Z Kuşağının Seksle İlgisi Yok - ARAŞTIRMA
Son yıllarda yapılan uluslararası sosyal araştırmalar, tüm dünyada cinsel davranışların değiştiğini ve bu değişimin merkezinde genç neslin yer aldığını gösteriyor. 20. yüzyılın ikinci yarısı "cinsel devrim" dönemi olarak nitelendirilirken, 21. yüzyılın ilk çeyreği de birçok araştırmacı tarafından za

Son yıllarda yapılan uluslararası sosyal araştırmalar, tüm dünyada cinsel davranışların değiştiğini ve bu değişimin merkezinde genç neslin yer aldığını gösteriyor. 20. yüzyılın ikinci yarısı "cinsel devrim" dönemi olarak nitelendirilirken, 21. yüzyılın ilk çeyreği de birçok araştırmacı tarafından zaten "cinsel gerileme" aşaması olarak değerlendiriliyor. Modern.az, "DatingAdvice.com" ve Kinsey Enstitüsü'nün ortak hazırladığı yeni bir rapora dayanarak, Z kuşağı arasında cinsel deneyimi olmayanların oranının önceki kuşaklara göre çok daha yüksek olduğunu belirtiyor. Dolayısıyla Z kuşağı temsilcilerinin yaklaşık yüzde 48'i hiç seks yapmadıklarını söyledi. Karşılaştırma için bu göstergenin Y kuşağı arasında yalnızca yüzde 26 olduğu belirtiliyor. Genel olarak her 5 ABD'li yetişkinden 1'i hiç seks yapmadığını söylüyor. Raporun öne çıkan noktalarından biri de bekaret göstergesinin cinsiyetler arasında anlamlı bir farklılık göstermemesi. Buna göre erkeklerin yüzde 23'ü, kadınların ise yüzde 21'i cinsel deneyim yaşamadığını ifade etti. Bu durum toplumsal kalıp yargıların önceki dönemlere göre zayıfladığını ve konuya yaklaşımın daha dengeli olduğunu gösteriyor. Hint uygulamasının temsilcisi Leigh Roberts, "durumsallık" olarak adlandırılan belirsiz ilişkilerden uzaklaşmanın aslında olumlu bir şey olduğunu söylüyor. Ona göre bu, yakınlığın reddedilmesi değil, daha amaçlı ve düşünceli bir ilişkiye geçiştir. Yani gençler ilişkilerde rastgele akış yerine uyumluluğu ve değer uyumunu tercih ediyorlar. Bu endişe istatistiklere de yansıyor. Global Web Index araştırmasına göre, Z kuşağının yaklaşık yüzde 80'i geçtiğimiz yıl yalnız hissettiğini bildirdi ve beşte biri sıklıkla yalnız hissettiğini söyledi. Sonuç olarak, Z Kuşağı'nda cinsel aktivitedeki düşüş sadece bir davranış değişikliği değil, daha geniş bir sosyal ve kültürel dönüşümün göstergesidir. Bu nesil için ilişkiler artık yalnızca fiziksel yakınlığa dayanmıyor; burada seçim, farkındalık ve duygusal uyumluluk ön plana çıkıyor. Bu durum gelecekte aile, ilişki ve sosyal bağların nasıl oluşacağına dair yeni soruları gündeme getiriyor. ABD ve Avrupa'da yapılan geniş çaplı araştırmalar, 18-25 yaş arası gençlerin neredeyse dörtte birinin geçen yıl hiç seks yapmadığını gösteriyor. Bu rakam 2000'li yılların başında aynı yaş grubu için yüzde 10 civarındaydı. Yani seks yapmayan gençlerin oranı sadece yirmi yılda iki kattan fazla arttı. Aynı zamanda 18-30 yaş arası erkeklerin yarısından fazlasının bekar olması da bu eğilimi güçlendiren temel faktörlerden biri olarak gösteriliyor. Bu, önceki nesillerle karşılaştırıldığında rekor bir seviye olarak değerlendiriliyor. Nesiller arası bir karşılaştırma, farkın ne kadar derin olduğunu gösteriyor. 1980'lerde ve 1990'larda doğan Y kuşağı, yılda ortalama 60 ila 70 kez seks yapıyordu. Z kuşağı temsilcilerinde bu gösterge neredeyse iki kat daha düşük. Daha da ilginci, X kuşağı ve bebek patlaması kuşağında cinsel aktivite daha erken yaşta başlamış ve aile kurumunun bir parçası olarak daha istikrarlı bir şekilde devam etmiştir. 1960'lı ve 70'li yıllardaki cinsel özgürlük dalgasına, paradoksal olarak, günümüzün açık ve bilgili çağına göre daha yüksek cinsel aktivite eşlik ediyordu


