1958’in “Kara Haziran’ı” (I) provokasyon ve şiddet - Niyazi Kızılyürek
1958 Haziranı’nın yakın Kıbrıs tarihinde apayrı bir yeri vardır; Ürkütücü bir dönüm noktasından söz ediyoruz. İki toplum, 1912 Limasol Olaylarından sonra ilk defa 1958 Haziranı’nda yüksek yoğunluklu etnik çatışmalara sürüklendiler Çatışmaları tetikleyen, 7 Haziran gecesi Lefkoşa’da Türk Haberler Bü

1958 Haziranı’nın yakın Kıbrıs tarihinde apayrı bir yeri vardır; Ürkütücü bir dönüm noktasından söz ediyoruz. İki toplum, 1912 Limasol Olaylarından sonra ilk defa 1958 Haziranı’nda yüksek yoğunluklu etnik çatışmalara sürüklendiler Çatışmaları tetikleyen, 7 Haziran gecesi Lefkoşa’da Türk Haberler Bürosu’na atılan bir bomba oldu. Bomba hadisesinden sonra ada adeta bir şiddet sahnesine dönüştü ve Lefkoşa’da başlayan olaylar bütün ülkeye yayıldı. O güne kadar rastlanmayan şiddet eylemleri yaşandı ve ölü sayısı hızlıca arttı. Evler, dükkânlar yakıldı, insanlar öldürüldü. Göç dalgası başladı. Rauf Denktaş’ın sözleri durumun vahametini bütün açıklığı ile gözler önüne seriyor: “Olayın patlak vermesiyle o akşam bizimkiler bütün Tahtakala’yı yaktılar. Açıkçası büyük felaket.” Gerçekten de o gece büyük bir felaket yaşandı. Türk Haberler Bürosu önünde toplanan Kıbrıslı Türkler önceleri sakin görünüyorlardı fakat giderek iş çığırından çıktı. Sinemada film izleyen seyircilere “Rumlar Türk Haberler Bürosu’na bomba koydu” denilerek provokasyon için düğmeye basıldı. Türk Haberler Bürosu’na akın eden Kıbrıslı Türklere bu sefer de “Rumlar Tahtakala ve Aykasianos mahallelerini bastı” denildi Gece saat 11:30 sularında ellerinde petrol bidonları ile Girne Caddesi ve Dianellos tütün fabrikası önünde toplanan gençler polis arabalarını ve sivilleri taşa tuttular. Bazı arabalar yakıldı. Ardından Dianellos tütün fabrikasında yangın çıktı. Kilise çanları çaldı ve Kıbrıslı Rumlar sokaklara döküldü. Bu arada, farklı mekânlarda art arda yangınlar çıkıyordu. Olimpiakos kulübü, Mitsides kereste deposu, Ardath tütün deposu ve Kıbrıs ulaştırma şirketinin binasından alevler yükseliyordu. Ermu Caddesi’nde Kıbrıslı Rumlara ait dükkânlar kundaklandı Saat 1.00 sularında Mağusa Kapısı yakınlarında birbirine giren Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türklere İngiliz askerleri müdahale etti Ermu ve Herküles caddeleri ile Aykasianos ve Tahtakala mahallelerinde Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumlar ellerinde bıçaklar, demir çubuklar ve değneklerle kavga ediyorlardı. Sabah 2:50’ye kadar süren çatışmalarda iki Kıbrıslı Rum öldü, beş kişi yaralandı. Ertesi gün şiddet olayları adanın her tarafına yayıldı 8 Haziran günü Larnaka’da Kıbrıslı Türklerin Kıbrıslı Rumlara saldıracağı yönünde asılsız bir haber yayıldı. Kilise çanları çaldı ve yüzlerce Kıbrıslı Rum sokağa döküldü. Kıbrıslı Türkler de sokağa çıkınca, iki kesim arasında kıyasıya bir dövüş yaşandı. Güvenlik kuvvetlerinin devreye girmesiyle sonlanan kavgada iki Kıbrıslı Rum yaşamını yitirdi, birçok insan yaralandı. Rum mahallesine dalan Kıbrıslı Türkler evlere ve dükkânlara saldırdı. Benzer çatışmalar aynı gün Mağusa’da da yaşandı. Yaralananlar oldu 9 Haziran’da Lefkoşa’nın Rum semtinde ikamet eden yaşlı bir Kıbrıslı Tük kadın öldürüldü. Kocası ağır yaralandı. Aynı gün Kaymaklı’da bir Türk yardımcı-polis vurularak öldürüldü. Büyük Kaymaklı’da bir Rum Türklerin saldırısına uğradı ve ağır yaralandı. Güvenlik güçlerinin müdahalesiyle kurtarıldı. Lefkoşa’da bir Rum Türklerin üzerine bomba attı. Yaralanan olmadı. Mavrovuni ve Skuriotis’de çıkan çatışmalarda iki ev ve bir un değirmeni yakıldı. Bazı Kıbrıslı Türklerle Rumlar yaralandı 10 Haziran’da Kiracıköylü Rumlarla Piroyi köyünde yaşayan Türkler arasında çatışmalar çıktı. Karşılıklı taşlar atıldı, bomba patlatıldı. Güvenlik güçlerinin zamanında yaptığı müdahale sonucu ölen veya yaralanan olmadı. Aynı gün Lefkoşa, Yerolako ve Lefke’de münferit çatışmalar oldu. Lefke’de çıkan çatışmalarda bir Kıbrıslı Türk ile bir Rum ağır yaralandı 11 Haziran sabahı Lefkoşa’da belediyenin çöp arabasının Kıbrıslı Rum şoförü vurularak öldürüldü. Ay-Luka kilisesi kundaklanarak tahrip edildi. Belediye Pazarı Kıbrıslı Türkler tarafından yağmalandı. Kıbrıslı Rumların bazı dükkânları ve Ardath tütün fabrikası kundaklandı. Akşam saatlerinde Kıbrıslı Tük kadınlar, 90’a yakın Kıbrıslı Türkün tutuklamasını protesto etmek için Lefkoşa polis karakolu önünde eylem düzenledi Bu dönemin en vahim şiddet olayı 12 Haziran günü Gönyeli’de yaşandı. Gönyeli ovalarında sekiz Kıbrıslı Rum acımasızca katledildi. Bu trajik olay, diğer olaylar gibi, 7 Haziran’da Türk Haberler Bürosu’na atılan bombanın ardından çığ gibi büyüyen şiddet eylemlerinin bir sonucuydu ve yakın tarihin en korkunç olaylarından bir idi 7 Haziran bombasıyla başlayan çatışmalarda 13-15 arası Kıbrıslı Rum ve 2 Kıbrıslı Türk hayatını kaybetti. Yaklaşık olarak 600-700 aile göç etmek zorunda kaldı. Bunlar arasında Lefkoşa’nın Türk semtinde ikamet eden bazı Ermeni aileleri de vardı. Olaylar nedeniyle Ermeniler Türk semtini terk etmek zorunda kaldı. 17 Haziran 1958 tarihli Bozkurt gazetesi, insanların yer değiştirmesini “Kendiliğinden Taksim” olarak adlandırıyordu ve “Taksimin kati tahakkukuna hizmet ettiği için” büyük memnuniyet belirtiyordu. TMT de 14 Haziran 1958 tarihinde yayınladığı bir bildiriyle “geçtiğimiz günlerde yaşanan olayların Türk’ün gücünü dosta ve düşmana gösterdiğini” vurguluyordu ve halkı daha çetin kavgalara hazır olmaya çağırıyordu. TMT, düşmana daha önce hiç görmediği bir ders verme kararlılığından söz ediyordu Kördemenli Rumlar Gönyeli Ovasında Katlediliyor Buraya kadar anlattıklarımızdan da anlaşılacağı üzere, 1958 yılının Haziran ayında Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumlar tam bir iç savaş ortamına sürüklendiler. Türk Haberler Bürosu’nda patlayan bombayla Kıbrıslı Rumlara karşı harekete geçen Kıbrıslı Türkler Rumların evlerine ve işyerlerine saldırıyor, Kıbrıslı Rumlar da karşı saldırılarda bulunuyorlardı. Korku her yerde kol geziyordu İki toplum arasında tansiyonun iyice yükseldiği bu dönemde vahşetin en büyüğü Gönyeli’de yaşandı. 12 Haziran 1958 tarihinde Kördemenli Kıbrıslı Rumlar, Şillura köyünde Türklerle Rumlar arasında çatışma olabileceğine dair bir haber aldılar ve haberi alır almaz 35 Kördemenli Rum iki kamyona atlayarak Şilluralı Rumlara yardım etmek üzere yola çıktılar Şillura açıklarında İngiliz güvenlik güçleri öfkeli Rumların yolunu kesti ve onları önce Yerolako’ya, sonra da Lefkoşa’ya götürdü. Lefkoşa’ya ulaştıklarında güvenlik güçleri “bussing” cezası uygulamaya karar verdi ve Rumları köylerine yürüyerek dönmeye zorladı. “Bussing”, olay çıkaran şahısları otobüs veya kamyonlara doldurup, olay yerinden uzak bir yere götürerek serbest bırakmayı öngörüyordu. Evlerine yürüyerek gitme cezasına çarptırılan insanların yollarda başlarına her türlü felaket gelebiliyordu. İngilizler bu çirkin cezalandırma biçimini 1940’lı yıllarda Filistin’de yaygın olarak uygulamıştı Bu ceza şimdi Kördemenli Rumlara uygulanıyordu. Kördemen’e yaya olarak gidecek tutuklu Rumlar İngiliz askerlerinin denetiminde Gönyeli’den geçirildi ve köyün dışında arabalardan indirilerek serbest bırakıldılar. İşte ne olduysa ondan sonra oldu Gönyelili Türkler Rumları kovalamaya başladı. Birkaçı tabanca, diğerleri de ellerine geçirdikleri pala, balta, bıçak, şiş, topuz vs. gibi kesici ve vurucu aletlerle köylerine gitmek üzere ovada yürüyen savunmasız Rumlara öfke ve kinle saldırdılar ve 8 kişiyi katlettiler. Beş kişi de ağır yaralandı. Diğerleri kurtulmayı başardı Bu vahşetin nedenlerini Türk Haberler Bürosu’nda patlatılan bombanın ardından tırmanışa geçen gerginlik ve şiddet ortamında aramak gerekiyor. Ayrıca, İngiliz güvenlik güçlerinin başka kolonilerde de uyguladığı “bussing” yönteminin Gönyeli katliamına yol açan etkenler arasında sayılması gerektiğini belirtmeliyiz Büyük bir infiale yol açan Gönyeli katliamı İngiliz güvenlik güçlerini töhmet altında bırakmıştı. Her yerde İngilizlerin Türklerle birlikte “komplo” kurdukları iddiası konuşuluyordu. Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Dervis, Vali’ye gönderdiği bir mektupta Lefkoşa bölge komutanının kendisini ziyaret ettiğini ve Vali’nin olayla ilgili resmî açıklamasının gerçekleri yansıtmadığını söylediğini iddia ediyordu. Komutana göre, Gönyeli kıyımında sorumluluk genç İngiliz çavuşa aitti. Dervis, Vali’den hakikatin açıklanmasını ve genç askerin cezalandırılmasını istiyordu Tepkilerin büyümesi karşısında Vali Foot, Başsavcı Paget Bourke başkanlığında bir soruşturma komisyonu oluşturdu ve yaşananları mercek altına aldı. Hazırlanan rapora göre, ortada bir “komplo” yoktu ama “bussing” yöntemi yanlış bulunarak eleştiriliyordu. Başsavcı, tutuklu Kıbrıslı Rumların Gönyeli ovasına salıverilmelerinin “akıllı” bir davranış olmadığını belirtiyor ve “bussing” uygulamasının yasada yeri olmadığı halde yaygın bir şekilde uygulandığını vurguluyordu “Önceden Planlanmış Bir Eylem” Başsavcı Paget Bourke raporunda “önceden planlanmış bir eylemden” söz ediyordu ve bazı önemli saptamalarda bulunuyordu: “35 silahsız Kıbrıslı Rum’dan oluşan grubun Türklerin hazırladığı tuzağa düştükleri ve motosikletlilerin ateş açmasıyla, saklanmış bulunan Türklerin saldırıya geçtikleri bir vakıadır. Saldırı sonucunda dört Rum olay yerinde can verdi, dört kişi de daha sonra hastanede öldü. Beş kişi ciddi biçimde yaralandı ama hayatta kalmayı başardı. Bu son derece vahşi bir saldırıydı. Yaralardan anlaşılacağı gibi, kan akıtma hırsı olağanüstüydü.” Başsavcı raporunda Gönyeli ovasında çıkan yangına da yer verdi. Dikkatli ama kesin bir ifadeyle “yangını saldırgan Türklerin çıkardığı mantıklı bir sonuçtur” diyordu ( HAFTAYA devam edeceğiz. )


