Zengezur'da Azerbaycanlılara karşı yapılan katliamlar da bu politikanın devamıydı
31 Mart - Azerbaycanlıların Soykırımı Günü, Azerbaycan halkının tarihinde sadece trajik bir gün değil, aynı zamanda ulusal öz farkındalık mücadelesinin, tarihi adaletin yeniden tesis edilmesinin ve gerçeklerin uluslararası düzeyde tanınmasının sembolüdür. Milli Lider Haydar Aliyev'in 1998 yılında im

31 Mart - Azerbaycanlıların Soykırımı Günü, Azerbaycan halkının tarihinde sadece trajik bir gün değil, aynı zamanda ulusal öz farkındalık mücadelesinin, tarihi adaletin yeniden tesis edilmesinin ve gerçeklerin uluslararası düzeyde tanınmasının sembolüdür. Milli Lider Haydar Aliyev'in 1998 yılında imzaladığı "Azerbaycanlıların Soykırımı Hakkında" Kararname, bu trajedilere ilk kez devlet düzeyinde siyasi ve hukuki bir değerlendirme kazandırdı ve uzun yıllardır gizlenen gerçeklerin ortaya çıkarılması için önemli bir aşamanın temelini attı. Bu karar sadece geçmişe dair bir değerlendirme değil aynı zamanda gelecek nesillerin milli hafızasının şekillenmesi açısından da stratejik öneme sahiptir Tarihi gerçekler, Azerbaycan halkına yönelik şiddet politikasının rastgele değil, sistematik ve ideolojik temellere dayandığını göstermektedir. Efsanevi "Büyük Ermenistan" fikrini hayata geçirmek amacıyla Ermeni milliyetçi çevreler tarafından farklı zamanlarda etnik temizlik, tehcir ve soykırım politikaları yürütüldü. Bu politikanın en kanlı tezahürlerinden biri, Bakü Sovyeti'nin mandası altında faaliyet gösteren Taşnak-Bolşevik silahlı gruplarının Mart-Nisan 1918'de gerçekleştirdiği toplu katliamlardı. Bu olaylar sadece askeri bir çatışma değil, aynı zamanda sivil halka karşı hedefli bir soykırım eylemiydi 30 Mart - 3 Nisan 1918 tarihleri arasında Bakü şehrinde ve bununla birlikte Karabağ, Şamahı, Guba, Zengezur, Nahçivan, Erivan ve diğer bölgelerde yaşanan olaylar, boyutları ve zulüm düzeyleri nedeniyle insanlık tarihinin en trajik sayfalarından biri olarak değerlendirilmelidir. Sadece milliyeti ve dini nedeniyle onbinlerce Azerbaycanlı öldürüldü, binlerce yerleşim yeri yıkıldı, camiler, mezarlıklar ve kültürel eserler yerle bir edildi. Bu olayların sadece Azerbaycanlılara karşı değil, aynı zamanda bölgede yaşayan diğer halklara (Lezgiler, Yahudiler, Ruslar, Avarlar ve Talışlar) karşı da yöneltilmesi, suçların etnik nefret temelinde işlendiğini bir kez daha kanıtlamaktadır Şamahı'daki katliamlar özel vahşeti ile dikkat çekiyor. Her ne kadar Sovyet döneminde bazı tarihi kaynaklar kasıtlı olarak yok edilmiş olsa da elde edilen gerçekler bu bölgede aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu binlerce insanın öldürüldüğünü doğrulamaktadır. Olağanüstü Soruşturma Komisyonu tarafından yapılan incelemeler sonucunda Şamahı bölgesine ait onlarca köyün yok edildiği kanıtlandı. Sonraki yıllarda yerel araştırmacıların topladığı tanık ifadeleri, trajedinin boyutunun daha da büyük olduğunu ortaya koyuyor Guba katliamları, benzeri görülmemiş bir vahşet örneği olarak tarihe geçti. Burada ortaya çıkarılan toplu mezarlar, insan kemikleri üzerinde yapılan incelemeler, kurbanların sadece kurşunlarla değil, küt aletlerle ve benzeri görülmemiş işkencelerle öldürüldüğünü gösteriyor. 2007 yılında keşfedilen bu mezarlık ve daha sonra oluşturulan Guba Soykırımı Anıt Kompleksi, yalnızca tarihi bir gerçeğin kanıtı değil, aynı zamanda ulusal hafızanın korunması ve gelecek nesillere aktarılması açısından da büyük önem taşıyor 1918-1920 yıllarında Erivan vilayetinde ve Zengezur'da Azerilere karşı yapılan katliamlar bu politikanın devamı niteliğindeydi. Yüzlerce köyün yıkılması, yüzbinlerce insanın öldürülmesi ya da kendi topraklarından sürülmesi bölgedeki demografik durumu zorla değiştirdi. Bu gerçekler daha sonraki dönemlerde, özellikle 1948-1953 yıllarında Azerbaycanlıların tehciri ile daha da derinleşmiş ve halkımıza yönelik politikanın tutarlı bir karaktere sahip olduğunu kanıtlamıştır Dikkat çeken noktalardan biri de bu suçların bazı yönlerinin Ermeni kaynaklarında bile yer almasıdır. Tarihçi Yervand Lalayan ve diğer yazarların yazıları o dönemde Azerbaycanlılara yönelik şiddetin boyutlarını açıkça gösteriyor. Bu itiraflar yaşananların tesadüfi bir olay değil, planlı ve amaçlı bir etnik temizlik politikası olduğunu bir kez daha kanıtlıyor Azerbaycan devleti tarafından bu tarihi gerçeklerin sistematik bir şekilde araştırılması ve uluslararası topluma ulaştırılması yönünde önemli adımlar atılmıştır. 1918 soykırımının 100. yıl dönümüne ilişkin alınan kararların da aralarında bulunduğu Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in imzaladığı kararnameler, bu yöndeki faaliyetlerin daha da genişletilmesine hizmet etti. Devlet başkanının da vurguladığı gibi bu olaylar sadece milli tarihimizin değil, insanlığın meselesidir. kendisine karşı işlenen suçların bir parçası olarak değerlendirilmeli ve uluslararası hukuk düzeyinde hak ettiği değeri almalıdır Bugün önümüzdeki temel görevlerden biri bu gerçekleri dünya toplumuna daha geniş ve haklı bir şekilde aktarmaktır. Bu süreç sadece devlet kurumlarının değil, başta yurt dışında yaşayan Azeri toplulukları olmak üzere her vatandaşın aktif katılımını gerektirmektedir. Yalan propagandalarla oluşturulan yanlış algıların ortadan kaldırılması ve gerçeklere dayanan tarihi gerçeklerin uluslararası kuruluşlara sunulması uzun vadeli ve sistematik bir eylem gerektirse de bu, ulusal bir görev ve tarihi bir sorumluluktur 31 Mart sadece geçmişin acı bir anısı değil, aynı zamanda geleceğe de bir çağrıdır. Bu çağrı, Azerbaycan halkının tarihini unutmadığını, adalet mücadelesinden geri adım atmadığını, er ya da geç gerçeğin yerini bulacağına inandığını göstermektedir. Soykırım mağdurlarının anısını sadece anma törenleriyle değil, tarihimizin her sayfasının objektif, bilimsel ve ilkeli bir şekilde dünyaya ulaştırılmasıyla da yaşatmak mümkündür Parlamento Üyesi


