Aydınlık bir hayatın portresi - Şair-gazeteci Tofig Hüseyin'in 80 yılı
Artık dünyayla ilgilenmiyorum Derin nehre, gen vadisine Roket sesini dinlemiyorum Hasret yaşım geçti Bu ayetler, bilgelik çağından itibaren büyüyen bir insanın düşüncelerini, hayatın iniş çıkışlarından geçen kalbin duygularını ifade etmektedir. Bu sözlerin yazarı, Azerbaycan'ın çağdaş edebiyat o

Artık dünyayla ilgilenmiyorum Derin nehre, gen vadisine Roket sesini dinlemiyorum Hasret yaşım geçti Bu ayetler, bilgelik çağından itibaren büyüyen bir insanın düşüncelerini, hayatın iniş çıkışlarından geçen kalbin duygularını ifade etmektedir. Bu sözlerin yazarı, Azerbaycan'ın çağdaş edebiyat ortamında kendine özgü el yazısı ile öne çıkan şair ve gazeteci Tofig Hüseyin'dir Bazen insanın hayatı, yaşadığı yıllarla değil, kalbinden akıp ayetlere dönüşen duygularla ölçülür. Bu tür kişilerin adı yalnızca bir yazarın imzası olarak değil, kelimenin değerini koruyan bir hatıra olarak da yaşar. Tofig Hüseyin de o kalemin sahiplerindendir. Hayatının her bölümünü yaratıcılığa adayan, duygularını mısralarla ifade eden, kalemiyle okuyucunun hafızasında iz bırakan bir sanatçıdır. Onun yaratıcılığı, insan kalbinin hassas duygularını, hayatın manevi değerlerini, kelimelerin gücünü yaşayan bir manevi hazine olarak değer kazanıyor Seksen yıllık hayat yolculuğuna baktığımızda sadece şair ve gazeteci değil, aynı zamanda insanlara sevgiyi, şefkati, nezaketi, milli-manevi değerleri aşılayan bir aydın imajını görüyoruz. Yaratıcılığı yıllara meydan okuyarak okurların gönlünde yer edindi ve sözleri yeni nesillere yol göstermeye devam ediyor. Bu yaratıcı yol sadece edebi bir faaliyet değil aynı zamanda manevi hizmetin de bir örneğidir Bugün 80. yaşını kutlayan Tofig Hüseyin, hâlâ yaşama sevgisiyle yaşayan, duygularını kelimelerle ifade eden, yaratıcı enerjisini koruyan bir sanatçıdır. Onun hayat yolu, yarattığı eserler ve vaaz ettiği değerler, gelecek nesillere kıymetli bir miras ve parlak bir örnek olmaya devam ediyor. Çünkü gerçek bir sanatçının hayatı, yaşadığı yıllarla değil, yarattığı manevi zenginlikle ölçülür Hayatı ve yaratıcılığı birbirini tamamlayan Tofig Hüseyin'in hayatı, kelimelere, gazete sayfalarına, bölge insanının kaderine ve içeriden şiire adanan uzun ve ölçülü bir yolun hikayesidir. Bu yol dışsal bir zafer yolu değil, özverili sıkı çalışma yoludur. Onun hayat hikayesi çok çalışmanın, tevazunun ve ahlaki dürüstlüğün hikayesidir 1946 yılında Masallı ilçesinin Memmedhanlı Köyü'nde doğan Tofig Hüseyin, küçük yaşlardan itibaren edebiyata meraklı olmuş ve bu tutkusu zamanla mesleki yaratıcılığa dönüşmüştür. Kırsal ortam, toprağa bağlılık, insan kaderinin basit ama ağır akışı onun hafızasında kelimelere dönüşecek ilk izleri bırakmıştır. 1967 yılında Azerbaycan Devlet Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra şimdiki Şirvan şehri Ali Bayramlı'ya gönderilen genç uzman, "Işık" gazetesinde edebiyatçı olarak çalışmaya başladı ve zamanla daire müdürlüğü ve sorumlu sekreterlik pozisyonlarına yükseldi. Bu sadece profesyonel bir tanıtım değil, aynı zamanda bölgesel basının oluşumuna başarılı ve tutarlı katılımın da bir göstergesiydi. Kalem faaliyeti, gazeteciliğin sorumluluğu ile vatandaşın konumunu birleştiren örnek bir yaratıcılık okulu olarak oluşturuldu 1990 yılında Ali Bayramlı'nın Kent Konseyi üyeliğine seçilmesi onun kamu otoritesinin bir teyidiydi. 1991 yılında yeni kurulan Hacıgabul ilçesindeki "Hacıgabul" gazetesinin ilk genel yayın yönetmeni olarak faaliyetleri bölge basın tarihinin unutulmaz sayfalarıdır. Daha sonraki yıllarda "Hayat" gazetesinin güney bölgesi özel muhabiri, 1997 yılından itibaren de "Respublika" gazetesinin Mugan-Şirvan bölgesi özel muhabiri olarak çalışan Tofig Hüseyin, gazeteciliğin sadık emekçilerinden biri olarak tanındı. Olayların peşinden koşmadı, olayları anlayarak yazdı. Kaleminde haberden önce bir kişi vardı. Bu nedenle yazıları insanlığın kaderinin aynası haline geldi Bu sıkı çalışmanın ve dürüst kalem sahipliğinin devlet düzeyinde değerlendirilmesi gecikmedi. 2005 yılında "İlerleme" Madalyası, 2013 yılında ise "Onurlu Gazeteci" onur unvanına layık görüldü. Onun için bu ödüller bir unvandan çok, ömür boyu süren sıkı çalışmanın takdiriydi. Bu ödüller aynı zamanda devletin onun çalışmalarına verdiği değerin ve gazetecilik mesleğine olan bağlılığının da tanınmasıydı Tofig Hüseyin'in edebi faaliyeti, 1964 yılında henüz öğrenciyken ASU gazetesi "Lenin'in Eğitim İçin Eğitimi" dergisinde yayınlanan "Yaprak" şiiriyle başladı. Bir yıl sonra Halil Rza Ulutürk'ün Masallı ilçesinin "Çağırış" gazetesinde "Uğurlu yol" yazısıyla yayımlanan bir dizi şiiri, genç şairin edebiyat çevrelerinde ilgi odağı olmasına neden oldu. Böylece Azerbaycan şiiri yeni ve umutlu bir yazarın doğuşuna tanıklık etti Halil Rza Ulutürk'ün genç şairle ilgili sözleri bugün bile onun yaratıcılığının özünü ortaya koyuyor: "Tofig'in mısraları klasiktir. Azerbaycan şiirinin, özellikle de Samad Vurgun'un şiirinin derin katmanlarından bir ışık parlıyor Nitekim Tevfik Hüseyin'in şiirinde klasik duygu modern düşünceyle buluşmaktadır. Şiirlerinde pathos'tan çok kaderin sessizliği, çığlıklardan çok iç yangın vardır. Şair yaşlandıkça sözleri ağırlaşır ama samimiyetini kaybetmez. Onun şiirsel dünyasında insanın kaderi, zamanı, hafızası ve manevi değerleri ana temalardır Hasret yaşım geçti Artık dünyayla ilgilenmiyorum Bu ayetler sadece insanın yaşlanmasıyla ilgili değildir. Bir dönemin dile getirilmemiş bir itirafı, bir insanın kendi hayatıyla yüzleşmesinin şiirsel bir anlatımıdır bu. Şair artık gürültüye, teknik gürültüye değil, kelimenin sessiz hakikatine inanıyor. Bu inanç onun şiirinin temel dayanağıdır Onun kısa ama derin şiirsel yazıları bu içsel olgunluğun devamıdır: Dünyada bu kadar çok ağaç varken Hüzün ağacının bahçıvanı oldum Tofig Hüseyin'in şiirinde hayatın acıları ile insanın umutları yan yana yürür. Onun ayetleri, kaderin çetin sınavları karşısında yılmayan, hayatın yükünü onurlu bir şekilde taşıyan bir insan imajını göstermektedir. Bu şiirlerde duygu, kadere boyun eğmek değil, onu anlayarak yaşamak, acıyı saklamadan, ona yenilmeden yoluna devam etmektir. Şiirine özel bir etki veren işte bu kısıtlama, samimiyet ve içsel güçtür Örümcek ağı gördüm Şair burada hayatın acı gerçeklerini ortaya çıkarıyor. Örümcek ağı, kaderin görünmez bir tuzağıdır. Arı ise çalışkan, temiz, inançlı bir insandır. Arının kendini kurtaramaması, bazen insanın kendi temizliğiyle dahi kendini kurtaramayacağını göstermektedir. "Derinlere bak" ifadesi şairin dünyaya dair en acı bakış açısıdır. Bu sonsuza dek ölme korkusunun şiirsel bir biçimidir Ölüm doğrudur derler Önümde hiçbir şey yok Bırak kaçayım Şair burada ölümden kaçmıyor. "Hiçlik" kavramıyla karşı karşıyadır. Bu ayetlerde korku yok, derin bir felsefi huzur var. Ölüm doğrudur ama insana en ağır gelen şey anlamsızlık duygusudur Diyelim ki kar, ben bir uçağım Ölüme uçacağım Zaten içimde bir buz parçasıyım Tanrım, bana kar yağdırma Bu şiirde iç soğukluk ile dış sertlik tezatlaştırılmıştır. Şair Allah'tan mucize istemez, merhamet ister. Üzerindeki yükün yeterince ağır olduğunu itiraf ediyor. Bu itiraf bir rica değil, kişinin kendi gerçeğini kabul etmesidir Bu dört ayet bütün bir hayatın özetidir. Şikayet yok, iddia yok. Bu sadece bir gerçek. Bu sessiz dürüstlük Tofiq Hussain'in şiirinin en güçlü yönüdür. Şairin yaşam ve yaratıcılık felsefesi bu basit ama derin gerçeklere dayanmaktadır Tofig Hüseyin sekiz şiir kitabı ve gazetecilik makaleleri, belgesel anlatının yazarıdır. "Sana inanıyorum", "İyiliğin", "Yüzüne gün ışığı düşen adam", "Seçme eserler" gibi kitaplarında onun söz dünyası bir bütün olarak görülebilir. Evli, iki çocuğu ve üç torunu var. Bu süreklilik onun şiirinde hissedilen hayata güvenin sessiz kaynaklarından biridir. Aile değerlerine bağlılık da onun eserlerinde hümanist ruhun ana kaynaklarından biri olarak değerlendirilmektedir Bugün Tofig Hüseyin hem gazeteciliğimizin seçkin bir temsilcisi olarak, hem de hasret çağını yaşamış, sözlerini şiirle söylemiş bir şair olarak anılıyor. Gürültü yaratmaz, okuyucunun zihninde iz bırakır. Belki de gerçek kelimenin gücü budur. Sesini yükseltmeden yaşamanın ve yazmanın mümkün olduğunu kanıtlayan kalem sahiplerinden biridir. Bu, seksen yıllık, sözüne sadık yaşanmış bir hayatın en büyük kazancıdır; insanların hafızalarında saygıyla anılmak, okuyanların gönüllerinde ışık olarak yaşamak


