Türk dünyasının zihnindeki ışık - Yagub Ömeroğlu
Zamanın hafızası seçicidir. Herkes o anıda iz bırakamaz. Ancak zamanın bile unutamadığı insanlar var. Türk dünyasının büyük aydını Yakub Ömeroğlu da bu isimlerden biridir. Onun hayat yolu sadece kişisel başarıların bir kroniği değil, aynı zamanda bütün bir coğrafyanın manevi haritasına çizilen izler

Zamanın hafızası seçicidir. Herkes o anıda iz bırakamaz. Ancak zamanın bile unutamadığı insanlar var. Türk dünyasının büyük aydını Yakub Ömeroğlu da bu isimlerden biridir. Onun hayat yolu sadece kişisel başarıların bir kroniği değil, aynı zamanda bütün bir coğrafyanın manevi haritasına çizilen izlerin tarihidir. Bu izler farklı ülkelerden, farklı dil ve kültürlerden geçerek aynı noktada, ortak Türk kimliği ve edebi hafızada buluşuyor Birkaç gün sonra merhum Yakub Bey'in doğum yıldönümü olacak. Eğer yaşasaydı 60. yılını ailesi, dostları ve sevenleri arasında, belki de Türk dünyasının edebiyat ve kültürünün tanıtılmasına yönelik bir sonraki büyük etkinliklerden birinde kutlayacaktı. Fiziki olarak aramızda olmasa da adı, yaptıkları, idealleri ve hizmetleri Türk dünyasının kültürel hafızasında yaşamaya devam etmektedir Yakub Ömeroğlu sadece bir yazar değildi. Fikir adamı, örgütleyici, öncü, köprü kuran ve en önemlisi Türk dünyasının ortak ruhunu hisseden ve bu ruhu canlı tutan ender aydınlardan biriydi. Faaliyetleri bir ülkenin sınırlarıyla sınırlı değildi. Kendisini sadece Türkiye'nin değil, bütün Türk dünyasının çocuğu olarak görmüş ve bu düşünceyi hayatının ana çizgisi haline getirmiştir Ona göre coğrafya bir sınır değil, bir köprüydü. Farklı ülkelerde yaşayan Türkçe konuşan halkları bir bütünün parçaları olarak görüyordu. Bu bakış açısı tüm faaliyetlerine nüfuz etmiş ve işinin özünü belirlemiştir Yaratıcılığı ve kamusal faaliyetleri birbirini tamamlayan iki büyük sütun olarak tüm yaşamının temelini oluşturdu. Düşüncesini yazılarıyla şekillendirmiş ve bu düşüncesini teşkilatıyla hayata geçirmiştir. Bu açıdan bakıldığında Yagub Ömeroğlu, hem teorik hem de pratik alanda Türk dünyası için eşi benzeri olmayan çalışmalar yapmış bir şahsiyetti Öykülerinde, makalelerinde, hatta röportajlarında ortak hafıza, ulusal kimlik, dil ve kültür konuları sıklıkla öne çıkıyordu. Estetik bir alan olmasının yanı sıra, edebiyata milli bilincin oluşmasında önemli rol oynayan bir araç olarak değer vermiştir. Bu yaklaşımı onu sadece yazar değil aynı zamanda fikir taşıyıcısı da yaptı Onun en büyük hizmetlerinden biri hiç şüphesiz Avrasya Yazarlar Birliği'ndeki faaliyetleriyle ilgilidir. Uzun yıllar bu kurumun başkanlığını yapan Yakup Bey, bu kuruluşu sadece bir edebiyat platformu olarak değil, aynı zamanda Türk halkları arasında önemli bir kültürel entegrasyon merkezi olarak da kurmuştur. Onun liderliği sırasında bu dernek, Türk dünyasından yazar ve şairleri bir araya getirmenin yanı sıra, farklı coğrafyalarda yaşayan, Türkçe konuşan halklar arasındaki manevi bağları da güçlendirdi Bu birlik çerçevesinde gerçekleştirilen projeler, edebiyat toplantıları, sempozyumlar ve yayınlar, farklı ülkelerden yazar ve sanatçıların birbirlerini tanımasına, iletişim kurmasına ve ortak projelere imza atmasına zemin oluşturdu. Bu sadece edebi işbirliği değil aynı zamanda kültürel yakınlaşma anlamına da geliyordu Yagub Ömeroğlu'na göre edebiyat yalnızca söz sanatı değildi. Edebiyatı bir milletin hafızasının, kimliğinin ve geleceğinin garantörü olarak gördü. Bu nedenle özellikle genç yazarlara büyük önem vermiştir. Onun için gençler gelecekti ve onları desteklemek, yönlendirmek ve ilham vermek, bu geleceğin sağlam temeller üzerine inşa edilmesinin en önemli şartlarından biriydi. Gençlere sadece platform sağlamakla kalmadı, aynı zamanda onlara rehberlik etti. Onların ilk adımlarını dikkatle takip etti, hatalarını düzeltmelerine yardımcı oldu, onları daha büyük hedeflere yönlendirdi. Bu bakımdan o sadece bir örgüt lideri değil, aynı zamanda bir öğretmendi Türk dünyasının farklı bölgelerinden gelen yetenekli gençler Yagub Bey'in dikkatinden kaçmadı. Yaratıcılıklarını takip etti, onlara platform oluşturdu, eserlerinin yayınlanmasını destekledi ve en önemlisi onlara inandı. Bu inanç birçok gencin önünü açmış ve onları edebiyata daha da tutkulu hale getirmiştir. Hatta Yakup Bey sayesinde bazı genç yazarların kendi ülkelerinden önce geniş bir Türk dünyasında tanınıp sevildiğini bile söyleyebiliriz Desteğiyle bilinen, bugün zaten kendi adına konuşan birçok genç yazar var ve bunların başarısında Yaqub Bey'in rolü yadsınamaz Bu doğrultudaki en önemli faaliyetlerinden biri de Türk dünyasının ortak edebiyat dergisi olan "Kardeş Kalemler" dergisi ile ilgili olmuştur. Bu dergi bir edebiyat dergisinin yanı sıra Türk dünyasının ortak edebiyat alanıdır. Burada farklı ülkelerden yazarlar eserleriyle performans sergiliyor, farklı kültürler birbirini tanıyor, ortak değerler güçleniyor Derginin sayfalarında Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve diğer ülkelerden yazarların yanı sıra Türkçe konuşan toplulukların eserleri yer alıyor. Bu bir yandan edebi çeşitliliği gösterirken diğer yandan ortak bir ruhun varlığını kanıtlar. "Kardeş Kalemler" bu anlamda uzun yıllardan beri bir edebiyat köprüsü görevi üstlenmektedir Yakup Bey bu dergiyi büyük bir sevgi ve sorumlulukla yönetti. Onun editoryal yaklaşımı da maneviyata dayanıyordu. Her yazısında Türk dünyasının ruhunu arıyordu. Bu nedenle "Kardeş Kalemler" kısa sürede tanınan ve sevilen bir dergi haline geldi Bu derginin ölümünden sonra bile yayınına devam etmesi, bıraktığı geleneğin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Bugün "Kardeş Kalemler" ve Avrasya Yazarlar Birliği, Yagub Ömeroğlu'nun ideallerine bağlı kalarak faaliyetlerini sürdürüyor. Büyük emekler ve fedakarlıklar pahasına kurduğu sistemin, onun yokluğunda bile yaşıyor ve gelişiyor olması onun yaşamının ve çalışmalarının en büyük kanıtıdır Bu süreklilik tesadüf değil, yarattığı okulun, oluşturduğu değer sisteminin sonucudur. Sadece bir dönem için değil gelecek için de çalıştı ve bunun meyveleri bugün açıkça görülüyor Yakup Ömeroğlu'nun Azerbaycan'la ilişkilerine özellikle değinmek gerekiyor. Azerbaycan'ı sadece kardeş bir ülke olarak değil, kendisinin manevi ve kültürel bir parçası olarak gördü. Azerbaycan edebiyatına, kültürüne, tarihine ve geleneklerine büyük bir sevgisi vardı Azerbaycanlı yazarlarla yakın ilişkileri vardı. Onun desteğiyle pek çok Azerbaycanlı yazar ve şair Türkiye'de tanındı. Azerbaycan edebiyatını daha geniş kitlelere ulaştırmak için yorulmadan çalıştı. Azerbaycan edebiyatını Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olarak sunmuş, onun zenginliğine ve özgünlüğüne daima vurgu yapmıştır. Bu yaklaşım Azerbaycanlı yazarların uluslararası alanda tanınmasına önemli katkı sağlamıştır Sayın Yagub'un Azerbaycan'a yaptığı ziyaretler, burada yaptığı toplantılar, katıldığı etkinlikler onun bu ülkeye olan sevgisinin açık göstergesiydi. Azerbaycan halkına, onların misafirperverliğine ve samimiyetine çok değer veriyordu. Azerbaycan'la ilgili konuşmaları her zaman sevgi ve saygı doluydu Bu ilişkiler sadece hayatı boyunca değil sonrasında da devam eder. Bugün Azerbaycan ve Türkiye edebiyat ortamı arasındaki ilişkilerde Yakub Ömeroğlu'nun eserinin büyük payı vardır. Bu ilişkilerin güçlendirilmesi için çalıştı ve bu doğrultuda ciddi sonuçlar elde etti Kişiliğinin en dikkat çekici özelliklerinden biri sadeliği ve samimiyetiydi. Harika şeyler yapmış olmasına rağmen hiçbir zaman kendisini büyük yapmaya çalışmadı. İnsanlarla ilişkilerinde samimi, açık ve nazikti. Bu vasıfları ona hem büyük saygı kazandırdı hem de onu herkes tarafından sevilen bir insan haline getirdi. Onunla iletişim kuran herkes onun içsel zenginliğini, insanlara olan saygısını ve ilgisini hissetti. Dinleyebilen ender insanlardandı ve bu özelliği ilişkilerini derinleştirdi Yakub Ömeroğlu için dostluk ve insani ilişkiler büyük önem taşıyordu. Kurduğu ilişkileri korumaya çalışır, insanlara değer verir, onların başarısına kendi başarısı gibi sevinir, hatta bazen çocuksu bir masumiyetle Evet onun bugün yokluğu Türk dünyası için büyük bir kayıptır. Ancak bu kaybın en büyük tesellisi yarattığı değerlerdir. Çünkü arkasında onu her zaman hatırlatacak, her zaman saygıyla anacak büyük bir miras bıraktı. Bu miras onun yazdıkları, yetiştirdiği insanlar, kurduğu kuruluşlar ve en önemlisi yaşadığı ideallerdir. Bu miras gelecek nesiller için bir yol haritasıdır. Hem geçmişi yaşatan hem de geleceği gösteren bir harita. Çünkü Yakup Ömeroğlu geleceği düşünen, planlayan ve bu yönde çalışan bir insandı. Bu bir düşünce okuluydu, bir edebiyat okuluydu, bir birlik okuluydu. Sözle eylemi birleştirebilen ender insanlardan biriydi. Bu özellik onu diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden biriydi Yakup Ömaroğlu'nun adı bugün bile saygıyla anılıyor ve insanlar ondan bahsederken minnettar oluyor. Bu bir insan için en büyük ödüldür. Çünkü herkes yaşayabilir ama herkes iz bırakamaz O, öncülerden biriydi Yakup Ömeroğlu'nun anısı Türk dünyasının her köşesinde yaşıyor. Yazdığı her şey Onun ruhu, desteklediği her gencin başarısında, kurduğu her platformda hissediliyor Bugün bile onun idealleri yeni nesil yazarlara yol gösterici olmaya devam ediyor. Gençler onun yoluna devam ediyor, başlattığı çalışmaları ileriye taşıyor, arzuladığı birlik ve beraberliğin gerçekleşmesi için çalışıyor Bugün Yagub Ömeroğlu fiziki olarak yanımızda değil ama idealleri, düşünceleri ve sevgisi yaşamaya devam ediyor Böyle yaşamak gerçek ölümsüzlüktür!


