Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

ABD'den açık açık itiraf: "Çıkarlarımızı Özel'le koruruz"

ABD Temsilciler Meclisi bünyesindeki Tom Lantos İnsan Hakları Komisyonu’nda, Türkiye’nin egemenliğini ve milli çıkarlarını hedef alan skandal bir oturum düzenlendi 3 Haziran Çarşamba günü gerçekleştirilen “Türkiye özgürlüğe geri dönebilir mi? Otoriter konsolidasyon ve Türk demokrasisinin savunusu”

0 görüntülemeulusal.com.tr
ABD'den açık açık itiraf: "Çıkarlarımızı Özel'le koruruz"
Paylaş:

ABD Temsilciler Meclisi bünyesindeki Tom Lantos İnsan Hakları Komisyonu’nda, Türkiye’nin egemenliğini ve milli çıkarlarını hedef alan skandal bir oturum düzenlendi 3 Haziran Çarşamba günü gerçekleştirilen “Türkiye özgürlüğe geri dönebilir mi? Otoriter konsolidasyon ve Türk demokrasisinin savunusu” başlıklı bu özel toplantıda, Pentagon ve CIA unsurları adeta gövde gösterisi yaptı CHP kurultayında şaibe yaptıkları mahkeme tarafından tescil edilen ve yok hükmünde sayılan Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu kliğinin üzerinde durulan oturumda, Pentagon’un psikolojik savaş elemanı Michael Rubin ve CIA’cı Henry Barkey gibi isimler sunum yaptı. Toplantıda, ABD'nin bölgedeki emperyalist çıkarlarını korumak adına Türkiye'ye açıkça müdahale edilmesi gerektiği savunuldu Oturumda konuşan Pentagon görevlisi Michael Rubin, Türkiye’deki mevcut yönetime karşı çıkarken ABD'nin bölgedeki hesaplarının Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu grubu üzerinden yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi. Ülkesini, CHP’deki mutlak butlan kararı ile Ekrem İmamoğlu ve Selahattin Demirtaş’ın tutuklanması karşısında pasif kalmakla eleştiren Rubin, şu ifadeleri kullandı: “Bu suistimalleri ortaya koyan ve tersine çevirmeyi amaçlayan iki partili bir ABD politikası, sadece Türkiye ve daha geniş bölge için değil, aynı zamanda daha geniş ABD ulusal güvenliği, barışı ve istikrarı için de iyi olacaktır.” Komisyonda uzun bir değerlendirme yapan Rubin, ABD'nin Türkiye politikasını şekillendirmesi gerektiğini savunarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne yazık ki, geçen yıl beni Sovyet tarzı bir iyimser yaptı. Geçen yıl, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD'nin iyimserliğini, hatta düpedüz safdilliğini nasıl kullandığını ve hem Türkiye içindeki etnik azınlıklara karşı samimiyetsizliğini hem de dini azınlıklara yönelik ayrımcılık ve kışkırtmasını nasıl belgelediğimi ele almıştım. Geçen yıl tartıştığım örnekleri tekrar etmeyeceğim, çünkü bunları o duruşmadaki yazılı ifademde zaten ele almıştım. Ne yazık ki, şimdi ele alınması gereken başka birçok konu var. Aksine, bu suistimalleri ortaya koyan ve tersine çevirmeyi amaçlayan iki partili bir ABD politikasının sadece Türkiye ve daha geniş bölge için değil, aynı zamanda daha geniş ABD ulusal güvenliği, barışı ve istikrarı için de iyi olduğunu anlamaktır.” Türkiye'nin tarihsel süreçteki en baskıcı dönemini yaşadığını iddia eden Rubin, ABD yönetimlerine de tepki gösterdi: “Türkiye'deki insan hakları durumu, birbiriyle bağlantılı iki nedenden dolayı son bir yılda önemli ölçüde kötüleşti.” “Hiçbir yönetim Erdoğan'ı hak ettiği hesaptan sorumlu tutmamış olsa da, şu anda hissettiği cezasızlık duygusu onu insan haklarını ihlal etmeye teşvik ediyor. Türkiye, Mustafa Kemal Atatürk ve halefi İsmet İnönü'nün diktatörlüğü ve 1960'ların başlarındaki ve 1980'lerdeki askeri yönetim dönemleri de dahil olmak üzere, kuruluşundan bu yana hiç olmadığı kadar baskıcı bir ülke haline geldi.”“Son olarak, Erdoğan'ın mahkemeleri, ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçilmiş başkanı Özgür Özel'i görevden almak için müdahale etti.” Rubin, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Türkiye temaslarını eleştirerek, Washington'ın Türkiye'deki muhalif klikleri koruma misyonunu itiraf etti: “Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Özel'in görevden alınmasından kısa bir süre sonra Fidan ile görüşmesi ve Dışişleri Bakanlığı açıklamasında belirtildiği üzere yargı darbesinden bahsetmemesi, Ankara'da demokratik muhalefete yönelik daha fazla saldırıya yeşil ışık olarak yorumlanacaktır.”“Erdoğan'ın üç siyasi liderin görevden alınmasından paçayı sıyırması, ne yazık ki, diğer liderlerin de benimsediği bir yol haritası oluşturuyor.” “Küba'dan bile daha baskıcı bir basın yönetimine sahip bir diktatörlüğe yaltaklanmak, herhangi bir ABD büyükelçisi için, hele ki bir ABD başkanı için, hiç de iyi bir izlenim bırakmaz.” “Bu ölçütler tek sorun değil. Pew Araştırma Merkezi 2025 yılında Türkiye'yi yine dünyanın en Amerikan karşıtı ülkeleri arasında sıraladı. Bu Amerikan karşıtlığı tesadüf değil, Erdoğan ve üst düzey danışmanlarının sığındığı sürekli bir nefret ve komplo akımının sonucudur.” Sunumunun sonunda Türkiye'yi açıkça tehdit eden Pentagon elemanı Michael Rubin, Doğu Akdeniz ve Kafkasya üzerinden kurdukları baskı planını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye giderek büyüyen bir sorundur. Bunu görmezden gelmek, bölgesel çatışma veya savaşa yol açmasa bile iç istikrarsızlığa yol açacaktır.” “Ancak Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye'de şeffaflığı, basın özgürlüğünü, azınlık haklarını ve tarihsel hesap verebilirliği destekleyen bir insan hakları politikasına proaktif bir şekilde destek verirse, tüm Türkler ve daha geniş bölge için daha iyi bir gelecek mümkün olabilir. Basitçe söylemek gerekirse, Türkiye tüm vatandaşlarıyla barış içinde olana ve liderleri güçlü bir Türkiye'nin dikkat dağıtma ve komplo kurma değil, hukukun üstünlüğü ve şeffaflık üzerine kurulu olduğunu öğrenene kadar Doğu Akdeniz'de veya Güney Kafkasya'da asla barış olmayacaktır.”

Diğer Haberler