Tenqri
Ana Sayfa
Dünya

Kokusuzluğun trajedisi

Sahnelemenin zor olduğu eserler olduğu gibi ruhunu ve duygularını sahnede aktarmanın zor olduğu eserler de vardır. Patrick Zuskind'in dünyaca ünlü romanı "Parfümcü" bunlardan ikincisidir. Çünkü bu eserin baş kahramanı bir kişi, bir olay, hatta bir kelime değil, görünmez, soyut ama kontrol eden bir k

0 görüntüleme525.az
Kokusuzluğun trajedisi
Paylaş:

Sahnelemenin zor olduğu eserler olduğu gibi ruhunu ve duygularını sahnede aktarmanın zor olduğu eserler de vardır. Patrick Zuskind'in dünyaca ünlü romanı "Parfümcü" bunlardan ikincisidir. Çünkü bu eserin baş kahramanı bir kişi, bir olay, hatta bir kelime değil, görünmez, soyut ama kontrol eden bir kokudur. Dolayısıyla Haydar Aliyev Sarayı'nda sahnelenen ve koreo-drama türünde ilk kez Azerbaycan'da sahnelenen "Parfümcü" oyunu da ilginç bir sanat deneyi olarak hatırlandı Yaratıcı yönetmen Oksana Rasulova, yazar Konul Memmedova'nın sahnelemesinde dünya edebiyatının en ünlü romanlarından birini klasik tiyatro dilinden uzak, hareket, plastik ve müzik dilinde konuşturmaya çalıştı. Bu seçenek ilk bakışta riskli görünebilir. Çünkü kokuya dayalı bir eseri sahnede görselleştirmek kolay değil. Ancak oyunun en büyük avantajı burada ortaya çıkıyor. Burada kelimelerden çok bedenler konuşuyor, duygular monologlardan çok ritimle ifade ediliyor. Seyirci olayları izlemenin yanı sıra onları duymaya da başlar Eserin merkezinde yer alan Jean-Baptiste Grenouille (Ziya Ağa) karakteri hem olağanüstü yeteneğe sahip bir kişi hem de derin psikolojik travmaların taşıyıcısıdır. Oyun bu karakteri sadece bir katil ya da manyak olarak sunmuyor. Tam tersine içindeki boşluğun nasıl oluştuğunu göstermeye çalışıyor Grenouille dünyaya gözlerini açtığı andan itibaren aşktan yoksundur. Annesi onu terk eder ve daha sonraki yaşamında tanıştığı insanlar ya kayıtsız, kaba, sert davranır ya da ondan faydalanır. Hiçbir zaman sevilmez, korunmaz ve kabul edilmez. Çocukluğundan beri yaşadığı bu manevi açlık, yıllar geçtikçe karakterinin temelini oluşturur Oyunda sıklıkla vurgulanan bir nokta var: Grenouille kendini kokusuz bir adam olarak görüyor. Çevredekiler kokmadığını itiraf ediyor. Bu her ne kadar fiziksel bir özellik gibi görünse de aslında onun tüm yaşamı için bir metafordur. Varmış gibi insanların dikkatini çekmiyor ama görünmüyor. Kimse bunu fark etmiyor, kimsenin varlığı umursamıyor. Koku burada görünmezliğin, yalnızlığın ve sevgisizliğin sembolü haline geliyor. Belki de Grenouille'in kokuyu değil, aslında aşkı aramasının nedeni budur. Yaratmaya çalıştığı mükemmel parfüm, çocukluğunda mahrum kaldığı aşkın yapay bir kopyasıdır. Eğer o kokuyu alırsa insanların eninde sonunda onu fark edeceğine, seveceğine ve kabul edeceğine inanıyor. Kendini hissettirmek için korkunç suçlar işlemekten bile çekinmez. Sonuç olarak deha ve vahşet aynı bedende çarpışıyor Finalde Grenouille, korkunç suçlar pahasına istediği kokuyu yaratmış olsa da ne kadar yanıldığını anlar. Çünkü şu anda bile insanlar onu, kişiliğini değil, yarattığı yanılsamayı seviyor. Oyunu sıradan bir kriminal olay örgüsünden, insan ruhunun karanlık tarafına inen felsefi bir esere dönüştüren işte bu psikolojik katmanlardır Oyunun dikkat çeken yönlerinden biri de oyuncu kadrosunun farklı kuşakları bir araya getirmesi. Onurlu sanatçılar Elşan Rustamov ve Elnur Kerimov'un yanı sıra Azerbaycan Devlet Kültür ve Sanat Üniversitesi öğrencileri de sahnede yer aldı. Genç oyuncular ve öğrenciler oyunun kalabalık sahnelerine enerji, canlılık ve dinamizm katıyor. Büyük sahnede profesyonel sanatçılarla yan yana performans sergilemeleri, performansın genel atmosferini olumlu yönde etkiliyor ve geleceğin tiyatro kuşağının oluşumu açısından önemli görünüyor Müzik, performansın duygusal yükünü taşıyan temel unsurlardan biridir. Besteci Almir Bajramosky'nin müzikal çözümü, sahnede yaşanan olayların ritmini belirliyor, gerilimi artırıyor ve karakterlerin iç dünyasını ortaya çıkarmaya yardımcı oluyor. Koreografik yapı, performansın ana ifade aracı haline gelir. Danslar burada sadece estetik bir unsur değil, dramaturjik yük taşıyan önemli bir araçtır "Parfümcü" oyunu her ayrıntısıyla riskli bir projedir. Çünkü dünya edebiyatının en karmaşık eserlerinden birini sözden ziyade eylem diliyle anlatmak büyük cesaret ister. "Beyaz Çatı" Tiyatro Stüdyosu'nun bir sonraki projesi çerçevesinde, yaratıcı ekip bu zorluğun üstesinden gelmeye çalıştı ve Azerbaycan tiyatro mekânındaki bir sahnenin farklı ve ilginç bir örneğini sundu

Kaynak: 525.az

Diğer Haberler