Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

Başvuru sahibinin önünde... bir kişi - Shahana Mushfiq yazıyor

Yine giriş sınavları sezonu. Binlerce gencin aylarca hazırlandığı, bazen yıllarca hayalini kurduğu günler yaklaşıyor. Evde gerginlik artıyor, ebeveynler heyecanlı, öğretmenler sonuçları bekliyor ve sosyal ağlarda başarı hikayeleri paylaşılıyor. Tüm bunların arka planında, çoğu zaman bir gerçeği unut

0 görüntüleme525.az
Başvuru sahibinin önünde... bir kişi - Shahana Mushfiq yazıyor
Paylaş:

Yine giriş sınavları sezonu. Binlerce gencin aylarca hazırlandığı, bazen yıllarca hayalini kurduğu günler yaklaşıyor. Evde gerginlik artıyor, ebeveynler heyecanlı, öğretmenler sonuçları bekliyor ve sosyal ağlarda başarı hikayeleri paylaşılıyor. Tüm bunların arka planında, çoğu zaman bir gerçeği unutuyoruz: Sınava girenler sadece adaylar değil, aynı zamanda henüz formasyon aşamasında olan gençlerdir Ne yazık ki toplumumuzda üniversiteye girmek bazen eğitimden daha anlamlı hale geliyor. Sanki bir gencin değeri aldığı puanla, girdiği üniversiteyle, bölümüyle ölçülüyor. Ancak bir insanın geleceğini belirleyen faktörler sadece birkaç saatte verilen cevaplardan ibaret olamaz ve olmamalıdır Her yıl giriş sınavlarında adayların aileleri farklı hayal kırıklıkları yaşamaktadır. Kimisi istediği üniversiteye giremiyor, kimisi beklediği puanı alamıyor, kimisi ise hiç kabul edilemiyor. Bu kesinlikle hoş olmayan bir durum. Ama en tehlikeli olan sonucun kendisi değil, o sonuca gösterilen tepkidir "Biz sizin için çok acı çektik", "Bizi akrabalarımızın önünde rezil ettiniz", "Falancanın çocuğu başardı, siz neden başaramadınız?" gibi ifadeler bazen kulağa sıradan sözler gibi gelse de henüz ergenlik çağında olan bir gencin psikolojisinde derin izler bırakabilmektedir. Birçok ebeveyn çocuğunu motive ettiğini sanıyor ama aslında çocuğuna taşıyamayacağı bir yük yüklüyor Son yıllarda dikkat çeken bir diğer nokta ise giriş sınavlarının giderek toplumsal bir rekabete dönüşmesidir. Sonuçlar açıklandıktan sonra yüksek puan alan kişilerin fotoğrafları, başarı hikayeleri ve tebrik gönderileri geniş çapta paylaşılıyor. Bu doğaldır ve sevindiricidir. Ancak o paylaşımların gölgesinde kalan binlerce gencin yaşadığı duygular pek düşünülmüyor. Toplum başarıyı kutlayabildiği kadar, başarısızlığı deneyimleyenleri de desteklemeyi öğrenmelidir Aslında giriş sınavı, insanın hayatında karşılaşacağı onlarca sınavdan sadece bir tanesidir. İş görüşmeleri, kariyer seçimleri, kişisel yaşam kararları, çeşitli başarısızlıklar ve yeni başlangıçlar insana hayatı boyunca eşlik eder. Günümüzde gençlere öğretilmesi gereken en önemli becerilerden biri başarısızlıkla sağlıklı bir şekilde nasıl başa çıkılacağıdır. Çünkü hayata hazır olmak sadece kazanmak değil, yenilgiden sonra da ayağa kalkabilmek demektir Bazen ebeveynler çocuklarının geleceğini düşündükleri için katı olmaları gerektiğini hissederler. Ancak özen ve baskı arasındaki çizgi çok incedir. Sonuç ne olursa olsun gencin yanında olmak, onu desteklemek, güvenini korumak daha büyük motivasyon yaratır. Çünkü kişi sevildiğini ve kabul edildiğini hissettiğinde, başarılı olmak için daha güçlü bir istek gösterebilir 17-18 yaşlarında bir gencin henüz hayatının başında olduğunu unutmamak gerekir. Önünde onlarca yol, yüzlerce fırsat var. Üniversiteye giriş bu yollardan sadece bir tanesidir. Başarısızlık hayatın sonu değil, sadece bir aşamadır Bugün sınava giren gençlerin çoğuna yarın hangi mesleğin daha uygun olacağını, kendilerini hangi alanda bulacaklarını belki de kimse söyleyemez. Tarih, başarısız bir kabul girişiminden sonra büyük bilim adamı, sanatçı, girişimci veya devlet adamı haline gelen insanların örnekleriyle doludur. Dolayısıyla bir sonucu kaderin hükmü olarak kabul etmek yanlıştır. Hayat çoğu zaman beklenmedik kapılar açar ve bazen en büyük başarılar ilk başarısızlıklardan sonra başlar Ebeveynlerin, öğretmenlerin ve yakın çevrenin özellikle psikolojik baskının asla başarı garantisi olmadığını dikkate alması gerekir. Tam tersi bazen yıllarca iyileşmeyen manevi yaraların, bazen de telafisi mümkün olmayan sonuçların sebebi olabiliyor. Sonradan pişmanlık duymaktansa, bugün gençlerin yanında olmak, onları anlamaya çalışmak, sonuç ne olursa olsun onlara değerli olduklarını hissettirmek daha önemli Belki de bugün sınava giren her gencin duyması gereken cümle şudur: "Senin değerin, aldığın puandan daha önemlidir." Çünkü bir sınav kişinin bilgisini belli ölçüde ölçebilir. Ancak onun kişiliğini, potansiyelini, geleceğini ve hayattaki yerini belirleyemez

Kaynak: 525.az

Diğer Haberler