Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

Vatandaş Arabasına Benzin Koymasa Da Olur… - Hüseyin Ekmekci Yazdı

AKARYAKIT ZAMMININ NEDENİNİ BİLİYORUZ… SAVAŞ, TEDARİKTE SORUNLAR, ARZ TALEP… HÜKÜMETİN ÇARESİZLİĞİNİ KABUL ETMİYORUZ. VATANDAŞ ARABASINA BENZİN KOYMASA DA OLUR… AMA TRAKTÖR BEKLEMEZ, OTOBÜS DURAMAZ, SANAYİ SEKTÖRÜ OTURAMAZ AKARYAKITA ZAM GELECEĞİNİ ZATEN BİLİYORDUK… AMA HÜKÜMETİN BU KADAR ÇARESİZ

3 gün önce0 görüntülemehaberkibris.com
Vatandaş Arabasına Benzin Koymasa Da Olur… - Hüseyin Ekmekci Yazdı
Paylaş:

AKARYAKIT ZAMMININ NEDENİNİ BİLİYORUZ… SAVAŞ, TEDARİKTE SORUNLAR, ARZ TALEP… HÜKÜMETİN ÇARESİZLİĞİNİ KABUL ETMİYORUZ. VATANDAŞ ARABASINA BENZİN KOYMASA DA OLUR… AMA TRAKTÖR BEKLEMEZ, OTOBÜS DURAMAZ, SANAYİ SEKTÖRÜ OTURAMAZ AKARYAKITA ZAM GELECEĞİNİ ZATEN BİLİYORDUK… AMA HÜKÜMETİN BU KADAR ÇARESİZ, ZAMMI SAVUNURKEN, ÜRETİM SEKTÖRLERİNİ YALNIZ BIRAKACAĞINI BİLMİYORDUK… MAAŞ İÇİN 13 MİLYAR BORÇLANAN DEVLET, ÜRETİCİYE KARŞI BEL PARASIZ… Ortadoğu’da savaş var. İran’ın yürüttüğü ekonomik mücadele var. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilim var. İran hem kendisi durdu, hem körfez ülkelerinden tankerlerin önünü kesiyor. “Brent petrol 200 dolar olana kadar” durmayacağını söylüyor… Tüm bunları biliyoruz. Bu ülkede yaşayan herkes de biliyor. Kimse dünyadan kopuk değil Dolayısıyla akaryakıt fiyatlarının neden yükseldiği konusunda kimseyi ikna etmeye çalışmanıza gerek yok. Sorun burada değil. Sorun, bu krizin ortasında hükümetin ne yaptığıdır. Daha doğrusu ne yapamadığıdır. Bu çaresizlik zaten kırılgan olan tüm üreticileri son derece olumsuz etkiliyor Hükümetin bir süredir fiyatı baskılandığı da ortada… Fiyat istikrar fonu dibine kadar kullanıldı. Bir süre akaryakıt fiyatlarını aşağıda tuttu. Amenna… Ama fon boşaldığında gerçek ortaya çıktı. Önce 5 lira, ardından yine 5 lira… Yedi gün içinde 10 liralık zam. Gazyağında artış 12 liraya kadar çıktı Şunu açıkça söyleyeyim: Benim derdim vatandaşın arabasına koyduğu benzin değil. Arabanın el frenini çekersin, bir süre kullanmazsın. Yolu arkadaşınla paylaşırsın. Toplu taşıma kullanırsın. Bir şekilde çözüm bulunur. Ama üretimin el frenini çekemezsiniz Bu ülkenin hayvancısı traktörünü park edemez. Çiftçisi mazot kullanmadan üretim yapamaz. Tarım ve hayvancılık akaryakıta bağlıdır. Eğer bu sektörleri ayakta tutacak bir destek mekanizmanız yoksa, işte benim derdim tam da burada başlar Eğitim sektörü de aynı şekilde. Bu ülkeye gelen on binlerce öğrencinin taşınması, ulaşımı, servis sistemi… Hepsi akaryakıta bağlı. Ulaşım maliyetleri yükseldiğinde bunun etkisi doğrudan üniversitelere, öğrenci akışına ve ekonomiye yansır. Turizm için durum daha da kritik Zaten yüksek maliyetlerle mücadele eden turizm sektörü, bir de akaryakıt zamlarıyla karşı karşıya kalıyor. Taşımacılık pahalanıyor, tedarik zinciri pahalanıyor, maliyetler katlanıyor. Ve işin en tehlikeli tarafı şu: Bugün fiyat artışları denetlenmediği gibi, yarın fiyatların düşüşü de denetlenmeyecek Bir başka sorun ise yönetim krizi. Ekonomi Bakanı başka konuşuyor, Maliye Bakanı başka konuşuyor. Bu tablo bize çok açık bir gerçeği gösteriyor: Bu ülkede ekonomi tek elden yönetilmiyor. Kurumlar arasında ciddi bir kopukluk var. Ve bu koordinasyon sorunu canımızı yakıyor Devlet kriz anında refleks gösterebilmeli. Elindeki kaynakları hızla üreticiye yönlendirebilmeli… Ama ortada ne böyle bir kaynak var, ne de böyle bir plan var. Borç batağında ancak da maaş ödeyebilen hükümet için bu zanları yapmak kaçınılmaz, ama destek için de kuruşu yok Daha acı olanı ise şu: Bu süreci yönetecek liyakatli bürokratik kadrolar da yok artık. Bir zamanlar kriz anında ne yapılacağını bilen, hangi kaynağın nasıl kullanılacağını hesaplayan bürokratlar vardı. Bugün o insanları mumla arar hale geldik Şimdi herkes çıkıp bize matematik anlatıyor. “Zam kaçınılmazdı.” “Dünyada fiyatlar arttı.” “Türkiye’de daha pahalı.” “Güney Kıbrıs’ta daha pahalı.” Haklısınız. Matematik doğru olabilir. Ama mesele matematik değil. Mesele şu: Bu ülke rekabet avantajını kaybediyor Fiyat avantajını kaybediyor. Üretim gücünü kaybediyor. Ve her geçen gün biraz daha yalnız, biraz daha kırılgan bir ekonomiye dönüşüyor. Gerçek sorun işte budur. Bunu anlayabildiğimiz gün, çözüm üretmeye de başlayacağız. Maaş için borçlanan devlet, üreticisine karşı eli kolu bağlı