemde Bauhaus ekolü ve Le Corbusier'in işlevsel şehir fikirleri Avrupa'da yaygındı. Azerbaycan'da bu yaklaşımlar ulusal mimari özelliklerle birleştirildi Yıllar geçtikçe Azerbaycan'da ulusal mimari üslubun oluşturulması öncelikli konulardan biri haline geldi. SSCB'nin birçok şehrinde tek mimari model uygulansa da Azerbaycan'da yerel mimari unsurların korunmasına özel önem verildi Bu dönemde mimarlar Sadığ Dadashov ve Mikayil Huseynov milli mimarlık ekolünün başlıca isimleri oldular. Projeleri Azerbaycan şehirciliğinde yeni bir aşama yarattı Nizami Gencevi'nin adını taşıyan Ulusal Azerbaycan Edebiyatı Müzesi bunun en parlak örneklerinden biridir. Eskiden iki katlı bir kervansaray olan bina, 20. yüzyılın 30'lu yıllarında Sadig Dadashov ve Mikayil Huseynov tarafından yeniden inşa edilmiş, modernize edilmiş ve heykellerle süslenmiştir. Binanın cephesinde klasik mimari unsurların doğu süslemeleriyle sentezi oluşturuldu Bu yaklaşımın amacı sadece estetik bir görünüm yaratmak değildi. Amaç Azerbaycan'ın mimari kimliğini korumaktı. O dönemde Moskova ve Minsk gibi şehirlerde anıtsal Sovyet mimarisi hakimken, Bakü'de Şirvan-Abşeron mimarlık ekolünün özellikleri korunmuştur Azadlıg Meydanı'nın oluşumu Bakü'nün kentsel gelişim tarihinde özel bir aşama olarak kabul ediliyor. Meydan, başkentin ana idari ve kamusal merkezlerinden biri haline geldi Meydanın ortasında bulunan Hükümet Konağı bina Azerbaycan mimarlık tarihinin en başarılı örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Burada Stalin imparatorluğunun ve Şirvan-Abşeron mimarlık okulunun özellikleri sentezlendi. Binanın yapımında yerel beyaz kireçtaşının kullanılması, binaya anıtsal ve ulusal bir görünüm kazandırdı Özgürlük Meydanı sadece mimari bir proje değildi. Bu bölge Bakü'nün yeni şehir merkezi oldu. Geniş caddeler, sahil bölgeleri ve idari binalar şehrin modern yüzünü şekillendirdi Azerbaycan'ın kentsel gelişimi Bakü ile sınırlı değildi. Gence, Şeki, Nahçivan, Lenkeran, Gazah, Guba, Hankendi ve Yevlah gibi şehirlerin modern nazım planları ülkenin en iyi uzmanları tarafından hazırlandı Bu projelerde alanların doğal özellikleri, ulaşım yolları, kıyı bölgeleri ve mimari geleneklerin korunması dikkate alınmıştır Mesela Şeki'de dağ kabartması ve tarihi sokak sistemi korunmaya çalışıldı. Lenkeran'da subtropikal iklim ve yeşillik kavramı esas alınmıştır. Nahçıvan'da iklim özelliklerine göre planlama yapıldı Bu yaklaşım o dönem için büyük bir avantajdı. SSCB'nin birçok şehrinde tek tip standart projeler uygulandığından şehirlerin bireysel özellikleri dikkate alınmadı İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Azerbaycan'da sanayileşme ve toplu konut inşaatı hızla gelişmeye başladı. Savaş sonrası SSCB'nin ana hedeflerinden biri yeni sanayi merkezleri yaratmak ve artan kentsel nüfusa konut sağlamaktı. Bu süreç Azerbaycan'da büyük bir kentleşme dalgası yaratmış ve yeni şehirlerin inşasına yol açmıştır Bu dönemde Sumgait, Mingeçevir, Şirvan ve Daşkasan gibi şehirler adeta sıfırdan inşa edildi. Özellikle Sumgait kısa sürede eski SSCB'nin en büyük kimya ve metalurji merkezlerinden biri haline geldi. 1949 yılında şehir statüsüne kavuşan Sumgait'te büyük sanayi kuruluşları, metalurji tesisleri ve kimya tesisleri kuruldu. Şehrin nüfusu sadece birkaç on yılda on binlerce kişi artmıştı Mingeçevir, Mingeçevir Hidroelektrik Santrali'nin inşaatına paralel olarak kuruldu. Kura Nehri üzerinde oluşturulan bu dev enerji projesi sadece enerji açısından değil şehircilik açısından da önemli bir olaydı. Geniş caddeler, parklar, yerleşim alanları ve kamu binalarıyla inşa edilen Mingeçevir, planlı kentsel gelişimin en başarılı örneklerinden biri olarak kabul edildi. Şehir daha sonra "Enerji Şehri" olarak tanındı Daşkasan, metalurji ve madencilik endüstrilerinin geliştiği şehirler, Şirvan ise enerji ve kimya endüstrilerinin geliştiği şehirlerdir. Bu şehirlerin inşası bölgelerdeki ekonomik aktiviteyi artırmakla kalmamış, aynı zamanda şehirleşme sürecini de hızlandırmıştır Büyük ölçekli inşaat sürecinde konut mahalleleri ve binalar tiplendirildi. 1950'lerde SSCB'de standart inşaat politikası yaygındı ve "Kruşçevka" adı verilen tipik konut binaları, hızlı konut temininin ana aracı haline geldi. Aynı şekle sahip çok katlı binalar Bakü, Sumgait ve diğer şehirlerde yaygın olarak inşa edildi Buna rağmen Azerbaycan şehirlerinin kendine has özelliklerinin korunmasına çalışıldı. Mimarlar standart projelere milli süslemeler, yerel taş malzemeler ve Şirvan-Abşeron mimari unsurlarını eklediler. Bu yaklaşım özellikle Bakü ve bazı bölge şehirlerinde şehirlerin tamamen tek tip bir Sovyet mimari modeline dönüşmesini engelledi SSCB'de hızlı kentleşme ve konut eksikliği, kentsel planlamada standart projelerin yaygınlaşmasına yol açtı. Savaş sonrası dönemde milyonlarca insana kısa sürede konut sağlanması en önemli önceliklerden biri olarak görülüyordu. Bu nedenle Sovyet şehirlerinde tipik konut binaları, özellikle de "Kruşçevka" adı verilen çok apartmanlı binalar yaygındı. Moskova, Kiev, Minsk ve diğer büyük şehirlerde olduğu gibi Bakü'de de bazı eski mahalleler yıkılarak yerlerine standart projelere göre yerleşim alanları inşa edildi Bu süreç kentsel planlamada bazı sorunlar yarattı. Tarihi sokakların mimari bütünlüğü bozuldu, bireysel üslup özellikleri zayıfladı, kentlerin estetik görünümü monotonlaştı. Özellikle Eski Şehir çevresinde ve merkezi bölgelerin bazı kesimlerinde eski binaların yıkılması, mimari mirasın korunması konusunda tartışmalara yol açmıştır 1960 yılında Güney Kafkasya'nın ilk Toplu Konut Kompleksi'nin Bakü'de açılması inşaat sürecini hızlandırdı. Fabrika yöntemi Hazırlanan büyük beton paneller kısa sürede monte edildi ve rekor sürede yeni konut binaları devreye alındı. Bu yaklaşım Ahmedli, "8. Kilometre", Yeni Güneşli ve diğer büyük yerleşim alanlarının hızla gelişmesini sağladı Ancak hızlı inşaat niceliksel büyüme sağlarken mimari çeşitliliği azaltan bir etki yarattı. Yine de Azerbaycan'daki mimarlar belli bir denge yaratmaya çalıştılar. Bakü'deki bazı projelerde eski binaların üzerine yeni yapılar inşa edildi, yerel beyaz kireç taşı ve ulusal süs eşyaları kullanıldı. Mevcut sokak sistemi ve tarihi mimari unsurların korunmasına da özen gösterildi Örneğin, İçerişeher civarında gerçekleştirilen bazı imar çalışmalarında, eski Bakü mimarisi ile modern konut binaları arasında uyumluluk oluşturulmaya çalışıldı. Bu yaklaşım, Bakü'nün Sovyet döneminde bile tam anlamıyla standart bir şehir olmasını engelleyen ana faktörlerden biri olarak kabul ediliyor "Bakü konstrüktivizmi" ve yeni mimari dil 20. yüzyılın ikinci yarısında Bakü'de çalışan mimarlar, yeni binalar ile şehrin tarihi yüzü arasındaki mimari uyumu korumaya çalıştılar. Bu amaçla binaların cephelerinde dekoratif taş unsurlar, vitray pencereler, ulusal süslemeler, kemerli formlar ve Doğu mimarisine özgü desenler kullanılmıştır. Sovyet modernizminin katı işlevsel tarzı, Bakü'deki yerel mimari geleneklerle sentezlenerek farklı bir kentsel görünüm yaratıldı Sonuç olarak "Bakü konstrüktivizmi" adı verilen özel bir mimari tarz oluştu. Bu tarz, işlevsellik ve ulusal mimari özelliklerin birleşimine dayanıyordu. Şehrin hızlı modernleşmesine rağmen mimarlar Şirvan-Abşeron mimarlık okulunun etkisini korumaya çalıştı. Yerel beyaz kireç taşı, süslü cepheler ve büyük sütun kompozisyonları bu tarzın ana unsurlarıydı Hükümet Konağı bu mimarlık ekolünün en çarpıcı örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. 1952 yılında tamamlanan bina, Stalinist imparatorluk ve ulusal mimari unsurların sentezini yansıtıyordu. Basın Evi ve Tren İstasyonu Kompleksi, anıtsal görünüm ve işlevselliği birleştiren projelerdi "Inturist" ve "Mugan" otelleri Bakü'nün Sovyet dönemi modernizminin simgeleri haline geldi. Hazar kıyısında yer alan "Inturist" oteli, özellikle büyük vitray pencereleri, minimalist formu ve ulusal süslemeleriyle dikkat çekiyordu. Bu binalar sadece oteller değil, aynı zamanda Bakü'nün uluslararası şehir imajını şekillendirmeye hizmet eden mimari örneklerdi Mimarlık tarihçileri, Bakü'de oluşan bu yaklaşımın daha sonra Tiflis, Almatı ve Taşkent gibi diğer Sovyet sonrası şehirlerin mimari projelerini de etkilediğini belirtiyor Ulaşım altyapısının ve Bakü metrosunun geliştirilmesi Bakü'nün 20. yüzyılın ortalarında hızla büyümesi, şehirde daha modern ve sürdürülebilir bir ulaşım sisteminin oluşturulmasını gerektirdi. Yıllar geçtikçe başkentin nüfusu hızla arttı ve yeni yerleşim alanları oluştu. Ahmedli, "8'inci kilometre", Yasamal, Nerimanov gibi bölgelerde binlerce yeni daire yapılıyordu. Bunun sonucunda şehir merkezi ile yeni yerleşim alanları arasındaki günlük yolcu akışı hızla arttı. Tramvay ve otobüs hatları artık bu yükü tam olarak karşılayamıyor İşte bu koşullar altında Bakü Metrosu'nun inşası stratejik bir kentsel planlama projesi haline geldi. 6 Kasım 1967'de Bakü metrosunun ilk hattı hizmete açıldı. İlk aşamada metro hattının uzunluğu 6,25 kilometre idi ve "Bakü Sovyeti" (şimdiki adı "İçerişeher"), "26 Bakü Komiseri" (şimdiki adı "Sahil"), "28 Nisan" (şimdiki adı "28 Mayıs"), "Ganjlik" ve "Neriman Nerimanov" istasyonlarını birbirine bağlıyordu. Bakü, eski SSCB'nin metro sistemine sahip beşinci şehri oldu Metro kısa sürede şehrin ana ulaşım aracı haline geldi. İlk yıllarda günlük yolcu sayısı yüzbinlerle ölçülüyordu. Özellikle petrol sanayi işletmelerinde çalışan işçi ve öğrenciler için metro, şehir içi hareketi büyük ölçüde hızlandırdı. Eskiden şehrin bir noktasından diğerine ulaşım uzun sürüyordu, metro bu mesafeleri ciddi anlamda kısalttı Bakü metrosu mimari açıdan öne çıkıyordu. İstasyonların tasarımında sadece işlevsellik değil, estetik görünüm de dikkate alındı. Nizami istasyonu bunun en parlak örneklerinden biri sayılıyor. Buraya Azerbaycan'ın büyük şairi Nizami Gencevi'nin eserlerine ithaf edilen mozaik panolar yerleştirildi. Doğu istasyonunun duvarlarına "Khamsa" motifleri yansıyor klasik mimari unsurlar süslemelerle birleştirildi "İçerişeher" istasyonu eski Bakü'nün mimari ruhunu yansıtıyordu. Tonozlu unsurlar, mermer kaplamalar ve ulusal dekoratif motifler istasyona özel bir görünüm kazandırdı. "28 Mayıs" istasyonu hem mimari hem de işlevsel açıdan önemli bir ulaşım kavşağı haline geldi. Tren istasyonuna yakın konumu onu şehrin ana geçiş noktalarından biri haline getirdi Yabancı mimarlar ve şehir planlama uzmanları Bakü metrosunu sıklıkla "yeraltı müzesi" ve "yeraltı sarayı" olarak adlandırdılar. Bu karşılaştırma tesadüfi değildi. Moskova metrosunda anıtsal Sovyet klasikleri hakimken, Bakü metrosunda ulusal süslemeler ve Doğu mimari tarzı daha belirgindi Metro hatları genişletilmeye başlandı "Memar Ajami", "20 Janvar", "Neftçiler", "Khalglar Dostluğu" ve "Ahmadlı" istasyonlarının hizmete girmesiyle kentin yeni yerleşim alanları merkeze bağlandı. Metro özellikle Ahmedli ve Yeni Güneşli istikametinde geniş yerleşim alanlarının gelişmesinde önemli rol oynadı. Metro istasyonları çevresinde yeni ticari tesisler, okullar ve kamusal alanlar oluşturuldu Bu dönemde Bakü metrosunun gelecekteki gelişimi için büyük planlar hazırlandı. Projelerde metro hattı sayısının 3'e, istasyon sayısının 37'ye ve toplam uzunluğunun yaklaşık 50 kilometreye çıkarılması gerekiyordu. Sonraki yıllarda bu planların önemli bir kısmı hayata geçirildi Bağımsızlık döneminde Bakü metrosu yeni bir gelişme aşamasına girdi. 2000'li yıllardan itibaren yeni istasyonlar devreye alınarak altyapı yenilendi. "Avtovazhzal", "Darnagul", "8 Noyabr" gibi istasyonlar şehrin genişleyen kısımlarını metro ağına bağladı. Yeni nesil vagonlar satın alınarak devreye alındı, elektronik kontrol ve emniyet sistemleri modernize edildi Bugün Bakü metrosu her gün yüzbinlerce yolcuya hizmet veriyor ve başkentin ana toplu taşıma sistemlerinden biri olarak kabul ediliyor. Metro sadece bir ulaşım aracı değil aynı zamanda Bakü'nün kentsel ve mimari sembollerinden biridir. Yeni hat ve depo projelerinin, özellikle de "mor hattın" geliştirilmesinin gelecekte başkentin trafik yükünü daha da azaltması bekleniyor Bakü Metrosu kurulduğu günden bu yana sadece şehrin ulaşım sorununu çözmekle kalmamış, aynı zamanda Bakü'nün mimari imajının, kentsel gelişiminin ve sosyal yaşamının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir Şehirciliğin eşsiz modellerinden biri Azerbaycan şehir planlama uzmanlarının ve mimarlarının 20. yüzyıldaki faaliyetleri sonucunda ülke şehirlerinin çehresi tamamen değişti. Konut krizinin ortadan kaldırılması, yeni şehirlerin inşa edilmesi, ulaşım sorunlarının çözülmesi ve sosyal altyapının oluşturulması kentleşme sürecinin temel sonuçlarıydı Aynı zamanda Azerbaycan'da ileri bir mimarlık okulu kuruldu. Doğu süsleme sanatı ile Avrupa modernizminin sentezi sonucu oluşan bu ekol, bölgedeki en özgün şehircilik modellerinden biri haline geldi Bugün modern Bakü'de ve Azerbaycan'ın diğer şehirlerinde uygulanan şehir planlama projeleri bu tarihi tecrübenin devamı niteliğindedir. Azerbaycan şehir planlaması yalnızca eski Sovyet şehirciliğinin değil, aynı zamanda modern küresel şehir planlama eğilimlerinin de bir parçası haline geldi

Kaynak: apa.az

Diğer Haberler